En yaygın sosyal medya haberleşme uygulamalarından WhatsApp, kullanıcılarına yönelik "zorunlu güncelleme" kararının ardından kan kaybetmeye başladı.

WhatsApp bir kaç gün önce gönderdiği bir bildirimle, kullanım koşullarını ve gizlilik ilkesini güncellediğini belirterek, kullanıcılarından yeni sözleşmeyi kabul etmelerini istedi. Başka bir ifadeyle 2012'de Instagram'ı 2014'te ise WhatsApp'ı satın alan Facebook, Inc. kullanıcıların özel bilgilerini kaydetmek ve bu bilgileri diğer şirketleriyle paylaşmak için kullanıcılarından onay istedi. Daha doğrusu onay vermeye zorladı. Çünkü sözleşmeyi kabul etmeyenler WhatsApp'ı artık 8 Şubat'tan itibaren kullanamayacak.

Kullanıcılar Şimdi yeni bir program arayışına geçtiler. 8 Şubatta Watsaptan yüzbinler çıkmaya hazırlanıyor.

WhatsApp kullanıcılarının hangi bilgilerini paylaşacak?

WhatsApp yeni sözleşmeyle kullanıcılarının ulaşabildiği bütün özel bilgilerini kaydedecek ve diğer şirketleriyle paylaşacak. Bunların arasında hesap bilgileri, telefon numarası, mesajlar, bağlantılar, kullanım bilgileri, IP adresi, konum bilgileri, WhatsApp'la yapılan görüşmeler, Whatsapp'la yapılan ödeme işlemlerinin bilgileri, cihaz/telefon bilgileri, işletim sistemi, tarayıcı, servis sağlayıcı bilgileri vs var. Bunlara çerezler aracılığıyla toplanacak veriler de dahil. Ayrıca WhatsApp, üçüncü tarafların (telefon rehberindeki bir kişi ya da hizmet aldığınız başka bir şirket gibi) kullanıcı hakkında sağlayacağı veriler için de kullanım ve paylaşım onayı istiyor. WhatsApp'ın Facebook ve Instagram gibi sosyal medya uygulamalarına göre daha çok kişisel/özel mesajlaşmalar ve dosya paylaşımları için kullanıldığını belirtmek gerekiyor.

2. Niçin kullanıcılarını "ya kabul et, ya terket" diyerek kabule zorluyor?

WhatsApp "zorlamaya" dayalı bir karar alırken kullanıcılarının nasıl davranacaklarına ilişkin muhtemelen bazı öngörülerde bulunuyor:

1. Pek çok kişi zaten sözleşmeyi okumadan onaylayacaktır.

2. Okusalar da mecburen kabul edeceklerdir. Çünkü kullanıcılar pek çok gruba üyeler, bugüne kadar yaptıkları pek çok yazışma/paylaşım var. Bir bakıma ilişki ve iletişim hafızaları WhatsApp'ta kayıtlı. Hatta bazı resmi işlerini bile WhatsApp grupları aracılığıyla yürütüyorlar. O yüzden mecburen kullanmaya devam edecekler.

3. Bazı kullanıcılar diğer seçenekleri işlevsel bulmayacak, alışkanlıklarından vazgeçmeyeceklerdir. Örneğin, "Bırakıp nereye gideceğim? Telegram'a geçsem orada da Ruslar takip edecek, takipten kaçış yok; alıştığım bir uygulama, iyisi mi burada kalayım" diye düşünüp kalacaklardır. Gerçekten de insanların alışkanlıklarından vazgeçmesi hayli zordur.

4. Kullanıcılar zaten bilinen bir şeye onay vermekte zorlanmayacaklardır. Nitekim Facebook'un Cambridge Analytica skandalından sonra sabıkalı bir şirket olduğunu herkes biliyor ama kullanmaya devam ediyor. Yani pek çok kişinin "Adamlar zaten takip ediyordu, bunu resmileştirmiş oluyor, değişen ne ki? Alt tarafı girdiğim sitelerde bana 'reklam' gösterecekler" diye düşünüp WhatsApp'ta kalacaklardır. Bu düşünce, 2. ve 4. maddelerdeki düşünceye de eşlik edecek, "meşrulaştırıcısı" olacaktır büyük oranda.

5. Bazılarının da -ki bunların çok az bir grup olacağını düşünüyor olmalı WhatsApp- kabul etmeyip WhatsApp'ı bırakacaklardır.

1, 2, 3 ve 5. maddeler için söylenecek çok şey yok. Ama dördüncü maddedeki düşünme tarzının önemli olduğunu söylemek gerekir. Biraz sonra bu maddeye geri döneceğim.

3. Niçin kullanıcılarından onay almak istiyor?

Daha önce Facebook'a Cambridge Analytica skandalından sonra dava açılmış, şirketin kurucusu Mark Zuckerberg Amerikan Kongresi'nde ifade vermişti. Geçtiğimiz Aralık ayında ise ABD'de Facebook'a (Facebook şirketinin bünyesinde WhatsApp ve Instagram gibi başka büyük şirketler de var) hayli büyük bir dava açıldı. Şirket, dijital pazardaki hakimiyetini kötüye kullanmakla itham edildi. Texas Savcısı ise, WhatsApp mesajlarının Google'la paylaşılması için iki şirket arasında gizli bir anlaşma olduğunu öne sürdü.

Ne yapılmalı?

Biraz önce söylediğim gibi "zaten beni takip ettiklerini biliyorum" düşüncesi ile, "benim özel/mahrem bilgilerimi kaydedip/paylaşmanıza onay veriyorum" düşüncesi arasında önemli bir fark var. O farkı "hak" kavramıyla açıklayabiliriz. Birincisinde "Hakkı yok ama yapıyor. Ben de çeşitli gerekçelerle buna engel olamıyorum ya da göz yumuyorum."; ikincisinde ise, "Şirketin bunu yapması için 'hak' veriyorum" demiş oluyoruz. Duruma yasallık kazandırmaktan öte bir şey bu. Çünkü kişinin "rızası" var.

Mesela, bir devlet şüpheli gördüğü birinin telefonlarını dinlemek için yasal bir karar çıkarabilir. Bu durumda kişinin dinlenmesi yasaldır ama yine de kişi bunun "haksızlık" olduğunu öne sürebilir. WhatsApp'ın kullanıcıların önüne koyduğu sözleşme "takip, kaydetme ve özel bilgilerin paylaşımına" sadece Facebook, Inc. için yasallık sağlamıyor aynı zamanda kullanıcıların "rızasını" da sağlıyor. Bu daha "güçlü" bir gerekçedir. Örneğin, WhatsApp birinin mahrem bilgilerini üçüncü kişilere ifşa ettiğinde o kişinin buna bir itirazı olamaz. "Verilmiş olan rıza" sadece yasal açıdan değil, kamu vicdanı açısından da o kişiyi "haksız" duruma düşürür. Size söylenecek olan şey "biliyordun" değil, "onay verdin!" olacaktır.

Tıp etiğinde "aydınlatılmış onam" diye bir kavram var. Hastaya bir tedavi uygulanacağı ya da operasyon yapılacağı zaman yazılı bir rıza alınır. Tedavinin olası riskleri bildirilir ve bu risklerin sizin tarafınızdan "anlaşılması" sağlanır (en azından teoride böyle olması gerekir). Sadece anlamış olmanız, "Tamam biliyorum" demeniz yetmez, "onay" vermeniz gerekir. Çünkü bilmek, "onay vermek" anlamına gelmez. Kaldı ki, sosyal medya platformlarının hazırladıkları sözleşmeler sıradan bir vatandaşın okuyamayacağı ve çoğu zaman da anlayamayacağı bir biçimde yazılıyor. Bu tür sözleşmeler üzerine çalışan bir araştırma ekibinin vardıkları sonucuna göre bazı sözleşmeleri anlamak için doktora düzeyinde eğitim gerekiyor.

Alışkanlıklarımızdan ve konforumuzdan mı yoksa güvenlik ve mahremiyetimizden mi vazgeçeceğiz? "Bilerek ve isteyerek" ikincisinden vazgeçmenin önemli bir eşik olduğunu söylemek gerekiyor.

Eğer her türlü mahremimize ulaşılmasına onay veriyorsak geriye "itiraz edecek" ne kalıyor?

O yüzden siyasal partilerin, STK'ların, düşünce adamlarının vs. tüm kullanıcıların WhatsApp'ın dayattığı bu sözleşmeye itiraz etmesi gerekiyor. 8 Şubat'a kadar süre var. O tarihe kadar WhatsApp'ın bu sözleşmeyi geri çekmesi için bir kampanya başlatılabilir. Eğer topluca ses çıkarılırsa WhatsApp muhtemelen geri adım atacaktır. Aksi takdirde evdeki bulgurdan da olmayacaksa niçin pirince gitmesin ki? Tabii ki, bu köklü/asli bir çözüm değildir. Bu kapandan kurtulmanın yolları aranmalıdır. Ama "battı balık yan gider" düşüncesi bu arayışın önünü de tıkayacaktır.