Bana cenneti vaat etmeyin. Ben bir engelli çocuk annesiyim. Benim gibi binlerce anne var. Bizler sorunlarla boğuşurken sınıflandırılıyoruz, kimliği belirsiz kişilerce. Bu hakkı kendinde bulanlar var. Ben şanslı guruptanım. Birde dışlananlar var. Kim neye göre belirliyor bilmiyorum.

Bu şans bana neler kazandırıyor, bunu paylaşmak istedim. Benim bütün amacım, bizim bütün amacımız çocuklarımızı üretken bireyler olarak Toplumun bir parçası olarak yetiştirmek. Çünkü toplum onları dolayısıyla bizi dışında bırakıyor. Sanki dünya yalnızca sıradan insanlar için yaratılmış gibi. Bizim çocuklarımızda bu dünyaya geldiklerine göre aynı haklara sahip olması gerek ama birileri bir şekilde bu hakkı alıyor.

Çaresiz biz hayata gözlerimizi kapadığımızda çocuklarımız kendi ayakları üzerinde durabilsin diye kendimizi paralıyoruz. Biz şanslıyız ya toplum bu çabalarımızı görüyor. Ve bizi TAKDİR ediyor. Evet, başka bir şey yapmıyor, Hayatımızı zorlaştırmaktan vazgeçmiyor. Yolumuza her türlü engeli koymaktan vazgeçmiyorlar. Sana Allah yardım etsin işin zor diyorlar. Bazen haykırmak istiyorum, neden kendin yardım etmiyorsun da Allaha bırakıyorsun demek istiyorum. Allah elbette yardım etsin bunu için her gün dua ediyoruz ama sende üstüne düşeni yap. Ya da bize zarar verecek şeyleri yapma. Bu kadarla da kalmıyor. Ben şanslıyım ya. Birde bana cennet vadenler var.

Evet, evet yanlış duymadınız. Sen kesinlikle CENNETE gideceksin diyenler var. Dediklerine inanıyorlar mı? Orasını bilmem. Çocuğun için kendini feda ediyorsun diyorlar. Onlar da biliyor başka yol bırakmadıklarını ama vicdanlarını rahatlatmaları gerek. Kendi vicdanlarını rahatlatmalarının en kolay yolu beni cennete yollamak. Çünkü beni cennete yollarken onlar hiçbir sorumluluk yüklenmiyorlar. Allaha bırakıyorlar. Benimde mutlu olmam gerektiğini düşünüyorlar. Değilim, hiç mutlu değilim. Çocuğum güvende değilken, mutlu değilken, haklarını koruyamazken sizin vadattiğiniz cennet için mutlu değilim. Sen çocuğuna farklı olanları da hoş görmeyi öğretmeyen komşu, arkadaş, akraba.

Sen engelli öğrenciye de bir şans vermek yerine iyice sindiren fazlalık olarak gören öğretmen. Sen yalnızca seçimde bizi hatırlayan siyasetçi. Sen engellinin de yürüyebileceği kaldırımlar yapmayı akıl etmeyip, engellinin eline üç beş kuruş sıkıştırıp günahlarından arındığını sanan belediyeci. Biz günahlarınızdan arınmanız için mabet değiliz. Bizi yok sayarak, ya da bir köşeye iterek, ya da vicdanını huzura kavuşturmak için iş yerine sadaka vereceğin, ya da bize bakıp kendi haline şükredeceğin kuklalar değiliz. Bizimde duygularımız var. Onurumuz var. Sizinkinden çok daha büyük yüreğimiz var. Ey uyanık vatandaşım benim sırtıma basıp sonrada,

BANA CENNETİ VAAD ETME. Allahın işine de karışma. Size sizin dilinizden veda etmeyeceğim. Çünkü Allahın işine karışmak benim haddim değil. Ben yalnızca sizi Allaha havale ediyorum. Ne yapacağına o karar verir.