SALA İLE İNFORMAL EĞİTİM

Allahuekber Allahuekber

Allahuekber Allahuekber

Eşhedüenlailaheillallah

Eşhedüenlailaheillallah

Eşhedüennemuhammeden Rasulullah

Eşhedüennemuhammeden Rasulullah

Hayye ales selah Hayye ales selah

Hayye alel felah Hayye alel felah

Allahuekber Allahuekber

Lailaheillallah

Essalatu vesselamu aleyk  Ya seyyidene Ya Resulallah

Essalatu vesselamu aleyk  Ya seyyidene Ya Habiballah

Essalatu vesselamu aleyk Ya seyyidene Ya Hatemel enbiya

 

Erzurum’a yolu düşenler mutlaka aynı şaşkınlığı yaşamaktadırlar. Akşam namazı dışındaki tüm vakitlerde ezanın peşine sala (salavat getirildiğinde) okunduğunda. Bununla ilgili internette arama yaptığımızda farklı açıklamalarla karşılaşıyoruz. Biz de Erzurum’da konuyu sokağa inerek araştırma gayretinde olduk. Her kesimden insanımızla konuşup detaylı ve doğru bilgiye ulaşmaya çalıştık.

Halk ile görüşüp bunun sebeplerini ve ezan peşine sala dinleyip, salavat getirince neler hissettiklerini sorduğumuzda, çoğunlukla şu cevaplarla karşılaşıyoruz;

Erzurum’un Mekke ile aynı meridyende bulunduğu için ezanın bu şekilde salavat ile bitirildiği

Peygamber Efendimize saygı olsun diye böyle okunduğu

Çok eskilerde bir valinin, Peygamberimize saygısından merkezde bir camide, kendisinin okuduğu ezanlardan sonra salavat getirdiği ve onun ölümünden sonra bunun gelenek olarak tüm camilerde hayata geçirildiği

Ezan vaktinin gireceği bir sonraki bölgeler ile aynı anda namaza durabilmek için ezanın sonuna sala eklendiği ise öyle bir okumanın olduğunu fark etmediklerini, ezanın, namaz vakti o şekilde okunduğunu düşündüklerini

            Genel olarak hissettikleri duygular ise neredeyse hepsinde ortak payda olarak; ezanını dinleyip arkasından da salavat getirince huzur duydukları, Peygamber Efendimizi hatırladıkları,  iyi ve güzele ait düşüncelerinin o anlarda hat safhalara ulaştığı, içlerinde anlamlandıramadıkları bir sevinç hissinin meydana geldiği, kötülüğe dair bir meyillerinin varsa bile birden ortadan katlığı, toplumsal yaşama dair güzel umutlar besleyebildikleri…

Neden bu şekilde okunuyor?

Erzurum’un merkezinde, uzun yıllardır süregelen, bir gelenek halini almış, ezanın sonuna sala eklenerek okunması uygulamasının ne zaman ve ne gerekçe ile başladığına dair kesin bilgi bulunmamaktadır. Bundan 8 asır öncesine de tarih verip başlatanlar vardır, daha eskiyle bağdaşlaştıranlar da. Burada bizler, uygulamanın başlangıç zamanı ile ilgili netlik olmadığından o konuda bir tartışmaya girmeksizin, hali hazırda yaşamda yer bulan, gelenek halini almış bu uygulamanın toplum üzerindeki uzlaştırıcı etkisine değineceğiz.

Araştırmamızda da sizler için Erzurum’da, Erzurum halkına sorduğumuz soruyu, ilgililerine de yönelttik. Şehrin önde gelen dini kuruluş yöneticilerine ve kanaat önderlerine sorduk; “ Erzurum’da ezanlardan sonra neden sala okunuyor ve bunun ictimai yaşama katkısı - etkisi var mıdır, varsa nelerdir?”

 

Muhittin Hamdi Yıldırım, Din Görevlileri Birliği Derneği Genel Başkanı ( DİN-BİR-DER), Ankara

 

Sala genellikle cenazeler dolayısıyla vakit gözetmeksizin haber vermek için okunup, sonunda da vefat eden kişinin ismi zikredilir. Cuma günleri Cuma Namazı’nı haber vermek için sala okunur. Bazı bölgelerimizde Perşembe akşamları da cumayı hatırlatmak maksadıyla okunur. Ülkemizin bazı yerlerinde ise ezanın arkasına okunduğu da olur. Ancak sadece Erzurum’da her gün dört vakitte ezanın peşine okunmaktadır. Bizler Medine-i Münevvere’de tahsil görürken Erzurum Olur’lu hocamız, Hattat Mustafa Efendi Erzurum’daki bu gelenekten bahsederdi.

 Sıddık Polat, Emekli Arapça Öğretmeni, Hatip, Erzurum

Ezanın bu şekilde sala okunarak tamamlanması uygulaması Erzurum’a mahsus bir uygulamadır. Çok eski zamanlardan bu yana var olan bir uygulama olarak Erzurum halkınca benimsenmiştir. Bu şekilde farklı olması Peygamber Efendimize saygı olarak tanımlanmaktadır. Erzurum’da eğer ki ezanı sala eklemeden okursanız, halk ezanı sanki okunmamış ya da eksik okunmuş gibi adleder. O denli yer etmiştir benliklerinde. Sadatın adeti ( büyüklerin adeti) adetin en büyüğüdür…

Ezan sonuna sala eklenerek, zaten var olan Peygamber Efendimize olan sevgi ve muhabbetlerini yinelemiş oluyorlar. Aynı zamanda hatırasına saygı olarak da yad edilmektedir.

İnsanımız, ezanı dinlerken zaten bir huşu içinde oluyor. Peşine salavat getirerek de bilerek ya da bilmeyerek salatu selam tesiri altında kalıyor. Peygamberimize saygısı yenileniyor, tazeleniyor. Muhabbetini de ifade ediyor. Salanın bu şekliyle ezan peşine okunmasıyla ictimai hayatta olumlu tesirler meydana geliyor. Salavat ile Peygamber Efendimize olan saygılarının aynısı etki yapmaktadır. Herkes içinden katılım sağlıyor bu salavatlara ve muazzam bir katkı oluyor. Peygamberimize olan duyarlılığımızın harekete geçmesine en büyük katkıdır.

Abdülhalim Acar, Erzurum İl Müftü Vekili, Erzurum

Erzurum’da gelenek haline gelmiş olan bu uygulamanın, İran’daki “Ali Allah’ın Velisidir” şeklinde namaza davetin bir karşılığı olarak yerleştiği kanaatindeyiz. Şiadan ayrıldığını göstermek adına, ehli sünnet olduğumuzu tasdik namına ve de Peygamber Efendimizin resullüğüne tam manası ile inandığımızı kabul ve buna şahitlik ettiğimizi açıkça beyan etmeyi amaçlayan bir uygulamadır. Peygamber Efendimize olan saygımızın da aynı zamanda bir tezahürü olarak yaşatılmaktadır.

Neden bu uygulama sadece Erzurum’da? Bunun cevabını da komşumuzla olan sınırımızdan yola çıkarak açıklamak mümkündür. Eski zamanlarda bölge valiliği bulunan, İran’a sınır ilk şehir Erzurum’dur ve ehli sünnet memlekete girildiğinin işareti olarak bu şekilde ezana salavat eklenmiştir, şeklinde yorumlayabiliriz.

Neden Akşam Ezanında salavat eklenmediğine gelecek olursak; bununla da ilgili birkaç tane bilgiyi paylaşmak isteriz. Bilindiği üzere kıyametin akşam vakti kopacağına dair durum söz konusudur, namaza çabucak durmak hedeflenmektedir. Bir başka husus ise akşam namazı vaktinin daha az zamanı olduğundan vakti geçirmemek adına sala eklenmemiştir. Bir diğer durum ise ramazanda iftarı geciktirmemek adına ecdad bu şekilde davranmıştır, bu denli hassas düşünmüştür bu hususlarda.

Abdurrahman İkinci, Evrensel Hafızlar Derneği (EHAD) Erzurum Şube Başkanı, Erzurum

Şehirlerin anası Mekke ile aynı meridyen üzerinde olduğumuzdan, aynı anda ezanlar okunuyor. Mekke’de namaz kılmaya biraz geç başlanıldığından, aynı anda Mekke ile namaza başlayabilmek için, Erzurum’da akşam vakti hariç diğer vakitlerin hepsinde salatu selam okunur. Bu şekilde hem de Peygamber Efendimize salavat sevabı kazanılmaktadır. Hem okuyan müezzinin hem de dinleyenlerin Peygamber Efendimizi hatırlamaları amaçlanır.

Doç. Dr. Hacı Murat Kumbasar, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, Erzurum

Erzurum’umuzda uzun yıllardır yaşatılan ve gelenek halini almış olan, ezandan sonra sala, Peygamber Efendimize saygı olarak okunmaktadır. Halkımızla bütünleşmiş, şehrimizin insanının hepsinin adeta aynı anda salavat getirmesine imkan sunmuş bir uygulama olarak toplumsal hayatta etkililiğini devam ettirmektedir.

Mustafa Yılmaz, Din Görevlileri Birliği Derneği (DİN-BİR-DER) Erzurum Şube Başkanı, Erzurum

Ezandan sonra bazı illerimizde sala okunmaktadır. Ancak yalnızca Erzurum’da ezana her gün, akşam namazı dışında diğer vakitlerde salatü selam eklenmektedir.  Bunu bidat-ı hasene olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Peygamber Efendimizi hatırlayıp,  O’na salatu selam okumak için güzel bir gelenek olarak varlığını sürdürmektedir.

Dr. Sinan Öge, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı, Erzurum

Son bir- iki asırdır var olduğu düşünülen bir uygulamadır. İlave bir durumdur. Zamanla sembolik bir değer olmuştur. Zararı olmayan, Kur’an-ı Kerim’e ve sünnete aykırı olmayan örfi bir yeniliktir,  yerel örfi bir durumdur. Dini bir anlam yüklememek gerekmektedir. İran’da da “Ali Allahın Velisidir” şeklinde söylenen durum söz konusudur.

Ülkemizin manevi atmosferi güzel olan şehirlerinden Erzurum’umuzun, halkının peygamber sevgisi hat safhadadır. Uykudan uyanınca bismillah deyip salavat getiren bir toplum vardır burada. Ezandan sonra okunan salalar Erzurum’da Peygamber Efendimize saygının sözlü sembolüdür.

Salanın manasından ziyade sembolik durumu da önemlidir. Yakın tarihimizde 15 Temmuzu yaşadık. Orada da gördük ki sala kitleleri uyandıran, uyaran, birleştirici manevi bir harç görevi gören önemli bir unsurdur. Bakınız, yıl dönümünde salalar yine okunmakta ve o zaman yaşanılanları hatırlatan sembol olarak herkes tarafından kabul görmektedir.

Abdullah İkinci, Şuurlu Öğretmenler Derneği ( ÖĞ-DER) Erzurum Şube Başkanı, Erzurum

Hz. Osman döneminde Müslümanların geldiği bir şehirdir Erzurum. Abdurrahman Gazi Hazretlerinin de mefdun bulunduğu ilimizde 10’dan fazla sahabe mezarı bulunmaktadır. Osmanlı döneminde serhat şehri, Kanuni döneminde imar edilip şehir haline getirilerek vali atanan bir yerdir. Alvarlı Muhammed Lütfi Efendi şiirinde “ Erzurum kilidi mülki İslamın…” diyerek Türkiye’nin İslam dünyasının manevi kilidi olduğunu, Erzurum’un da Türkiye’nin bu manada kilidi olduğunu ifade etmiştir.

İnsanlar doğduklarında kulaklarına ezan ve sala okunur. Bebeğe İslam ve Müslümanlık hatırlatılıyor. Erzurum’da ezan peşine sala okunarak, buradaki insanımıza ilk günden son güne kadar hep o ilk doğdukları gündeki şekliyle bir hatırlatma yapılmaktadır. Erzurum’un simgesi de bu anlamda saladır.

Uygulamanın başlangıç tarihi ile ilgili çok farklı söylem ve gerekçeler sıralanmaktadır. Toplumumuzun reflekslerini göz önünde tutarsak, 15 Temmuzdan 93 Harbi olarak adlandırılan 1877-1878 Osmanlı –Rus harbine uzanırsak, konuyu anlamlandırabilmek için makul bir açıklamaya kavuşmuş oluruz. Bilindiği üzere 93 Harbinde Rus ve Ermeni işgali sırasında düşman, Erzurum şehir merkezinin hemen yanındaki tabyalara kadar dayanmıştı. Bu durumda, Ayazpaşa Camii müezzini Abdullah Efendi okunan sabah ezanı arkasına sala okuyarak halkı vatanı, namuslarını korumaya davet etmiş, insanımız da tabyalara koşarak Moskof işgaline karşı çıkmışlardır. Bundan sonra da ezandan sonra sala okunması gelenek olarak yaşatılmıştır.

İnformal eğitim açısından, çok muazzam bir uygulama olarak varlığını sürdürmektedir. Sala, okullarımızda yavrularımıza kazandırmak istediğimiz milli manevi değerlerin bilinçaltına yerleştirilmesinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Manevi bir eğitimdir. Yukarıda 93 Harbine değindik ve sala ile ilişkilendirdik. Dikkat ederseniz sala ile bilinçaltına bağımsızlık duygusu da yerleştiriliyor. Eğer ki, bizler evlatlarımıza dinlediği her salada o günleri ve benzeri durumları hatırlatabilecek imkanı, bilgiyi önceden verebilirsek zaten çok şeyi başarmışız demektir. Çünkü bilgi ile adet birleşirse ortaya eğitim ve şuur çıkar.

 

Hikmet Dalmış, Emekli İlahiyatçı, Kur’an Kursu Hocası, Hatip

Ne zaman başladığı net olarak bilinmeyen bir uygulamadır. Erzurum’da gelenek haline gelmiştir. Peygamber Efendimize saygı olarak atfedilir. Hadise binaen hayata geçirilmiş, bidat-ı hasene olarak değerlendirilebilir.

Erzurum ilçelerinde olmayıp sadece merkezde var olan bir uygulamadır. İlmi ile amil çok sayıda alimimiz bu duruma şahitlik etmişlerdir ve kaldırılsın denilmemiştir. Bu hususta reddiyeleri bulunmamaktadır. Her bidat dalalettir. Her bidat cehennemliktir. Buradaki uygulama, bidatı hasenedir.  Çünkü her hangi bir sünneti ortadan kaldırmamaktadır. Ezan aynen okunmaktadır.  Sünneti terk söz konusu değildir.

            Allah’ın Resulü’nün tavsiyesi vardır fert fert salavat okunsun diye. Burada salatu selama teşvik vardır ve topluca yapılmaktadır. Ezanın peşinden söylenilen sözler Sünnete aykırı sözler değildir. Akaide aykırı bir söz de bulunmamaktadır.

            Erzurum’da asırlardır var olan bu uygulama, 12 Eylül askeri darbesinde kaldırılmaya çalışıldı. Halk bu yasağa itiraz etti ve kısa süre sonra sala okunması eski şekliyle devam etti.

            Güzel bir uygulama olduğunu düşündüğümüz ezan peşine salavat getirilmesinin, ictimai yaşama da çok olumlu etkisi olduğunu gözlemlemekteyiz. Farkında olmadan da olsa, her vesile ile Müslüman olduğunu hatırlatıyor ve insanların ümmet olma bilincini ruhunda hissetmesine fırsat sunuyor. İnsanları manevi noktada besliyor. “Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain ( tatmin) olur.” ayeti kerimesi gereğince de bize her anlamda iyi geliyor ve de Peygamberimizi de hatırlatıyor. Asr-ı saadet dönemini ve toplumsal yaşamın gerçeklerini anımsatıyor, bizleri aykırı şeylerden uzak durmamız konusunda alıkoyucu uyarıcı etki yapıyor. Kalplerimize de ferahlık veriyor. “Hep birlikte Allah’ın ipine ( Kur’an-ı Kerim’e) sımsıkı sarılın, bölünüp parçalanmayın.” deniliyor Kur’an-ı Kerim’de. Bizleri o istikamatte de birbirimize yaklaştırıyor.

            Son olarak şu örnekle anlatımımızı tamamlayacak olursak, ictimai yaşama bu uygulamanın olumlu faydalarını daha iyi açıklayabiliriz. Sala manevi bir harçtır. Birlik, beraberlik ve ümmet olma şuuru vermektedir. 15 Temmuz darbe kalkışmasını hatırlayınız. Çok farklı düşünce ve yaşayış tarzına sahip her insanımız bir duygu etrafında toplandılar… ve hatırlayınız semada yankılanan salaları…

İnformal Eğitimin Böylesi

Görüştüğümüz kişilerin hemen hepsinin ortak söylemi özetle; ezan peşine sala dinleyip salavat getirince kendilerini daha bir huzurlu hissettikleri, ezan ile namaza davet edildiklerini, sala ile de salavat getirerek,  toplumsal hayatının barış içinde sürmesi için İslami hayatın gerekliliğini, Peygamber Efendimizin örnek yaşamını anımsayarak fark edebildiklerini ifade etmektedirler.

Görüldüğü üzere ne zaman uygulamaya konulduğu ve okunma gerekçesinin tam olarak belirtilemediği ama asırlardır süregelen, tam bir gelenek olarak halen daha sosyal hayatta yer bulan, ezanın peşine sala okunması, ictimai hayatta tam bir duygu birlikteliği sağlamaktadır. Ezanı dinleyen insanımızın, ezanın hemen arkasından, ulu önderimiz Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (SAV) salavat getirmeleri, hem onları ruhen rahatlatabilmekte hem de farkına varmadan da olsa müslümanca yaşamaya dair sosyal yaşamın gereklerine uymaları konusunda uyarıcı etki yapmaktadır.