EĞİTİM SİSTEMİMİZ NE DURUMDA?

 

Seksen milyon nüfusumuz var. 22 milyonu aktif olarak eğitim sistemimizin içinde. Diğerleri de bir şekilde ilişkilidir okullar ya da öğretmenlerle.

Yani, eğitim deyince 80 milyonu ilgilendiren bir sistemden söz ediyoruz.

Öğretmenlik deyince mesajı her eve giren bir meslekten..

Okullaşmamız fena değil. Yüz bin okulumuz var. Öğretmen sayımız az değil. Bir milyonu aşan  öğretmenimiz var.

Devlet bütçesinden iyi de pay alıyoruz. Ordudan sonraki en büyük harcama bu kesim için.

Peki, netice ne? İlimde fende dünyadaki sıralamamız nedir.

Yaptığımız bunca harcamanın karşılığını nasıl alıyoruz.

İşte bunun cevabını vermek zor.

12 yıl öğrettiğimiz yabancı dil sonucu kaç öğrenci bir turistle konuşabiliyor?

Öğrettiğimiz matematik bilgisini kim nerede kullanabiliyor?

Kaç ziraat mühendisimiz, öğrendikleriyle ziraat çiftliklerinde çalışıyor?

Bu soruları uzatmak mümkün.

Maalesef iyi durumda değiliz.

Birileri hemen öğretmeni suçlamaya çalışmasın.

Her yıl denetlenen eğitim kurumlarında ne gibi bir aksamalar tespit edilmiş.

Bakanlık neyi istemiş de öğretmen yerine getirmemiş?

Bakın teftiş raporlarına, her şey mükemmel.

Ama netice değişmiyor. 20 milyon insan habire çalışıyor çabalıyor, netice kaplumbağa adımı mesafe.

Bu bize yetmiyor. Bu bize yakışmıyor.

Hata-Arıza nerde?

Çözümü bulmak için önce hatayı kabul etmek gerek.

Sonrada bunu ikrar etmek gerek.

Bizde herkes allayıp-pullayıp-makyajlayıp her şeyi güzel gösterme meraklısı.

Olumsuzlukları konuşmaya kimsenin tahammülü yok.

Benim bu değerlendirmemi de herkes kendi cephesinden çekiştirecek.

Kimi kızacak, kimi de farklı çıkarımlarda bulunacak, sevinecek..

Herkes “yaşa kralım” demeye devam edecek.

Kimsenin “kral çıplak” demeye cesareti de yok, bunu duymaya tahammül de yok.

Sonuçta bir gram bal için keçi boynuzu gevmeye devam..

 

Arkadaşlar, gelin hep birlikte haykıralım: Kral çıplak.

Kimseyi itham etmeden, konuyu siyasallaştırmadan, ülkemize layık olduğu muassır medeniyet seviyesinin de üzerine çıkarma amacı ile bu tespiti yapalım ve ilan edelim. Ülkemizdeki eğitim sistemi kendinden beklenilen dinamizme sahip değil. Verdiğimizin karşılığını alamıyoruz. Bu haliyle eğitim sistemimiz, devlet bütçesinin üzerinde bir yük, halkın sırtında bir kambur.

Eğitime harcanan paralar ülke çocuklarına pay edilse belki bundan daha fazla fayda sağlayabilir.

Bu sistem böyle gidemez. Bu devlet böyle yürüyemez.

Ülke ekonomisinin böylesi kara deliklerden kurtulması, kurtarılması gerekir.

Ordu, eğitim, teşvikler, faizler, kamu istihdamları, siyaset ağaları…

Hepsine sıkı bir ayar gerek. Dönüşümü olmayan, kendi kendini finanse edemeyen plan ve projelerden devleti kurtarmak gerekir.

Ben kırk yıldır eğitim sisteminin içindeyim. Otuz yıllık öğretmenliğim var. 22 milyon öğrenci ile 10 yılda yeni ve mükemmel bir devlet kurulur. Ama Türkiye’de akıllar yüzlerce bağ ile düğümlenmiş. Yüzlerce kilit ile kilitlenmiş. İş yapmak isteyenlerin yoluna binlerce tuzaklar kurulmuş. İsteseniz de olumlu bir adım atamıyorsunuz. Onun için herkes iyiy-miş gibi yapmak zorunda kalıyor. Kimse memnun değil durumdan..

Böylesi durumlarda yetkili ve karar merciinde olanlardan risk almaları beklenir.

Başbakan risk aldı, ülke üzerinde bir kabus gibi duran başbakanları bile asabilen askeri vesayetin üzerine gitti. Ve kısmen kaldırdı. Gelişmenin ve dönüşmenin önünde Hindistan inekleri gibi duran yargı vesayetinin üzerine gitti, ve kısmen kaldırdı… Demokrasi kapısını azıcık araladı. Ülke rahatladı.

Şimdi hepimiz düşünüp konuşabiliyoruz. Bu ülke için neler yapılabilir tartışabiliyoruz.

İşte bundan sonra çözümler gelecektir.

Ben demokratik değişim yolunda hızla ilerlememiz ve dönüşümü tamamlamamız gerektiğini düşünüyorum.

Çözümün şifresi TÜM KURUM VE KURULLARIYLA TAM DEMOKRASİ diyorum.

Saygılarımla…

 

Ahmet KARAKAŞLI

Tüm Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı.