Son yıllarda televizyonlardaki oda rüzgarları ve izletilen filim ve dizilerle örtünme konusunda büyük sorunları başlattı. İslami tesettür adı verilen firmalar bile artık evgiysilerinitesettür giyim diye satar oldu. Yine tesettür firmaları tesettür defileleriadıaltında mankenler kiralayarak yüzlerce bayanı salonlara toplayıp islami tesettür adı altına parismodasını ülkemize getirir oldu. Artık hacı ve hocalarımızın kızları bile moda rüzgarına kapılmış durumda.

Aslında İslâmda tesettür bir yaşam tarzıdır ve vahiy kaynaklıdır. İslâm tam ve mükemmel bir dindir. İslâm'a modernizmden bir takım ölçüler, anlayışlar transfer edilemez. Genel olarak hayatta bir çok alanı etkisi altına alan modernite, Müslümanları giyim kuşam konusunda da ciddi etkisi altına almıştır. Adını İslâm'dan alıp, "Tesettür" ölçülerini moderniteden alanlar, Allah'ın farz emrini, yerine getirdiklerini sanmasınlar. Tesettür bir ibadettir. Değişimde. benzeşmede hızını alamayanlar tesettürü defile ile podyumlarda teşhir etmekten bile perva etmediler.Ve ne acıdır ki, işin bu boyutuna da mani olunamadı. Giyim konusunda gelinen noktada başörtüsü problemi bitmiş, başı örtülü problemi ile yüz yüze kalınmıştır. Evet artık baş örtüsü problemi yoktur BAŞI ÖRTÜLÜLER PROBLEMİ VARDIR. Gelinen noktada, neredeyse örtünmese daha iyi olacak dedirtiyor insana. Bu yozlaşmanın önüne geçilmesi, imani bir sorumluluktur Müslüman'ım diyen her bir kimsenin, bu konuda üzerine düşen sorumluluğu ifa etmesi farzdır.

Allah’a iman eden müminlerin kitaba uymaları, imandan sonra ikinci farzdır. Sorumluluklarını yerine getirmede gevşek davrananlarla, takva sahibi olanlar bir tutulmayacaktır. “Yoksa Biz, iman edip salih amellerde bulunanları yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar gibi (bir) mi tutacağız? Ya da muttakileri facirler gibi (bir) mi tutacağız? (Sad:28). Şeytanın, “Nasılsa Allah affeder” vesvesesine karşı ferasetli müminler uyanık olmalıdır. “Ey İnsanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne evlâdın babası nâmına bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allah’ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.”(Lokman:33) buyrulmuş ve iman eden müminler uyarılmışlardır.

Nefsin arzu ve isteklerinin de ilâh pozisyonuna gelebileceğini unutmamak gerekir. Nefsimi yenemiyorum gibi ucuz bir mazeretin arkasına, farz hükümlerde sığınmak doğru değildir. Zira kişi, başkalarını ilâhlaştırdığı gibi nefsini de ilâhlaştırır. Bunun en açık delili Furkan suresi 43. ayette belirtilmiş ve şöyle buyrulmuştur.

“Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilâh edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?” (Furkan:43)

Önemli olan diğer bir husus ise, ilâhi emirleri anladığımız gibi değil emredildiği şekilde ifa etmek zorunluluğudur. Emirlerin manevra alanları, yani neyi, nasıl, ne kadar uygulanması gerektiği, Allah ve Rasulü tarafından belirlenmiş ve insanoğlu hiçbir alanda başı boş bırakılmamıştır.

“Resûl size ne verirse artık onu alın, sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, cezası (ikâbı) pek şiddetli olandır." (Haşr:7)

Unutulmaması gereken bir husus da şudur. İman edenlerin özgürlüğü, Allah'ın"DUR" dediği yerde biter.
Tesettürün şekli olmasa da, bir ölçüsü var unutmayalım.

Bugün tercih edilen bir çok kıyafet şekli, dış tesettür ölçüsünde değil! Gelin, Allah’ın ayetlerini murat ettiğimiz şekilde değil, murat edildiği ölçüde ifa edelim.
Ey bu çağın Mü’mineleri! Neden örtümüzü, tesettürümüzü modern ölçülere kurban verir olduk? Bu Allah'ın ayetlerini az bir değere değişmek değil midir?
“Ahiretten (cayıp) vaz geçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır. ( Tevbe:38). Kimlik tercihini İslâm'dan yana yapanların, Müslüman görünmekten başka dertleri olamaz, olmamalı. Modern görünmeye çalışmanın mantığı kompleksten başka bir şey değildir.
Tesettür, farz bir ibadettir ve ayrıca tesettür sadece bir giyimden ibaret değildir. Bir kimliğin dışa yansımasıdır. Bir duruşun parçasıdır.Taraf olmanın kanıtıdır.

TESETTÜR BAKMAKLA ALÂKALIDIR

"Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz." (Nur: 31). Bu bakışların reel ile sınırlı olmadığını hatırlatmak istiyorum. Reel hayatta neye bakmak haramsa, sanal alemde haramdır.

TESETTÜR KONUŞMAKLA ALÂKALIDIR

Ey peygamberin kadınları, siz kadınlardan herhangi biri (gibi) değilsiniz; eğer sakınıyorsanız, artık sözü çekicilikle söylemeyin ki, sonra kalbinde hastalık bulunan kimse tamah eder. Sözü maruf bir tarzda söyleyin." (Ahzap:32). Emir hususi olsa da hüküm umumidir.
Ses değil, haram olan konuşma şeklidir. Karşı cins ile konuşma zarureti hasıl olduğunda, vakarı zedeleyecek her türlü endam yasaktır. Kimliğin korunarak hareket edilmesi asıldır. Nerede ve ne ile kimliğe zarar geliyorsa, oranın ve o eylemin terk edilmesi şarttır. Bu hükümlere de, akıl bulûğ olmuş her mükellefin uyması zorunludur.

TESETTÜR SÜS VE ZİYNETLERİN YABANCI ERKEKLERE GÖSTERİLMEMESİ İLE ALÂKALIDIR

"Evlerinizde vakarla-oturun (evlerinizi karargâh edinin), ilk cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın; namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister." (Ahzap:33). Ziynetler, süsler teşhir edilmeyecek. Allah (cc) böyle söylerken, çağın mümini tam tersi için yarış halinde.

TESETTÜR YÜRÜMEKLE ALÂKALIDIR

"Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz." (Nur: 31).
Süs kapatmak farz iken, makyaj yapıp (Hafif yapıyorum diyerek kendilerini kandıranlar da yok değil) dışarı çıkmak neyin hükmüdür? Fetvası nereden alınmaktadır? Nefsin fetvaları ile amel eden sonunda helâk olmaya mahkûm olur.

TESETTÜR GİYİM İLE ALÂKALIDIR...

"Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle; onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir." (Ahzap:59)

Tesettürün bir şekli olmasa da ölçüsü var ve iman edenin kimliğinin dışa yansımasıdır
Tesettür emri, bizim elimizde uygulama anlamında tüyleri yolunmuş kuşa dönerken, hadis ve fıkıh kitaplarında

- Geniş, bol ve topuklara kadar uzun olmalı
- Kalın olmalı, ten rengini belli etmemeli
- Yabancı misyonların özel kıyafeti olmamalı (rahibe kıyafeti örneğin)
- Süslü olup, kendisi ziynet hükmünde olmamalı
- Erkek kıyafeti olmamalı diye tarif ediliyor…

Tüm bunlar kadınların dişiliklerini, istismara, yabancı erkeklere kapatması, kişiliği ile var olmalıdır mesajını taşımaktadır. Hatırlatmak Mü’minlere fayda verir hadisinden hareketle, bir kez daha hatırlatalım!...
Yani hicap, Kur’an ve sünnetin ortaya koyduğu ölçülerde bir giyiniştir. Tesettürlü ama şık olmak, hangi düşünce yapısının ürünüdür? Canımızı acıtan bir mesele tesettür!..

Yanlış anlaşılmasın, tesettürün varlığı değil, tesettürün ruhundan çıkarılışı, bunun uygulayıcılarının da inanmış olanların olmasıdır, canımızı acıtan! Ayetlere bütüncül yaklaştığımız da bir kimlik portresi, tavır ve davranış ölçüsü okunduğu halde, bunlara dikkat kesmenin “Allah’tan hakkıyla ittika” etmekle mümkün olduğunu anlıyoruz. O halde bunları dikkate almayanlar, Allah’tan korkmuyorlar değil midir? Nefislerden alınan fetvalarla oluşturulan giyim tarzı, ancak nefisleri razı eder! Allah’ın rızasına talip olanların, Allah’ın rızasını her şeyden üstün tutmaları gerekmektedir. Kemalist rejim kurulduğun da insanları kılık kıyafet devrimine (!) tabi kılmak için az insan asmadı. 28 Şubat sürecinde rektörler ve aktörler başörtülü kızlarımıza az zülüm yapmadı! Şimdi hiç bir şey yapmalarına gerek yok, zira ifsat ettikleri zihinler sebebiyle, sadece adı kalan tesettür algısıyla yüz yüzeyiz. 

S. ATEŞ