Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’inde “Peygamberimizin de bizim gibi bir insan olduğunu, ancak ona vahiy geldiğini, nübüvvet ve risalede vazifelendirildiğini” belirtiyor. Yine Cenâb-ı Hak Yüce Kitabında “Peygamberimiz ‘in büyük ahlak sahibi olduğunu ve Allah’ın Resul’ünde Müslümanlar için güzel bir örnek bulunduğunu bildiriyor.

kırmızı gül ile ilgili görsel sonucu

Sahabeleri Peygamberimiz (sav)'in güzelliğini şöyle anlatıyorlardı:

"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem çok yakışıklı ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı... Burnu gayet güzel idi... Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı... Boynu sanki bir gümüş hüzmesi idi... İki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalın idi..."

Enes b. Malik (ra) anlatıyor:

"Resulullah Efendimizin boyu; ne çok uzun, ne de fazlakısa idi. Teni de ne duru beyaz, ne de koyu esmerdi. Saçları ise ne düz, ne de kıvırcık idi. Kırk yaşına geldiğinde, Allah Teala O'nu peygamber olarak gönderdi. Peygamber olduktan sonra, Mekke'de 10 sene, Medine'de de 10 yıl kaldı ve 60 yaşlarında vefat etti. Bu fani hayata veda ettiklerinde, saçında ve sakalında 20 tel ak saç yoktu." 

"Resulullah (sav) beyaz, güzel ve mutedil (yavaş ve mülayim, itidalli) idiler."

      Peygamberimiz ‘in çevresindeki Müslümanlar onun hakkında güzel ahlakın en belirgin örneklerini sıralamakta, adalet, cömertlik, çalışkanlık, cesaret ve yardımseverlik gibi ahlaki kavramların onunla yeni bir anlam kazandığını, onun yaşayışının Kur’an’ı yansıttığını nakletmektedirler.

       Hz Muhammed Orta sınıf bir Kureyşli gibi giyinen, bir tabak yemekle yetinen, hediyeleri öğrencilere aktaran, yoksula, yolda kalmışa, akrabaya yardım eden, çocuklara samimi ilgi gösteren, kadınlara nezaketle davranan, her işinde tertipli düzenli olan, dağınıklıktan karışıklıktan hoşlanmayan, kardeşliği, birliği, beraberliği emreden, dindaşlık ve millettaşlık ilişkilerini kuvvetlendiren, ilme düşkün, cehalete düşman olan Hz. Muhammed (sav.)in günlük hayatından tablolar sunacağız. Nasıl giyiniyordu? Neler yiyordu? İbadeti nasıldı? Nasıl Kur’an okuyordu ve nasıl dinliyordu, gibi pek çok sualin cevabını vermeye gayret edeceğiz.

       Saçı fazla uzun olmazdı ve tam kıvırcık denilmeyecek derecede dalgalı idi. Saçını ortadan ayırır ve dört bölük halinde; ikisini omuzlarına, ikisini de kulaklarına doğru bırakırdı. Bu saçlar, misk gibi siyah renkli ve güzel kokulu idi.
Her iki mânâda alnı açıktı. Bu alın genişçe ve buğday renkli idi. Ortasında daima bir nur parlardı.
      Yüzü değirmi idi. Ona dikkatle bakılamazdı. Çehresi ayın on dördü gibi parlardı. Dolgun veya şişman olmadığı gibi kuru ve zayıf bir yüz de değildi. Yanakları ne etli ne de çöküktü.. Öfkesi ve memnûniyeti, yüzünden anlaşılabilirdi.Uzun, ince ve hilal kaşlı idi. Kaşlarının ucunda kıvrım vardı. İki kaşı arasında tüy yok idi ve bembeyaz görünürdü.
Kirpikleri siyah ve uzun idi.Resul-i Ekrem (sav.) uzuna yakın orta boylu, insanlar arasında hoş ve güzel sayılacak ölçüde irice başlı idi. Bedeninin rengi kırmızımtrak nurani beyaz idi. Burnunun iki kaşının birleştiği tarafı gayet itidal üzere yüksekçe, gözleri siyah, kaşlarının arası az aralık, sakalı sıkça, omuzlarının arası genişçe, omuz başları kalın, elleri ayakları kalınca, saçları kumral olup, düz ile kıvırcık arasında idi.

Beyaz tenli idi. Sakal kılları siyahtı.

Dişleri çok güzeldi.

Gözlerinin kirpikleri sık ve uzundu.

ki omuz arası genişti.

Yanakları ne şişkin ne de çöküktü.

Ayağının bütünüyle yere basardı.

Bütün vücuduyla öne döner ve bütün vücuduyla arkaya dönerdi.

Yüzünü somurtmazdı. Gülümserdi.

Peygamberimiz ‘in saçları genellikle kulak yumuşağına kadar uzanmaktaydı, saçı iki yana doğru ayırarak tarardı, saç sakal bakımını ihmal etmez, gerektikçe yapardı, saçlarını bazen Hz. Aişe gibi eşlerine tarattığı da olurdu. Süs için değil, sağlık için yatarken gözlerine sürme çeker, sabahleyin yıkardı. İki kürek kemiği arasında peygamberlik mührü (bir çeşit sembol) olduğunu ashab-ı kiram nakletmektedir.

      Giyecek olarak en çok beyaz; sonra yeşil rengi tercih ederdi. Yazın ince atlas kumaş; kışın yün giyerdi. Elbisesi asla gösterişli olmazdı. Ömrü boyunca aynı anda iki elbiseye birden sahip olmadı.
      Peygamberimiz ‘in uyuduğu yere misvak (diş. fırçası), abdest suyu ve tarak konurdu. O, her konuda temizliğe büyük önem veriyordu. Bilhassa diş temizliği hususunda hassas davranıyor, her abdest alışında dişlerini mutlaka misvaklıyordu. Bunun için ağzını açtığı zaman bir dizi inci gibi parlayan dişleri bembeyazdı. Ölümünden hemen önce, dünya işi olarak en son yaptığı işin dişlerini fırçalatmak olduğunu söylersek, onun temizliğe ne kadar önem verdiğini daha iyi anlamış oluruz.

     Resulullah efendimiz çok uzun boylu olmayıp, kısa dahi değil idi. Yanına uzun bir kimse gelse, ondan uzun görünürdü. Oturduğu zaman, mübarek omuzu, oturanların hepsinden yukarı olurdu.

     Resulullah efendimiz misvakını ve tarağını yanından ayırmazdı. Mübarek saçını ve sakalını tararken aynaya nazar eylerdi.

     Resulullah efendimiz, zekât malı almaz, çiğ soğan ve sarmısak gibi şeyler yemez ve şiir söylemezdi.

    Server-i âlem efendimizin mübarek gözleri uyur, kalb-i şerifi uyumazdı. Aç yatıp tok kalkardı. Asla esnemezdi. Mübarek vücudu nurani olup, gölgesi yere düşmezdi. Elbisesine sinek konmaz, sivrisinek ve diğer böcekler mübarek kanını içmezdi. Allahü teâlâ tarafından Resulullah olduğu bildirildikten sonra, şeytanlar göklere çıkarak haber alamaz ve kâhinler söyleyemez oldu.

    Bir kimse, Peygamber efendimizi rüyada görse, muhakkak Onu görmüştür; çünkü şeytan Onun şekline giremez.