Hergün şehit haberleri ile sarsıldığımız, müslüman caoğrafyasının kan ağladığı, emperyal siyonistlerin ümmeti bölük pörçük ettiği, mezhep savaşına doğru sürüklendiğimiz şu günlerde sizlere edebiyattan, şairden ve şiirden bahsetmek gerçekten çok zor. İnsan yaşamının hiçe sayıldığı, müslümanın müslümanı acımadan katlettiği, ümmet olma şuurunu yitirdiğimiz şu günlerde şairi ve şiiri konuşmak çok zor. Ancak bu yazımda sizlere yekpare ümmet olma bilincini taşıyan son asrın önemli isimlerinden ve onların düşüncelerinden bahsetmeye çalışacağım.

Son asırda müslümanların içine düştüğü bu kabul edilmeyecek durumdan rahatsız olan ve ümmetin bir araya gelmesi gerektiğini birçok kişi geli geçti. Sanatlarıyla, edebiyatlarıyla, fikir ve siyasetleriyle İslamı tekrar layık olduğu saadetli günlere kavuşturmak için hep aksiyonun içinde oldular. Hor görüldüler, ‘Sen delisin, hayalperest adam, pis yobaz’ diye aşağılandılar.

Önleri kapatılmaya çalışıldı, yollarına taşlar atıldı. Onlar sanki mübarek sahabe efendilerimizin terbiyeleri ile terbiye edilmişcesine ALLAH yolundan bir an olsun ayrılmadılar. Ülkemizde ve İslam coğrafyasının dört bir yanında ümmeti uyanışa çağırdılar. Kuşkusuz ülkemizde edebiyatıyla bu kişilerin başında Necip Fazıl Kısakürek gelmekteydi. Üstad Necip Fazıl Abdulhakim Arvasi hazretleri ile tanıştıkdan sonra İslamın özünü damarlarına kadar benimseyerek, İslamı ALLAH’ın kendisine lütfettiği edebiyat yeteneği ile anlamaya ve anlatmaya çalıştı. Üstad sadece edebi yazılar ele alarak köşesine çeklilenlerin aksine her daim aksiyonun içinde oldu. Büyük Doğu hareketini kurarak müslümanları bir araya getirmeyi, ümmet olma bilincini aktarmayı arzu etti. Onun en büyük hayali dava ahlakını bilen, davası ile yanıp tutuşan bir gençlikti. Böyle bir gençlik oluşturmak için çok çalıştı. İslamı idrakı ile geri kalan hayatında insan yetiştirmeyi kendisine şiyar edinmiştir.

Bu isimlerden birisi de İslam felsefesini ve ruhunu anlamaya ve anlatmaya çalışan Nurettin Topçudur.

Son asrın en önemli filozofu olan Topçu ümmet olma bilincini gelecek nesille aktarma arzusundadır. Cemil Meriç, Sezai Karakoç ve Cahit Zarifoğlu gibi isimler bu dönemin ümmet şuurunu taşıyan önemli isimleri olmuştur. Bu son asırda İslam coğrafyasının dört bir yanında ümmetin sorunlarını gören ve bu sorunlara nihai bir çözüm arayan mücahid ruhlu kişilerin sesleri yükselmeye başladı. Mısırda Hasan el-benna ve Seyyid Kutub gibi büyük fikir adam ve mutasavvıfları Tavhid ile ümmetin kurtuluşunu müjdeliyorlardı. Bu büyük zaatlar mısırda olduğu gibi tüm dünyaya yeniden dirilişin tohumlarını saçtılar. Onların devamı olan İhvan-ı Müslimin harekatı küffara karşı mücadeleleri devam ediyor Elhamdullillah.

‘En günahkar müslüman bana kafirden yakındır’ diyen Pakistanın Mehmet Akif’i Muhammed İkbal. Muhammed İkbal tıpkı diğer son asrın İslami fikir adamları gibi ümmetin kurtuluşunu batının sahte gülümsemesine aldanıp umut bağlmayı değil, müminlerin bir araya gelmesine bağlamıştır. Bu kişiler arasında biri var ki Amerikada yani küffarın başkentinde İslamı sonradan tanıyor ve iman ediyor. Bu kişi ‘ tüm uyuyanları uyandırmaya tek bir uyanık yeter’ sözlerinin sahibi olan Malcolm X’dir. Malcolm Amerikada doğduğundan beri ırkçı zihniyetin içerisinde büyümüş, hayatı İslamı sonradan tanıyıp iman etmesi ile tamamen değişmiş, Tevhidi tüm dünyaya haykıran bir aksiyon adamıydı.

Diğer yandan bu dönemde Avrupa topraklarında İslam düşmanları ile mücadele eden bosnanın kurucusu Evladı-Fatihan Aliya İzzetbegoviçi görmekteyiz. Ümmetin başsızlığının, ümmet olma bilicinin olmamasının ortaya çıkardığı sorunları belkide en çok yaşayan kişiydi. O ümmet olmanın önemini ‘Kabile ve ulusun dar sınırlarından kurtulmak için kendinizi müslüman olarak görmeye başlayın’ sözleri ile ortaya koymuştur. ‘ALLAH’ım ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum’ sözleri ile tanınan Filistin kurtuluş örgütü hamasın kurucularından ılan Şeyh Ahmed Yasin de ümmetin kurtuluşunu harekette birlik olduğuu düşünüyor, bunun için mücadele ediyordu.

Ve bu son asrın ümmet olma bilincini en iyi taşıyan fikir adamları arasında kuşkusuz ki akıla Türkiyenin hocası Prof. Dr. Necmeddin Erbakan geliyor. Hoca hayatı boyunca ümmetin ve milletimizin tek bir kurtuluş yolu olduğunu biliyordu. Liderliğini yaptığı Milli Görüş hareketi ile yıllarca ümmet olmak için enerjisinin son damlasına kadar cihad eden ileri görüşlü muhterem bir zaat idi. Vefatına yakın partisinin başına geçtiğinde herkes çok şaşırmıştı çünkü hoca artık çok yaşlıydı ve ayağa kalkacak enerjisi dahi yoktu. O, tüm bu şaşkınlığa ‘toprak kayıyor’ sözleri ile cevap verecekti.

Hoca vefatına yakın suriyedeki iç savaşa işaret ederek ümmeti birlik olmaları adına uyarıyordu. Hoca ‘ Namaz dinin direği ise cihad imanın zirvesidir’ sözleri ile ümmeti fikirde olduğu gibi harekette de birlikte olmaya davet ediyordu. Yaşadığımız bu zor günlerden kurtulmak istiyorsak, hakkı üstün tutup hak yolunda olan salihlerle birlikte olmalıyız. Ve şunu hiçbir zaman unutmamalıyız ki İslamsız saadet olmaz…

ALLAH herbirine gani gani rahmet eylesin…

ALLAH hepimizi mümini salihlerden eylesin…

ALLAH bize ümmet olma şuurunu nasip eylesin…

Çağrı DAŞ