Dünya da olan ekonomik sistemlerden; Kapitalist ekonomik sistem, sosyalist ekonomik sistem, karma ekonomik sistem, liberal ekonomik sistem, serbest piyasa ekonomik sistemi ,bunlar İnsanlığa ekonomik refah, barış ve huzur getiremediler. . Şu an Türkiye’mizde tam ve net olarak hangi ekonomik sitem uygulanıyor; serbest piyasa ekonomisi mi karma ekonomi mi pekte belli değildir.

Ülkemizde şuan ekonomi de inşaat sektörü ekonominin motoru olarak görülmektedir. Bu yeterli değildir. Dünya ise ekonomilerinde gelişmiş; tarım, hayvancılık, elektrik-elektronik, ekonomilerinde motor olarak görmektedirler. Unutmayınız ki medeniyetler tekelci yani inhisarcıdır.

Kendi alanlarını başka medeniyet kalıntılarını, ekonomi modellerini sokmazlar. İşte onun için batı medeniyet temsilcilerinin ülkemize sık sık ziyaretçiler göndermekte yapılanları kontrol edip kendilerine uygun düşmeyen, menfaatlerine ters gelen konularla ilgili raporlar yazıp, bunları düzeltin diyerek gitmektedirler. Ülkemiz küreselleşme adı altında güçlü ekonomilere entegre edilmiş, bağımlı yapılmış ve kendi başına hareket edemez hale getirilmiştir. Bizim para politikamız kendi başımıza alacağımız kararlarla belirlenemez, Amerikan FED ile mutabakat sonunda karar alınır. Bugün bankalar tüketiciden gizli faiz almaktadırlar. Ve resmi rakamlara göre yıllık faiz 17,4 olmuştur.

Tarım ve hayvancılık sahipsiz ve desteksiz bırakılarak mahvedilmiştir. Ekonominin esas motoru arıza yapmıştır. Unutmayınız ki dış güçler Türk ekonomisini düzeltecek tedbirleri asla önermezler, kendi hesaplarına uygun teklifler getirirler. Ekonomimizin dış rekabete açık olması, kafa tutması onların işine gelmez.

Hele yatırım yaparak fazla üreterek ekonominin düzelmesi dış odakların işine hiç gelmez. Şu anda Türk ekonomisi “devlet katılım bankasının” açılmasını tartışmaktadır. Ancak unutmayınız ki bu bir pansumandır. Çünkü üretimin %70’i ithal aramalı ve ham maddesinden oluşmaktadır. Diğer taraftan şartsız ve elini taşın altına sokmadan gelen sıcak para ülkemiz için hayırlı bir dış sermaye girişi değildir. En küçük sıkıntı da ülkeyi terk eder ve bizi kaosa sokar.

Bu hep böyle olmuştur. Bugün, Çin ve Hindistan ekonomi de dev boyuta ulaşmış cari açık fazlası vermektedirler, bizde ise her ay cari açık artmaktadır. Unutmayınız ki kötü bir kanun, iyi bir uygulayıcı elinde kar verir, sonucu iyi olur. Ancak iyi kanun, kötü bir uygulayıcı elinde zarar verir ve kötülüklere yol açar.

Ekonomimize yapısal, kalıcı, yerli, milli kültürümüze uygun ve uygulanabilir hükümler getirilmeli kısa vadeye göre değil orta ve uzun vadeye göre adımlar atılmalıdır. Türkiye’nin yer altı ve yer üstü zenginlikleri, genç ve dinamik nüfusu yetişmiş bilim adamları iyi bir orkestra şefinin yönetiminde dünyaya örnek gösterilebilecek bir ekonomik sistemi hayata geçirebilirler.

Bu Türk milletinin özünde, engin teşebbüs gücünde vardır. Ekonomik refahımızı manevi refahımızla birleştirdiğimiz takdirde ve adaletli davrandığımızda gerçek barış gerçek ekonomik refah sağlanabilir.