Cevat Akşit Hocamızın birçok konuda önemli görüşlerini yayınlıyoruz.

Değerli hocamız her konuda kitabın ortasından konuşmayı seven, dobra dobra açıklamalar yapan, kınayanın kınmasından korkmayan birisi olarak tanıyoruz. Allah kendisinden razı olsun. Kendisi gibi hocaların sayısını Rabbimiz artırsın.

Bismillahirrahmanirrahim
Peygamber Efendimiz bizden biri olarak dünyada ve ahirette nasıl mutlu olunacağını bildirmiştir. Bizden birisi derken, bizim gibi yiyip içiyor, uyuyor, evleniyor, evladı oluyor. Bu şekilde bizim başımıza gelenleri yaşayan birisi olarak söylüyor. Bu bahisle ilgili Resulûllah bir hadisi şeriflerinde, “Üç haslet vardır, üç güzel durum vardır ki bunlar kimde varsa Müslüman mutlu olur” buyuruyor. Dikkat edin buradaki ifade Müslümanlar için zikrediliyor. Biz inanmayanlara karışmıyoruz. Bu üç haslet kimde varsa dünyada da mutlu olur, ahirette de mutlu olur. Peki, nedir onlar? Birincisi; güzel komşu, seni rahatsız etmeyen komşudur. Huyu tüyü seninle uyuşuyorsa, sana eziyet vermiyorsa böyle bir komşu dünya saadetinin sebebi olduğu gibi ahiret saadetinin de sebebidir. Şimdilerde iyi komşu almak pek dikkat edilen bir şey olmamaya başladı. Fakat Hazreti Peygamberin sözü burada vuku buluyor. İyi komşu azalınca mutluluğumuz da azaldı. O yüzden Müslüman iyi yerden ev tutmalı, alacağı evin komşusuna da bakmalı. İyi bir aile için iyi bir komşu şarttır.

BÜYÜK EV MUTLULUK VESİLESİDİR

Hadiste mutluluğun şartı olarak ifade edilen bir diğer durum ise geniş evdir. Bu sebeple Peygamber Efendimizin nasihati gereği misafirlerinizi daha rahat ağırlamak için geniş bir ev tutmamız bizi rahat ettirir. Şimdi 10 saatlik yoldan bir arkadaşın geldi diyelim. Onu otelde barındırman mı daha güzel olur yoksa evinde mi? Tabi ki evinde… Onun için büyük ev Müslümanı rahat ettirir. Zaten Müslümanın misafiri çok olur. Aile hayatında eşi dostu gelir gider, komşusunu ağırlar. Dostlarını, akrabalarını ağırlar. Evinde sohbet olur. Bunlar için geniş alanlar lazımdır. Geniş, büyük, ferah evde oturmak Peygamber ifadesiyle Müslümanları mutlu eder.

Arabaya binerken okunacak dua

Hadiste mutluluk vesilesi olarak sayılan bir diğer durum ise iyi binektir. Rahat, çevik, hızlı binekler. Şimdi bunu araba olarak anlayabilirsiniz. İyi bir arabanız varsa rahat edersiniz. Gideceğiniz yere rahat gidersiniz. Ne ruh sağlığınız, ne de beden sağlığınız bozulur. Fakat adi bir bineğiniz, aracınız varsa gürültüden duramazsınız. İmkânın varsa bunlar mutluluk sebebidir. Bu peygamberin sünnetidir. İmkânın varsa en iyisini al. Ancak memlekette en lüks araba benim diye övünmek için değil. Beni kötülüklerden koruyor, işimi zamanında görmeme sebep oluyor demek için… Araca binerken 3 tekbir getireceksin, 3 de kelime-i tevhid. Sonra da Euzubesmele ile Bismillahi, sübhanellezisahharalenâhâzâvemâkünnâlehumukrinin ve inna ilâ Rabbinâlemünkalibün” diyeceksin. Bunu yapan kaza yüzü görmez. Okuduktan sonra kaza görse ve ölse bile cennetlik olur. Kibirlenmeden güzel arabaya binmek sünnettir.

İmkânın varsa cimrilik yapma!

İmkânınız varsa cimrilik yapamazsınız. Eğer imkânın varsa aileni iyi evde yaşatacaksın. Konforlu evde yaşatacaksın. Evladına en iyi eğitimi aldıracaksın. İmam-ı Azam Hazretleri çok zengin bir âlimdir. Bütün talebelerinin yemeğini, masrafını karşılarmış. Çok da pahalı kumaştan elbise diktirirmiş. Buna “tahdis-i nimet” derler. Çok şükür rabbime bizi nimetlendirdi diyerek Allah-u Teâlâ’nın verdiği nimetin şükrünü işarettir ve sevaptır. Fakat nefsini azdırmamak için evde yalnız kaldığında kavrulmuş arpa unu yiyormuş... Bunun çaresi ne o zaman? Eğer zenginsen ve çok tatlı güzel bir şey yemek istiyorsan misafir çağıracaksın. Çünkü misafir çekinmesin diye çok yeme hakkın var. Misafire yedirmek çok sevaptır, çok güzeldir. Canın güzel sofra istiyorsa ya misafir çağıracaksın ya da misafirliğe gideceksin. Yine ev sahibi memnun olsun diye çok yemek de sünnettir, sevaptır.

SAHABENİN FİTNELERLE İMTİHANI

Peygamber Efendimizden sonraki ilk sahabe Hz. Ebubekir döneminde yalancı peygamberler türemişti. Hz. Ebubekir kendi döneminde ekseriyetle yalancı peygamberlerle uğraştı. Ardından yerine gelen Hz. Ömer devleti sistematize etti, teşkilatlandırdı. Askeri, adli, mali ve belediye teşkilatlarını kurarak devletin oturmasını sağladı. Daha sonra ise Hz Osman döneminde İslam coğrafyası çok genişlemişti. Şimdiki gibi ulaşım ve iletişim kolay olmadığı için uzak yerlerde kamu düzenini sağlamak çok zordu. Böyle durumlarda idareci uzak yerlere en güvendiği adamı gönderir. Bu yüzden Hz Osman’da kendi çevresinde olan güvendiği akrabalarını görevlendirdi. Ama bu durumu İslam düşmanları aleyhte kullanarak Müslümanları kışkırttılar. Bu kışkırtmaya maruz kalanlardan Hz. Ebubekir’in oğlu Muhammed Hz. Osman’a durumu şikâyet etti. Bunun üzerine Hz. Ebubekir’in oğlu Muhammed’i Kahire Valiliği’ne tayin ettim diyerek ferman yazdırdı. Arapçada hareke olmadığından burada seni vali kabul etmeleri değil etmemeleri yazıyor diyerek Hz. Ebubekir’in oğlu Muhammed’i kışkırtan Abdullah İbn-i Sebe seni öldürecekler bu oyuna gelme demiş ve büyük isyan çıkmıştı. İsyanda Hz. Osman şehit olacağını anlamış ve kapıda bekleyen Hz. Hasan ve Hüseyin’i göndermek istemişti. Fakat peygamber torunları gitmediler. İçeri giren Hz. Ebubekir’in oğlu Muhammed isyandan vazgeçtiyse de isyanı bastıramadı ve Hz. Osman şehit edildi... Ardından halife olan Hz. Ali, halife olduğunda Hz. Aişe validemiz yanına gelerek Ey Ali, masum olduğu halde öldürülen Ömer’in intikamını al demiştir. Hz. Ali’de anneciğim benim askeri gücüm yok, bana biraz zaman verin demiştir. Hz. Aişe’de “Ya Ali adaletin geciktirilmesi de zulümdür” diyerek itiraz etmişti. Burada ikisi de haklı çünkü Hz. Ali’nin hazır askeri birliği yok. Ardından yaşanan Cemel Vakası ve Hz. Ali’nin şehit edilmesi ve yayılan fitneler İslam âlemini çok sarsmıştır. Bugünde Yahudiler benzer fitneler ile İslam dünyasını karıştırıyorlar. Allah bizleri bütün fitnelerden muhafaza eylesin. Âmin.