Devlet din eğitimi verebilir, matematik fen vs gibi eğitimleri verebilir. Ama gönül adamı ve dava adamı yetiştiremez.

Bunu özel vakıf ve derneklerin gönül adamları vakitlerinden ve imkanlarından fedakarlık yaparak gerçekleştirebilir. Bunu anlamak isteyen Selçukluya ve Osmanlıya bakabilir.O dönemde gönüllü ahi erleri ne gençler yetiştirmiş. Anadolu evliyaları ne gençler eğitmiş. Kufede İmamı Azam, Irakta Abdulkadir Geylani, Karsta Hasan Harakani, Konya da Mevlana,  Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddin Hoca, İstanbulda Mehmet Zahit Kotku, Mahmut Efendi  kendi imkanlarıyla ne gençler yetiştirmişler. MGV ve AGD gibi birçok gönüllü kuruluş bu gün devletin önemli makamlarında görev yapan binlerce dava adamı yetiştirmişler. İnanın bunların hiç birisi devletin imkanlarını gençlerin önüne sermemişlerdir.Bu adamlar kira binalarda kıt imkanlarla yetiştirilmiştir. Ve birçoğu halen de öyledir.

Eğer bu hizmeti yapmak isteyen veya yapan cemaat, grup ve derneklere kolaylık sağlamak yerine zorluk çıkarırsanız 10 yıl sonra görev vereceğiniz bir dava adamı bulamazsınız.  

CHP nasıl dini yasaklamak için tüm kurumları kapatmışsa bu gün tüm gönüllü kuruluşları kapatmak isteyen her şeyi devlet yapsın diyen aklı evveller var. Bunlara sormak lazım. Tüm devlet imkanlarını tanıyarak desteklediğiniz vakıf ve derneklerden yetiştirdiğiniz parmak sayısı kadar dava adamı vasfında adam var mı?   Bakıyorum da yetiştim diyenler ya eli cebinde ya bir çoğu makam ya da imkan peşinde..  

Böyle olmaz. Olamaz. Çünkü dava adamı yokluk çekecek. Zorluk çekecek. Darlık çekecek ve cebinden harcayacak. İslami öğreteceksin ki hassasiyetleri olacak ki dava adamı olabilsin.   Hz Musanın kavmi gibi bu gençlik zorluk, darlık ve yokluk çekmezse hakiki dava adamı olamaz. Yarın bir dara düştüğünüzde "sinek" gibi bırakır kaçarlar. Hz Musa'ya zorluk görününce yanında beslediği kavmi ona "git Rabbinle birlikte savaş" diyerek zora gelmemişlerdir.    Dava adamını Peygamberimiz(sas) Mekke ve Medine'de çok zor şartlarda yoklukla ve kıtlıkla yetiştirmiş. Bu zorluğu yaşayanlar da boyunlarını vermişler davasından dönmemişlerdir.

Peygamberimiz (sas) bunların hiç birine seni falan yere vali kaymakam veya komutan yapacağım dememiştir. Onlara Allah(cc) için mücadeyi ve cihadı öğütlemiştir. Onlara makam olarakta şehitliği göstermiştir. Resulullahın (sas) etrafında yetişen gençlerin önemli bölümü de şehit olarak dava adamlıklarını ispat etmişlerdir.  

Dava adamı Musab Bin Umeyr gibi yetişir. İslam davasını kabul edince babası tarafından evlatlıktan reddedilmiştir. Hz Musab davası için babasının tüm zenginliğini ve varlığını reddetmiş ve Rabbine kul ve Resulunun davasına hizmetkar olmuştur. Resulullah(sas) onu Medineye öğretmen gönderirken sigorta, maaş vs sormadan kalkıp gitmiş aç yaşamış ve günlerce açık yaşamış ama 1 yılda müslümanların sayısını 12 den 72'ye çıkarmıştır. Halinden şikayetçi de olmamıştır. Uhud savaşında da şehit olmuştur.  

Şimdi varlık içerisinde, iktidara yakın derneklerin nimetlerinden faydalanarak üstün burslarla ve farklı imkanlarla zorluk çekmeden yetiştiğini zannettiğimiz gençler bu fedakarlıkları yapabilir mi?   Öyle bir özgüven, öyle bir enaniyetle büyüyorlar ki kendinden onlarca yaş büyüklerinin veya kendi yaşıtlarının yanında bacak bacak üstüne atıp oturmayı özgüven sayıyorlar. Elleri cebinde veya belinde durmayı dik durmak zannediyorlar. Marka giyinmeyi, tepeden bakmayı, burun ucu konuşmayı ve nargile içemeyi adamlık zannediyorlar. Bayan erkek ilişkilerinde İslamın yasakladığı çok yakın bir diyaloğu çekinmeden yaşıyorlar. Toplantılarda karşı karşıya oturup saatlerce göz göze gelip tartışıyorlar, konuşuyorlar ve tokalaşıyorlar hatta birlikte toplantı sonrası yemeğe çıkıyorlar. İslamın mahremiyet kurallarını alt üst edip İslamın adamı olduğunu zannediyorlar. Bilakis şeytanın emirlerine boyun eğiyorlar.  

Bir gence yetiş seni müdür yapacağız falan yapacağız filan yapacağınız derseniz ilk önce yanlış yönlendirmiş olursunuz. Genç önce yaptığı işi Allah rızası için yapmayı öğrenecek. Devletime, milletime ve özellikle dinime hizmet için yetişeceğim diyerek yetişmeli.  Yoksa Müdür yapmadığınızda bu genci çoktan kaybetmiş olursunuz.   Son yıllarda birkaç gönüllü kuruluş hariç dava adamı yetiştireni pek göremiyorum. Onlarda sürekli horlanıyor ve yok sayılıyorlar. Devletin bunlaraimkan tanımasına gerek yok ama en azından değer vermesi gerekir. Yöneticilerine iltifat ederek en azından onalrı daha fazlamotiveetmesi gerekir.  

Yoksa nasıl CHP politikalarıyla Türkiyede cenaze namazı kıldıracak imam bulunamaz hale geldiyse bu günlerde birkısım perinçek güdümlü mihrakların gazına gelip uygulatılmak istenen "gözden uzak tutma" ve "Yok sayma" politikasıyla da yakın zaman da görev verilebilecek dava adamı bulunamaz.

Zaten bu mihraklarında amacı bu. "Haz" ve "hız" tutkunu gençlerin sayısını hızla artırıp ülkeyi kısa sürede teslim almak.

ABDULLAH İKİNCİ  

ÖĞ-DER ŞUBE BAŞKANI