Kürt dosyası oldukça kabarık ve karmaşık bir hal almıştır. Bu mesele; dünya, dünyanın emperyal güçleri, hesapları, niyetleri, politikalarını bilmeyi gerekli kılmaktadır. Türkiye’nin şuanda bu konuyu tek başına çözmesi pekte mümkün görünmüyor. Bu konu uluslar arası bir boyut kazanmış; Avrupa birliği, Amerika ve Birleşmiş Milletler de dâhil olmuştur. Geldiğimiz “çözüm süreci” tehlikeli bir hal almış, o bölgelerdeki gerçekler halktan ve milletten saklanır duruma getirilmiştir.Çözüm süreci terörist grubun bölgede rahat hareket etmesini sağlamıştır.Yeni açıklanacak sözde demokratikleşme paketine fazla bir beklenti havası pompalanmıştır.Ana dilde eğitim verilmesi ,af çıkarılması,terörist başına ev hapsi beklentisi oldukça yüksektir.Devlet otoritesi azalmış ve bu boşluğu siyasi ve bölücü kürt gruplar doldurmuştur.Yeni karakol yaptırılmamaktadır,şantiyeler,dozerler ve askeri cemseler yakılmaktadır.Yöre halkına şu mesaj verilmek isteniyor,biz ne yapsak yanımıza kardır,bu hükümet hiç bir şey yapamaz çünkü zehir dahi içmeyi kabul etmişlerdir.
Güneydoğu halkı ne yapacağını şaşırmış, terör örgütünün baskısı günden güne artmış, devletin güvenirliği de o derecede azalmıştır. O bölgeden sızan haberlere göre bazı illerde “özerklik” ilan edilmiş ve fiili olarak uygulanır hale gelmiş olduğu istihbaratı vardır.

       Terör örgütü el altından; mahalle mahalle, ev ev, mezra mezra gezerek halkı ayaklanmaya hazırlamaktadır. İmralı ile yapılan görüşmeler onların elinde bir koz olmuş, devletin güçleri ise kanunsuz olayları gördükleri halde ses çıkaramaz bir hale gelerek, Üç maymun tiyatrosunu oynamaktadırlar. Bölgede bulunan teröristler ne çekilmişler ne de silahlarını bırakmışlardır. Dağa çıkış ve terör örgütüne katılış serbest hale gelmiş ve günden güne arttığı gözlenmiştir. En tehlikeli olan halk arasında aidiyet duygusallığı artmış bir kimlik halini almaya başlamıştır. Türkiye günden güne karanlık günlere Allah korusun bir iç savaş tehlikesiyle karşı karşıya gelmektedir.

      Terör örgütünün elinde bulunan belediyeler, devlet kurumları ve bazı şirketler tabelalarını, sokaklarını, yazışmalarını ve konuşmalarını Türkçe dışında yapmaktadırlar. Buralarda birlik ve beraberlik bozulmuş dil ve vatandaşlık bağı kopmak üzeredir. Devlet burada olaylara müdahalede yetersiz kalmakta sorunları çözemez halde bulunmaktadır. Bu bölgede birçok ilimizde ırka dayalı, şiddet ve korkutmayla beslenen siyasi bir yapılanma artmaktadır. Irkçılık ve Faşizm ayyuka çıkmakta beyanatlarla şişirilmektedir.
ÇÖZÜM SÜRECİ BAŞARILI OLABİLİR Mİ?
        Çözüm süreci şu şekilde başarılı olabilir: Emperyal güçlerin hesapları ve niyetleri dikkate alınarak, İMRALI’NIN istekleri harfiyen yerine getirilerek, terör örgütünün siyasi çalışmalarını yapan partinin ve Kandilde bulunan bu örgütün yöneticilerinin istekleri, politikaları istikametinde devletin yapılandırılması, kanunların çıkarılması ve anayasa değişikliği ile mümkün olabilir. Ancak bütün bu istek ve niyetler yerine getirilirse Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter yapısı parçalanır ve Türk milletinden zorla, sezeryanla yeni bir ırka dayalı millet doğurtulabilir. Buda bizim için tam bir felaket olur, intihar olur.

       Eğer bu konuya biz doğu meselesi, geri kalmışlık meselesi dersek ve İslam medeniyetinin yeniden ihyasını, yeniden dirilişini bu bölge insanlarıyla samimi, dürüst anlatır ve paylaşırsak bu mesele kökünden çözülebilir. Çünkü bu bölgede batı medeniyeti mensupları ve emperyal güçler sürekli İslam dininde yasak olan ırkçılığı körüklemekteler kavmiyet duygusunu duygusal hale getirerek bir millet ve milliyet meselesi olarak bu yöre insanlarına kabul ettirmeye çalışmaktadırlar. Bu meseleyi çözmek mümkündür ve çözülmelidir.

      Türkiye’nin maddi ve manevi enerjisi ve birikimleri bu yolda boş yere heba edilmemelidir. Bunun vebali ağırdır. Kimse bunun altından kalkamaz. Bu sorun ötelenmemeli ortak akıl, istişare yapılarak çözülmelidir. Türkiye’nin güçlü, üniter ve milli devlet olarak yoluna devam etmesi dünya barışına bir hizmettir ve gereklidir. Etnik kökeni ne olursa olsun herkes Türkiye Cumhuriyetinin eşit vatandaşlarıdır. Herkes bu birliği gözbebekleri gibi korumalıdır. Hiç kimse emperyal güçlerin, yabancıların ve misyonerlerin içi boş vaatlerine inanmamalı ve kanmamalıdır. Çalışma ve gayret bizden hidayet ve zafer Allah’tandır.