ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ'NDEN ANAYASAYA AYKIRI KARAR

Atatürk Üniversitesi resmi sitesinde yayımlanan habere göre öğrenci ve öğretim elemanlarına fakültelere girişte pcr testi istenecek. Aşı olmayıp PCR'si olmayanlar fakülte ve binalara alınmayacak gibi hukuksuz bir karar verildi.

Covid-19 aşısı olmayan bireylerin, belirli aralıklarla, düzenli olarak PCR testi yaptırmasının zorunlu tutulması uygulaması belirli ölçüde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinde sınırlamaya yol açacağından dolayı her şeyden önce uluslararası antlaşmalara ve Anayasaya uygun olmalıdır Anayasanın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesi gereğince; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz…” hükmü amirdir. Buna göre tıbbi zorunlulukların olması halinde bireyin vücut bütünlüğüne müdahale edilebilecektir.

PCR testi, vücuda ağızdan ve burundan bir cisim sokularak yapılan tıbbi bir test olduğu için vücut dokunulmazlığını ihlal eden bir işlemdir. Bir hastalığın var olup olmadığını saptamak için yapılan işleme, teşhis denilir. Teşhis işlemi, hekimler için gerek vekâlet gerekse hekimlik mesleğinin icrasından kaynaklanan yükümlülüklerinden biridir. Bir yükümlülük olan teşhis işlemi hukuki olarak tıbbi bir müdahâledir. Bu tanımların ortak özelliği teşhis kavramını doğrudan ya da dolaylı olarak tıbbi müdahâle kavramını açıklarken kullanmalarıdır. 

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, rektör emri vs. yöntemlerle Covid-19 aşısı veya çok sık aralıklarla PCR testi yaptırılması zorunluluğu getirilmesi hukuka uygun değildir.

Bireylerden çok sık aralıklarla PCR testi yaptırmalarının istenmesi (örneğin her gün veya 48 saatte bir), bireyleri zımni olarak aşı olmaya doğru yönlendirecektir. Bunun da dürüstlük kuralını ihlal edebileceği kanaatindeyiz.

Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı'nın, İçişleri Bakanlığı'nın ve rektörlüğün bu yönde gönderdiği genelge, aslında insanları dolaylı olarak mecbur bırakmaktır. Canından bezecek. Bir hafta, iki hafta, üç hafta... En iyisi gideyim de şu aşıyı olayım da kurtulayım." Bu dolaylı olarak aşıyı dayatmadır.

Onay almış olsa da almamış olsa da kimseye zorla aşı ol denilemez. Onay almayınca da daha da önemli. Aşı olmak istiyorum diyene hayır yaptırmayacaksın diye engellenemeyeceği gibi aşı olmak istemeyene de hasta olmayan kişiye PCR testi almaya hiç kimse zorlayamaz. Çünkü her bireyin her tedaviyi reddetme hakkı olduğu gibi aşı olmayı reddetme hakkı da var.

Unutulmamalı ki hukuk devletinden verilen her ödün salgın hastalıklar kadar tehlikeli olabilir.

İşte Hukuksuz Kararın Metni

https://atauni.edu.tr/ataturk-universitesinde-yuz-yuze-egitim-basliyor