Mesleki eğitim 'aranan eleman' yetiştirecek tarzda yapılandırılmalıdır

Günümüzde bir toplumun varlık iddiasını koruması, geliştirerek geleceğe taşıması, plan ve programı iyi yapılmış bir meslek eğitimiyle mümkündür. Geleneğimizde mesleğe ‘altın anahtar’, ‘altın bilezik’ benzetmesiyle kıymet atfedilmesi bu yüzdendir.

Ekonomik olarak güçlü ülkeler çağın değişen ihtiyaçlarına göre mesleklerde kalifiye insan gücünü karşılamak için meslek eğitimine gereken önemi vermiştir, vermektedir.

Meslek eğitimi, geleneksel meslek dallarının yanı sıra, ülkelerin sanayi, ticari ve ileri ekonomik hedefleri doğrultusunda teknolojik gelişmelerden yararlanma, kendi teknolojisini üretecek kapasitede bir planlama yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Bilgi çağının gerekli kıldığı mecburiyetler, yeni meslek türleriyle birlikte bilginin kullanımını da değiştirmiştir. Üretimin yapay zekâ ve robot teknolojileri tarafından klasik yöntemlerden daha kaliteli ve seri yapıldığı bir dönemde, doğrudan el becerisiyle yapılan meslekler döneminin nostalji olarak kalacağı iddiaları vardır. Böyle olmasa bile piyasanın aradığı iş gücü vasfı ve niteliği değişmiştir. Eğitim sistemleri ihtiyaçlara göre sürekli yenilenmekte, yeni gelişmeler önceki bilgi ve becerileri yetersiz hâle getirmektedir. Yani emek yoğun aşamadan ileri teknoloji ve bilginin belirleyici olduğu yüksek katma değerli inovasyon aşamasına geçilmiştir.

Çağımızda hayata yön veren bilgi, teknolojik gelişme ve kabiliyetlerden soyutlanamayacağı için, her kademede gittikçe beceri ve nitelik kazandıran mesleki ve teknik eğitim, eğitimin ana ve stratejik istikametini oluşturacak mahiyette hayati olmuştur. Bilgi toplumunun yeni unsurları, iş gücünden beklenen becerilerin farklılaşmasıyla birlikte yeni meslek bilgisi ve alanları ortaya çıkmıştır. Meslekler birbirinden bağımsız bilgi alanlarına sahip değildir. Bir şeyin her şeyle ilgili olduğu günümüzde, teori ve pratiğiyle birçok mesleğin gerek duyduğu bilgiye erişime, başta birlikte düşünme ve çalışma kabiliyeti olmak üzere, yeni anlayışlarla yaklaşılmalıdır.

Sürekli gelişen meslek standartları ve değişerek artan piyasa talepleri meslek eğitiminde oldukça dinamik bir süreci beraberinde getirmiştir. Yeni teknolojilerin yeni bilgiler, yeni bilgilerin yeni teknolojiler geliştirdiği dünyada, yeni bilgiyi veya bilginin yeni biçimini anlamak, öğrenmek ve ona bağlı sistemleri değiştirmek dinamik bir yetenek ve kapasite gerektirmektedir. Bu durum, eğitim anlayışını, yaklaşım ve uygulamalarını sürekli güncellemeyi de zorunlu kılmaktadır.

Meslek eğitimi, okul öncesi dönemlerden başlayıp yüksekokula kadar hatta yaygın eğitim bağlamında bütün hayatı kapsayan bir süreçtir. Nitelikli mesleki bilgi ve iş gücüne sahip olmanın yolu ise iyi programlanmış mesleki ve teknik eğitimden geçer. Nüfusumuzun ulusal ve küresel iş piyasalarında yetkinlik kazanması, ülke geleceği için son derece önemlidir. Özellikle hâlâ yaşamakta olan Ahilik kültür ve geleneği meslek eğitimi bakımından tarihî öneme sahiptir. 12. yüzyılda Ahilik ile başlayan eğitim anlayışı, insani değerlerimizi çağın gerekli kıldığı bilgi ve donanımla birleştirmek olarak anlaşılmalıdır.

Türkiye’nin, 1963’te hayata geçirilen beş yıllık kalkınma planlarında ve eğitim şûralarının hemen hepsinde mesleki eğitime önem verilmesi vurgulanmıştır. Bu, sadece Millî Eğitim Bakanlığı’nın değil, başta meslek birlikleri, sendikalar, sanayi kuruluşu, oda ve dernekleri olmak üzere, geniş kesimlerin sürekli gündemde tuttukları bir konu olmuştur. Buna rağmen mesleki eğitimde hedeflenen başarıya bir türlü erişilememiş, hatta ne hazindir ki, özellikle 28 Şubat darbesiyle başlayan süreç, meslek eğitimini adeta felç etmiştir.

Mesleki ve teknik eğitim, daha çok nesnel ve uygulamaya dayalı bilgi alanına odaklı olduğu için, bu alan değişen dünyayla birlikte son derece dinamik bir işleyişe sahiptir. Bu yüzden, bu alan sürekli ilgiye, bilgiye ve bilgilenmeye açık bir ilişki ve etkileşimi zorunlu kılmaktadır.

Mesleki ve teknik eğitimin amaçlarından biri de, iş gücü piyasalarının talepleri ile meslek eğitimi arasındaki uyumsuzlukları gidermek olmalıdır. Sanayi ile birlikte reel karşılığı olan planlamalar yapmak sıkıntıların çoğunu giderecektir. Bu stratejik önemi tartışmasız olan bütünlüklü planlamanın başarılı olması, ülkenin kaynak ve hedefleri göz önünde bulundurularak devlet ve hükûmet politikalarının, piyasa, sanayi, üniversite ve millî eğitim sisteminin birbirini destekleyici, tamamlayıcı şekilde iş birliğine bağlıdır. O nedenle, meslek eğitimi, ileriyi gören bir bakış ve yüksek düzeyli bir planlama ile programlanmalıdır.

Diğer taraftan, küreselleşen dünya her türlü etkileşime açık, esnek bir işleyişe sahiptir. Her buluş diğerine, her gelişme başkasına açık hâle gelmiştir. Bir alandaki gelişme diğer alanın imkânlarını kullandığı zaman başarılı olmakta veya başka bir düşünceye ilham vermektedir.

Eğitimin ana politikası, bilgi ve beceri çerçevesinde disiplinli, tarzı olan, meslekleri; ara elemanından ana elemanına, yani çırağından mühendisine kadar en iyi şekilde öğretmek olmalıdır. Özelde meslek liselerine, genelde meslek eğitimine toplum nezdinde itibar ve avantaj kazandıracak çalışmalar bağlamında, mesleki eğitim toplum nezdinde statüsü yükseltilerek cazip hâle getirilmelidir.

Meslek eğitimi sistemimiz yüksek kaliteli meslek sahibi ve teknik eleman yetiştirecek tarzda yapılandırılmalıdır. Mesleki ve teknik eğitim, sadece merkezi yönetimin, millî eğitimin veya eğitim fakültelerinin değil, meslek odaları ve sendikalar başta olmak üzere, derneklerin, sanayi kuruluşlarının, yerel yönetimlerin tek tek ve müşterek konusudur.

Piyasanın talep ve beklentilerinden başlayarak en üst seviyede bilimsel araştırma, keşif ve buluşları anlama, izleme hatta onları aşma yetenek ve imkânına sahip bir eğitim kaçınılmazdır. Bu çerçevede eğitim anlayışı, yaklaşım ve uygulamaları sürekli güncellenmelidir. Daha çok devletin omuzlarında yapılanan meslek eğitimi bir türlü istenen seviyede olamamıştır. O nedenle, bu eğitim sadece devletin uhdesinde olmamalı, özel sektörün de bilgi, deneyim ve imkânlarıyla aktif ve etkin katıldığı bir süreç ve modele yaygınlık kazandırılmalıdır.

Millî Eğitim Bakanlığı, özellikle son yıllarda yoğun bir çalışma, yazımızda dikkat çektiğimiz hususlarla ilgili bir gayret ortaya koymaktadır. Umarım çalışmalar süreklilik arz eder ve dünya ile rekabet edebilen bir mesleki gelişim başarısı gerçekleştirilir.