Evet, dünya nereye gidiyor? Türkiye nereye gidiyor? Ait olduğumuz medeniyetin yani İslam Barış Medeniyetini geleceğimize yani çocuklarımıza nasıl öğretmemiz gerekiyor? İçinde bulunduğumuz şartlara bakarsak, yapacağımız işin çok zor olduğunu anlıyoruz, ama yine de çıkış yolu bulmalıyız. O zaman ilk önce bizler hepimiz nasıl bir gelecek hayal ediyoruz bunun kararını vermeliyiz. Bunun içinde çocuklarımıza anaokulunda ne öğretmeli, ilkokullarda neler öğretilmeli, liselerde hangi alanlara yönlendirilmeli ve üniversitelerde neler yapmalılar? Bu konularla ilgili millet olarak tarihimizden gelen çok birikimlerimiz ve kaynaklarımız olduğunu düşünüyorum.
Çocuk eğitimi, anne eğitimi ve aile eğitimi üçlüsü her dönemde çok önemli olmuştur. Bunlara öğretmen eğitimi programları, dünyayı ve eğitimi algılama programları ilave edilmelidir. Eğitimin her kademesinde, çocuklarımıza ve gençlerimize tarihi değerlerimizle ilgili eğitimler verilmeli, bazı alanlarla ilgili güzel tiplemeler yani model insanlar gösterilmelidir. Bunlarla ilgili diziler, filmler yapılmalı ve bu gençlere izletilmesi devlet eliyle yapılmalıdır. Aile eğitimine ve çocuk eğitimine en üst seviyede eğitim verilmelidir. Ve eğitimin yine her seviyesinde bir medeniyet aktarımı ve yeniden dirilişi bilgisi verilmelidir. Tüm sorunların çözümünün İslam barış medeniyetinde var olduğu vurgusu yapılmalı ve geleceğin ancak bu medeniyet ile kurulabileceği vurgusu yapılmalıdır. Eğitim daima medeniyetle ilişkilendirilmeli, ahlakımızı, terbiyemizi, hayata bakışımızı ve öğreneceğimiz değerleri bu medeniyet içerisinde olduğunu ve bunlara yönlenmemiz gerektiğini her kademede ısrarla belirtmeliyiz. Eğitim sürekli olmalı, eğitim sistemi sık sık değiştirilmemelidir. Güncellemeler yapılabilir ama eğitimin asıl veri ve tabanlarından uzaklaşılmamalıdır. Bizim kültür ve inancımıza göre “ beşikten mezara kadar eğitim vardır”. Eğitim ülkemizin ve milletimizin geleceğe yaptığı en büyük yatırım ve servet olarak görülmelidir. Devlet bütçeden en büyük payı eğitime ayırmalıdır. Eğitimin geri dönüşümü uzun zaman alan bir olgudur.Hiç bir masraftan kaçınılmamalıdır.
DİJİTAL EĞİTİM
Türkiye dijital bir eğitim alanına geçiyor. Günümüzde eğitim teknolojileri hızla gelişiyor ve değişiyor. Türkiye de bu değişime ayak uydurmak ve geçmek istiyor. Ancak bu geçişte çok dikkatli olmalıyız. Asıl verici olan öğretmenleri ihmal etmemeliyiz. Aksi takdirde hem öğrencilerimiz hem de geleceğimiz bu dijital malzemelerin altında kalabilir. Devlet ve bakanlık olarak bu dijital alana geçiş konusu başta ailelere, öğrencilere, okul yöneticilerine ve halka anlaşılır bir dilde izah edilmeli ve gerekçeleri söylenmelidir. Bu konuda öğretmenlerde ihmal edilmemeli dijital malzemeleri kullanmaları öğretilmelidir. Ancak her şeye rağmen, Hz. Peygamberin buyurduğu gibi “ilim âlimlerin dudaklarından öğrenilir” hadisi şerifi daima dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan nitelikli ve kimlikli bir eğitim yapılmalı sorunlar medeniyet çerçevesinde çözülmelidir. Bugün,Batı tüm sorunlarını kendi medeniyeti ölçülerinde çözebilmektedir. Bizde tüm sorunlarımızı kendi medeniyetimiz içerisinde çözebilme olgunluğuna ve saygısına artık ulaşmalıyız. Aksi takdirde eğitim sistemimiz yazboz tahtasına dönebilir. Çocuklarımıza dolayısıyla geleceğimize yazık etmiş oluruz.
Eğitim sistemimiz medeniyetle ilişkilendirilmeli ve merkeze şu iki konu konulmalıdır. Nasıl bir insan yetiştirme hedefimiz var? Nasıl bir gelecek, nasıl bir Türkiye görmek istiyoruz? Eğitimimizde bu konuları hedefe koymalıyız. Ve bunları kısa, orta ve uzun vadede çözme raylarını döşemeliyiz. O zaman Türkiye’nin geleceği aydınlık olur, uygarlık inşa edilmiş olur ve geleceğe güvenle bakılmış olur. Türkiye, şu anda kendi medeniyetinden uzaklaşmanın ve kopuşların sancılarını çekmektedir. Ülkemiz yozlaşmış, ahlak bozulmuş, güven kalmamış adeta bir” kültür şoku” yaşamaktayız. Geçmişimiz, atalarımız kötü öğretilmiş ve hatta Türk ırkı yoktur denilebilecek bir duruma gelinmiştir. Bunlar akıl karı değildir tamamen kendi geçmişini inkârdır ve kendi kabuğuna tükürmedir. Eğitimimizin özellikle lise ve üniversite kademelerinde, gençlerimize “bağımsızlık” ve “hükümranlık” haklarımız özellikle öğretilmeli her kademede vurgusu yapılmalıdır. Eğitimimiz, İslam barış medeniyetini inşa etme alanını daima güncel ve dinamik tutmalıdır. Bizi geleceğe bu medeniyetin taşıyabileceğini dolayısıyla insan eğitimini, gönül eğitimini, vicdan eğitimini, ölçü eğitimini;eğitimin dinamik kökleri olarak görmeliyiz. İşte bu uğurda eğitim verecek her kademedeki eğitim gönüllülerine, eğitimcilere selam olsun, Allah onlara yardım etsin ve tuttuklarını altın kılsın. Gayret bizden zafer Allah’tandır.