Erzurumlu Emrah Kimdir?

Erzurum yakınlarında Tanbura köyünde 1777 (1815-1820?)'de doğduğu sanılıyor.

Adı merkez Yakutiye ilçesi Sanayi Mahallesinde bir ilkokula verilmiştir.

Halk ağzında dolaşan söylentilere göre, ilkin Erzurum'da medresede öğrenim gördü. Sevdiği evlenmek istediği , küçük Paşa'nın kızı bir ağanın oğluyla evlendirilince, çok üzüldü; sonra Sivas, Konya, Niğde, Tokat, Kastamonu illerinde geziye çıktı.

Sevdiği, küçük Paşa'nın kızı bir ağanın oğluyla evlendirilince, çok üzüldü; sonra Sivas, Konya, Niğde, Tokat, Kastamonu illerinde geziye çıktı.

Halk edebiyatının 19. yüzyıldaki önemli temsıicilerin­den biridir. Erzurum’da medrese eğitimi almış, ömrü, nün büyük bir bölümünü seyahatle geçirmiştir. İyi bir tahsil gördüğü, şiirlerinde kullandığı dil ve sanatlı söyleyişten anlaşılmaktadır. Başta Fuzuli olmak üzere Baki ve Nedim’den etkilenmiş, hem Divan hem de Halk şiiri tarzında eserler vermiştir. Halk şiiri geleneği­ne bağlı olarak yazdığı eserleri sanat yönünden daha başarılıdır. Pek çok şiiri türkü ve şarkı formuna soku­larak okunmuştur. Şiirleri “Divan-ı Emrah” adıyla ya­yımlanmıştır. Emrahoğulları adıyla anılan ailelerin birbirinden uzak yerlerde yaşamakta oluşları, bir çok yerde adına bağlı mezarların bulunuşu, şiirlerinin dilden dile geçerek yayılış genişliği kazanışı, aruzla yazdıklarının basılışı, asıl mezar taşının Niksar’da bulunuşuna kadar onun ününün yaygınlığını gösteren işaretlerdir. Bu açıdan 19. yy’ın Dertli ve Seyrani gibi adı herkesçe bilinen bir kaç sanatçısından biridir.

Erzurumlu Emrah Edebi Kişiliği
Hem hece ölçüsü hem aruz ölçüsü kullanılmıştır.
Aruzla yazdığı şiirlerinden oluşan Divan’ı vardır.
Divan edebiyatından etkilenmiştir.
Kendi adıyla anılan bir aşık kolunun kurucusudur.
Gezgin bir derviş ve saz şairidir.
Dini-tasavvufi temaları da işler, hem de Aşıklık geleneğini devam ettirir.
Saz şiiri geleneği yolundaki içten ve etkili aşk, gurbet şiirleriyle tanınmıştır.
Koşma ve semailerde çok başarılıdır.
Erzurumlu Emrah Eserleri

Divân-ı Emrah (1312/1916) XIX. Asır Saz şairlerinden Erzurumlu Emrah (Köprülü Mehmet Fuat, 1929),
Âşık Emrah, Hayat ve Şiirleri (Murat Uraz, 1943),
Erzurumlu Hayatı ve Şiirleri (Eflâtun Cem Guney-Çetin Güney, 1958)

KOŞMA


Hazân ile geçti gülşeni bustan
Eyler dertli bülbül zâr garip garip
Haraba yüz tuttu bezmi gülistan
Ağla şimdengeru var garip garip.

Hançeri feleğin ucu ciğerde
Gittikçe artıyor yara bu serde
Diyarı gurbette tutuldum derde
Gel tabip yaramı sar garip garip.

Emrah bizim elin gonca gülleri
Açılmıştır öter dost bülbülleri
Ben sefil sergerdan gurbet elleri
Gezeyim bir zaman yâr garip garip.


DEYİŞ


Dedim: Dilber, sen de sevdakâr mısın?
Dedi: Senden evvel nâra ben yandım.
Dedim: Doğru söyle, bana yâr mısın?
Dedi: Sadık yârim, gönülde andım.

Dedim: Gel, ağyarı feramus eyle!
Dedi: Terkeyledim, gönlüm hoş eyle.
Dedim: Gam-ı aşkı sen de nuş eyle.
Dedi: Çoktan anı nus edip kandım.

Dedim: Germanına benler dizilmiş.
Dedi: Görenler bağrı ezilmiş.
Dedim: Mahmur musun gözler süzülmüş?
Dedi: Hâb-ı nazdan yeni uyandım.

Dedim: Emrah gibi var mı âşıkın?
Dedi: Elbet benim senin lâyıkın.
Dedim: Halinden bil bağrı yanığın!
Dedi: Bilmez idim, şimdi inandım.


GÖNÜL GURBET ELE ÇIKMA


Gönül gurbet ele çıkma
Ya gelinir ya gelinmez
Her dilbere meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez.

Yöğrüktür bizim atımız
Yardan atlattı zatımız
Gurbet ilde kıymatımız
Ya bilinir ya bilinmez.

Bahçemizde nar ağacı
Kimi tatlı kimi acı
Gönüldeki dert ilacı
Ya bulunur ya bulunmaz.

Deryalarda olur bahri
Doldur ver içem zehri
Sunam gurbet elin kahrı
Ya çekilir ya çekilmez.

Emrah der ki düştüm dile
Bülbül figan eder güle
Güzel sevmek bir sarp kale
Ya alınır ya alınmaz.

TUTAM YÂR ELİNDEN TUTAM


Tutam yâr elinden tutam
Çıkam dağlara dağlara
Olam bir yaralı bülbül
İnem bağlara bağlara

Birin bilir birin bilmez
Bu dünya kimseye kalmaz
Yâr ismini desem olmaz
Düşer dillere dillere.

Emrah eder bu günümdür
Arşa çıkan tütünümdür
Yâra gidecek günümdür
Düşem yollara yollara.


BİR NAZENİN BANA GEL GEL EYLEDİ


Bir nazenin bana gel gel eyledi
Varmasam incinir, varsam incinir.
Nazik miyanından, ince belinden
Sarmasam incinir, sarsam incinir.

Kaşına çekilmiş kudret kalemi
Görmemiş dünyada derdü elemi
Her sabah her sabah verir selâmı
Almasam incinir, alsam incinir.

Yine görünüyor yârin illeri
Başımızda esen sevda yelleri
Yârın bahçesinde konca gülleri
Dermesem incinir, dersem incinir.

Nereden nereye sevmişim onu
Ateşi koymuyor yakıyor beni
Aşık Emrah sever böyle bir canı
Sevmesem incinir, sevsem incinir.


GENE BAHAR OLDU AÇILDI GÜLLER


Gene bahar oldu, açıldı güller
Bülbül-ü şeydalar bağlarda gezer.
Bir saçı Leylâ'ya meyil verenler
Elbet Mecnun olur, dağlarda gezer.

Ne sönmez ateştir aşkın ateşi
Gittikçe artırır serde savaşı
Yâr senin aşkından çeşmimin yaşı
Bahar seli gibi çağlar da gezer.

Emrah tek tıfıldan bağrı yanıklar
Bezm-i muhabbete kalbi sadıklar
Maşukundan cüda düşen âşıklar
Ruz-ü şeb ah eder ağlar da gezer.

El Aldı Gitti

Çağrışır bülbüller gelmiyor bağban
Hoyrat dost bağından gül aldı gitti..
Yüz bin mihnet çektim bir bağ bezettim
Yari ben besledim el aldı gitti..

Nice mihnet çektim bin daha gerek
Hayli ômür ister bir daha görek
Nazlı yarim aldı o kanlı felek
Aktı gözüm yaşı sel oldu gitti..

Nazlı yardan kem haberler geliyor
Dostlarım ağlıyor düşmanlar gülüyor
Dediler ki sefil Emrah ölüyor
Kimi kazma kürek bel aldı gitti…

Bilmez

Surette Mevla’ya aşık olanlar
Surette kakül-i Leyla’yı bilmez
Arayıp dünyada Hakk’ı bulanlar
Değil kim dünyayı ukbayı bilmez

Devlet-i dehr içre olanlar mesrur
Derunu harabdır birun ma’mur
Safi dil olmayan sofi-i mağrur
Çektiği gussa-i esmayı bilmez

Emrahi akıbet olursun fani
Tutalım ki oldun Yusuf’u sani
İsbat-ı Hak edüb nefsini tanı
Nefsini bilmeyen Mevla’yı bilmez