"Yeni Dünya Düzeni" deyimini çokça duymuşsunuzdur. Yeni Dünya Düzeni, monarşileri yıkma, dini inançları yok etme, ulus devletleri ve vatanseverliği sonlandırarak totaliter bir "TEK DÜNYA DEVLETİ" kurma planıdır. Bunun önderi Rockefeller ailesi, örgütü illuminati dir. Metodu, zihin kontrolü ve bilinmeyen ya da gizli olan sistemleri uygulayarak, hükümetleri ve kuruluşları ele geçirmektir.

FETÖ yü düşündüğünüzde ne kadar benzerlik var değil mi. Fetö, illumunatinin Türk ve İslam şubesidir. 2011 de Türkiyeyi de kuşatan ve teslim alan "Uluslararası Bakalorya Eğitim Organizasyonu" (İBO) da aynı projenin bir mahsulüdür. Fetö okullarının ve azınlık mekteplerinin hepsinin Bakaloryaya çok önceden geçmesi size bir şeyler anlatmıyor mu? Yeni bir dünya düzeni kurulacaksa bunun bir savaşı da olmayacak mı? İşte bizim şu anda içinde bulunduğumuz savaş tam bu savaştır. yeni dünya düzeni kurma savaşı. Değerli arkadaşlarım. Bu savaş çok çetin bir savaş.

Bu savaşta yeterli silahımız tedarikimiz de yok. Tek sermayemiz sarsılmaz imanımız, çelik gibi özgürlük irademiz. Savaşlarda topçular, havadan,karadan veya denizden hedefi bombalayarak direnç noktalarını yıkar. Buna harp dilinde hedefi yumuşatmak denilir. Sonra da karacılar kolayca bölgeye girer, ayıklar ve kontrolü sağlar. Bizi 1839 daki Tanzimat Fermanından beri YUMUŞATIYORLAR.

Bir milleti millet yapan değerler dinidir, dilidir, tarihidir, kültürüdür, toprağıdır, bayrağıdır, devletidir. Bunlar üzerinde oluşturulacak her güvensizlik o milleti zillete götürecek adım olur. Bizde bunu yıllardan beri çokça yapıyorlar. Dini otoriteleri yıktılar, sahtekarlara meydanı bıraktılar, sonra da onlar üzerinden dini sorgulamaya başladılar. Öztürkçe yemiyle yemleyip, dilimizin ırzına geçtiler, sonra da dilimizin ne kadar fakir ve sığ olduğunu yeni neslimize anlatıp, İngilizce hayranlığını pompaladılar. Milli kültürümüzü yakıp-yıkıp yağmalattılar, batı kültürel değerlerini parlatıp, cilalayıp önümüze koydular ve sonra da gençliğimize bizde kültür mültür yok, ne varsa batıda var diye kandırdılar, yönlendirdiler. Tarihi kahramanlarımızı birer birer itibarsızlaştırdılar. Pompaladıkları batılı değer yargılarıyla milli kahramanlarımızı tartıp, değersiz ilan ettiler. böylece kendi tarihinden utanan, gerçek tarihini bilmeyen, anlamayan, kendini düşmanlarının ağzından öğrenmek zorunda kalan bir nesil yetiştirmeye çalıştılar. Vatan topraklarımızın aslında bizim olmadığını, tarih öncesi hayali kavimlerden, sümerlerden, etilerden, hititlerden, urartulardan, asurlardan kalma, bizanslardan alma bir işgal toprağı olduğu bilincini yerleştirmeye çalıştılar. Böylece toprağa bağlılığımızı yumuşattılar.

Özgürlüğümüzün temsili bayrağımızı, birliğimizin teminatı devletimizi sorgulatıp, bağlılığımızı kırmaya çalıştılar. Kendileri 72,5 milleti birbirine ulayıp bir millet bilinci oluşturmaya çalışırken, binlerce yıldır huzur ve barış içinde yaşayan bu milleti 72,5 parçaya bölmek için akla hayale gelmedik ayrılık ve fitne tohumları attılar. Yani bunların hedefi, yüzyıllarca dünyada hakkı, adaleti, dürüstlüğü, paylaşımı, huzuru temsil etmiş, dünya barışının teminatı olmuş bu necip milleti tarihe gömmektir. Bu saldırıda onlar yalnız da değildir. Her savaşın bir saldıran askeri unsurları vardır, bir de içeride infial çıkartan ajanları. 1839 dan beri derunumuza monte ettikleri nice ajan modülleri var ki. açgözlülüğü sebebiyle açığa çıkan en sonuncu modül fetö. ya, hala görevi başında altımızı oymaya,milli kimliğimizi kemirmeye çalışan diğerleri...

KARDEŞLERİM. KENDİMİZE GELELİM. Bizim bu topraklardan başka gidecek yerimiz yurdumuz yok. Taa Kırgızistan'daki devlet başkanı bile anayurdumuz diyorsa Türkiyeyi ve Anadoluyu. gerisini siz varın düşünün. Kabe imamı, Kabe'nin önünde ağlayarak Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü için dua edebiliyorsa varın gerisini siz düşünün. Tüm dünya Müslümanlarının umudu Türkiye'nin ayağa kalkmasıdır. Tüm dünya mazlum milletlerinin umudu Türkiye'nin yeniden dünya hakimiyetini eline almasıdır. Bizim tarihteki rolümüz herkesçe çok iyi bilinmektedir. Onun için tüm sömürgeci batılı devletlerin alayı birden üstümüze çullanmaktadırlar. Bizi herkes biliyor da biz niye yeterince bilemiyoruz.

BU YENİ DÜNYA SAVAŞI BİZİM VARLIK YA DA YOKLUK SAVAŞIMIZ GİBİDİR. Cihan harbinde kolu kanadı kırılan milletimiz, bu sefer aynı akıbete düçar olmamalıdır. Kazanmak, her zaman bilek gücüyle olmuyor. Akıl gücü ile her bilek kıvrılabilir. Biz, en çok aklımızı kullanmak zorundayız. Savaşı, onların istediği zeminde yapmak zorunda değiliz. Savaşa tedariksiz girmek zorunda değiliz.

UNUTMAYALIM Kİ, SAVAŞLAR CEPHEDE KAZANILDIĞI SANILIR AMA ASLINDA CEPHE SAVAŞLARINDAN ÇOK ÖNCELERDE KAZANILIR, SADECE CEPHE SAVAŞIYLA SONUÇ İLAN EDİLİR. Asıl zafer ilim ve fende elde edilen savaştır. Biz ilim ve fende yapılan savaşı kazanmadan cephe harbine asla girmemeliyiz. İleri teknoloji üretebilir noktaya gelmeden, elden alacağımız malzemelere güvenerek cephe harbine girmemeliyiz.

İlim ve fendeki savaş EĞİTİM ALANINDAKİ savaştır. mutlaka eğitim ve öğretim sistemimizi millileştirmeliyiz, üretkenleştirmeliyiz, hantallıktan kurtarmalıyız. Ülke genelinde lüks ve israfı kesinlikle önlemeliyiz.

Ve BİZ BU SAVAŞI KAZANMALIYIZ. KAZANMAK ZORUNDAYIZ. ALLAH BU MİLLETE BİR DAHA YENİ BİR İSTİKLAL MARŞI YAZDIRTMAK ZORUNDA BIRAKMASIN.

AMİN.

Ahmet KARAKAŞLI

Tüm Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı