a_ikinci @ hotmail.com

Türk İslam tarihimizde tasavvufun öncüleri ile bugün tasavvuf diye ön plana çıkarılanlarla uzaktan yakından hiçbir benzerliği yok.

Takva abidesi Hz Ebubekirler, Hz Aliler, Celaleddin Rumiler, Hacı Bayramlar, Yunuslar, Abdulkadir Geylaniler, Eyüp Sultanlar, İmam Nakşibendiler, Errufailer, Sazeliler nerede?

Nerde Ahi Evranlar, Edebaliler, İbn Kemaller, Ebu Suudlar.

Bugün birçoğu gerçekleri, hataları bile konuşmaya cesaret edemezken o günküler "sende bir insansın sende hata yaparsın" diyerek gerçekleri konuşmaktan geri durmamışlar. Bugünkiler gibi dünyevi menfaatler için sessiz kalmamışlar.

Gece abid gündüz Mücahit yetiştiren o günün tekkeleri ile şimdikiler ruhen ve manen çok farklılar.

İsrail ve İngiliz istihbaratının güdümünde kurulmuş Takkeli,sakallı dergâhı olan gösteriş budalası dış güdümlü samimiyetsiz tiplere ve onların yaptığı yanlışlara bakıpta tasavvufu değerlendirmeyelim. Tasavvuf ve dergah İslam'ın inceliklerinin daha iyi yaşanması için ortaya çıkmış İslam ihsan okullarıdır.

Tasavvufu lüks ve şatafat düşkünü kişiler, yanmaz kefen sattığını iddia edenler, uçtuğunu kaçtığını belirtenler, sapkınlar, sapıklar temsil edemez.  

 Abdulkadir Geylanilerin, Nakşibendi hzlerinin, Hacı Bayramı Velilerin, Ahmet Yesevilerin, Yunusların öncülük ettiği tasavvuf ve tarikatlar ile bugün basın ve medyada görünür olan tasavvuf ve tarikatı kıyafete,sakala,sarığa büyük büyük bina dergahlara ve lüks şatafatlı yapılara kısacası görüntüye indirgeyenlerden çok farklı olduğunu düşünenlerdenim.

Bugün birçok konuda eleştirilen, suçlanan dış mihraklarin desteklediği bir kısım uydurma tasavvuf ve tarikatlar yaptıkları ve sergiledikleri ile maalesef İslam'a zarar veriyor. Her yıl bu yapılara dışarıdan evangelist mason teşkilatlarından milyar dolarlar geldiğini okuyor ve duyuyoruz. 
Toplum özellikle de gençler bunların samimiyetsiz ve gösterişe dayalı anlayışlarını, sapkınlıklarını, hatalarını görüp bilinçsizce tarikattan , tasavvuftan hatta İslam'dan soğuyor. Gerçek şu ki bunlar ne tasavvufu temsil ediyor ve nede İslam'ı.

Öyle dergahlar, camiler inşa ediyorlar ki trilyonluk camiler, dergahlar, yemyeşil lüks mekanlar , zengin görünümlü muridler, binalarda her tarafta büyük büyük hat yazıları, yemyeşil cübbe ve metrelerce uzun sarıklarla etrafına topladığı bazı paralı elemanlarla milleti aldatıyor dini saf duyguları istismar ediyorlar. Birçok genci ve insanı da  mağdur ediyorlar. Yanlış yönlendiriyorlar.

Peki çözüm ne diyeceksiniz?
Çözüm tasavvuftaki bu başıbozukluğa ve kontrolsuzluğa son vermek tarihteki saf,temiz,samimi ve sade yapıya dönüp ihsan sahibi temiz, ahlaklı insan yetiştiren okul olmasına döndürülecek tedbirleri almak.

Yasaklama ile sonuca ulaşılamayacağı cumhuriyet döneminde görüldü. O zaman kanunen de tamamen serbest hale getirip kontrol ve denetim altına almak en önemli tedbirdir diye düşünüyorum.

Bu yapıların her türlü ticari ve siyasi faaliyetleri olmamalı. Din tüccarlarına, bunların dini ve dini duyguları istismar edip kullanmasına Diyanet Teşkilatımız müsade etmemeli. Bu konuda tarihteki ve İslam ülkelerindeki uygulamalar araştırılmalı. 

  Başına geçirdiği sarık ve giydiği bir cübbe ve kurduğu gösterişli mekanlarla ile her önüne gelen dergah açmamalı. Mutlaka bir resmiyete kavuşturulması elzem. Silsile belge vs olmadan nereye bağlı olduğu belli olmayan şeyh diye geçinen sahtekar, sapkın, sapık,din tüccarı düzenbazların hataları yüzünden saf,temiz ve azınlıkta ki samimiler de zarar görüyor.

Dün nasıl FETÖ dinlerarasi diyalog, evrensel dini hoşgörü, medeniyetler ittifakı adı altında birçok sapkınlığı topluma yayarken göz yummak hataydiysa bugün tasavvuf adı altında yanlış, dış bağlantılı yaoilarada giz yummak ondan daha büyük hata ve vebaldir.