SİVİL TOPLUMUN GÜCÜ GERİ ADIM ATTIRDI

Uluslararası kamuoyunda "İstanbul Sözleşmesi" olarak bilinen "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi" ile ilgili son yıllarda tartışmalar sürüyordu. İstanbul sözleşmesi ile ilgili yeni karar Resmi Gazete'de yayımlandı.

TV5, Milli Gazete, ÖĞ-DER, AGD gibi birçok sivil toplum kuruluşunun yanında Parti olarak da Saadet Partisi de çok yoğun bir kampanya yürüttüler. TV5 ve Milli Gazete sözleşme aleyhinde günlerce yayınlar yaptı zararlarını anlattı. Yurt çapında yürütülen bu kampanya sonucu binlerce aileyi parçalayan, aileyi yok eden, sapkın bir nesli ortaya çıkaran sözleşmeyi bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan Yayımladığı bir genelge ile iptal etti. STK'larin büyük çapta karşı çıktığı bu sözleşmeyi bazı AB destekli STK ve kuruluşlar destekliyor. Feminist dernekler kaldırılmasına karşı çıksa da toplumun büyük kesimi memnuniyetini dile getirdi. İslami dernekler, sadece kadına şiddet değil toplumsal şiddet azaltılmalı görüşünde.  Şiddeti körükleyen alkol, kumar, uyuşturucu ve TV dizi ve programlarına karşı ciddi mücadele hamlesi ortaya konulması görüşünde. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasını taşıyan kararda şu ifadeler yer aldı:

 "Türkiye Cumhuriyeti adına 11/5/2011 tarihinde imzalanan ve 10/2/2012 tarihli ve 2012/2816 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3'üncü maddesi gereğince karar verilmiştir."

İstanbul Sözleşmesi 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul'da imzaya açıldığı için kamuoyunda "İstanbul Sözleşmesi" olarak biliniyor. Sözleşme, onay yeter sayısına (10) ulaştığı 1 Ağustos 2014'te yürürlüğe girdi. Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Sözleşmesi hakkında yeni karar duyuruldu.

İstanbul Sözleşmesine bağlı kanunlar ve yönetmeliklerde kaldırılacak mı?

Daha önceki yıllarda çıkarılan 6284 sayılı yasa ile binlerce aile boşanmış kadının beyanı esastı anlayışı ile yüzbinlerce erkek evinden uzaklaştırılmıştı. Şimdi sözleşmenin kaldırılmasına bağlı olarak Cedaw Sözleşmesi, 6284 Sayılı kanun kalkacak mı? sorusu sorulmaya başlandı.

Ümmet ve Millet Uçurumun Kenarından Döndü
Hiç şüphesiz son 300 yıldır aileye çekilen en büyük operasyon İstanbul sözleşmesiydi. Bu sözleşme ile gelenek, görenek, din, ahlak ve namusa savaş açılmış ve kendi tabirleri ile “kökünü kazımak” için şer güçler sözleşmeyi canı pahasına savunmuştu. Bu sözleşme ile Lût Kavmi'nin helak sebebi olan “kadın kadına, erkek erkeğe” yani “eşcinsel ilişkilerin” önü açılmış ve toplumu, nesli uluorta ifsat ediyordu.
Bu sözleşme ile “partner” kavramı getirilerek “evli olan kadının istediği erkekle ilişkiye girme” zilletinin önünü açılıyordu. Dolayısıyla iptal edilmesi bu milletin uçurumda iken kurtarılmasına ve topyekûn intihardan kurtulmasına vesile oldu. Sayın cumhurbaşkanımıza bu anlamda vatan, millet ve dahi ümmet adına şükranlarımızı sunuyor, teşekkür ediyoruz.

İSLAMİ STK'LARIN ORTAK TALEBİ

İstanbul Sözleşmesinin Temel Dayanakları da Kaldırılmalı
Cedaw, TCEP, Lanzarote Sözleşmesi…
Her ifsat çalışmasının temel dayanakları vardır. İstanbul sözleşmesi kadına şiddeti önleme mazereti altında ifsat ediyordu. Temel dayanaklarından ise CEDAW mutlaka iptal edilmelidir. Bununla birlikte lanzarote sözleşmesi de iptal edilmelidir. Eğer bu sözleşmelerin toplumda ruhu yaşatılmaya devam ettirilirse sözleşmenin kalkmasının çok da bir anlamı olmaz. Özellikle toplumun biyolojik cinsiyetini ortadan kaldırıp ne olduğu belirsiz “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projeleri” de iptal edilmelidir. TCEP İstanbul sözleşmesinden daha masum değil. Hatta daha tehlikelidir. Milli Eğitim Bakanlığı okullarda okumakta olan çocuklarımızı bu anlamda zehirlememelidir. ETCEP ile sınıflar cinsiyetsizleştirilirse çocuğunu okula göndermeyecek nice aileler ortaya çıkacaktır.

İstanbul Sözleşmesinin Uzantıları Kaldırılmalı
Evvela 6284 nolu yasa kalkmalı. İstanbul Sözleşmesi’nin uzantısı olan 6284 nolu yasa kaldırılmalıdır. Nitekim uzantıları devam ettiği zaman İstanbul Sözleşmesi’nin kalkması çok bir anlam ifade etmeyecektir. Bu yasa ile nice insanlar mağdur edildi.

Adaletsizliğin Fitne Kanunu Olan “Kadının Beyanı Esastır “Kalkmalı
Dünya tarihi boyunca hiçbir zaman adaleti yere seren, haklının değil kişinin beyanının esas alınması gibi bir kanuna rastlanmamıştır. Her İddaa sahibin iddiasını ispat etmekle mükellefken kadının beyanının esas alınması, adaletin yerlere serildiğinin ve toplumun kanunlara olan güveninin sarsılmasının sonucudur
Bazı erkeklerden para kazanmak için bilinçli atılan iftiralar ve bunun sonucunda hapis yatan nice erkekler vardır. Bunlar bir an önce tespit edilip bu adaletsiz kanunun adaletsizliği ve neticeleri giderilmelidir.

Mağdurların Mağduriyeti Giderilmeli
İstanbul sözleşmesi, 6284 ve kadının beyanı esastır sonuçları olarak milyondan fazla insan yuvasından uzaklaştırıldı. On binlerce insanın yuvası yıkıldı, haksız nafakalar verildi ve daha nice haksızlıklar yapılarak maddi cezalara insanlar maruz kaldı ve aynı zamanda hapis yattı. Bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanımızın hassasiyetini göz önünde bulundurarak bir an önce bir komisyon kurulmalı ve verilen hasarlar tespit edilerek giderilmeye çalışılmalıdır.

Kendi Aile Yasamızı Yapmalıyız
İstanbul sözleşmesi bütün Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının üzerinde bir sözleşme olması hasebiyle, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını devre dışı bırakan bir konumdaydı. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti hangi kanunu çıkarırsa çıkarsın, uluslararası kanunlar üstün olması sebebiyle İstanbul Sözleşmesi'nin hükümleri geçerli olmak zorundaydı. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti devleti madem İstanbul sözleşmesi gibi bir ifsat sözleşmeyi iptal etti yani geri çekildi, şimdi kadını koruma yasası değil aileyi bir bütün olarak koruma yasasını bir an önce çıkarmalı ve aile bütünlüğüne zarar verecek olan, ailede şiddet gören kim olursa olsun onu koruyacak olan yeni ve adalete dayalı bir kanun çıkarmalıdır. Bu kanunda ister yüz yüze ister medya yani televizyon, sosyal medya, film ve diziler dahil aileye zarar verecek her türlü fiil yasak edilmeli ve bu kanunla aile koruma altına alınarak neslin ihya ve inşası, medeniyetin yeniden şahlanışına yol açması gerekiyor.

Kadın Değil Bütün Olarak Aile Korunmalıdır
Sadece kadının korunduğu yerde kadınlar his ve duygu yönüyle erkeklerden daha önde olması sebebiyle daha çabuk incinir ve daha hassastır. Bu anlamda duygularını kontrol etmede daha çok zorlanabilir. Erkekler ise kadınların korunmasına his ve duygularına zarar vermemek adına daha hassas olmalıdır. Bununla birlikte sadece kadın korunduğu takdirde duygusal anlamda erkeklere karşı bir tavır alacak ve kocasını dahi hedef tahtasına oturtabilmektedir. Kadını erkeğe düşman eden, kadının aşırı korunması erkeği de kadından uzaklaştırması ile aileye çok ciddi anlamda hasar vermekte ve aileyi korumak ciddi anlamda güçleşmektedir. Kadın ve erkek aileyi bir bütün olarak birlikte oluşturduklarından dolayı yalnız kadını desteklemek değil kadın ve erkeği birlikte desteklemek gerektiği, böylece aileyi güçlendirmek anlamına geldiği bilinmeli ve aile desteklenmelidir.

İfade Özgürlüğünü Hiçe Sayıp İstanbul Sözleşmesine Karşı Olanlara Dava Açacaklardı, Oyunları Bozuldu
Özgürlüğü sözde savunan fakat gerçekte özgürlüğün karşısında yer alan fitne yapıları yeni bir hazırlık içerisindelerdi. İstanbul sözleşmesine karşı çıkan herkes için savcılıklara suç duyurusunda bulunacaklardı. Bunu ilan da ettiler. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmemiz ile beraber oyunları da bozulmuş oldu. Özgürlük dediklerinde kendi fikirlerinde olanlara özgürlük anlayan, kendi fikirlerinin karşısında yer alanların fikirlerini ise yok sayanlar dünya ve ahirette bunun karşılığını göreceklerdir. Nice hak için kelam ve kalemini kullanarak haykıran hak ehline selam olsun ve bunları susturmaya çalışanlara yazıklar olsun. Bu oyunu bozan Sayın cumhurbaşkanımıza helal olsun.

Fatih'in Yadigârı İstanbul'un Adı Kirlilikten Kurtuldu
İstanbul sözleşmesi ile anılan bu ifsat sözleşmesi ile aslında Fatih'in yadigârı olan İstanbul'un ve İstanbul'un fethinin intikamı dahi alınmış oluyordu. Şimdi bu sözleşmenin iptal edilmesi ile Fatih Sultan Mehmet Han'ın yadigar olan İstanbul'un ismi kirlenmekten kurtarılmış oldu.

Sayın Cumhurbaşkanım her ne kadar bu sözleşme sizin döneminizde edilse de ve iptali gecikse de “sebep olan işleyen gibidir” hadisi şerifi gereği kendinizi bu sebepten kurtardığınız için ve milletinizi bir uçurumdan kurtardığınız için, biz aile üzerine mesai yapan gönül erleri sizlere sonsuz teşekkürlerimizi ve tebriklerimizi sunuyoruz. 

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDE NELER VARDI?