“Türkiye Hızlı Erzurum Yavaş” başlıklı yazımızda Nenehatun Milli Parkı örneğinde Erzurum’da işlerin Türkiye’nin gelişmişliği ve hızının yanında çok yavaş olduğunu ifade etmiştik. Yazımızın ardından Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan Doğayı Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Sayın Nurettin Taş beyefendi beni aradı. Hassasiyetimiz için teşekkür edip konuyla ilgili önemli bilgiler verdi. Daha sonra ŞEHİRDER yönetimi olarak Orman ve Su İşleri Bakanlığı 13.Bölge Müdürü Sayın Ahmet Akkiprik ile Nenehatun Milli Parkı’nı gezdik, yapılanları yerinde gördük, projelerin son durumu hakkında bilgi aldık. İlgileri için Sayın Nurettin Taş’a ve Sayın Akkiprik’e teşekkür ediyorum.

Nisan 2009’da Milli Park ilan edilen Topdağı’nın Milli Savunma Bakanlığı’ndan yer tahsisinin devri bir sene sürmüş. Yer tahsisinden sonra Koruma Amaçlı Planlar üzerinde çalışılmış ve 2012’de 5 yıllık plan kuruldan geçmiş. 2012’den bugüne kadar yaya ve araç yolunun elektrik aydınlatması, aynı zamanda mera alanı olan bölgenin korunması için etrafına ferforje, çevre düzenlemesi, 3’er km’lik yaya yürüyüş ve araç yolu gibi işler yapılmış. Çevre yolundan hemen Milli Park’a girişte bir Erzurum Sokağı inşa edilmiş. Eski Erzurum evlerinin mimarisiyle oluşturulmuş sokak, sosyal yaşam alanı… Sokakta restaurant, kafe, yöresel eşya sergi noktası, hediyelik eşya satış ofisi ve tuvaletler var. Buralar, işletim ihalelerinin ardından muhtemelen bahar aylarında hizmete girecek. Bir film platosunu hatırlatan Erzurum Sokağı fotoğraf meraklıları için iyi bir mekân. Gelin damat fotoğrafları bile çekilebilir burada.

Bunlardan başka 3 tabyanın röleve restorasyon projesi, Nenehatun’a anıt mezar projesi kuruldan geçmiş. Kısa bir zamanda bu projelere başlanacak. Mecidiye Tabyası Kültür Bakanlığı’na bağlı olup Harp Müzesi olarak projelendirildiği için Milli Parklar Genel Müdürlüğü buraya dokunamıyor. Ayrıca Milli parkın girişinde sağ taraftaki alana Kültür Bakanlığı’yla ortak bir Panoramik Müze yapılması planlanıyor. Doğal yapı restorasyon projesiyle arazi doğal yapısına kavuşturulacak.

Görsel açıdan gözü doyuran Erzurum Sokağı’nda kullanılan malzeme ve ayrıntılar konusunda elbette eleştirilebilecek noktalar var. Bunlara bilahare değiniriz. Erzurum Sokağı’ndan daha ziyade beni heyecanlandıran yaya yürüyüş yolları oldu. Zirvedeki Türk Bayrağı’nın gölgesinde başlayıp Aziziye Tabyalarının arkasından geçen yol, eski adlarıyla Laz Komu, Vank Deresi, Yanık Dere ve Erzurum Ovası manzaralı seyir teraslarıyla sabah yürüyüşleri için ideal bir parkur olmuş.

Yenişehir üst yol yahut Dadaşkent yolu üzerindeki yürüyüş yollarının sağlık açısından ne kadar ideal olduğu tartışılır. Yoğun trafiğin olduğu yolların kenarında yürümek ciğerlerinize bolca egzoz dumanı çekmek demek... Trafik uğultusu, şehrin şamatası cabası. Yıllardır Palandöken’e, meselâ Eyer Dağı’na yapılmasını beklediğim tabiatın sükûneti içinde kuş ve keklik sesleri arasında ruhumuzu da dinlendirebileceğimiz yürüyüş yollarına Topdağı’nda rastlamak bizi ziyadesiyle memnun etti.

Öyle ki, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Şehir ve Kültür Araştırmaları Derneği (ŞEHİRDER)olarak, Erzurum Kent Konseyi’nden kıymetli dostların da katıldığı “15 Temmuz Şehitlerini Anma ve Cumhuriyet” temalı yürüyüşümüzü Nenehatun Milli Parkı’nda bu yollarda gerçekleştirdik. Tabiatın ve tarihin koynundaki bu yürüyüş yollarını mutlaka keşfetmelisiniz.

Bölge Müdürümüz Sayın Ahmet Akkiprik’in yapılacak işleri sayarken Nenehatun’a ziyadesiyle yoğunlaştıklarını fark ettim. Hâlbuki Nenehatun 9 Kasım 1877’de tabyalara yürüyen Erzurum ahalisinden sadece biri. 93 harbi’ni görenler arasında en uzun yaşayanlardan biri. Yani sembol isim. Tamam, milli parkın adı Nenehatun; ama Aziziye Destanı’nın baş kahramanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın ve Albay Bahri’nin adı layıkınca öne çıkarılmalıdır. Hatta muhtemel bir Rus baskınına karşı 7 Kasım’da kadın, yaşlı, çocuktan oluşan halkı bir milis kuvvet olarak örgütleyen Arapzâde Ali… Ya sıcağı sıcağına o günleri anlatan Tümgeneral Vehbi Kocagüney’in kitabında bahsettiği Kara Fatma (Milli Mücadeledeki Kara Fatma Seher Hanım değil)… Diğer kahramanlar… Name Kadın, Hamal Yaşar, Şerife Hatun, Deli Ömer, Kartol Piro (Firuze) ve daha niceleri… Hiçbiri Nenehatun’dan geri değil…

Nenehatun Milli Park’ta affedilmeyecek en büyük eksiklik II. Abdülhamit’in 8 Kasım 1877’de Erzurum Ahalisi’ne hitaben bizzat kaleme aldığı fermana projelerin hiçbirinde yer verilmemesi. Böyle bir eksiklik, ancak gaflet olur, kabul edilemez. Aziziye Destanı’nda bir ahalinin bir orduya karşı direnişini anlatacağız ve padişahın o ahaliye hitaben fermanı unutacağız. Bu ferman ki hem de 9 Kasım Rus baskınından saatler öncesinden irad edilen hatt-ı hümayun olduğu halde. Hatta bir padişahın ahaliye hitaben bizzat kaleme alması hasebiyle Osmanlı tarihinde bilinen iki fermandan biri olduğu halde... (Diğeri Fatih’in Boşnaklara hitaben yazdığı fermandır.)

1-Abdülhamit’in Erzurum ahalisine yazdığı ferman Nenehatun Milli Park’ın en güzel yerine koca bir anıt olarak dikilmelidir. Hatta şehrin giriş çıkış kavşaklarına diş macunu gibi objeler yerine bu ferman kondurulmalıdır.

Milli park’ta yaptığımız incelemelerden sonra anladık ki, Abdülhamit’in Fermanı’nı ortaya çıkarıp Topdağı’nın sosyal tarihini kaleme alan ŞEHİRDER’in; “Zafer ve İnanç Yolu Projesi” ile tüm tabyaları gün yüzüne çıkaran ATAK Başkanı Çetin Bayram’ın, tabyalar üzerine kulaktan dolma bilgilerin ötesinde ciddi araştırmaları olan ETÜ Tarih Bölüm Başkanı Prof.Dr. Murat Küçükuğurlu’nun ve Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Selahattin Tozlu’nun Nenehatun Milli Parkı’n danışma heyetinde bulunması elzemdir. Aksi halde muhtemel eksik ve yanlışların önüne kim geçecek?