İSLAM DAVASINDA BAŞARI
1. Davayı; önce akl-ı selîm, kalb-i selîm, hakkı-batılı, dostu-düşmanı bilen sahih ilim ve irfan sahibi ulemaya mal etmek
2. İlk “oku” emrini alan Hz. Peygamber (s.a.s.) gibi çevreyi ve çareyi okumak niyetiyle davayı tedris, tebliğ, telif sahibi ulema ve İslam aydını vasıtasıyla halka mal etmek
3. İdareyi teslim alabilecek ilim, tecrübe, basiret ve cesaret sahibi kamil mü’min yönetim kadrosunu yetiştirmek
Bunların oluşması için şu dört özelliğe sahip olmak gerekir: Kâmil iman, sabır, takva ve ihsan. Çünkü Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’inde bu dört kimse ile beraber olduğunu bildirmiştir:
“Allah muhakkak mü’minlerle beraberdir.” (Enfal sûresi 8/19)
“Ey iman edenler! Allah’tan sabır ve namazla yardım isteyin! Muhakkak Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara sûresi 2/153, 249)
“Allah’a karşı takvalı davranın ve biliniz ki muhakkak Allah takva sahipleriyle beraberdir.” (Bakara sûresi 2/194; Tevbe 9/123; Nahl 16/128)
“Bizim uğrumuzda cihad/mücahede edenlere yollarımızı hidayet (delalet, irşad, beyan, ilham) ederiz. Muhakkak Allah muhsin (iyi yapan, iyilik yapan, Allah’ı görürcesine Allah’a kulluk eden)lerle beraberdir.” (Ankebût 29/69; Nahl 16/128)
Allah Teâlâ’nın beraberliği, yardım etmesi, tevfîkıni refîk etmesi, sahip çıkmasıdır.
a) İlk farz imandır. İman, Kitap ve Sünnetteki gerçekleri tasdik etmektir. Elbette tasdik, tasdike göre ihlaslı ve sünnete uygun tatbiki gerektirir. Kim bu gerçekleri tasdik edip tatbik ederse Allah o kimseye sahip çıkar, yardım eder, ilham eder, yol gösterir. “Kim (bu gerçeklere) iman ederse, o kimsenin kalbine hidayet (ilham, beyan, irşad, delalet) eder. Allah her şeyi en iyi bilendir.” (Teğâbün sûresi 64/11)
b) Sabır, nefsi hoşlanmadığı şeye hapsetmektir. Sabrın gerçekleşmesi terbiye iledir ki önce içte fethi sonra dışta fethi sağlar. İçte fetih olmadan dışta fetih müyesser olmaz. Bu da nefsi, zehirli tatlılardan korumak gibi nefsin arzusuna muhalefet etmek, acılı ilaç gibi nefse ağır gelen emredilenleri yapmaktır. Hamdi Yazır’ın belirttiği gibi, “sabır, her başarının başıdır. İmandan sonra takip edilecek yolun başı sabır, ahlâkın başı sabır, ilmin başı sabır, amelin başı sabır, kısaca varlık âlemini tanımanın başı sabırdır. Sabırsızlık; ivmek ve bir anda her şeyi istemektir. Hâlbuki yaratıklar, zamana bağlı olup, terbiye kanununa tâbidirler… Her şeyi bir anda istemek, hiçbir şey istememektir. Hatta yaşamak, sabretmektir.” Mekke olmadan Medine olmamıştır.
c) Takva, kılı kırk yarmaktır, hassasiyettir. Ebu Hureyre’nin (r.a.) dediği gibi “Dikenli tarlada ayağına diken batmadan yürümektir.” Takva, yanlış anlayış ve yanlış davranıştan korunmaktır. Küfürden ve şirkten takva; büyük-küçük günahlardan ve şüphelilerden takva; gafletten takva…
d) İhsan, işi tam yapmak ve sağlam yapmak; iyilik yapmak; Allah’ı görürcesine Allah’a kulluk etmektir. İslam en güzeldir. Müslümana da en güzel olması yakışır. İslam’a ve Peygamberimize söz getirmememiz gerekir. Davamızla halimiz, fiilimiz ve ahlakımız birbiriyle örtüşmesi gerekir.
Özetle “Tâğutlara (şeytan ve şeytanın adamlarının kanunlarını kabul etmekten) sakınan ve içtenlikle Allah’a (iman, sabır, takva ve ihsan özellikleriyle) yönelenlere müjde vardır. O halde sözü dinleyip en güzeline (muhkem ve azimete uyan kullarıma müjde ver ki onlar Allah’ın hidayete erdirip (hidayette devam ettirdiği) ve gerçek akıl sahibi olanların ta kendileridirler.” (Zümer 39/17-18)
“Benim başarım ancak Allah’ın yardımıyladır. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve sadece ve daima O’na yöneliyorum.” (Hûd 11/88)
Başarının sebeplerine sarılmak gerekir. Fakat başarının ancak Allah’ın yardımıyla gerçekleşebileceğini bilmek ve inanmak, daima Allah’a imanımızla, sabrımız, takvamız ve ihsan derecesinde olan kulluğumuzla yönelmek gerekir. 
İbrahim Cücük 13 Cemâziye’l-âhir 1439/1 Mart 2018 Perşembe