VELİ VELİOĞLU HOCA EFENDİ
Erzurum'un Ilıca'ya bağlı Sorkunlu (Ziravang) Köyünde 05.02.1932 tarihinde Doğdu
Narmanlı Camisinin eski imam hatiplerinden.
Bir din adamı değil yalnızca, bir gönül adamı.
Kuru nasihatlerden kaçınan, söylediği her şeyi bihakkın nefsinde yaşayan Veli Hocaefendi'nin "Allah Rızası için dadaş olmak" şeklinde geliştirdiği ve içini Erzurumluluk vasfıyla doldurduğu ünik bir tarifi var.
Veli Hocaefendi'ye göre dadaş nefsini aşan kişidir..
Dadaş nefsinden geçendir.
O'nunla Erzurum Çarşı Pazar çalışması için yaklaşık 4 yıl önce bir sohbetimiz olmuştu.
Bir kanaat önderi olarak Tüccar'ı tarif ve ticaretin vizyonunu konuşmuştuk…
Ticaretin bütün hayata yansıyan ve şekillendiren bir özelliği olduğunu söylemiş, ticaret kavramını keskin bir doğruluk zeminine oturtmuştu.
O, ahlak bozulunca önce ekonomi bozulur demişti ve eklemişti; Hz Resulullah da bizzat ticaretle meşgul olmuş "emin" sıfatını bu meslekte tebarüz ettirerek belki de, ticaretteki şablonun bozulması halinde önce emanetin ve sonra da emniyetin kaybolacağına işaret etmişti…
Bu sohbet esnasında "dadaş" kavramının ne ifade ettiğini de ele almış ve sohbetimizi bu mihval üzere geliştirmiştik…

Sultan Fatih'in Dadaşlara verdiği değer:
Bu babda İstanbul'un fethiyle ilgili bir anekdot aktarıp, dadaş'ların fetihteki katkılarını anlatmıştı…
Veli Hoca'ya göre dadaş, Erzurum'daki Türklerin islamı kabulünden sonra gönüllü olarak oluşturdukları bir serdengeçti ekibidir…
Kendilerini "dadaş" diye isimlendiren bu grup bir kahvehane ya da kıraathane benzeri bir mekânda oturur, Allah Rızası için ne yapabileceklerini kararlaştırırlarmış.
İstanbul'un fethi esnasında da, Erzurum'dan kalkıp savaşa katılan dadaşlar, Fatih'in övgüsüne ve taltifine mazhar olmuşlar.
Veli Hoca a bu faslı şöyle ifade etmişti.
Fetih sonrası, kurmayları Fatih Sultan Mehmet'e, savaş esnasında dadaşların fedakârlıklarından bahsettiklerinden olsa gerek dadaşları huzura alıp, onlar için ne tür bir inayette bulunabileceğini sormuş…
Buna karşın, dadaşlar "bizim hiçbir talebimiz olamaz, biz her şeyi Allah rızası için yaparız" deyip huzurdan aflarını istemişler…
Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet'te bir emirnameyle bu dadaşların ikamet ettikleri yerlerin eşiklerinin alt kısımlarının siyah'a boyatılması talimatını vermiş.
Veli Hoca, kendisinin de eşiklerinin alt kısımları siyaha boyalı olan bu evleri gördüğünü son zamanlarda artık buna rastlamadığını kaydetmişti.
Veli Hocaefendi, dadaşlık vasfının Fatih tarafından kabul gördüğünü, dadaşların da O'nun duasını aldığını ima etmişti…
Hocam, sureti ve siretiyle o dualı dadaşlardandır…
O'nun çelebilik vasfı bizim değil, O'nu tanıyanların, bilenlerin teslim ettiği bir hakkıdır.
Bugünkü yazımızı O'nun berceste bir tarifiyle tamamlayalım isterseniz…
İyi insan olmanın en beliğ tarifi nedir diye sorduğumuzda şöyle demişti:"Kişi ahiretle ilgili endişelerinde hep kendinden yükseğini, dünyevi endişe ve hesaplarında ise hep kendinden aşağıda olanını görmeli."
Yani verdiği mesaj: "şükrü nimet şekvayı zillet" bilmektir…
Gölgesi üzerimizden, nasihatleri kulağımızdan eksik olmasın.