Ülkemizin yiğit adamı Efkan Âlâ, ülkenin içinden geçtiği kritik bir dönemde, kimsenin beklemediği anda İçişleri Bakanlığı görevini bırakınca ister istemez insanların zihninde birbirinden farklı sorular ve yorumlar oluştu. 

Son söyleyeceğimi peşinen söyleyeyim:

Efkan Âlâ, vatanı için bir serdengeçtidir. Bir yiğit adam, bir düz adam, has bir dadaş… Sözünün önü de arkası da bir adam…

Ben ortaokuldayken Efkan Âlâ lise son sınıftaymış. Biz tanımadık, hatırlamıyoruz. Ancak lisede ve okulun yatılısında kalan ağabeyilerimize sorduğumuzda aldığımız cevaplardan en önemlisi  “Kendisiyle barışık, özgür ruhlu ve kendi kurallarıyla yaşayan biriydi.” cümlesi oldu.

Bir başka düşüncemi de peşinen söyleyeyim:

17-25 Aralık darbe girişimini püskürtmek, 15 Temmuz darbe girişimini püskürtmekten çok daha zordu. Şöyle ki, devletin tüm hücrelerine sızmış bir terör örgütü darbe girişimi öncesi tüm kötü niyetlerini kitabına uydurmuş,  amaçları doğrultusunda iddialar hazırlamış ve bunları yasalarla meşru göstererek devleti ele geçirmeye çalışmıştı. Savcıların elinde yakalama, gözaltı ve soruşturma açma kararları… Olayların arka planlarını bilmeyenler için her şey normal…

İşte görünürde yasal; ancak derinlerde ve hakikatte bir kumpas olan 17-25 Aralık darbe kalkışmasının darbe kalkışması olduğunu kamuoyuna anlatmak, bu darbe kalkışmasına göğsünü siper etmek bir serdengeçtiliktir. İtiraf etmeliyiz ki çoğumuzun 28 Şubat travmasının da motivasyonuyla varlığına inandığımız Ergenekon ve Balyoz davalarının büyük bir kısmındaki gibi uydurma delillerle yapılacak darbe…

17-25 Aralık, ABD’nin desteği ve baskısıyla bir an önce yapılması ve Pensilvanya’daki meczubun mehdi olarak Türkiye’ye dönmesi için sabırsızlanılan darbe girişimi… Devletteki muhatabının 79 milyon karşısında yalnız kalma, itibarsızlaşma ihtimali olan zor bir süreç… Bırakın kitleleri dava arkadaşlarının, teşkilatların birçoğunda bile bu yasalara uydurulmuş iddialar karşısında çekingen, tarafsız, şüpheci tutumlar varken siz başınızı ve gövdenizi devletin bekası için ortaya koyuyorsunuz…  Kimden nereden destek, kimden nereden ihanet gelip gelmeyeceğini kestirmeden, hesabını yapmadan…

İşte tam da bu nedenle Efkan Âlâ ismi geçtiğinde orada duracaksınız…

Cumhurbaşkanının talimatını bir anlık tereddüt geçirmeden ziyadesiyle uygulayan, vatanı için hayati inisiyatifler alarak başka bir dadaşla, memleketimizin yiğit evladı Selami Altunok’la beraber darbeye bir millet gücünde ve kıymetinde karşı duranın adıdır Efkan Âlâ…

FETÖ’cülerin eliyle yine FETÖ’nün halktan topladıkları haraç anlamına indirgendi maalesef “himmet” kelimesi. Himmetin bir anlamı da “Kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret.” İşte bu anlamıyla himmeti millet olan kişi tek başına küçük millettir. Bilmeyenler bilsin ki Efkan Âlâ, 17-25 Aralık darbe girişimini püskürten tek başına bir millettir. O günkü vatanseverliğinin karşılığı her şeyini kaybetmek, canından olmak, tüm bunların yanında vatan hainliği yaftası yemekti belki de…

15 Temmuz başka… Her yönüyle demokratik ve anayasal düzene karşı girişilmiş bir işgal ve terör kalkışmasıydı. Herkesin gözü önünde yapılıyordu ve herkes sokaklara, meydanlara döküldü… 15 Temmuz’da olanın darbe kalkışması olduğuna dair kimsenin kimseyi ikna etme zorunluluğu yoktu. Asil Türk milleti topyekün bir refleks gösterdi gecenin teröristlerine. Birçok kahraman çıkardı 15 Temmuz…

17-25 Aralık ve sonrası Sayın Âla’nın emniyette ve devlet içerisinde aldığı tedbirler olmayaydı belki 15 Temmuz çok daha kanlı olacak, cuntacılar içerden destekçileriyle belki kötü emeline ulaşacaktı.

Yani memleketimizin yiğit evladı Âlâ, hem 17-25 gibi o dönem kamuoyuna anlatılması zor ve süre isteyen bir darbeyi tek başına püskürtmüş hem de aldığı karar ve tedbirlerle 15 Temmuz’un başarısız olmasında çok etkin olmuştur…

Evet, yakından tanıyanların şahit olduğu gibi naif bir karaktere sahip Efkan Âlâ, Batman ve Diyarbakır valilikleri, başbakan müsteşarlığı ve zor zamanların içişleri bakanı olarak yorulmuştur ve nöbeti soylu bir adama devretmiştir. Devletimizin her zaman Sayın Âlâ’ya ihtiyacı vardır ve yakında Sayın Âlâ daha zinde bir şekilde hizmete devam edecektir.

Ülkenin lideri ve cumhurbaşkanının onu anlatırken kurduğu cümlede geçen “haddime değil!” ifadesi Âlâ için onur madalyasıyken Âlâ’yı yıpratmak isteyenlerin de yüzüne inmiş okkalı bir Osmanlı tokadıdır.

Tüm bu hakikatler ışığında sonuç olarak denilebilir ki o,  tek başına bir âlâ millet kıymetindeki adamdır.

Not: Art niyetli kişilerce basına servis edilen Efkân Âlâ’nın ve Erzurum Valisi Sayın Seyfettin Azizoğlu’nun da olduğu o fotoğraf devlet tarafından İngiltere’ye gönderilen genç kaymakamların hizmet içi eğitim kursundan bir hatıradır. İngilizce kursundan ve tarihi muhtemelen 1992’dir.