Üniversiteye ve liseye giriş sisteminin değiştiği bir ortamda, nitelikli işgücü sorunu yeniden gündeme gelmesi elzem görünüyor.

Türkiye’de yüz binlerce mesleksiz işsizler stoğu bulunuyor.  Sadece üniversiteye girebilmek adına düz liselere giden öğrencilerin, üniversitelere yerleştirilememeleri  nedeniyle, mesleksiz işsizlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Anadolu Liselerinde Boşa geçen seneler..

Şu anda, en fazla öncelik verilmesi gereken konu, ara insan gücü talebini karşılayacak nitelikli insan gücüne yatırım yapmaktır.

Bu konuda Türkiye çok gerilerde.

Liselere doldurulan yüzbinlerce öğrenci hiçbir meslek sahibi olmadan mezun oluyor ve işsizler ordusuna katılıyor.

Anadolu Lisleri nitelikli ve kalifiye insan yetiştirmiyor.

Öğrenciye Ortaokulda öğrendiği bilgileri tekrarlatıp boşa zaman öldürüyor. 4 yıl sonunda hiçbir niteliği olmayan diploma sahibi gençler üretiliyor.

Bu liselerde ne dil, ne meslek ve nede düzenli eğitim var. Ezbere dayanan eğitim anlayışı ile boşa geçen seneler var.

İşsizler ordusuna katılan sadece lise mezunları da değil.

400 bine yaklaşan sayısı ile öğretmenlik mezunları da işsizlikten nasibini almış durumdalar.

Oysa gelişimiş ve sanayileşmiş ülkelerde durum böyle değil.

Nitelikli ve kalifiye insan yetiştiren ülkeler ekonomik olarakta gelişmiş ülkelerdir. Çünkü nitelikli insan gücüne sahip olan kişiler üretken ve verimli oluyor.

Gelecek 20 yılını hatta 50 yılını planlayan buna göre bir eğitim politikası belirleyen ülkelerde bizim yaşadığımız sorunlar yok.

Nitelikli elemanlar, okul çağlarında iyi yetişmiş ve mesleği ile gereken bilgiyi almış olmanın yanında onu en iyi derecede kullanabilen kişidir. Nitelikli eleman sayısı azaldıkça ülke ekonomisine de zararı olmaktadır. Çünkü üretim azalmakta, ve yenilikçi sistemlerde ilerlemeler olmamaktadır. 

Bu gün lise ve üniversiteden mezun olan bir gencin yapabileceği bir mesleği maalesef yok. Olmadığı içinde ekonomi için ağır bir yük durumundalar.

Hem kendileri umutsuz ve hemde aileri üzgün. Oysa temelden nitelikli bir eğitim verilip meslek kazandırılsaydı bu kadar "mezun işsiz ordusu" olmayacaktı.

Fen Lisesinden mezun olup arabasının lastiğini dahi değiştiremeyen, tornavida kullanmayı bilmeyen bir eğitim veriyoruz. Oysa dünyanın gelişmiş ülkelerinde günlük hayatta lazım olacak temel beceriler okullarda kazandırılıyor.

Çocuklarımızı ilkokuldan itibaren izlemek, onları yeteneklerine göre yetiştirmek ve doğru yönlendirmek, bu yönlendirmeyi yaparken de önlerini kesmemek gerekir. Bunun için okullarda uygulama sınıfları mutlaka olmalı. Meslek Liselerinin orta kısımları hızla açılmalı. İlkokuldan sonra mesleğe yönlendirme artırılmalıdır.

Sanayide çalışacak çırak bulamayan bir ülke olduk. Birçok mesleği sürdürecek kişiler bulunamıyor. Ama 1 milyon diplomalı işsizimiz var.

Türkiye dünyanın heryerinde iş yapan müteahhitlerin ülkesidir.  Müteahhitlerimizin dünya çapında hakimiyetini devam ettirmek için inşaat, mekanik, elektrik ve elektrnik gibi temel alanlarda nitelikli insan kaynağı ihtiyacını karşılamak zorundayız. Bunu da ancak ortaokuldan itibaren vereceğimiz meslek eğitimi ile başarabiliriz.

Yeni nesil iş alanları olan; Özel Güvenlik, Çağrı Merkezi Operatörlüğü, Turizm çalışanları (Aşçı, garson, resepsiyonist vs), yazılım geliştirme uzmanı, web sayfası tasarımcısı, genetik, nano teknoloji, teknolojik tarım, uzay bilimleri, raylı sistemler vs. tüm bu işgücünü meslek liselerinde yetiştirmek için plan yapmak zorundayız. 

Örneğin bir zamanlar çok önünde olduğumuz ama bizi zamanla geçerek dünyanın en
 
güçlü 10 ekonomisi içine giren Güney Kore örneğine bakalım. Doğal kaynakları olmayan
 
Güney Kore,  kalkınma için kaliteli insan kaynağı yetiştirmeyi amaç edindi. Ve bunu
 
başardı. İlerleyen yıllarda Kore’nin ekonomik olarak ciddi atılımlar yapması ve emek
 
yoğun ekonomiden bilgi/teknoloji yoğun ekonomiye geçişle birlikte işgücü piyasalarının istediği beceriler de değişti. 
 
Kore bugün üretimde devleşti.
 
Çünkü kaliteli ve nitelikli insan yetiştirmeyi başardı.
 
Japonya, Singapur,Tayland vs hep aynı..
 
Bugün Singapur Dünyada kendine has model eğitim sistemini kurdu ve Pisa'da 1.sıralara
 
yükseldi. Bu yükseliş üretimde de sanayide de etkili oldu.
 
Bizde bunu başarabiliriz.
 
Yeterki okul sıralarında neden okuduğunu ve ne okuması gerektiğini bilmeyen nesilleri
 
doğru yönlendirelim ve güzel yetiştirelim. Ahlaki erdemleri her şeyin üzerinde tutan 
 
nitelikli ürünler ortaya koyan gençlik yetiştirmek zorundayız.
 
Geleceğin Büyük Türkiyesi ancak nitelikli insan yetiştirmekle mümkün olacaktır.