MENFAAT DÜNYASI MI, ALLAH RIZASI MI?
 
      Öyle bir toplumda yaşar olduk ki herşey menfaat üzerine şekilleniyor. Selam verirken bile menfaati düşünür hale gelindi. Tanışırken bile acaba bundan ne menfaatim olur. Yarın bir işime yarar mı endişesi var toplumuzda.
 
      Bunun yanında dünyevi menfaatleri gözönünde tutan kişilerde arttığı gibi kurum ve kuruluşlarda hızla artmaya başladı. Etrafına topladığı menfaatçilerin ellerinde hızla büyüyen yapılar da hızla çoğalıyor. Herşeyi görüntü ve reklam olan bu kişi, ve kuruluşların temel gayesi menfaattir.
 
     Müslümanların iktidarının nimetlerini paylaşmak,makam ve mevkilerini hızla doldurmak için birlikteliklerde hızla artıyor. Düne kadar islami bir çalışması görülmeyen birçok menfaatçinin nasılda İslami bir mücahit pozları verdiğini, camilerde tekkelerde nasıl görüntüler verdiğini devletlünün yanında nasıl selfiler çektiğini sürekli görüyoruz.
 
      Bu tipler ağzından "başkanım" lafını hiç bırakmazlar. Sadece “Almak” fiilini severler.  Tribünlere oynayan bu tipler kıvrak ve oynak tiplerdir.  Sürekli kıravatlı ve takım elibesilidirler. Hiçbir kültürü, bilgisi ve okumuşlukları da yoktur. Bir toplantı olduğunda en önde en yetkilinin sağında ve solunda poz verirler. Çok konuşurlar. Ne iş verirseniz anında yaparlar. Mesaileri yoktur. Ama bunlar kolay gün insanıdırlar. Zorluk, yokluk ve zayıflık sezdiklerinde anında kaybolurlar. Çünkü bunlar güçten ve güçlünün yanındadırlar.

      Gerekirse çıkarlarına uygun ve hedefe götürecek şekilde her türlü yalanı, iftirayı, rezilliği  göze alırlar….

      Güçlü olana her zaman gammazlık yaparlar. Kendilerinin güçlünün yanın da yer alabilmeleri, yapmış oldukları gammazlığın derecesine göre değişken olacağını iyi bilirler. Gammazlığı bundan dolayı olsa gerek, kendilerine bir meslek haline getirirler…

      En yakınlarını, menfaati uğruna gözünü kırpmadan satabilir, yarı yolda bırakabilir özelliğine sahiptirler….

      Menfaatçi insanlar, menfaat sağlayacağı insanları iyi bilirler… Menfaati olacağını bildiği kişilerin, doğum günlerini ve  özel günlerini ise hiç kaçırmazlar.

      Güçlünün yanında yer alırken de her zaman gözetim yapmayı da ihmal etmezler, güç kimin eline geçeceğini her zaman hesap etmek zorunda hissederler kendilerini….
     Her zaman bir beklenti içindedirler ki, gücün başkasının eline geçeceğini anladıkları anda, saf değiştirmekte bir an olsun tereddüt etmezler…
 
Bazı menfaatçiler, ben kendimden çok başkalarını da düşünüyorum, ya da içlerinden bazıları O’nu, Bu’nu ve Şu’nu da, düşünüyorum ve bunlar benden ve ben bunlardanım da diye bilirler… Siz yine de böyle diyenlere de inanmayın derim… Neden mi? Çünkü; yine bu malum şahıslar Onları,  Bunları, Şunları düşünürlerken bile, yine dolaylı yoldan kendilerinin menfaatlerinin neler olacağı düşüncesi içindedirler de ondan….
 
    Bu tipler hiç tükenmedi, bundan sonra da tükenmez. Bu yapılar dünde vardı bugünde, yarında olacak. Önemli olan bu tipleri iyi tanıyıp öne çıkarmamak bu yapıları büyütmemek. Aksi takdirde bu tipler ve yapılar yarın daha büyük tehlike arz edebilir.
 
MENFAAT BİRLİKTELİKLERİ GEÇİCİDİR
 
     Menfaat esasına dayalı oluşacak birlikteliklerin ömrü çok kısa oluyor. Öylesi bir birlikteliğin tarafları arasında sadakat ve sebatlık beklenmez. Menfaatin gerçekleşmediği veya başka bir yerde daha çok menfaatin olduğunu gördüklerinde, o birliktelikten hemen ayrılabilirler. Nitekim sadece bu bağ ile başlayıp da uzun süren, bugün devam eden hiçbir birliktelik mevcut değildir.
 
     Zira bu kapitalist toplumlarda her şey menfaate göre ölçülür ve belirlenir durumdadır. Onun için insanlar arasında hakiki anlamda sevgi, saygı, merhamet, şefkat adeta yok gibidir. Hatta yoktur. Fakat onlarda hep yapmacık sevgi, saygı, merhamet ve şefkat görünümleri vardır. Bu görüntüler de menfaate ulaşmak için bir vasıta olarak kullanılmaktadır.
 
DÜNYAYI DEĞİL, AHİRETİ TERCİH EDENLER KALICIDIR
 
     Eğer Müslüman hakiki maslahatın, menfaatin ahirette olduğuna inanır ve ona göre tavır alırsa, Allah Subhânehu Ve Teala dünyayı onun ayakları altına serer. Aksi olursa insan dünyada en sefil ve zelil konuma düşer. Allahu Teala insan için asıl menfaatin ahirette olduğunu şöyle açıkladı:
 
الله يبسط الرزق لمن يشاء ويقدر وفرحوا بالحياة الدنيا وما الحياة الدنيا في الآخرة إلا متاع “Allah dilediğine rızkını bollaştırır da daraltır da. Onlar dünya hayatı ile şımardılar. Oysa ahiretin yanında dünya hayatı ancak bir geçimlikten ibarettir.” (Rad 26)
 
     Halbuki basiret sahibi, menfaatçiliğin göz ve gönüllerini köreltmediği insanlar daha uzak ufuklara bakarlar, ulvi gayeler uğrunda yücelirler, menfaatçilik batağında boğulmazlar. Onlar ulvi gaye olan Allah Subhânehu Ve Teala’nın cennetini, rızasını kazanmayı hesap ederler ve bu uğurda gerekirse mallarını, canlarını, her şeylerini verebilirler ve Allah’a ulaşmanın umudu gururu içinde mutlu olurlar. Onlar büyük kurtuluşa ererler.
 
Allahu Teala(cc) onlar hakkında şöyle buyuruyor:
 
ومن الناس من يشري نفسه ابتغاء مرضاة الله والله رءوف بالعباد “İnsanlardan öyleleri vardır ki; Allah’ın rızasını almak için kendisini satar. Allah’ta kullarına şefkatlidir.” (Bakara 20)
 
Her şeye ve şarta rağmen sırf Allah rızası için çalışan dünya menfaatlerini gözü görmeyen kişi ve kuruluşların varlığı azda olsa gördükçe geleceğe ait umutlarımız bitmiyor.
 
Selam olsun hak rızası için koşturanlara..

 Yazımı milli yazarımız ve büyük Şair merhum Mehmet Akif Ersoy’un bir sözü ile de noktalamak istiyorum..

       ‘’Aldanma insanların samimiyetine, menfaatleri için gelirler vecde,

         Vaad etmeseydi Allah cenneti, O ' na bile etmezlerdi secde"