2011 yılında 27 Şubatta büyük bir törenle Hakka uğurlanan İstanbul Merkezefendi Mezarlığında defnedilen son 100 yılın bilge lideri Prof Dr Necmeddin Erbakan hocanın vefatının üzerinden tam 10 yıl geçti. Ölünce değeri en az 100 kat artan yüzyılın bilge lideri olan Prof Dr Necmeddin Erbakan fikirleri ve idealleri ile halen çok canlı bir şekilde takip ediliyor hayatı o kadar da çok araştırılıyor. Üniversitelerde tezlere konu oluyor. Davası milyonlarla takip ediliyor.

TÜRKİYENİN BİLGE LİDERİ OLARAK TARİHE GEÇTİ

Hal ve hareketlerindeki tevazusu, engin tecrübesi, geniş bilgi birikimi ve 50 yıllık dönemde Türkiye'nin gidişatının yönünü değiştiren fikri altyapıyı oluşturup bunu başaran lider olarak tarihe geçti. Hep sanayileşmiş üreten güçlü Türkiye dedi her bölgeye yayılan 300 fabrika kurdu. Türkiyenin ilk motorunu, traktör fabrikasını yüzlerce sanayi tesisini açıp üretim yaptı. Konya'da tank fabrikası temelerini Eskişehir'de Uçak fabrikası temellerini attı. İslam Birliği dedi 1997 de D8'i kurarak 1,5 milyarlık alemi İslamı birleştirme yolunda güçlü temelleri attı. Hakça bir düzen dedi Adil Düzen kurmak için gayret etti. Faizsiz bir dünya dedi İlk faizsiz bankayı kurdu. Sömürülmeyen ülke dedi Denk Bütçe yaptı. Borç alan değil borç veren ülke dedi üretimi ve sanayiyiyi tüm hükümetlerinde ilk maddeye koydu. Sadece konuşmadı aynı zamanda inandıklarını yaptı. Daha çok yapmak için köy köy kasaba kasaba gezdi anlattı.

Küresel egemenlere eğilmediği için defalarca partisi kapatıldı siyasi yasaklı oldu. Önüne nice teklifler kondu. O duruşundan, idealinden ve davasından hiç vazgeçmedi. Hayatı boyunca hakkı, adaleti ve güçlü Türkiye'yi savunan ve bu yolda direnen adam oldu.

Türk siyasetine ideolojisi ve üslubuyla yeni bir heyecan getiren Necmettin Erbakan, 29 Ekim 1926'da Sinop'ta doğdu. Babasının Ağır Ceza Reisi olması dolayısıyla çocukluğu farklı şehirlerde geçen Erbakan, Kayseri Cumhuriyet İlkokulunda başladığı ilkokul eğitimini Trabzon'da tamamladı.

1943'te birincilikle tamamladığı İstanbul Erkek Lisesinin ardından sınavsız geçiş hakkı olmasına rağmen İstanbul Teknik Üniversitesine sınavla girdi. Sınav sonucuna göre doğrudan ikinci sınıftan başlatıldı. Erbakan, 1948'de mezun olduğu aynı üniversitenin Makine Fakültesi Motorlar Kürsüsünde asistan olarak görev üstlendi.

Erbakan'ın hayatındaki önemli dönüm noktalarından birisi 1951'de İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından Almanya'daki Aachen Teknik Üniversitesine ilmi araştırmalar yapmak üzere gönderilmesiyle oldu.

Alman ordusu için araştırma yapan DVL Araştırma Merkezinde biri doktora olmak üzere üç tez hazırlayan Türk mühendis Erbakan, bu tezleriyle Alman ekonomi bakanlığının dikkatini çekti.

Erbakan çalışmalarıyla Leopard tanklarının üretiminin yapıldığı Almanya'nın en büyük motor fabrikasına davet edilmesinin ardından burada başmühendis olarak söz konusu tankların motorları üzerinde çalışmalar yaptı.

Bir süre sonra Hocası Mehmet Zahit Kotkunun çağısı üzerine Türkiye'ye geldi.

"Teknoloji Allah‟ın bir lütfudur, rahmetidir. Geri kalmış ülkelerin kendini ilerlemiş sanan ülkelerin önüne geçmesi için bir fırsattır" diyen Erbakan, Almanya‟da kaldığı süreçteki tecrübelerini Türkiye‟de ağır sanayi hamlesi olarak başlattı. Bunu da Milli Görüş'ün önemli hedeflerinden birisi olarak belirledi.

Erbakan'ın ağır sanayi hamlesi adına attığı adımlar ve sonraki çabaları zor bir süreçti. 300 fabrika kurmak her babayiğidin işi değildi o günkü imkanlarla. Doğuda birçok ilde fabrika kurulmuştu. Erzurum'da 13 fabrika temeli atılmış birçoğunun makinaları bile kurulmuştu. Lojmanları yapılmıştı hatta.

1980 Darbesini yapan askeri junta ABD'den aldığı emirle bu fabrikaları birçoğunu kapatmış bazılarını açtırmamış lakin 100'e yakın fabrika onlarca yıl üretim yapmış sanayileşme yolunda önemli adım olmuştu. Turgut özal döneminde de bir kısmı özelleştirme adı altında satılmıştı. Oysa devlet fabrika işletir hemde en alasını. Lakin devlet fabrika işletmez yanılgısını yaymışlardı batılılar. Bugün Avrupa'da halen birçok fabrika devlet ortaklıdır.

Erbakan, o yıllarda düzenlenen otomobil kongresinde "Şeftaliden başka bir şey üretemeyiz" görüşünü savunanlara inat, bir araya geldiği arkadaşlarıyla 1956'da Gümüş Motor Fabrikasını kurdu. Avrupa standartlarının da altında, saatte 5,5 litre motorin harcayan Gümüş Motor'u bir avuç fedakâr insanla üretti. Pancar Motor adıyla çalışan fabrika, Mart 1960'ta seri üretime başladı. O, bir konuşmasında kuvvetin önemine vurgu yaparak şöyle diyordu; "Hakkı üstün tutarız amma kuvvetin de kıymetini biliriz. Hakkın emrindeki kuvvet en şerefli kuvvettir."

Odalar Birliği Başkanlığına Getirilmesi

Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanlığına getirilmesinin ardından Genel Sekreter olan Erbakan, önce Odalar Birliği İdare Heyeti Üyesi, bir yıl sonra da Odalar Birliği Başkanı seçildi.

 

Erbakan o dönem tanıştığı Nermin Erbakan ile evlendi. Nermin ve Necmettin Erbakan çiftinin evliliğinden çocukları Zeynep, Elif ve Muhammed Fatih dünyaya geldi.

Erbakan, Odalar Birliğinde de aktif dönem geçirdi, Anadolu sermayesini desteklemek için çalıştı.

Odalar Birliği Başkanı Erbakan'ın, bu koltuktan uzaklaştırılması için çeşitli adımlar, siyasi pazarlıklar yapıldı. Odalar Birliği Başkanlığı seçiminin geçersiz sayılması Danıştay‟a taşındı. Erbakan, bu görevinden Ankara Valiliğinin emriyle uzaklaştırıldı.

 

Erbakan'ın Siyaset Yolculuğu

Odalar Birliği başkanlığından uzaklaştırılması Erbakan'ın siyaset yolculuğunu başlattı.

"Siyaseti önemsemeyen Müslümanları, Müslümanları önemsemeyen siyasetçiler yönetir." Sözü ona aittir.

12 Ekim 1969'daki milletvekili seçimine giderken o dönem güçlü bir siyasi parti olan Adalet Partisinden (AP) milletvekili olmak istedi, ancak kabul edilmedi.

 

Erbakan, kendisine büyük hoşgörü ve sevgi besleyen Konya'dan, bağımsız aday olarak seçime girdi ve üç milletvekili seçilebilecek oyu alarak meclisin yolunu tuttu.

Erbakan, Konya'daki milletvekilliği çalışmaları sırasında kendisine yöneltilen, "İyi de bir çiçekle bahar olmaz ki" yorumları üzerine, "Evet, bir çiçekle bahar olmaz ama her bahar bir çiçekle başlar" ifadesini kullanmıştı.

Konya Bağımsız Milletvekili Erbakan, çok geçmeden, 24 Ocak 1970'te, 17 arkadaşıyla Milli Görüş hareketinin ortaya çıkmasını sağlayacak ilk parti olan Milli Nizam Partisini kurdu.

Genel Başkan Erbakan, partisinin kuruluşundan sonra kapitalizm ve batıcılık karşıtı bir siyaset yürüttü.

Erbakan'ın siyasetinde "Siyonizmle mücadele ön planda yer aldı. Erbakan ile birlikte Türk siyasetinde ve kamuoyunda "Filistin davası" konusunda hassasiyet oluştu. Erbakan Hoca 1980‟de yapılan Büyük Kudüs Yürüyüşü öncesi söylediği tarihi sözü 2009 yılında Çağlayan‟da yüz binlerin katıldığı "Zalime Lanet Mitinginde bir kez daha haykırıyor ve "Amerika, İsrail‟i çok seviyorsa, İsrail‟e Amerika‟da bir eyalet versin" diyerek emperyalizme ve siyonizme adeta meydan okuyordu.


Erbakan, "Biz seçimler için değil, gelecek nesiller için çalışıyoruz" diyerek siyasetdeki amacının ne olduğunu belirtmiş oluyordu.

Ayrıca Erbakan'ın bu dönemki konuşmalarında, halkı Ayasofya'da namaz kılmaya davet etmesi, ilk kurduğu partisinin kapatılması kararına da girmişti. O, Ayasofya‟nın tarihteki önemini şu sözlerle anlatmaktadır: "Ayasofya; Anadolu'nun ve İstanbul'un İslamlaştığının ve Müslüman Türk‟e vatanlaştığının abideleşmiş ifadesidir."

Erbakan ve arkadaşlarının izlediği siyaset tarzı pek çok çevrenin dikkatini çekti.

12 Mart Muhtırasının ardından nisan ayında "laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü" iddiasıyla Milli Nizam Partisi kapatıldı.

Partisinin kapatılmasının ardından Erbakan, arkadaşlarıyla 11 Ekim 1972'de Milli Selamet Partisini (MSP) kurdu. Parti, 1973'teki seçimde 48 milletvekilliği ve 3 senatörlük kazanarak 51 parlamenterle Meclise girdi.

"Mücahit Erbakan" Oluşu

Hayatını inandığı İslam davasına adadı. İslam aleminin sorunlarını hep dert edindi. İslami şuuru artırıcı faaliyetlere çok öenm verdi. Halkı bilinçlendirmek için mitingler yürüyüşler fetih şölenleri, fetih programları, mekkenin fethi geceleri organize etti. 

Kudüs Yürüyüşü yaptırdı. Bu büyük yürüyüş yerli siyonist uzantılarını rahatsız etti ve partisi kapatıldı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Bülent Ecevit ile yapılan görüşmelerin ardından CHP-MSP koalisyon hükümeti kuruldu. Erbakan, bu hükümette başbakan yardımcısı olarak görev aldı.

Bu dönem Kıbrıs sorunu gündeme geldi ve ülkedeki sorunlardan çok adadaki gelişmeler üzerine strateji yürütülmeye başlandı.

Ada'ya 20 Temmuz 1974'te düzenlenen barış harekâtını güçlü bir şekilde savunan Erbakan'ın ismi bu dönemde "Mücahit" sıfatıyla birlikte kullanılmaya başlandı.

KIBRISIN HARİTASINI BİZZAT KENDİ ÇİZDİ.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti haritasını bizzat çizdirmiştir.

İsrail bayrağı, iki mavi şerit arasındaki bir altıgenden oluşuyor. Bu şeritler Fırat ve Nil nehirlerini temsil ediyor. Bu da Siyonistlerin iki nehrin arasındaki bölgeyi kendilerinin olarak görmesi.

Erbakan’ın çizdiği KKTC bayrağında da Fırat ve Nil nehri şeritleri ve bununla beraber ay yıldız bulunuyor. Prof. Dr. Necmettin Erbakan bu bayrağı bizzat tasarlıyor. Verdiği mesajda ise “bu topraklar bizim” diyor.”

Erbakan'ın Cezaevi Süreci

Milli Selamet Partisince 6 Eylül 1980'de Konya'da düzenlenen Kudüs Mitingi büyük ses getirirken, bu miting partinin kapatılma sebeplerinden birisi olarak gösterildi. Müslümanların ilk kıblesi, üç kutsal şehrin üçüncüsü ve Miraç hadisesinin başladığı mekân olan Kudüs davası Necmettin Erbakan‟ın dış politikada en önemli köşe taşlarından biridir. 2009 yılında çağlayanda düzenlenen mitingde Erbakan Hoca konuşmasının sonunda, mitinge katılanlara "Mukaddes şehrimiz Kudüs‟ü, mukaddes mabedimiz Mescid-i Aksa‟yı, İslam diyarı Gazze‟yi, her türlü işgal ve tecavüzden kurtarmak için, bütün İslam ve insanlık adına, bütün gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz" diye yemin ettirdi.

 

Erbakan'ın bu sürede verdiği mücadele "dava" olarak adlandırıldı. Erbakan'ın "dava" için yetiştirdiği nesil, yeni Türkiye inşasında bunu esas aldı.

Konya‟da düzenlenen Kudüs Mitinginden 6 gün sonra 12 Eylül 1980 de TSK yönetime el koydu. Darbeden sonra İzmir Uzunada‟da uzun süre gözaltında kalan Erbakan, daha sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandı ve 9 ay cezaevinde kaldı. Erbakan‟ın Mahkemedeki Tutumunu MSP Gençlik Teşkilatları Genel Başkanı Ahmet Oğuz Anlatıyor; "Savunmamızın ağırlığını bir lokomotif gibi Genel Başkanımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan„ın savunması oluşturuyordu. Mahkeme öncesi hazırlıklar esnasında, tutuklu avukat ve MKYK üyeleri "Hocam biz bir şey söylemeyelim savunmayı hepimiz adına siz yapın " diyorlardı. Gerçekten de Hocamız Makina Profesörü amma, hukuku ve hukuk mantığını çok net ve dikkat çekici olarak ortaya koyuyordu. Adeta hukuk dersi, hukuk ziyafeti veriyordu. Üzerimizdeki sıkıntılar dağılıyor ve kalbi bir rahatlama oluyordu. "

Erbakan cezaevinden çıktıktan sonra yeni parti kurmak için çalışmalar başlattı.

 

Refah Partisi Kuruluyor

Siyasi yasaklı Erbakan, kapatılan MSP'nin yerine Refah Partisinin (RP) 19 Temmuz 1983'te kurulmasını sağladı. Partinin genel başkanlığı koltuğuna Ahmet Tekdal oturdu.

Siyaset yasağının referandumla kalkmasının ardından Erbakan, Refah Partisinin 11 Ekim 1987'de yapılan kongresinde oy birliğiyle genel başkan oldu. Bu tarihten sonra yapılan yerel seçimlerde Refah Partisinin kazandığı belediyelerdeki hizmetler, Erbakan ve siyasetine olan ilgiyi artırdı. Milli Görüş fikri, Türkiye'de bu dönemde yeni bir model oldu. Necmettin Erbakan, 20 Ekim 1991 seçimlerinde Konya'dan yeniden milletvekili seçildi. Parti, 1995'teki genel seçimlerde yüzde 21,7 oy oranıyla sandıktan birinci çıktı. Erbakan, Meclise Konya milletvekili olarak girdi.

Erbakan‟ın bu dönemde siyasi literatüre kazandırdığı pek çok söz vardır bunlardan bazıları;

-Erbakan, 1996 yılında "Gün gelecek, rektörler başörtülü kızlarımızın önünde selam duracak" sözleriyle bir devre damgasını vurmuştu.

-"Müslüman hakkin hâkimiyeti için motor, şerrin yok olması için fren olma görevlisidir"

-"Namaz dinin direği, cihad ise zirvesidir. Biz siyaset değil cihad yapıyoruz" ifadeleridir.

 

Erbakan 54. Hükümette Başbakan Oluyor

Erbakan, Tansu Çiller'in Genel Başkanlığı'ndaki Doğru Yol Partisi ile 54. Hükümeti kurarak 28 Haziran 1996'da başbakanlık koltuğuna oturdu.

Erbakan öncülüğündeki REFAHYOL Hükümeti kamu kurumlarının paralarını, kamu bankalarında toplamıştır. Krediye ihtiyacı olan kamu kurumları, kredi ihtiyacını kamu bankalarından karşılamıştır. Kamu kurumlarının özel bankalardan kredi almaları yasaklanmıştır. İşte kamu paralarının, kamu bankalarında toplanmasını sağlayan bu sisteme "havuz sistemi" denmiştir.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan havuz sistemini kurmakla iktisadi bir devrim gerçekleştirmiştir. Erbakan Hoca sistemi kurduktan sonra faiz oranları %135 iken %70‟lere kadar gerilemiştir.

Bu iktidar döneminde işçiye memura emekliye bir seferde yüzde 50 zam verilmiştir.

BANA NE AMERİKADAN DİYEN LİDER

Başbakan olunca ABD büyükelçisi gelip, Hoca'nın önüne 6 tane şart koymamış mıydı? Bakın bu şartlara; içinde ne İHL vardır ne de başörtüsü, ne sarık ne de cübbe! O şartların hepsi diyor ki, yönünü İslam ülkelerine dönmeyeceksin, "İslam Birliği" demeyeceksin. Türkiye'nin Batı'ya, Amerika'ya, NATO'ya bağımlılığını devam ettireceksin. Ne var ki, ABD büyükelçisi "Bana ne Amerika'dan!" diyen biriyle görüşüyordu. O, ABD'ye "eyvallah" edecek biri değildi. Etmedi de...

Hoca'nın suçu, bölgenin iki güçlü devleti Türkiye ve İran öncülüğünde bu yapısal düzene karşı çıkmak, onun yerine "yeni bir dünya" önermekti. Bu, 1945'ten sonra Türkiye'ye verilen asli role ters düşmek anlamına geliyordu: Bizim kaderimiz "ABD'nin dostlarına dost, düşmanlarına düşman" şeklinde yazılmıştı. Erbakan Hoca, bu kadere itiraz eden adamdı.

Sonrasını biliyorsunuz; sonrası 28 Şubat. Sonrası, ABD Büyükelçiliği'ne gelen "Erbakan'ı düşürün!" kriptosu. Sonrası Sincan'da yürüyen tanklar, brifingler, okuldan atılmalar

AMA HİÇ BİRİSİ ERBAKANIN ADAMLARININ YOLUNU DEĞİŞTİRMESİNE SEBEP OLMADI

Erbakan hoca davaya inanmış bir kadro yetiştirmişti. Davalar, korkutmalar tehditler vız geliyordu.

27 Mayıs 1997'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş tarafından Anayasa Mahkemesine iktidar partisi Refah Partisinin temelli kapatılması istemiyle dava açıldı.

30 Haziran 1997'de koalisyon ortağı Doğru Yol Partisinin protokol gereği başbakanlık koltuğunu alması için Necmettin Erbakan, Cumhurbaşkanına istifasını sundu.

Anayasa Mahkemesinde görülen Refah Partisinin kapatılması davası 16 Ocak 1998'de sonuca bağlandı. Refah Partisinin kapatılmasına ve aralarında Necmettin Erbakan'ın da bulunduğu 6 kişiye 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesine karar verildi.

Erbakan, partisinin kapatılması kararının ardından yaptığı konuşmada; "Bu alınmış olan karar, tarihin akışı içerisinde basit bir noktadır. Böyle bir kararın yürürlüğe girmesiyle Türkiye'de halkımızın muazzam bir bölümünün partisi olan Refah Partisi ve onun davası, bu kararlardan zerre kadar etkilenmez. Bu kararlardan tek sonuç çıkar, o da refah inancının tek başına iktidarıdır. Bu olayın arkasından Refah Partisi davasının, camiasının çok daha büyüyüp gelişeceği kesinlikle açıktır. " ifadesini kullanmıştı.

28 Şubat Süreci

54. HÜKÜMETİN BAŞARILARI belli mihrakları rahatsız etti. Medya üzerinden 54. Hükümet'in faaliyetlerine ilişkin başlatılan algı operasyonları 28 Şubat sürecinin temelini oluşturdu.

ERbakan yerli milli davarnıyor Kursel güçlere icraatleri ile meydan okuyordu. Türkiye ilk kez denk bütçe yapmış. İMF'den borç almamış. Memura işçiye emekliye yüzde 150 zam vermişti. Halk adeta gelirleri ile bayram ediyordu.

28 Şubat sürecinde bazı üniversiteler, iş dünyası ve sendikalar da Erbakan siyasetine karşı düşmanca bir misyon üstlendi.

İSLAM DİNARI DOLARI BİTİRECEKTİ

İslam dünyasını doları ve euronun hegomonyasından kurtaracak İslam dinarı fikrini ortaya attı. Dolar milyarderleri şok oldular. Bu fikri hayata geçseydi İslam ülkeleri kendi aralarında bile alışveriş yaparken dolar kullanmak zorunda kalmayacaktı.

 Erbakan'ın Mısır ziyaretindeki bayrak krizi, Libya ziyaretinde Kaddafi'nin açıklamaları da yine Erbakan aleyhinde kullanılmaya kasıtlı başlandı. Oysa merhum ERbakan o görüşmeden sonra Libyadan alınmayan 600 milyon dolarlık Türk işçilerinin ücretlerini tahsil etmişti.

Günlerce kamuoyunda oluşturulan bu propagandalar sonucunda 28 Şubat 1997'de adına post-modern darbe de denilen müdahale gerçekleşti. Bu tarihte yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı tam 9 saat sürmüştü. REFAH-YOL hükümetinin icraatlarına yöneltilen suçlamaları Başbakan Erbakan tek tek cevaplarken şakaklarından çıkan ter boncuk boncuk yanaklarından aşağı süzülüyordu. Bu toplantıdan sonra partililer Erbakan‟ı "Savunan Adam" diye isimlendireceklerdi.

Erbakan D-8'leri Kuruyor

Başbakan Erbakan gelişmekte olan Müslüman ülkeleri bir araya getirmek için D-8'i kurdu. İslam birliği idelainin temellerini attı. Türkiye Osmanlıdan sonra dünya çapında ilk kez böyle büyük bir birlik kurmuştu.

Erbakan 'yeni bir dünya' kurmak istediği için hedef oldu! D-8, ABD'yi harekete geçirdi.

D-8  fikrinin  temelini,  Erbakan'ın  "İslam  Birliği"  hedefi  oluşturmuştur.  Erbakan,  Soğuk  Savaş'ın ardından yeni bir dünya düzeni kurulması gerektiğini ve Müslüman ülkelerin bu düzende güçlerini birleştirerek  daha  etkin  bir  rol  oynayabileceğini  savunuyordu.   Adından  da  anlaşılabileceği  gibi örgütün sekiz üyesi bulunuyor: Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya. Örgütün resmi kuruluşu 15 Haziran 1997‟dir.

Merhum Erbakan Hoca, D-8'in kuruluş çalışmalarını yaparken İran'a gitmiş Rafsancani'yle görüşmeye. Oturmuşlar, Hoca anlatmaya başlamış uzun uzun, D-8'in nasıl dünyayı dönüştürecek bir proje olduğunu. İran Cumhurbaşkanı, lafını yarıda kesmiş, Hocam demiş, kendini yorma; sen bize nereye imza atacağımızı söyle.

D-8'in bayrağında altı yıldız yer alıyor ve bunlar örgütün 6 temel ilkesini sembolize ediyor:

-Savaş değil barış,

-Çatışma değil diyalog,

-Çifte standart değil adalet,

-Üstünlük değil eşitlik,

-Sömürü değil işbirliği,

-Baskı ve tahakküm değil; insan hakları, hürriyet ve demokrasi.

Bu prensipler sadece D-8‟in kendi prensipleri değil, yeni bir dünyanın kurulmasının da temel esasları olarak Erbakan hoca tarafından 15 Haziran 1997 de İstanbul‟da deklare edilmiştir. Bu çalışma Kürsel siyonistleri BM'yi, NATO'yu çılgına çevirmişti.

Erbakan'ın Büyük İdeali 

"Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya" İdealleri Erbakan‟ın büyük ideali idi.

Türk siyasetine yeni bir anlayış getiren Erbakan, siyasi hayatı boyunca Türkiye öncülüğünde adil bir dünyanın kurulacağına inanarak çalıştı.

Dünya gündemi ile Türk siyasal hayatına, sağ ve sol çizginin dışında "Milli Görüş" kavramını taşıyarak İslam dünyasında siyasi bir uyanışa vesile olan Erbakan, hak ve adalete inanan tüm Müslümanların birleşmesi gerektiğini savundu. O, bu inancını "Yaşanabilir bir Türkiye, yeniden büyük Türkiye ve adil bir dünya mutlaka kurulacaktır." sözü ile ifade etmiştir.

Erbakan Gençliğe Önem Verirdi

Erbakan ideallerinin adamı olarak şuurlu bir gençliğin yetişmesi için hep ter dökmüştür. Bu konuda gençliği örgütlemek için Milli Gençlik Vakfı‟nın, Anadolu Gençlik Derneği‟nin kurulmasına hamilik yapmıştır. Milli Görüş davasının motor gücü olarak tanımladığı gençleri her seferinde bağrına basmış, mücadelesinde hep gençlerle birlikte yürümüştür. "Bir milletin asıl gücü; topu, tüfeği yahut tankı değil imanlı ve inançlı gençliğidir" sözü ona aittir. Gençler ara ara evine kadar gider nasihat ve ideallerini dinlerdi. Genelde ev ziyaretlerinde siyaset konuşmaz dava anlayışı aşılardı.

Erbakan'ın Ahlak ve Maneviyat Vurgusu

 Onun siyasî hayatı boyunca tekrarladığı sloganlarından biri de "önce ahlâk ve maneviyat" olmuştur. Erbakan ülkedeki köklü sorunların toplumun kendi medeniyet köklerinden kopmasından, ahlâkî ve mânevî değerlerinden uzaklaşmasından kaynaklandığını, bu sebeple maddî alanda olduğu gibi mânevî alanda da bir kalkınma hamlesine ihtiyaç bulunduğunu savunuyordu. Hemen hemen bütün siyasî söylemlerinde kullandığı "mânevî kalkınma" toplumun yeniden İslamlaştırılması ve temel politikaların İslâm‟a dayandırılması olarak anlaşılmıştır. Erbakan‟ın konuşmalarında sık sık bin yıllık tarihe atıfta bulunması, millî görüş kavramını özellikle Alparslan, Fâtih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim, İstanbul‟un fethi, Viyana Kuşatması gibi İslâmî-millî tarihin kurucu isimleri ve olaylarıyla ilişkilendirmesi mânevî kalkınma temasını öz değerlerimizden aldığına işaret eder.

Erbakan'ın Teknoloji Vurgusu

Erbakan'ın yerli İHA ve SİHA projelerini desteklediği ve teşvik ettiği herkes tarafından biliniyordu.

Erbakan'ın yaptığı konuşmalarda da bunu sıklıkla dile getirdiği görülmüştü.

Erbakan'ın İHA ve SİHA hakkında yaptığı açıklamalar arasında şunlar yer alır:

-''Teknolojiyle şimdi şu mümkün mü? Ben şimdi masada oturuyorum. Şurada bir düğmeye basıyorum. İstanbul Havalimanı'ndan pilotsuz uçak havalanıyor. Uçağın önünde ne varsa, ben de ekrandan görüyorum. Ve karşımdaki santrala düğmeye basar basmaz, füzeyi atıyorum. Ve berhava ediyorum, oturduğum yerde. Ortada insan yok.''

-''Bekleyecek miyiz? Hayır. Gelin biz bir teknoloji araştırma vakfı kuralım. Bu vakıf Amerika'dan daha üstün füzeleri geliştirsin. Amerika'dan daha üstün pilotsuz uçakları geliştirsin. Bilgisayarla hedefi şaşmadan. Güdümlü mermileri, uçaksavarları, tanksavarları geliştirsin.''

-  ''Her şey hayalden başlar. Bunun temelinde inanç yatar. İnanırsanız başarırsınız.''

-"Savaşlar sanal savaşa dönüşecek, oturulan yerden ve insansız yapılacak. Bu, teknoloji ile mümkündür."

-  "Teknoloji ile düşman gemisinden atılan füzeyi yakalarsın ve o geminin üstünde patlatırsın."

-   ''Cenab-ı Allah ''düşmanın silahının üstününü hazırlayın'' diye emir vermiş. Biz de daha üstün silahları hazırlamakla zaten görevliyiz.''

28 Şubat sürecinden sonra Anayasa Mahkemesi‟nin 16 Ocak 1998‟de "laiklik karşıtı eylemelerin odağı olduğu" gerekçesi ile Refah Partisini kapatmasıyla Erbakan‟a 5 yıllık siyaset yasağı getirilmişti.

 

SAADET PARTİSİNİ KURDU VE LİDERLİĞİNİ YAPTI. 

17 Ekim 2010'da yapılan Saadet Partisi Olağanüstü Büyük Kongresinde yeniden genel başkan olan Erbakan, hayatının kalan günlerinde sağlık sorunları ile mücadele etti. Buna rağmen Saadet Partisi olarak son anlarına kadar genel başkan devam etti. Çalışmaları hastanede bile bizzat takip etti. Milli Görüşçüleri Saadet Partisinde birleşmesi için çok gayret etti.

Buna rağmen siyasi yasaklı olduğu zamanlarda da ülke ve dünya meseleleri ile ilgilenmekten geri durmadı. O, son nefesine kadar siyasetin içinde oldu. 28 Şubat post-modern darbenin yıldönümü arifesinde solunum problemine bağlı kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011'de Ankara Güven Hastanesi‟nde son nefesini verdi.

Erbakan'ı Ebediyete Milyonlar Uğurladı

Erbakan, 1 Mart 2011'de vasiyeti üzerine devlet töreniyle değil, önce Ankara Hacı Bayram Veli sonra İstanbul Fatih Camilerinde düzenlenen cenaze törenlerinin ardından dünyanın dört bir yanından gelen milyonlar tarafından Merkez Efendi Mezarlığında ebediyete uğurlandı. Ruhu şâd mekanı cennet olsun.

 Liderler ölünce değil, yolu takip edilmeyince ölürler. Erbakan hoca hayatı boyunca ortaya koyduğu ideallere sahip çıkacak o yolda yürüyen yüzbinlerce genç milyonlarca hayran bıraktı.

Erbakan Hoca artık yok. Onun gür sesini özlediğimiz doğrudur. O, 1980'de yaptığı gibi "tarihi görevini" ifa edip gitmiştir. Ama gidilecek yolu göstermekle kalmamış, o yolun raylarını da döşemiştir.

Onu sevmek demek onun resimlerini paylaşmak sözlerini durum yapmak değildir. Onu sevmek demek ortaya koyduğu 10 büyük ideale sahip çıkmaktır.

Mesele bunlar gerçekleşene kadar çalışmaktır. Anlatmak ve hedefe ulaşacak gayreti ortaya koymaktır esas olan.

*Faizsiz Adil Bir Düzen Kurmak

*İslam Ortak Pazarını Kurmak

*İslam BM sini kurmak

*İslam ülkeleri ve sömürülen ülkler arası İslam NATO'sunu kurmak

*İslam Ülkeleri Unescosu'nu kurmak

*D8'i büyütüp önce D60 sonra D160'ı kurmak (Ekonomik ve Siyasi Birlik)

*Üreten, sanayileşmiş kendi kendine yeten Yeniden Büyük Türkiye Kurmak

*Sömürüye,baskıya,savaşa ve işgale son veren Yeni Bir Dünya Kurmak

*Teknoloji satın alan değil satan bir ülke olmak

*Hangi şehirde hangi hamadde varsa o şehirde onun sanayisini kurmak.

 

                           Tarihe Geçen Sözlerinden Seçmeler