KÖY ENSTİTÜLERİ HORTLATILIYOR MU?

Türk milletinin derin hafızasında bir “köy enstitüsü”  algısı vardır. Bu kız ve erkek karma yatılı okul uygulamasıdır.

Her projenin bir hedefi ile olumlu ve olumsuz sonuçları vardır. Ben burada kısaca köy enstitüleri gerçeğini hatırlatarak günümüze gelmek istiyorum.

Harf inkılabının yapılması ve medreselerin kapatılması sonucu ülke genelinde büyük bir okul ve öğretmen ihtiyacı hasıl oldu. Okuma yazma oranının % 5 lerde olduğu, nüfusun % 80 inin köylerde yaşadığı bir dönemde yeni Türkiye’nin vizyonuna uygun nesilleri yetiştirecek okullaşmanın gerçekleştirilmesi elbet ki rejim için elzemdi.

1938 de İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı ve Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde İsmail Hakkı Tonguç ve Halil Fikret Kanad’ın katkılarıyla başlatılan bu süreç 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile KÖY ENSTİTÜLERİ şeklini almış, 1946 da Reşat Şemsettin Sirer Milli Eğitim Bakanlığına gelince KÖY ÖĞRETMEN OKULLARI’na dönüştürülmüş, nihayet 27 Ocak 1954'te kapatılmıştır.

Köy Enstitüleri Ülkenin dört bir yanında belirlenen 21 merkezde (Ankara, Balıkesir, Eskişehir, İzmir, Aydın, Isparta, Konya, Antalya, Adana, Sakarya, Kastamonu, Samsun, Trabzon, Malatya, Sivas, Kayseri, Erzurum, Kars, Diyarbakır, Van, Kırklareli) şehir ve yerleşim merkezlerinden uzak yerlerde açılmış, tüm ihtiyaçlarını kendi kendine giderebilecek nitelikte tasarlanmıştır.

Köy enstitülerine zeki, becerikli, seçme öğrenciler alınarak eğitim ve öğretim süresince ailelerinden tamamen ayrı bir kamp hayatı şeklinde bir eğitim yaptırılmıştır.

Buralarda kız ve erkek öğrenciler ile öğretmenler yatılı olarak barınmışlardır.

Bu okullarda hem teorik, hem pratik dersler konulmuş, kültürel, sosyal ve sanatsal konular anlatılırken mesleki bilgiler beceriler kazandırılmış, sportif çalışmalar ile müzik ve tiyatro faaliyetleri yaptırılmıştır.

Köy enstitülerinde 14 yılda, 1.308 kadın ve 15.943 erkek toplam 17.251 köy öğretmeni yetişmiştir. Fakir BaykurtÜmit KaftancıoğluTalip ApaydınMahmut MakalMehmet BaşaranPakize TürkoğluHatun Birsen BaşaranAli DündarMehmet Uslu ve Dursun Akçam gibi yazarlar ve düşünürler bu okullarda yetişmişlerdir.

1940-1954 arasında hizmet veren Köy Enstitüleri ile 14 yılda yeni bir nesil yetiştirilmiş ve bugün hala toplumsal dinamizmini sürdürebilmektedir. Bugünkü kendilerine aydın dedirten sosyal demokrat taban bu sistemin ürünüdür.

Buradan çıkan öğrenciler köy ilkokullarına öğretmen olarak atanmışlardır. 1950 yılında 18.426 köy öğretmeninin 13.182 si köy enstitüsü mezunudur. (aradaki fark 1940 öncesi atananlar).

Buraya kadar her şey normalken, bu okulların 1954 yılında Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes döneminde niye kapatıldığı elbet cevaplandırılmalıdır.

Bu okullardaki eğitimin kız erkek karma yatılı olmasından kaynaklanan bir çok sıkıntılı olayların yaşanması ve bunların tevatür derecesinde halk arasında konuşulur hale gelmesi, bu durumun kamu vicdanını rahatsız edecek boyuta ulaşmasının en büyük etken olduğu kabul edilmektedir.

Yeni Türkiye’nin Avrupai yaşam ve anlayış anlamında toplumsal dönüşümünde bu okulların siyasi bir karargah haline dönüştüğü kanaatinin de etkisi olduğu düşünülebilir.

1954 ten sonra 1980 lere kadar gelen hiçbir hükümet bir daha kız erkek karma yatılılık uygulamasını yapmaya cesaret edememiştir.

Bu okulların yerine ikame edilen Parasız Yatılı Öğretmen Okulları kız ve erkek olmak üzere sadece ayrı ayrı okullarda değil, ayrı ayrı şehirlerde açılmış, eğitim enstitüleri açılana kadar da hizmet vermiştir.

BUGÜN HANGİ DURUMDAYIZ.

Bugün ülke genelinde ortaokul düzeyinde (genellikle bazı il ve ilçelerin bir merkez köyünde) Yatılı Bölge Okulları (Y.B.O.) var. Bu okullarda kız ve erkek yatılı öğrenciler eğitim görüyorlar.

Son zamanlarda açılan Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri ile en son olarak yenili (2016) açılan Proje İmam Hatip Liselerinde KIZ VE ERKEK AYNI BİNADA YATILILIK uygulaması var.

Bu okulların bu manada Köy Enstitülerinden farkı, şehir dışında olmayıp, şehir merkezlerinde olması değil midir.

Muhafazakar demokrat bir iktidar döneminde böylesi bir uygulama hangi derin akıl’la yapılmaktadır, anlamak mümkün değildir.

1960’lı, 1970’li, 1980’li, yıllarda sivil ve askeri yönetim dönemlerinde bile yapılamayan bir uygulamanın milli muhafazakar demokrat bir iktidar döneminde eğitim sistemine monte edilmesindeki derin aklı bulmak ve görmek her samimi vatandaşın hakkı olsa gerektir.

Kimse kızmasın ama, bu uygulama haklı olarak “KÖY ENSTİTÜLERİ HORTLATILMAK MI İSTENİYOR?” sorusunu akıllara getirmektedir.

Ben, bu konunun yeterince irdelenmediği için siyasi iktidarın kurmay heyetinin dikkatinden kaçtığı kanaatiyle bunu gündeme taşımak istiyorum.

Bu ortaokul ve lise düzeyindeki KIZ ve ERKEK AYNI BİNADA YATILI KARMA UYGULAMASINA DERHAL SON VERİLMELİ, kız ve erkek yatılı okullar ayrı ayrı okullarda ve ayrı ayrı binalarda eğitim ve öğretim faaliyeti yapmalıdır.

Ben, bir sendika genel başkanı olarak hatırlatıyorum ki, kayıtlardaki vakıalar kimseyi yanıltmasın. Yaşanılan birçok vukuat kayıtlara geçilmeden “kol kırılır yen içinde” mantığı ile kurum içinde kapatılmakta ve kamuoyuna yansıtılmamaktadır. Kazara kamuoyuna yansıyan olaylarla ilgili olarak da kamu çalışanları hakkında idari işlemler yapılmakta, şahitler sindirilmekte, korkutulmakta, susturulmakta, cezalandırılmaktadır. Kamuoyuna yansıyanlar çuvala sığmayan mızraklar misali, saklanamayıp dışa vuran olaylardır.

FATİH NESLİ yetiştirmek hedefini gösteren Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkürlerimi arz ederken, Sayın Başbakanımıza ve Sayın Milli Eğitim Bakanımıza bu hedefe ulaşmak için Okullarımızda FATİH İKLİMİNİN de oluşturulmasının gereğini ve önemini hatırlatmak istiyorum.

Bu Karma Yatılı Eğitim bu iklimi bozar.

Saygılarımla.

Ahmet KARAKAŞLI

Tüm Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı