ÖĞ-DER: YENİ ÖĞRETİM YILI HAYIRLI OLSUN.
21 Eylül 2020 Pazartesi günü itibariyle 2020-2021 öğretim yılı başladı. Korona virüsün gölgesinde başlayan yeni eğitim ve öğretim yılının öğrencilerimiz, velilerimiz, yöneticilerimiz ve ülkemiz için huzurlu ve başarılı geçmesini temenni ediyorum.

Pandemi sürecinden dolayı geçen öğretim dönemi Mart ayından itibaren uzaktan eğitime başlanmış tamamlanmış bulunmaktadır. Bu öğretim döneminde Okullar sadece ilkokul 1’lere açıldı. Geçen öğretim döneminde 1.sınıf öğrencileri 2.sınıfa geçti ama öğrencilerin okuma yazmayı ve dört işlemi ölçülebilmiş değildir. Ayrıca seyreltilmiş eğitim ilkokul 1’lerde başladı fakat isteyen velinin çocuğunu okula yollayacağı istemeyenin yollamayacağı bir eğitim planlaması yapıldı. Bu durum eğitimde fırsat eşitliğine ve öğrenme başarısına engel teşkil edecektir. Bu arada okulların hijyen durumu yine idarecilerin sırtına yıkılmış bütçesi olsun olmasın ‘halletmeleri’ istenmiştir. Okullara yollanacak ödenek ve yardımcı hizmetlerdeki personel sayısı artırılmalıdır. Okullara bütçe verilmemesi nedeniyle yaşanan problemlere köklü çözüm getirilmelidir. Okulların zaruri harcamaları için okul aile birliklerince üretilmeye çalışılan çözümlerin yetersiz kaldığı görülmelidir. Çünkü artık velide okula gelmediği için aile birliklerinin işleri zorlaşmıştır. Okul yöneticilerinin eğitim liderliği yapmalarının önündeki en büyük engel olan okulların bütçe sorunudur. Bu durum okul yöneticilerini öğretmeler ve veli ile karşı karşıya getirmektedir. Merkezi bütçeden, öğrenci başına ödenek uygulamasına geçilmeli, okullarda tahsildarlık dönemi artık tarih olmalıdır.

EBA üzerinden eğitim faaliyetlerin yürütüleceği yeni bir sisteme giriyoruz. MEB’in eğitimle ilgili yapması gereken faaliyetler; ‘yapıyormuş’ gibi gözüken bir oyalama, zevahiri kurtarma gayreti durumuna düşmemelidir. Bir defa EBA için öğrenciler değil velilerde eğitilmeli, veli cephesindeki bilgisayar internet bağlantısı problemleri giderilmelidir. Sayın bakanın söylediği ortalama %20’lik interneti ve bilgisayarı olmayan veli-öğrenci oranının evde 2-3 çocuğu olan özellikle birde öğretmense veli bunun 4-5 bilgisayar ya da cep telefonu gerektiren bir durum olduğu ortadadır.

Bilim Kurulu açıklamalarına göre eğitimimiz şekillenecektir. Eğitimin temeli olan öğretmenler mutlu ve memnun edilmeli ki üst düzey performans gösterebilsinler. Öğretmen atama ve tayinlerde belirsizlikler ortadan kaldırılmalıdır. Yeteri kadar kontenjan ayrılmamasından kaynaklanan ikinci il dışı tayinlerde ki problem giderilmeli bu konuda öğretmenlerimizin isteklerine kulak verilmelidir.

Elbette en son yapılan 20 bin öğretmen ataması azımsanacak bir rakam değildir fakat öğretmen ihtiyacı dikkate alındığında bunun yeterli olmadığı da açıktır. Eğitim sistemindeki reformları kalıcı kılacak olan, okullarda boş ders kalmaması ve sınıflarda sadece kadrolu öğretmenlerin görev yapması için imkânlar zorlanarak bekleyen öğretmenlerin atamalarının kadrolu olarak yapılmasıdır.

Gelelim asıl soruna. İnsanımızın sahip olduğu ahlaki ve toplumsal değerlerin, milletimizin inanç, ahlak ve kültürüne uygun bir eğitim sistemimizin düzenlenmemiş olması büyük bir eksikliktir. Konu, gerçekte basit bir müfredat değişikliğinin ötesinde bir önemi haizdir. Her şeyden önce, ideolojik dayatmalarla tek tip vatandaş yetiştirmeyi hedefleyen bir toplumsal mühendislik projesinin eğitim sistemine biçtiği rol hala icra edilmeye çalışılmaktadır. Bu dayatmanın demokratik ve çoğulcu bir toplum tarafından kabul edilebilmesi mümkün değildir.

Bu itibarla, sadece temel eğitimde değil, yükseköğretim de dâhil, eğitim ve öğretimin her kademesinde demokrasilerde ve çoğulcu bir yapıda olmaması gereken ve gerçekte herhangi bir etki de oluşturmayan ideolojik yönlendirmenin sona erdirilmesini amaçlayan, çoğulcu düşünmeyi ve farklılıklara saygıyı, empatiyi hedefleyen bir müfredat değişikliğine acilen ihtiyaç vardır.

Öğrencilerimizin, inan, ahlak ve kültürümüzü temel alan, özgüvene sahip, dürüst ve güvenilir, sorgulayıcı ve eleştirel düşünce yetenekleri gelişmiş, inisiyatif alabilen, rekabetçi, girişken ve iş birliğine açık, toplum sorunlarına duyarlı, başkalarının görüş ve düşüncelerine değer veren, toplumsal değerlerinin farkına varan ve buna sahip çıkan, doğal varlıklara ve çevreye karşı duyarlı, toplumsal ve kültürel çeşitliliğe saygılı, en az iki dil yeterliliğine sahip insanlar olarak yetiştirilmesi yeni müfredatın temel felsefesi olmalıdır.

Yüz yüze eğitimde yapamadıklarımızı uzaktan eğitimde yapmamız mümkün görülmemektedir. Artık ilk önce sağlık diyerek öğrencilerimize ve başta öğretmenlerimiz olmak üzere eğitim çalışanlarımıza sağlıklı bir eğitim öğretim yılı geçirmelerini temenni ediyoruz. Başta öğretmenler ve öğrenciler olmak üzere, yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı olmasını, kazasız, belasız, huzurlu ve başarılı geçmesini tüm eğitim çalışanlarının sosyal ekonomik, özlük ve idari sorunlarının çözüldüğü bir yıl olarak anılmasını temenni ediyorum.

Yeni Eğitim Öğretim Yılının, tüm öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, eğitim çalışanları ve milletimiz için hayırlı olmasını dilerim.

Hamdi SÜRÜCÜ
Genel Başkan