YENİ DİYANET BAŞKANI AŞIKKUTLU HOCA OLDU

Geçtiğimiz günlerde gündeme taşıdığımız ve henüz resmi olarak netleşmeyen Diyanet İşleri Başkanının görevden aldığı haberinin ardından makama yeni gelecek isimde belli oldu.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in görevden alındığı öne sürüldü. Ankara kulislerinden sızan bilgi, sosyal medyada hızla yayıldı. Ancak resmi olarak herhangi bir açıklama yapılmadı.

Resmi olmayan kanallardan edindiğimiz bilgiye göre, yeni Diyanet İşleri Başkanı KTÜ rektör yardımcısı İlahiyatçı Prof. Emin Aşıkkutlu oldu.

Daha Öncede KTÜ İlahiyat Fakültesi dekanlığı görevini deruhte etmiş olan Of'lu Prof.Emin Aşıkkutlu; Samsun yöresinde Kuran hizmetleriyle meşhur olan Reis-ul Kurra Mehmet Rüştü Aşıkkutlu'nun torunudur. Kendileri Temel İslami Bilimlerde Hadis profesörüdür.

Karadeniz Teknik Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Emin Aşıkkutlu, KTÜ’nün Personel işlerinden sorumlu Rektör Yardımcısı olarak 2016'da atanmıştı.

Yeni Başkanın ülkemiz ve İslam alemi için hayırlı olmasını Cenabı Allah'tan temenni ederiz. 

MEHMET GÖRMEZ HOCA ETKİLİ VE İLGİLİ BİR BAŞKANDI

İŞTE MESCİDİ AKSA DA NAMAZI


Başkanın Mecidi Aksa'ya ilgisi vardı. Umrecilerin özellikle bu mescidi ziyaretten sonra Kutsal topraklara gitmsini istiyordu. Görmez Hoca Mescidi Aksa hakkında “Tarihte Peygamber katledenler, El-Halil’de oynadıkları oyunu Mescid-i Aksa’da da oynamak istiyor…” demişti. Ancak Mescidi Aksa işgali ve filistin olayları olurken görevden alınması da ayrıca manidar bulundu.

ESKİ BAŞKAN GÖRMEZ'İN ALINMASINA DA TEPKİLER BÜYÜK

GÖREV SÜRESİ 2020'DE DOLACAKTI
 
Mehmet Görmez, ilk olarak 11 Kasım 2010 tarihinde, 633 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca, beş yıllığına atanmıştı.Görmez beş yıllık görev süresinin sonunda 11 Kasım 2015 tarihinde bir kez daha Diyanet İşleri Başkanlığına atanmıştı.
 
633 sayılı Kanunun 3. maddesine göre bir kişi, Diyanet İşleri Başkanlığına en fazla iki defa atanabilmektedir. Buna göre, Başkan Görmez'in görev süresi 11 Kasım 2020 tarihinde sona erecekti.

Sosyal medya da "Her 15Temmuz'da okunacak salalar sizi hatırlatacak. Yeni Türkiye'nin inşasına, Ehl-i Sünnete, Birlik Beraberliğimize katkınız çoktur hocam." gibi tepkiler çok fazla. Mescidi Aksa ziyareti, birleştirici konuşmaları, Ramazanda çocukların camiden kovulmaması, camilerin etkin faaliyette olması ve Ayasofya'da kandil programalrı yaparak buranın ibadethane olduğunu sürekli vurgulaması konusundaki tutumu ile seviliyordu. En son Mescidi Aksa hutbesi ile de büyük takdir toplamıştı.

Görmez Hoca'nın bu dönemde görevden alınması büyük tepki topladı. Vatandaşlar sosyal medya da " Çok başkan gelmişti ama Görmez hoca farklı idi. Milletin ve ümmetin sorunlarına kayıtsız kalmayan başkanın Mescidi Aksa konusunun yoğun yaşandığı bir dönemde görevden alınması şık olmadı" şeklinde tepki gösterdiler.

Dedesi Mehmet Rüştü AŞIKKUTLU kimdir?

Kendi yazısı ile hal tercümesi ve günümüz Türkçesi şöyledir:
“Muhtasar Tercüme-i Halim
1901 yılında Of İlçesinin Çufaruksa Köyü’nde (Uğurlu Beldesi) doğdum. Kur’an-ı Kerim ezberimi köyümdeki fazıl muhterem hafız üstatlarımdan ikmal ettim. İlk tahsilimi, 40 yıl maarifte hizmet eden babam Ahmet Cemalettin Efendi Aşıkkutlu’dan yaptım. Arapça tahsilimi, yedi yılını yaz ve kış fasılasız devem ederek fazıl muhterem üstat Tahir Efendi Çalıkzade’den, iki yılını da İstanbul dersiamlarından Hacı Dursun Efendi kıymetli üstadımızdan yaptım. Son iki yıl tahsilimi, Daru’l-Hilafe medresesinde yaptım. Programları ıslah edilerek tedrisat yapmalarına resmen müsaade edilen medresenin imtihanla dördüncü sınıfına kaydedildim. Beşinci sınıf derslerini ikmal ederek altıncı sınıfa geçtim. (Bu husustaki belgemin aslı Diyanet İşlerindeki dosyama gönderilmiştir.) Altıncı sınıfta medreseler lağvedildi. Bundan sonra bir müddet daha adı geçen üstat muhterem Dursun Efendi Güven’den mania, akaid, usul-i fıkıh, tefsir gibi derslerden hususi okudum. Badehu İstanbul’a giderek Hacı Hafız Hamdi Şükrü ve yeğeni Hafız İsmail Hakkı Bayrı ve Hafız Hamdi Varnalızade kıymetli havace efendilerimizden aşere, takrib, tayyibe derslerini ikmal ettim. (ikmalden maksat dereceme göre öğrendim.) Bu öğrendiklerimle 1932 yılından 1947 yılına kadar İmamlık ve vaizlik ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın müsaadesiyle de Fahri Kur’an Öğreticiliği yapa geldim. Evvela Cenab-ı Hak ve tekaddes hazretlerinden sonra da din kardeşlerimden kusurlarımızın affını dilerim.

Mehmet Rüştü AŞIKKUTLU”
Mehmet Rüştü Aşıkkutlu Efendi, ilk tahsilini Sultani mezunu olan ve maarife 40 yıl hizmet eden babası Muallim Ahmet Cemalettin Aşıkkutlu’dan yaptı. Hafızlığını köyünün hocalarından Hafız Tahir Efendi’den ikmal ettiğinde henüz 13 yaşındaydı. Daha sonra köyün hocası olan Ataköylü (Şinekli) Müderris Bakkalzade İsmail Efendi’den Arapça dersi okumaya başladı. Feraiz ilmini de İsmail Efendiden öğrendi. Arapça tahsilini Tahir Efendi Çalıkzade ve İstanbul dersiamlarından Dursun Nuri Fevzi Güven’den tamamladı. Medresenin altıncı sınıfına devam ederken 1924 tarihinde medreselerin kapatılmasıyla diğer derslerini Dursun Fevzi Güven Efendi’den okudu. Daha sonra İstanbul’a giderek Serezli Hacı Hafız Ahmet Şükrü Efendi ve Hafız İsmail Hakkı Bayrı’dan okuyarak en son olarak Hafız Ahmet Hamdi’den ve İsmail Hakkı Bayrı’dan ayrı ayrı icazetname almıştır. Hafız Ahmet Hamdi (Varnalızade), Sultan Selim Camii’nde imam iken, ondan Tayyibe ilmini okuyarak icazet aldı.


Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisinde ders aldığı hocalar hakkında; “babasından hıfzını tamamladığı, Çalıkzade Tahir Efendi, Çalekli Dursun Fevzi Efendi ve Kasranzade Hasan Efendi’den Arapça, Bakkalzade Paçanlı İsmail Hakkı’dan feraiz dersleri” aldığı belirtilmiştir. Ancak işin gerçeği olarak kendi söylediklerinin doğru kabul edilmesi gerekir.
Of Merkez Vaizi olarak görev yapması sırası ve sonrasında 21/05/1958 tarihli bir belgeye göre “tam 30 yıl Çıfaruksa Köyü’nün resmi imam ve hatipliğini yapmıştır. Aynı zamanda 22 seneden beri bu köyde fahri Kur’an Öğreticiliği vazifesini ifa etmektedir.”


Meslek çalışmaları ile ilgili özet bilgiler şöyledir: “1932 yılında köyünün Merkez Camii’nde İmamlık yapmaya başlamıştır. 1936 yılında fahri olarak köyünde Kur’an kursu açmaya muvaffak olmuş, bu görevini yürütürken 1941 yılında Of Merkez Vaizliği’ne atanmıştır. 1974 yılına kadar imamlık, vaizlik ve Kur’an kursu öğreticiliği yaptı. 1976 yılında vaizlikten emekli oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı’nca düzenlenen ilk Kıraat İhtisas Kursu’nu 1968 yılında Uğurlu’da gerçekleştirdi. 1974-1979 yılları arasında Ankara ve İstanbul Haseki Eğitim Merkezi’nde hizmet içi eğitim kurslarında ders verdi.”
Hakses Dergisi adına Prof. Dr. İsmail Lütfü Çakan’a verdiği bilgilerden anlaşıldığına göre, Aşere İlmini İstanbul’da Serezli Hacı Hafız Ahmet Şükrü Efendi ile yeğeni Hacı Hafız İsmail Hakkı Bayrı Hoca’dan, Takribi yine Hacı Hafız İsmail Hakkı Bayrı Hoca’dan, Tayyibe’yide Sultan Selim Camii İmam-Hatibi Hafız Ahmet Hamdi Varnalızade Hoca Efendi’den okuduğu anlaşılmaktadır.”
1980 yılında Halk Şairi Topal Hafız’ın Of İlçesi Saraçlı Köyü’ndeki aile kabristanındaki mezar taşına şu yazıyı yazmıştır:
1937 yılında Mehmet Rüştü Aşıkkutlu’ya Atatürk Tarafından verildiği söylenen belgenin yeni yazı ile okunmuş hali (1973 yılı)

“Bilirsin okudu bin kez huzurunda kelamını
Kabulünle ruhuna sen refik eyle selamını
Nice huffaza Kelamın hıfzına hizmetle numune olan
Üstazü’l- küll el-Hafız Osman Hasib Efendi Karaismailoğlu”

Mehmet Rüştü Aşıkkutlu Efendi, tedavi amacıyla 28/08/1980 tarihinde uçakla Trabzon’dan İstanbul’a giderken uçakta vefat etti. Cenazesi 31/08/1980 tarihinde Of’un Uğurlu Kasabasında düzenlenen cenaze merasimi ile Uğurlu Kasabası Merkez Camii yanına defnedildi. Cenazesi 30 Ağustos Zafer Bayramı törenlerinin hemen ertesi gününe rastladığı için cenazesine katılmayı tercih eden Zamanın Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan, bayram kutlamalarına katılmadığı için zamanın devlet ricali tarafından büyük tepki almıştır.


Mehmet Rüştü Aşıkkutlu adına Of İlçesi Uğurlu Kasabası Merkez Camii’nin yanında kardeşi Kemalettin Aşıkkutlu tarafından bir türbe yapılmıştır. Mezarını yılda 4000’den fazla kişi ziyaret etmektedir. Ziyaret edenler genellikle eski öğrencileri ve halktır.
Sahasında pek çok öğrenci yetiştiren Aşıkkutlu’nun kıraat konusunda Aşere Kaideleri, Takrib Kaideleri, Tayyibe Tercümesi ve Tayyibe Şerhi adlı dört eseri vardır. Henüz basılmamış olan bu kitaplar, Köyü olan Uğurlu’da varislerinin elinde bulunan kitaplığındadır.
Mehmet Rüştü Aşıkkutlu’nun ölümü Diyanet İşleri Başkanlığı için büyük kayıp sayılmıştır. Ölümü üzerine 15/10/1980 tarihli Diyanet Gazetesi’nde onun hakkında birçok yazı yayınlanır ve Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedis’inde onun biyografisi yer alır.

Mehmet Rüştü Aşıkkutlu ile birkaç anekdot şöyledir:
(Ali Sabit Salihoğlu tarafından anlatılmıştır)
Mehmet Rüştü Aşıkkutlu Hoca Efendi, 500 haneli 6 camili Uğurlu (Çifaruksa) Köyü’nün Merkez Camii Kur’an Kursu’nda görev yapmakta idi. Oturduğu evden görev yaptığı camiye giderjken iki cami geçerek gidiyordu. Bir gün bizimle birlikte bir yere giderken bize “beni burada biraz bekleyin, az sonra geliyorum” dedi. Kendisini bekledik. Döndüğünde ona “Hocam nereye uğradınız?” diye sorduğumuzda “annemi ziyaret ettim. Ben camiye giderken hiç aksatmadan annemi ziyaret ederim.” dediO zaman dinimizde annelere verilen değeri bir kez daha idrak ettik.


Mehmet Rüştü Aşıkkutlu Hoca Efendi, Kur’an kursu yöneticiliğinde emekli olduğunda uzman olduğu Aşere Takrib Vücuh İlmi (Kur’an-ı Kerim’i on türlü okuma ilmi) konusunda kendisinden başka o düzeyde bilen yoktu. Zamanın Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç, kendisini Of’taki evinde bizzat ziyaret ederek, unutulmaya yüz tutan bi olmi İstanbul’daki Diyanet İşleri Başkanlığı Haseki Eğitim Merkezi’nde eğitim gören din görevlilerine öğretmesi için ikna etti. Burada yetiştirdiği öğrencileri daha sonraları başka öğrenciler yetiştirince bu ilim tekrar Türkiye’de canlanmıştır. Böylelikle Mehmet Rüştü AşıkkutluHoca Efendi, bu ilmin yeniden canlanmasına vesile olmuştur.

Yunus Atmaca şöyle anlatmaktadır:
“Hoca Efendi 1971 yılında Of’ta vaiz iken İstanbul’a gelir. Mahmut Efendi, 20-30 arabalık bir konvoy ile İzmit’e onu karşılamaya gider.
Dr. Kadıoğlu onun için Yusuf Atmaca’ya “Hacı Efendi bizde kalacak gel bize” dediysede o tam tersine Yusuf Atmaca’yla kalmak ister. O akşam Dr. Necati, Hoca Efendi’ye Mahmut Efendi’yi şikayet ederek onun kendisine sakal bırakmasını ve eşinin çarşaf giymesini istediğini diyince Hoca Efendi’de o benim öğrencim olmasına rağmen ben bile onun huzurunda o kadar rahat duramam deyip doktora;
“Kadıoğlu Kadıoğlu kendine gel, yersin manevi tokadımı benim talebemdir ama ben bile onun yanına oturmaya utanıyorum. Çünkü o müstehabları dahi bırakmıyor. Allah katında yer bugünkü durumda yüzünde insanların en hayırlısı ve takvaca en iyisi O’dur.” Dedi ve onu uyardı.
Tayyar Altıkulaç Diyanet İşleri başkanı iken, Hacı Efendi’yi bizzat köyünde ziyaret ederek seçtiği elli kişilik din alimini okutmasını ve kaybolan aşere, takrib, tayyibe tecrit gibi ilimlerin en son temsilcisi o olduğu için seçilen o alimleri kendi masraflarını karşılamak kaydıyla kendi köyünde okuttu. Bunlara yapılan icazet merasimine Diyanet İşleri Başkanı’da bizzat katılmıştır. Daha sonra ikinci kursu Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Ankara’daki binasında, üçüncü kursuda İstanbul Haseki’de vermiştir.


Yusuf Atmaca’nın diğer anektotlarında; Cemil Bulak 1957 yılında zamanın bölgedeki çene cerrahisi konusunda en tanınmış Rizeli bir doktordur. Cemil Bulak adlı işçi Trabzon’da Hacı Efendi’nin talebelerine ramazanda mukabele okuturdu. Onlara hocalarının oraya geldiğinde mutlaka kendisine uğramasını isterdi. O da dişlerinden rahatsız olduğu bir zaman yanına gelince doktor Hacı Efendi’nin dişlerini yapmak ister.Hoca Efendi ücretini vermek ister. Cemil Bey dişlere bakar. Önden ve üsten iki göz dişi arkadan iki altı yaş dişi vardır. Doktor o dişleri sabit yapmak için bütün dişleri çekip damak yapmak ister. O da “ben yemek için dişlerimi yaptırmayacağım, okumam sırasında harfler bu dişlerin arasından çıktığı için okumam düzgün olsun diye bu dişleri yaptırmak istiyorum” der. Oda “ bu ağzın damak yapılması gerekir” deyince Hoca Efendi de o zaman kalsın benim hafız öğrencim olan Yusuf’a giderim dedi. Cemil Bey gülerek benim yapmadığım dişi Türkiye’de kimse yapamaz dedi. Sonra Hoca Efendi Yusuf’a gelir ve ağzına bakmasına ister. Yusuf Hoca Efendi’nin ağzına bakar ve uzun uzun düşünür. Hoca Efendi “Yusuf’a sorar. Ne düşünüyorsun” diye sorar. Yusuf “ben bunları sabit yapacağım ki hem okumam iyi olacak hem dişlerin iyi olacak bunun için dört gün bende kalmalısın” dedi. Yusuf dört günde dişleri altından yapar. Cemil Bey’in yapamadığı dişlerli Yusuf’un yapması ona ün katar ve bütün büyük iş adamları ve aileleri ona gelmeye başlar ve Yusuf Bey büyük paralar kazanır.”


Yusuf Atmaca, Hoca Efendi Ankara’da ders verirken onu ziyarete gider. Hoca Efendi onu akşama bizzat evine davet eder. Oda Hoca Efendi’ye gece işi olduğunu gelemeyeceğinisöylediyse de Hoca Efendi fark etmez gece kaçta gelirsen bekleyeceğim der. O da gece yarısı eve geldiğinde Hoca Efendi’nin onu beklediğini görür. Eve girişinde kapı aralığında bir iskele görür. Bu nedir diye sorunca Hoca Efendi, bunun altından karıncalar geçiyor. Bunu yapmazsam karıncalar ezilir der.


Yusuf Atmaca, Hoca Efendi’nin dişlerine bakar damak yapıldığını görür. Neden yaptığını sorunca sen yirmi sene yirmi sene ömür vermiştin, yirmi sene doldu der.


Yusuf Atmaca muayeneyi kapatmıştı. Buna rağmen Hoca Efendi İstanbul’a geldiğinde hocanın dişlerine bakmak için Aksaray semtine ağabeyinin muayenehanesine bötürür. Baktırıp ölçüsünü aldıktan sonra Zeytinburnu İmam-Hatip Lisesi’nin inşaatına götürür. Orada yüzlerce öğrenciyi okuttuğunu görür ve öğrencileri dinler. Akşama Hocanın dişleri yapılır. Hemen Hoca Efendi Kur’an okur. Sonra Yusuf Atmaca’ya nasihatte bulunur ve der ki “sen ne kadar İmam-Hatip lisesi yaparsan yap bu mesleğini bıraktığından dolayı bunun günahı seni bırakmaz” deyince Yusuf Atmaca hiç değilse hafta sonları tekrar dişçiliğe başlar.


Mehmet Rüştü Aşıkkutlu Efendi ile ilgili akademik bir kitap yazan Mehmet Günaydın’ın yaptığı bazı konuşma derlemelerini yazması, onun talebelerinden bazıları tarafından tepki toplamıştır.


Hoca Efendi’nin talebelerinden Rızvan Hoca’nın oğlu Hüseyin Harputlu Hoca’nın anlattıklarından: “Benimde ismim Hüseyin’dir. Bende hocamın mihrabında namaz kıldırdım. Hocamda okurken talebeler evde kalırdı. Köylülerin bir çoğu talebeleri evlerinde barındırırdı. Bende bir müddet bir ninenin evinde kaldım. Bana bir oda vermişti. Para almazdı. Kur’an-ı Kerim talebelerine hizmeti geçenlere yüce Mevla’dan rahmet ve mağfiret niyaz ederim.