CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN EĞİTiM SİSTEMİ

VE KÜLTÜRE DAİR ÖNEMLİ ELEŞTİRİLER

Tanzimat sonrası başlayan eğitim ve kültür hayatmızdaki batı taklitçiliği 2020'lere kadar devam ettirildi. 1930 ve 1960 sonrası ABD ekseninde belirlenen eğiitm politikaları 1990 sonrası ABD ekesinine kaymış her alanda AB etkisi görülmeye başlanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığının perde arkasında sanki başka eller varmış gibi bir hissi hiç kaybettirmeyen bir tutum günümüze kadar gelmiştir. 

2000 sonrası birçok Milli Eğitim Bakanı gelsede eğitim ve kültürde istenilen nizam bir türlü kurulmamış hatta bu konuda ciddi hiçbir çalışmada görülmemiştir. Bakanalar eğitim müfredatları derken genelde sınav sistemleri sürekli değişime uğramıştır.

2020'nin sonlarına geldiğimiz bu günlerde gençliğin durumu ile ilgili medya da ve sosyal medaya da birçok eleştiri olmasına rağmen bakanlık bu tepkilere sürekli duyarsız kalmıştır.

Gelinen bu noktada gençliğin bu durumu, eğitimin gençleri eğitimediği öğüttüğü, sınav odaklı materyalist eğitim anlayışının nelere mal olduğuna dair Cumhurbaşkanına yoğun olarak şikayetler ulaşmış olmalı ki üniversitenin külliye açılış töreninde bu durumu yüksek sesle dile getirmiştir. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İşte eğitim açıklamaları

Samimi bir muhasebeyle geçtiğimiz 18 yılda her alanda, tarihi eserlere ve hizmetlere imza attığımızı ama eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz aileden başlayarak çocuklarımızı hakkıyla yetiştirmek şarttır. Bu değişim sıradan müfredat tadilatından ziyade topyekun eğitim-öğretim reformu gerektirir.

Genç bir nüfusa sahibiz ama medeniyet tasavvurumuzu layıkıyla hayata geçiremiyoruz. Medyamız en modern alt yapıya sahip ama bizim sesimizi yansıtmıyor.

En haklı olduğumuz konularda bile dünyaya kendimizi anlatamıyoruz. Bunun için de fikri iktidarımızı da hala tesis edemediğimiz kanaatindeyim.

Hiç kimsenin bu arayıştan rahatsız olmaması gerekir. Bu arayışın sona ermesi bir ülkenin veya toplumun felaketi demektir. Bize lazım olan ilhamını gelenekten alan yenilikçiliktir.

Günlük hayatımızda otomobili bırakıp atı ulaşım vasıtası olarak görme gibi şey tabi ki yok. Bizim derdimiz ve arayışımız başka.

Dünyadaki hakim fikri anlayışın ve fiili düzenin sadece ardından giderek kendimize çok daha iyi bir medeniyet inşa edemeyeceğimize inanıyorum.

Tek vazgeçilmezimiz inancımızın naslarıdır. Onun dışındaki her şeyi yeniden yorumlamak, üretmek mümkündür.

2053 VİZYONU

Ne insanlığın milletimizin ve inancımızın binlerce yıllık birikimine sırtımızı döneceğiz, ne de modern dünya imkanlarını reddedeceğiz.

Biz her alanda olduğu gibi fikri alanda da üretici olma peşindeyiz, Türkiye kuru kuruya batıcılık saplantısı yanında, pek çok sapkın ideoloji ve akımın zehrine de maruz kalmış bir ülkedir.


Fikri iktidarımızı kökü ve ruhu itibariyle bize ait olmayan bir medeniyete kaptırmamızın nedeni, bu sapkın akımların önlerinin bilinçli şekilde açılmasıdır. Amorf bir nesil yetiştirme gayreti ülkemize oldukça pahalıya mal olmuştur. Yapmamız gereken kendi medeniyet birimimize uygun nesiller yetiştirmektir.

Türkiye’nin 2053 vizyonunun ana fikrini bu vizyon oluşturmalıdır. Ülkemizin geçmişten bugüne eğitim öğretim sistemi çocuklarımıza sadece maddi bilgi yükleme üzerine kuruludur.

TOPYEKUN DEĞİŞİM

Her okul seviyesinde öğretime ağırlık verilirken eğitim kısmı ihmal edilmiştir. Özellikle medyanın etkisiyle geleneksel eğitim öğretimin gücü azalırken yerine daha iyisi konulamamıştır. Evlatlarımızın zihinleri batının popüler kültür ve sapkın hezeyanlarla doldurulmuştur.

Önümüzdeki dönemde önceliğimiz aileden başlayarak çocuklarımızı hakkıyla yetiştirmek şarttır.

Bu değişim sıradan müfredat tadilatından ziyade topyekun eğitim-öğretim reformu gerektirir. Tek ihtiyacımız olan değerlerini iyi bilen, kültürüne, tarihine sahip çıkan insanlar yetiştirmektir. Diğer hususlar için endişe etmeye gerek yoktur. Onlara sahip olabilmeleri için yeterli eğitim-öğretim hayatı vardır.

Ortaokul dönemini çocuklarımızın zihni ve fiziki kabiliyetlerini keşfetmeye onları geleceğe doğru alanlarda hazırlamaya yönelik anlayışla şekillendirmeliyiz.”