Devlet İstatistik Enstitüsü'nün ve diğer kurumların yaptıkları araştırmalara göre, ülkemizde sosyo-kültürel şartların değişimiyle birlikte evlenmeyen kadın ve erkeklerin sayısında büyük artışlar gözlenmektedir.

Normal yaşlarında evlenmeyen erkeklerin, otuz veya otuz beş yaşını geçtikten sonra, 'şüpheciliğe ve kararsızlığa' düşmek suretiyle, ruhsal dengelerinde bozulma ve davranış bozuklukları görülmektedir. Yirmi beş yaşına kadar evlenemeyen kızlar da, 'umutsuzluğa' ve giderek 'yalnızlığa' itilmek suretiyle, çeşitli komplekslere girebilmektedirler.

'Evde kalmış' tabiri, eskiden sadece kızlar için kullanılıyordu. Günümüzün sosyal, kültürel ve ekonomik şartları, kadın ve erkeğin dünyasını aynı şekilde etkilediğinden, artık erkekler için de 'evde kalmış' tabiri kullanılıyor.
Gençler neden evlenemiyorlar?

Güzel ahlak, karşınızdaki kişiye göre değişmeyen, tüm hayatı kaplayan bir meziyet…Dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi ırktan, dinden, cinsiyetten olursanız olun gittiğiniz yerlere ne paranızı, ne işinizi, ne kariyerini götürürsünüz ilk etapta…Sadece ahlakınızla gider ahlakınızla ağırlanırsınız…Sizin gerçek etiketiniz aslında budur…

Yıllar geçti ve evlenemedik. Sebep bir çok şey oldu. Allah nasip etmedi.

Gayret ettiniz oldu veya olmadı. Diğer yazılarımda vurguladığım bir konu vardı. Yaratılışımızdan uzaklaştıkça anormallikler başlıyor diye. Huylarınıza, tavırlarınıza, gösterdiğimiz tepkilere dikkat edin sizde göreceksiniz bunu. Anormallik deyince hemen tepki vermeyin:)

Misal hiç evlenmemiş erkek veya kızların bir çoğunun çeşitli takıntıları vardır. Normal standartlara uymadığı, toplum ritmine ayak uyduramadığı için sivrilirler.

Fazla temizlik hassasiyeti olabilir, cümlelere kelimelere aşırı dikkat edebilir, zannetmeleri çok olabilir. Hareketlerden okuma yapmaya daha yatkındır.

Bunların psikolojik sebepleri beni aşar ben sadece gözlemlerimi paylaşıyorum. Bazen birine bir arkadaşa anne veya babaya aşırı bağlanma da görülebilir.

evlenme sorunu kompleksler ile ilgili görsel sonucu

İşte bunlar hep yaratılışımızdan uzaklaştığımızda oluyor. Yaş ilerledikçe desteğe, yanında birinin olmasına, yalnız kalmamaya daha çok ihtiyacı oluyor insanın. Hatta bazen bu yaşlarda yanlış karar almalarda çaresizlikten oluyor.

Allah herkesin gönlüne göre versin. Ne kadar kapsamlı bir dua. Fakat gönlünde ne var acep. Realist olmalı. İstekleri gözden geçirmeli. Üzerimizdeki kompleksli tavırları dışarıdan bir gözle gözlemlemeliyiz.

Kompleksilerimiz; kompleksler hemen oluşacak şeyler değil aslında. Küçüklüğümüzde yaşadığımız olaylardan sonra veya yerine konulması gereken bir duygunun yaşanamamasıyla başlıyor hayatımıza sızmaya. Örneğin küçük yaşta aşağılanması, özellikle ailesi tarafından beğenilmemesi, sürekli olumsuz cümleler kurulması, çevresindekilerin ezmesi, küçümsemesi, böyle durumlarda özellikle anne ve baba tarafından gereken desteğin verilmemesi bu açığı daha da büyütüyor.

Tam tersi şu da olabilir, fazla ilgi, şımartılma, arsızlaştırma, her dediğinin iki edilmemesi tersi bir kompleksi doğurabilir. Bu duygularla yetişen birey evlense de eşine, çocuklarına bazen çileye varacak şekilde hayatı zindan edebilir. Bazen de kompleklerinden dolayı ya kendini üst görmeden kaynaklanan kimseyi kendisine yakıştırmıyor, kimseyi evlenecek gibi görmüyor, her çıkan talibe bir şey buluyor ya da aşağılık kompleksinden ciddi bir özgüven eksikliğiyle kimse beni beğenmez ki durumundan yıllar geçiyor da bu halden sıyrılamıyor.

evlenme ile ilgili görsel sonucu

Komplekslerimizi aşamadığımız sürece bu işi halletmemiz zor. Tavırlarımızı, hareketlerimizi; çevremize, ailemize, hatta bir lokantadaki görevliye davranışımıza, çalıştığımız iş yerindeki insanlara muamelemize kadar dışarıdan bir gözle bakmalıyız.

İletişimde nerede hata yapıyorum? Hep ben mi haklı oluyorum? Karşı tarafa konuşma hakkı tanıyor muyum? Kurduğum cümlelerde karşı tarafı eziyor muyum? Ya da karşı tarafa fazla mı ilgili gösteriyorum? Hemen mi aşık oluyorum? Beğenemiyor muyum? Kimseleri kendime layık göremiyor muyum? Hayatın neresinde duruyorum? Gerçekten evlilikle gelecek hayat değişikliğine alışabilecek miyim?

Asıl soru şu “Ben gerçekten evlenmek istiyor muyum? İstiyor gibi mi gözüküyorum?”

Hayırlı kısmetler diliyorum.

Evlenememe nedenleri!

*Evlâtları üzerinde baskıları olan anne ve babaların olumsuz etkisi,

*Eş aramada aşırı seçici olma ve en mükemmelini isteme duygusu,

*Ekonomik imkânsızlıklar,

*Hayalî beklenti içerisinde ve gözü yüksekte olanlar,

*Evlenmekten ve sorumluluktan kaçanlar,

*Evini, arabasını, eşyalarını aldıktan sonra, evlenmeyi düşünenler,

*Gayri meşru hayat sürdürenler,

*Kötü alışkanlıkları olan bağımlı kişiler,

*Kararsız, evhamlı ve şüpheci kişiler,

*Üstünlük veya aşağılık kompleksi içerisinde olanlar,

*Sağlık ve cinsellik yönünden problemleri olanlar,

*Kadın-erkek eşitliği tartışmalarının ve feminist hareketlerin etkisinde kalanlar,

*Kişiliği gelişmemiş, güvensiz insanlar,

*Aşırı iş yoğunluğu olan işkolikler,

*Korku ve baskı ile büyüyen sevgisiz kişiler,

*Özgür ve sorumsuz yaşamak isteyenler,

*Paylaşmayı istemeyen egoist tipler,

*Evliliğin esaret olduğuna inananlar,

* Evliliği sürdürememe korkusu içinde olanlar...