Peygamber Efendimiz, “Bir müminin camide cemaatle namaz kılması tek kılmasından 25 kat daha faziletlidir” buyuruyor. Buhari’nin rivayetinde ise 27 kat diyor. O zaman Peygamber çelişkili mi konuşuyor Hayır, Peygamber hiçbir zaman çelişkili konuşmaz. Bu fark zaman içinde âlimlerin arasındaki konuşmasından çıkmıştır. Bu konuda, “Önce 25 kattı sonra Allah müminlerine rahmet etti 27 kata çıkardı’’ diyen âlimler var. İkinci olarak, “Evi yakın olanlara 25 kat, uzaktan gelip cemaatle kılana 27 kat” diyen âlimler var. Üçüncü yol olarak ise, “Herkes imama uyup kılıyor ama kimisi var tamamen dünyadan kopuyor. Bu fark da ondandır” diyen âlimler de var. Her halükârda aynı sevap alınır… Cami yolunda Azrail canınızı alırsa şehit sayılırsınız. Evden camiye gitmek için çıktığınızda camiye gidemeseniz de sevabını alırsınız. Allah camiye gidenlerden belaları def eder ve camiye gelenleri sever. Başka bir anlamda farz namazınız garanti olur. İmama uyduğunuza niyet ederseniz sizin hatanız olmaz. Eğer abdestiniz tamamsa, eksiğiniz yoksa namazınız kabul olur ve kabul edilen namaz kendinden önceki vakte kadarki günahları sildirir. Cemaatle namaz kılmaya alışmış adamın kalbi camiye bağlıdır. “Mescide gönlü bağlı müminler arşın gölgesinde dinlenecekler” hadisi var, oradan büyük müjdeler var. Dükkânı olanlar da camide kılsınlar, tespih uzun sürüyor diyenler yolda çekebilirler tespihi. Ama hiçbir şekilde bir Müslüman camiden kopamaz…
MÜSLÜMANLARLA YAHUDİLERİN SAVAŞI

“Siz ey Müslümanlar savaşacaksınız. Size musallat kılınacaklar hatta gizlenecekler” hadisi, Yahudilerle Müslümanların savaşacağı anlamına gelir. Yahudilerin size saldıracağı ve savaş olacağı söylenir. Hatay’ın arkasındaki Amik Ovası’nda olacağı ve Yahudi askerlerinin kaçacağı, saklanacağı ve arkasına saklandığı taşın dile gelip, “Ey Müslüman asker! Yahudi arkamda duruyor gel öldür” diyeceği ifade ediliyor. Böyle bir olayın olacağını Efendimiz haber vermiştir. Bu savaş Melhame-i Kübra diye geçer. Ve çok büyük çapta bir harp olacaktır.
MEHDİ HZ. HASAN’IN SOYUNDAN OLACAK

Hz. Mehdi konusunda çok garip söylentiler yayılmış durumda. Mehdi (A.S.) Peygamberimizin soyundandır. Beni de arıyorlar şimdi çok mehdi var, ben mehdiyim diyorlar, hocam ne yapalım diye… Geçmiş zamanda bir cenazeye katılmıştım, orada birisi çıkıp, “Ben mehdiyim” dedi. Bende, “Hangi mehdisin Senden çok var, aranızda anlaşın da bizde ona göre biat edelim” dedim, güldüler… Bir kere mehdinin adı Mehmet olacak. Hasan Efendimizin sülalesinden olacak. Biliyorsunuz Hasan Efendimiz Müslüman kanı dökülmesin diye halifeliği bıraktı, sonra hanımına zehirlettiler onu. Peygamber sülalesinden, 40 yaşlarında tarif edildiği gibi ortalık iyice karıştığı zaman, namaz kılmak bile zorlaştığında gelecek. Yani o zaman gelecek. Mehdi görevli olduğunu bildiği için mehdi olduğunu söylemeyecek. Kâbe etrafında tavaf ederken oradaki ulemalar tarife yani beyaza yakın sarışın 40 yaşlarında olduğunu gören ulemalar ona sen mehdisin diyecek. O ise önce susacak sonra, “Evet ben mehdiyim” diyerek kabul edecek. Zor bir savaş olacak ama Allah sevdiği kula yürü dediği zaman kim durabilir karşısında
EHL-İ SÜNNETTE KERAMET HAKTIR

İslam dünyasını bekleyen bir diğer tehlike de Deccal’dir. Hadislerde geçtiği şekliyle Hz. Mehdi ve Deccal meselesi şöyledir; Deccal, Kudüs civarında çıkacaktır. Adamı öldürecek kılıcıyla ikiye bölüp kalk diyecek adam dirilecek. Böyle dirilmeler Allah’ın müsaade ettiği durumlarda olur. Biz keramete inanırız. Resulûllah zamanında tek oğlu olan bir adamın oğlu ölmüş, adam da gidip Resulûllaha sormuş. Peygamber Efendimiz kimseyi üzmek istemediği için, “Ebubekir’e sor” demiş. Hz. Ebubekir de akıllı tabii Resulûllahın üzmediğini üzmemiş bakmış arkada Hz. Ömer var, “Ömer’e sor” demiş, adam telaşla yakasına yapışmış Hz. Ömer bakmış kimse kalmamış, “Ya Rabbi Peygamberin üzmediği adamı ben üzmek istemiyorum. Sen bilirsin” diye dua etmiş ki çocuk koşmaya başlayıp, “Buradayım baba” demiş… Bu vaka kaynaklarda mevcuttur. Bu yüzden ehl-i sünnette keramet haktır. Bunlara istitraç denir. Ancak bunu kötüye kullananlar da vardır. Deccal’in alnında kâfir yazacak buyruluyor. Ama Müslümanlara görünmez, bunları ancak okuyabilen anlar. Deccal cenneti vaat edecek ama “Deccal’in yakınında olanlar cehennemliktir” buyruluyor. O hengâme de Hz. İsa yeryüzüne inecek. Şam’dan Kudüs’e gelecek. Mehdi ile namaz kılacaklar. Mehdi, “Buyur sen Allah’ın peygamberisin” diyecek. Hz. İsa ise, “Sen buyur sen Allah’ın halifesisin” diyerek imamlığı Hz. Mehdi’ye bırakacak. Velhasıl Deccal’i Hz. Mehdi öldüremeyecek Hz. İsa öldürecek. Ve dünyada kâfir kalmayacak...
PEYGAMBER GARANTİSİ NASIL ALINIR

Bizim dinimize göre size tecavüzde ve taarruzda bulunmayan kâfiri öldüremezsiniz. Yani İslam kâfiri de korur. Ama Hz. İsa böyle yapmayıp, “Müslüman ol” diyecek, olmayanları öldürecek. Sonra evlenip çoluk çocuğa karışacak. 40 sene sonrada da vefat edecek. Daha sonra ise dünyada Allah diyen kalmayınca kıyamet kopacak… Peygamberimizin bir başka hadisinde ise şöyle buyuruyor; “Ey müminler! 6 şeyi bana taahhüt edin, bende size cenneti garanti edeyim. Bir, konuştuğunuz zaman yalan söylemeyin. Zaruret hariç (Müslümanları barıştırmak için, aile arasındaki sıkıntılarını gidermek için yani mesela hanımın pahalı eşya istiyor sürekli kavga çıkıyor 50 liraya alırsın ayakkabıyı 250’ye aldım dersin bunda günah yoktur, zalimin elinden mazlumu kurtarmak için yalan söylenebilir, savaşta yalan söylenebilir). İki, sözünüzü çiğnemeyin, duramayacağınız sözü vermeyin. Üç, emanete hainlik etmeyin. Dört, gözünüzü haramdan sakının (Bu zor. Ama Resulûllahın emri. Televizyon izlemeyeceksin, sokağa çıktığında dikkat edeceksin. Hz. Ali, “İlk nazar tamam, gördün kafayı çevir” diyor.). Beş, elinizi helal olmayan şeye uzatmayacaksınız. Helal olmayan şey (Nikâhlı olmayanın eline değmek yasak, hırsızlık etme. Dinle böyle oyun oynamayacaksın.) Altı, zina etme. (Göz, el, bütün zinalardan uzak duracaksın).” İşte bu 6 şartı yerine getiren Peygamberimizin garantisi altındadır.