RESûLULLAH’IN KONUŞMA TARZI 

Hind b. Ebû Hâle anlatıyor: “Resûlullah daima hüzünlü ve düşünceliydi. Umursamaz ve rahat değildi. Sessizdi, gerekmedikçe konuşmazdı. Söze Yüce Allah’ın adıyla başlayıp onunla bitirirdi. Az sözle çok şey ifade ederdi. Konuşması açık ve netti. Sözlerinde ne fazlalık ne de eksiklik vardı. Kaba davranışlı, hakaret eden biri değildi.

Nimete hürmet eder, ufak bir nimet de olsa onu hafife almazdı. Hiçbir yemeği yermediği gibi övmezdi de. Ne dünya ne de dünyalık şeyler onu kızdırabilirdi. Ancak bir hak çiğnendiğinde, o alınıncaya kadar öfkesini hiçbir şey dindiremezdi. Şahsı için kimseye sinirlenmez ve intikam almazdı.

Birşeye işaret edeceği zaman (parmağıyla değil) elini uzatarak gösterirdi. Bir şeye hayret ettiğinde ellerini yukarı çevirirdi. Konuşurken ellerini birleştirir, sağ elinin avucu ile sol elinin başparmağının içine vururdu. Sinirlendiği zaman (o kişiden) yüz çevirir, onu bırakırdı. Sevindiği zaman (aşırıya kaçmaz) gözlerini kısardı. Çoğunlukla tebessümle gülerdi ve güldüğünde dişleri dolu tanesi gibi bembeyaz görünürdü.” (Tirmizî, Şemâil, 97).