İMAM HATİP OKULLARIMIZ VE İLAHİYAT TERCİHİ

Bugünlerde okullarımız bu yıl üniversiteye yerleştirdikleri öğrenci sayılarını ve bölümlere/alanlara göre dağılımını gösteren gurur tablolarını kamuoyu ile paylaşıyorlar. Öncelikle okullarımıza ve yavrularımıza emek veren herkese içtenlikle teşekkür ediyorum. Bu vesileyle milletimizin dini hayatı ve sağlıklı dini rehberlik noktasında alarm durumuna işaret ettiğini düşündüğüm bir hususu dikkatlere sunmak istiyorum.

Okullarımızın üniversiteye yerleştirdiği öğrencilerin bölüm/alan tercihleriyle ilgili veriler gözden geçirildiğinde günbegün İlahiyat/İslami İlimler tercihinin azaldığı görülüyor. Bazı okullarımızdan İlahiyata yerleşen öğrenci hiç yok, bazılarından ise, sadece bir iki öğrenci var. Öyle ki bazı bilgilendirmelerde İlahiyat/İslami İlimler –ya yerleşen öğrenci bulunmaması ya da bir iki öğrenciyle sınırlı kalmasından olsa gerek- Diğer başlığıyla sunuluyor. En itibarlı okullarımızdan İlahiyat fakültelerine yerleşen öğrenci sayısı, eh buna da şükür dedirtecek şekilde. Kimi okullarımızın açıkladığı sonuçlara göre gastronominin ilahiyattan daha itibarlı bir alan haline geldiği anlaşılıyor.

Arapça hazırlık sınıfı bulunan, iyi düzeyde Arapça öğrensinler diye hiçbir fedarlıktan kaçınılmayan proje Anadolu İmam Hatip Okullarımız var. Acaba bu okullarımızdan mezun ettiğimiz öğrencilerin yüzde kaçı ilahiyat fakültelerine yerleşti? Bu programla ne hedeflenmişti, amacın gerçekleşme düzeyi nedir, yoksa gayeden uzaklaşıldı mı? Maksat, iyi Arapça bilen imam hatip mezunu sağlıkçı, mühendis, işletmeci... yetiştirmek miydi?

Müslüman bir toplumda dini ilim tahsilinin ve din hizmetinin, hiç değilse diğer meslekler/alanlar kadar itibara sahip olmaması her halde hayır alameti değildir. Zeki ve yetenekli öğrencilerimiz neden ilahiyat fakültelerini tercih etmiyor, nerede yanlış yapıyoruz?

Hiç şüphesiz bunun genel ve özel düzeyde birçok sebebi vardır. Doğrudan etkili olduğunu düşündüğüm üç tanesine dikkat çekmek istiyorum.

1. Din anlayışları, yorumları ve söylemleri bakımından marjinal kalan bazı akademisyenler üzerinden ilahiyat fakülteleri aleyhine yürütülen itibarsızlaştırma faaliyetleri. Bu şahısların görüş ve söylemleri bütün ilahiyat camiasına mal edilerek itibar suikastinde bulunulmaktadır. Ne yazık ki bu mahiyetteki çalışmalar derinleşerek, genişleyerek ve şiddetlenerek devam ediyor.

İlahiyat fakültelerinin toplumsal itibarının yükselmesinin yararını bütün toplum göreceği gibi, itibar kaybına uğramasının/uğratılmasının acı ve ağır faturasını da Müslüman toplumun tamamı ödeyecektir. Bu itibarla herkesin, eleştiri, eksik ve aksak yönlere dikkat çekme ile kitle iletişim araçlarında tezyif ve tahkir ederek itibar suikastine maruz bırakma arasındaki açık ve kesin farkı iyi fark etmesi gerekir.

2. Meslek dersleri öğretmenlerinden bazılarının oluşturduğu kötü örneklik. Maalesef kendisini geliştirmeyen, ideallerinden uzaklaşmış, fedakarlıkta bulunmayan öğretmenlerimiz var... Ne yazık ki, aklını hatta arzularını sünnet rivayetlerinden daha sağlam ve güvenilir gören, mezhepleri, alimleri ve onların din yorumlarını tezyif ve tahkiri özgün kişilik sahibi olma ve dindarlık sanan, hep eleştiren, hikmet ve basiretten uzak hocalarımız var... Üzülerek ifade etmeliyim ki, bu öğretmenlerimiz ilahiyatı özendirmek şöyle dursun, uzaklaştırıyor, yer yer nefret oluşturuyorlar.

3. İsabetsiz politika, tercih ve rehberlik. Son yıllarda okullarımız genellikle TÜBİTAK projelerinde gösterdikleri başarıyla kamuoyunun gündeminde oldu. Adeta itibar ve başarı bu projelerde görüldü/arandı.

Suçlu arayışına girmeden, suçlayıcı ve itham edici dil ve tavırdan uzak durarak, alınganlık da göstermeden halihazır tabloyu ve gidişatı ivedi olarak masaya yatırmak, sağlıklı tespit ve teşhislere dayalı yeni eylem planları hazırlamak zorundayız. Dava hepimizin davasıdır, sorumluluk da hepimizin omuzlarındadır. Bu gidişata neşter vurulmazsa, hafız imam hatip ortaokullarında hıfzını ikmal edip Hafız/Hafızlık Anadolu imam hatip liselerinde eğitimlerine devam eden binlerce öğrencimiz mezun aşamasına gelip üniversite yerleştirme sonuçları açıklandığında, hafızlarımızın bölüm/alan tercihlerinde de aynı tabloyla karşılaşılması sürpriz olmayacaktır.

Mesele çok ciddi ve çok acil!

Halit Çalış yazdı 

YORUMLAR

Hocam ilahiyat ve İslami ilimler fakültelerine gitmeden açıköğretim önlisanla okurken 'medreselere' gidip eğitimini orada tamamlayan ve diplomasını aldıktan sonra sınavsız!!!!!! İlahiyat lisans tamamlayarak fakülte hocası yüzü görmeden kimi öğretmen oluyor kimi imam hatib ,müezzin kayyim ...yani bu fakultelerimiz bu akımın!!! Sayesinde gözden düşürülmeye çalışılıyor.Daha geçen yıl Kur'an hafizligini tamamlayan ve imam hatip lisesi 1.sınifa başlayacak oğlum için bir tanidigimi arayıp ezberlerini alıp alamayacağını sorunca bana 'hocam okula gönder ama açık liseye kaydettir. Falan yerde medrese var orada arabça ve İslami ilimler öğrensin. Dedi...ben de teşekkür ettim...Yani Fakültemiz için açıköğretim tercih ettirilirken, kendileri için, kurulmuş ÖRGÜN bir eğitimi tercih ettiriyorlar.işte taaaa liseden başlayan bir set kuruluyor Fakultelerimizin önüne ne yazık ki...bence açık öğretim lisesi tercihini sadece diploma almak isteyenler için sınırlı tutarak ihl gibi okulların açık lise kısmı kapatilmali.Yoksa 28 Şubat'ta boşalan fakultelerimizi bugün kendimiz bosaltacağiz.

Allah razı olsun hocam benim kızım yüksek bir puan aldı öğretmenleri ilahi yata gitme bu puanı ilahiyatta harcama diye kızımın önünü kesmeye çalıştılar böyle öğretmenler olduğu müddetçe daha çok bekleriz ilahiyata giden öğrencilerin çoğalmasını. 1985 lerdaki öğretmenler ruhuna geri dönülmedikçe biraz zor gibi görünüyor sevgili dostlarım.

2.madde çok etkili.ilahiyatçı olacaksam bu hocalarim gibi olacagim deyip gencler uzaklasiyor.uzaklasmaya sebep olan tipler proje ihl lerde çalistirilmamali.Ama proje ihl lerde torpil ve ysndaş ögretmenle doldiruluyor esas sıkıntı tamda burda

Kıymetli hocam dgs mahareti ile yada son yıllarda çıkan sınavsız ilitama geçiş ler üniversite lerinde bu doğrultuda kontenjanlarını olabildiğince artırması önlisan bitiren herkesi ilahiyat fakültesi mezunu yaptı buda tabiiki kaliteyi ve imam hatip lisesi öğrencileri nin ilahiyat a olan bakışını değiştirmesine ve tercihlerinde yer vermemelerine sebep oldu....

Sorunun ciddi ancak teşhisinizin büyük oranda hatalı olduğu kanaatindeyim...marjinal görüşler yorum zenginlikleri asıl zeki öğrencileri bu alana çekmek için gerekli ...merak duygusu ve yeni bir şey üretebilme potansiyelini görmeden bir öğrenci bu alana ilgi duymayacaktır...zamanın ruhunu da gözden kaçırmamak gerekli...ama sanırım en önemli konu İlahiyat enflasyonu...dolayısıyla kalite düşüyor kaçınılmaz olarak...proje okullarıyla amaçlanan şey de muhtemelen iyi bir imam hatipli mühendis doktor siyasetçi bilim adamı hukukçu...ilahiyatçı değil...sizin bahsettiğiniz sorun aslında imkan olabilir yani...saygılarımla