Peygamber Efendimizin sevdiği ve sevmediği isimler hadislerle: Ebu'd-Derdâ (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: "Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız öyleyse isimlerinizi güzel yapın"derdi.

Kötü Manalı Olanlar

Resûlüllah (s.a.) mana itibarı ile çirkin olan isimleri değiştirirdi. Meselâ Ensardan Usey’in, oğluna verdiği ismi Hz. Peygamber beğenmemiş, “ona Münzir adını koy”buyurarak önceki ismi değiştirmiştir. Ebû Dâvûd (ö.275/888), Resûlüllah’ın (s.a.), Âsî, Azîz, Atele, Şeytan, Hakem, Gurab, Hubâb, Şihab isimlerini değiştirdiğini, Şihab’ı Hişam, Harb’i Silm, Muzdacî’ı Münbais yaptığını, Afire adını taşıyan bir araziyi de Hadire, Şi’bu’d-Dalâlet geçidi(n)’i Şi’bu’l-Hüdâ; Benü’z-Zinye‘yi Benü’r-Rişde; Benû Muğviye‘yi de Benû Rişde olarak değiştirdiğini nakletmektedir.

Hz Peygamber bu isimleri, şüphesiz manalarındaki çirkinlik ve sevimsizlikten; Hakem ismini, Allah’ın bir ismi; hubâb‘ı, şeytan veya bir yılan cinsinin adı olduğundan; şihâb‘ı da alev gibi yanmayıifade ettiğinden beğenmemiş, onları bu sebeple değiştirmiştir.

Ayrıca isyankâr, itaatsız kadın anlamına gelen Âsiye‘yi güzel kadın anlamına gelen Cemile’ye, sert anlamına gelen Hazn‘i kolay anlamına gelen Sehl’e, kesik anlamına gelen Asram‘ı tohum, ziraat, verim anlamına gelen Zür’a’ya çevirmiştir. Bu tür isimlerin özelliklerini şu sekilde izah etmek mümkündür:

Kesik anlamına gelen Asram verimsizliği, merhametsizliği, başkasına yararlı olmamayı; tohum, bitme, büyüme anlamına gelen Zür’a ise kesikliğin zıddı olan verimliliği, faydayı temsil eder68. Hazn, sertlik ve kabalığı; Âsî ve âsiye, itaatsizlik ve isyankarlığı; Şeytan her türlü hile ve çirkinliği; Gurab/karga, sevimsizlik ve uğursuzluğu; Müzdacî’, yatmayı ve tembelliği; Afire/çorak verimsizlik ve merhametsizliği, başkasına faydasız olmayı şuur altına yerleştirmektedir.

Burada Mesrûk’un şu naklini de ilave etmek gerekir: Mesruk; “Hz. Ömer’le karşılaştım. Bana, ‘Sen kimsin?’ diye sordu. ‘Mesruk b. Ecdâ’ dedim. Dedi ki; ‘Ben Resûlüllah’ın, ‘Ecdâ’, şeytandır’ dediğini işittim” demektedir. Bu da Hz. Peygamber’in hoş görmediği isimler arasında yer alır.

Netice olarak burada, Hz. Peygamberin değiştirdiği isimlerin, anlam itibarı ile çirkin olup hoş olmayan, bir takım şuur altı saplantılarla sahibinin karakterini etkileyen, tâzim ya da aşırılık ifade eden isimleri değiştirdiğini söyleyebiliriz. Bu tür isimlerin değiştirilme sebeplerini şu şekilde izah etmek mümkündür:

Şu bir gerçektir ki, hoş karşılanmayan bir şey duyula duyula ona karşı tepki ve duyarlılıklar söner, sonunda normal karşılanır hale gelir. İnsanın bu fıtrî yapısını dikkate aldığımızda, “Şuyûu vukûundan beterdir” ata sözünün ne kadar yerinde söylenmiş olduğunu daha iyi anlıyoruz. Zira vukûu sınırlı kalabilir, neticede zararı az olur. Ancak şuyû bulur, geniş bir alana yayılır da normal karşılanır hâle gelirse, o zaman bunun zararı daha çok olur. Yaptığı tahribatın düzeltilmesi de imkânsız olabilir. Buradaki menfi etkilenme, ismin sahibinden ziyade, çevredekiler için söz konusudur.

Dilimizde Aziz, Kadir, Samet gibi isimler, yukarıda verilen ölçüye göre mahzurlu sayılmasına rağmen çocuklara verilmektedir. Ancak bunlar Abdülaziz, Abdülkadir, Abdüssamet’den kısaltma olmalıdır. Çünkü Cenab-ı Hakk’a ait isimlerdir. Resûlüllah (s.a.) bu gruba dahil isimlerle tesmiyeyi/isimlenmeyi uygun görmemiş ve her seferinde değiştirmiştir. Bu tür isimleri, örneğin sadece Âziz şeklinde değil, Allah’a kul olmayı ifade eden Abdülaziz şeklinde “abd/kul” izafetiyle verilmesi en uygun bir yol olacaktır.

Hz. Peygamber kötü manalı isimleri güzel manalı isimlerle değiştirirken genelde o kelimenin taşıdığı anlamın zıddını vermekle gerçekleştirmiştir. Mesela sert anlamına gelen Hazn ismini, zıddı olan ve kolay anlamına gelen Sehl kelimesi ile değiştirmiştir. Ancak bu metot genel değildir. Daha önce Ehl-i kitap olan Abdullah b. Selâm, müslüman olunca ona bu adını Hz. Peygamber vermiştir. “Sulh ve Selametin oğlu Allah’ın kulu” anlamına gelen bu isim, Allah’a kul olmayı ve onun neticesi olan sulh ve selameti hatırlatmaktadır.

Mensup olduğu batıl dinî bırakıp girdiği yeni dinde nasıl bir yaşantı ile ne tür bir neticeye ulaşacağını hatırlatır mahiyettedir. Gerçi Hz. Peygamber Abdullah adını ilk doğan çocuklara da vermiştir. Ancak burada yeni din ile ilgili belirgin bir hatırlatma göze çarpmaktadır.

Hz. Peygamber sadece şahıs isimleri değil köy ve geçit gibi isimleri de değiştirmiştir. Değiştirdiği isimlere bakıldığında onların kötü manalı oldukları, özellikle mekân isimlerinin bir uğursuzluğu çağrıştırdıkları ya da halkı bu yöne sevk ettikleri göze çarpmaktadır. Bu tür isimleri muhtemelen, tefeül amacıyla güzel manalar çağrıştıran isimlerle değiştirmiştir.

Ancak şurası iyi bilinmelidir ki, Hz. Peygamber hiçbir zaman herhangi bir şeyden uğursuzluk çıkarmazdı. Bir yere bir memur göndereceği zaman o şahsın ismini sorar, anlamı hoşuna giderse sevinir, hatta neşesi yüzünde görülürdü. İsimden hoşlanmazsa bu da yüzünden belli olurdu. Bir köye gidecek olsa köyün adını sorar, anlamı hoşuna giderse sevinir, hoşlanmazsa bu da yüzünden okunurdu. Hz. Peygamber’in bu tutumunun uğursuzluk inancını reddetmek için olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu tür isimleri değiştirmesinin ve ad koyarken de güzel manalı sözcükler seçmesinin bir sebebi, aslında halkı uğursuzluk gibi yanlış inançlara düşmekten kurtarmaktı. Bu da onun gönderiliş amacına gayet uygundu. Zira o günün toplumu kötü manalı isimlerden zaten uğursuzluk gibi yanlış manalar çıkarıyordu.

Hz. Peygamber tefeülden hoşlanırdı. Göndereceği memurun veya gireceği köyün isminin güzel olmasından hoşlanması bundandı. Kötü isimlerden hoşlanmaması ve tefeüle imkan tanımayan kötü isimleri güzelleriyle değiştirmesi, uğursuzluk duymasından değil, tefeülün ortadan kalkmış olmasındandı. Ayrıca Resûlüllah’ın tefeülden hoşlanması, güzel isim koyma emrinin müminlere benimsetilmesine yönelik bir çaba olarak da yorumlanabilir. Görüldüğü gibi, Resûlüllah’ın güzel isimleri tercih etmesi, bunlardan da tefeül edip sevinç izhar etmesi, kötü isimlerden uğursuzluk çıkardığı manasına gelmez. Bilakis uğursuzluk çıkarma geleneği ile mücadele gayesini taşır.

peygamberimiz hangi isimleri önemserdi ile ilgili görsel sonucu

2. Güzel Manalı Olup Daha Güzeli İle Değiştirilenler

Hz. Peygamberin değiştirdiği isimler arasında, kötü manalı ve tevhîdi zedeleyici isimlerden başka güzel manalı isimler de vardır. Ancak bütün güzel manalı isimleri değiştirmiş değildir. Güzel manalı olup da Hz. Peygamber’in değiştirdiği isimleri genel bir analize tâbi tuttuğumuzda, onların, anlamları güzel olmasına rağmen sahibi ve çevresi üzerindeki menfi etkiler bırakan isimler olduğunu görmekteyiz.

Mesela; Hz. Peygamber, “iyi insan, kusursuz kimse, günahsız” anlamına gelen Berre ismini Zeyneb’e çevirmiştir. Bu ismi taşıyanın zihninde, kendini beğenme gibi bir mana teşekkül edebilir. Bu da isimlenenin karakterini olumsuz yönde etkilemek demektir. Zira bu isim hakkında Hz. Peygamber, “Allah sizin iyi olanlarınızı en iyi bilendir” buyurarak bu adı değiştirirken, “kendinizi temize çekmeyin!” sözüyle de, güzel bir ismi başka güzel bir isimle değiştirmenin gerekçesini belirtmiştir. Bunun anlamı, “Berre adını takıp da bununla iyi olduk sanmayın! Allah kimin iyi olduğunu herkesten daha iyi bilir!” demektir. Rivayetlere göre Zeynep bnt. Ebî Seleme’nin adı Berre idi. Nefsini tezkiye ediyor denildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber onu Zeyneb diye isimlendirdi. Demek ki buradaki çirkinlik, mananın çirkinliğinden gelmiyor.”Kendinî temize çıkarmayın, kimin muttaki (temiz) olduğunu O (Allah) çok iyi bilir” âyetine muhalefetten ileri geliyor, denebilir. Şu halde İslam âdâbına uymayan, kişiye gurur, kibir, aldanma telkîn eden isimler uygun değildir.

Diğer bir rivayette belirtildiğine göre Cüveyriye bnt. el-Haris’in ismi de Berre idi, Hz.Peygamber onu da Cüveyriye’ye çevirmiştir. Resûl-i Ekrem’in (s.a.), “Yanından çıkan birinin ‘Berre’nin yanından çıktı’ denmesini sevmiyorum” buyurarak yasağın diğer bir gerekçesini açıkladığını görmekteyiz. Şu halde bu kategoride yer alan isimleri değistirmesinin genel sebebi; hem ismin anlamından hem şahsa yansıyan menfi etkisinden kaynaklandığı şeklinde yorumlanabilir. Çünkü nefsin tezkiyesini yalnız Allah bildiği gibi, ismin ifade ettiği anlam hakikatin hilafına da olabilir. Bu sebeple sahibini yersiz güvene ve bunun bir uzantısı olarak da kullukta gevşekliğe itebilir. Zira yersiz güven takvayı zedelediği gibi kulluk ifasında gevşekliğe de sebep olur.

İlgili resim

3. Tevhîde Aykırı Olanlar

Hz. Peygamber’in yeni doğan çocuklara tevhîdi ve Allah’a kulluğu ifade eden Abdullah ve Abdurrahman gibi isimler vererek bunların Allah’a en sevimli adlar olduğunu ifade buyurduğunu, bunun tam tersini ifade eden “Melikü’l-Emlak/mülklerin maliki gibi isimleri de Allah’ın en sevmediği isimler olarak takdim ettiğini, bunun sebebini de “Allah’tan başka mâlik yoktur” şeklinde açıkladığını burada tekrar hatırlatmakta yarar görmekteyim. Görüldüğü gibi bu tür isimler, tevhîde aykırı olarak şirk anlamı ifade etmektedirler.

Tevhîdi zedeleyen isimleri iki açıdan ele almak mümkündür. Biri Allah’a ait sıfatların kullara izafe edilmesidir; Melikülemlâk gibi. Diğeri de, Allah’tan başkasına kul olmayı veya kulluk etmeyi ifade eden izafetlerle verilen isimlerdir. Mesela Mekke müşrikleri nezdinde en önde gelen ve en büyük kabul edilen putlardan olan Uzza’ya izafe edilerek Abduluzza benzerinde verilen isimler gibi, ki Ebu Leheb’in ismi Abdüluzza idi. Uzza’nın kulu demektir. Abdüşşems/güneşin kulu şeklinde verilen isimler de bu kabil isimlerdendir.

Konuyu genel bir kaideye bağlayarak ifade edecek olursak, tevhîde aykırı isimleri, Allah’tan başka bir varlığa kulluğu ifade eden isimlerle sadece Allah’ın şanına layık olan sıfat ve isimler olarak belirtmek mümkündür. Bu tür isimleri vermek ise haramdır. Zira Hz. Peygamber, “Hakem Allah’tır, hüküm de ona aittir; öyle ise sen nasıl Ebu’l-Hakem künyesini taşırsın?” diyerek, Ebu’l-Hakem künyesini, “Ebu Şüreyh’e çevirmiştir”. Bu uygulamada yasağın illeti açıkça görülmektedir.

F. Hz. PEYGAMBER’İN DEĞİŞTİRMEYİ ARZU EDİP DE DEĞİŞTİRMEDEN VEFAT ETTİĞİ İSİMLER.

Hz. Peygamber, bazı isimlerin kullanılmasını yasaklama arzusunda olduğunu izhar etmiş, ancak bunları değiştirmeden vefat etmiştir.

Yaşadığı süre içerisinde Hz. Peygamber’in bunları değiştirmemesi, muhtemelen değiştirmenin şart olmadığındandır. Zira çeşitli sebeplerle arzu edip de yapmadığı veya yapmaktan vazgeçtiği daha birçok hususlar vardır. Bunu, “yapılırsa daha güzel ancak yapılmadığında sakınca olmayan” türden bir olay olarak değerlendirmek mümkündür. Yasaklamayı arzu edip de yasaklama işleminden vaz geçmesi, yasağın keraheti tenzihiye ifade edip haram olmadığını gösterir.

Câbir b. Abdillah (r.a.) Hz.Peygamber’in değiştirmeyi arzu edip de değiştirmeden vefat ettiği isimleri şu sözleriyle belirtir: “Peygamber (s.a.); Ya’lâ, Bereket, Eflah, Yesâr, Nâfi‘ ve buna benzer isimleri koymaktan nehyetmek istedi. Sonra onun bu mevzuda süküt ettiğini gördüm; artık hiçbir şey söylemedi. Sonra Resûlüllah bunları yasaklamadan vefat etti”. Nevevî (ö.676/1277) kerahetin sadece bu isimlere mahsus olmayıp kıyas yoluyla benzer manalar taşıyan başka isimlere de şamil olduğunu belirtmektedir.

Ebû Dâvûd’un (ö.275/888) rivayetinde yer alan, “Zira kişi ‘Bereket burada mı?’ diye sorar da ‘Hayır yok!’ diye cevap verirler” ziyadesinde yasaklama arzusunun gerekçesi belirtilmektedir. Yasağın sebebi, hadiste açıkça görüldüğü gibi, ismin kullanılışı esnasında zihne gelebilecek uygunsuz manalardır. Daha açık bir ifade ile burada gerçekte var olan bir şeye yok demenin uygunsuzluğu dile getirilmiş; ismin taşıdığı anlam ile hakikatlerin çatışması söz konusu olmuştur. Bu da bize gösteriyor ki, verilen isimlerin taşıdığı manalar, hakikatlerle çelişmemesi gerekir. Ayrıca, “Bereket burada mı?” sorusuna “hayır yok!” cevabında teşeume/uğursuzluk inancına sebebiyet ya da meydan verme ihtimali de vardır. Bu tür ihtimallere yer vermemek için söz konusu isimlerin değiştirilmesi arzu edilmiş olabilir. Ancak değiştirmenin ya da bu tür isimleri vermemenin şart olmadığı da anlaşılmaktadır. “Olsaydı, uyulsaydı, yapılsaydı daha güzel olurdu” kabilinden bir arzudan ibarettir. Ancak Hz. Peygamberin bu tür arzularına mümkün olduğu kadar uymanın yararlı olduğu kanaatini taşımaktayız.

ÖRNEK OLABİLECEK GÜZEL İSİMLER

Örnek olabilecek diğer mübarek isimler şunlardır:

Peygamberimiz Abdullah ve Abdurrahman ismini çok önemserdi.Birçok sahabeye de bu ismi koymuştur.

Peygamberimizin Hanımları

Ayşe-i Siddiyka (ra)
Cuveyriye Bint-i Haris (ra)
Hafsa (ra)
Hatice-yi Kübra (ra)
Meymune bint-i Haris (ra)
Safiye Bint-i Hayy (ra)
Sûde Bint-i Zem’a (ra)
Ümm-i Habibe (ra)
Ümm-i Seleme (ra)
Zeyneb Bint-i Cahş(ra)
Zeyneb Bint-i Huzeyme (ra)

İlgili resim

Peygamberimizin Kızları

Fatıma (ra)
Rukiyye (ra)
Ümmü Gülsum (ra)
Zeynep (ra)

Peygamberimizin Torunları

Emame Bint-i Ebi’l As (ra)
Zeynep Bint-i Ali bEbî Tâlib (ra)
Hala ve Teyzeleri
Erva Binti Abdülmüttalib (ra)
Halide binti Esved (ra)
Safiyye Binti Abdülmuttalib (ra)
Ümmü Haram (ra)

İşte bizim bilmediğiniz o tehlikeli isimler…

Kötü anlamlı veya anlamı yanlış bilinen isimler(ecrin,aleyna,irem,ceylin)
Kötü anlamlı veya anlami yanlış bilinen o kadar isim var ki.. bu konuya deginmek istedim.
İşte o isimlerden bir kaç tanesi

Aleyna
… Çocuklarına Kuran-i Kerim’de ge…çen bir isim koyma telaşında olan anne ve babalar, tercihlerini bazen Aleyna isminden yana kullanıyorlar.
Aleyna her ne kadar Kuran’da geçsede, anlamsız bir isimdir! Kuran’da geçen her kelime isim olarak kullanılmaz.
Aleyna gibi ‘bize ait, bizim üzerimize, bize ‘ anlamına gelen saçma bir kelimeyide isim olarak koymakta bu yüzden mantıksız.
Araplar Aleyna kelimesini zaten isim olarak kullanmıyorlar.
Peki biz neden kullanıyoruz? Sadece kulağa hoş geldiği için mi?
Koyduğunuz ismin Kuran’da geçmesine gerek yok, güzel anlamlı olması yeterlidir.
Aleyna bu tarife uymadığı için koyulması önerilmiyor.

Aleyna’nın geçtiği ayet: إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَى (İnne aleynâ lel hudâ) Türkçe’de anlamı: Şüphesiz, bize ait olan, yol göstermektir.

Aleyna’nın internette dolaşan manaları ise ‘esenlik, Allah’ın iyi kulları,’.
Fakat Aleyna kesinlikle ‘esenlik’ veya ‘Allah’ın iyi kulları’ anlamına gelmez!
Bu anlamların nereden uyduruldugun açıklamak istiyorum.
Arapların ‘Esselâmü aleyna ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn’ diye bir sözleri vardır. ‘Esenlik üzerimize ve Allah’ın bütün iyi kulları üzerine olsun’ demektir.

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Bade
Anlam: Şarap, içki, kadeh.

şarkılardan da Bade’nin anlami anlasiliyor zaten:
1.Erkilet güzeli
Tek tek basaraktan
Bade süzerekten
Inci dizerekten
Gel canım gel aman

2. Ercişli Emrah – Bade İçerler Nazınan
Bade içerler nazınan
Sohbet ederler sazınan
Kırk ince belli kızınan
Selvi han bağdadır bağda

3.Karacaoğlan – Aşk Olmayınca Bade İçilmez
Aşk olmayınca bade içilmez
İçip içip nazlı yardan geçilmez
Açılır çiçekler gönül açılmaz
Ne değniyo’n dört yanını tor gibi gibi
vs. vs.

Belinay
Çoğu sitede Belinay’in anlamı ‘Peygamber Çiçeği’ olarak belirtilmiştir, fakat bu kesinlikle yanlıştır.
Belinay ‘Peygamber Çiçeği’ anlamına gelmeyen ve Kuran-i-Kerim’de yer almayan bir isimdir!

Kuran Arapça yazıldığı için Kuran’da geçen her kelimenin, her ismin kökeni Arapçadır.
Fakat Belinay’ın kökeni Türkçedir. Burdan anlaşıldığı gibi bu ismin Kuran’da geçmesi imkansız.
Belinay aynı Selenay,Sevilay ve Doğanay gibi birleşik bir isim.
Sevilay ismini örnek olarak alıyorum. Sevilay ‘sevilen ay, ay gibi sevil’ anlamına gelir.
Belinay ise belinmek+ay kelimelerinden birleştirilmiştir. Eski bir kelime olan ‘belinmek’, ‘bölünmek’ anlamına gelir.Bu yüzden Belinay da ‘belinen ay, bölünen ay, ay gibi belin, ay gibi bölün’ anlamını taşır.

Berre/Berra
Peygamber Efendimiz”in, güzel manalı olan bazı isimleri daha güzeliyle değiştirdiği de olmuştur. Mesela Peygamberimiz, “iyi insan, kusursuz kimse, günahsız” anlamına gelen Berre/Berra ismini Zeynep”e çevirmiştir. Bu ismi taşıyanın zihninde, kendini beğenme gibi bir mana oluşabilir. Bu da ismi taşıyan kişinin karakterini olumsuz yönde etkileyebilir.

Buğlem
Internette yazan anlami: Cenneti müjdeleyen melek
Gerçek anlami: eski bir kızılderili dilinde ‘bereket yüklü bulut’

Cemre
Peygamberimiz bazı isimleri anlamlarının kötülüğünden dolayı değiştirirken ateş parçası manasına gelen Cemre’yi de güzel kız manasına gelen Cemile’yle değiştirmiş.

Ceylin
Çoğu yerde Ceylin’in anlamı ‘Cennet kapısı’ olarak belirtilmiştir. Fakat Ceylin Kuran-ı-Kerim’de geçmeyen ve ‘Cennet kapısı’ anlamına gelmeyen bir isimdir! Cennetin sekiz kapısı vardır: Salat, Cihad, Reyyan, Sadaka, Hac, Af, Eymen ve Zikir-İlim kapısı. Gördüğünüz gibi Ceylin bu kapılar arasında yer almıyor.
Ceylin Ingiliz bir isim olan Jaylin’in Türkçeleştirilmiş halidir. Jaylin ‘sakin’ manasına gelen bir isimdir. Ceylin veya Jaylin ismini koymak bir Müslüman için uygun değildir.
Ceyl Farsçada ‘yengeç’ demek. Ceylin’in baska bir anlami: yengeç yuvasi.

Ecrin
Bu aralar popüler olan Ecrin’in anlamı çoğu yerde ‘Allah’ın hediyesi’ olarak geçiyor. Fakat Ecrin’in anlamı ‘Allah’ın hediyesi’ değil!
Ecrin isminin kökeni Arapça olan ‘ecr’ kelimesinden gelir. Ecr ‘ücur, ücret’ demektir, ve Ecrin de ‘ücret’ demektir.
Ücret kelimesini ‘ecret’ olarakta yazabiliriz, ama bu kelimenin telaffuzu daha zor olduğu için tercih edilmiyor.
Değerli hocamız Nihat Hatipoğlu da programında Ecrin ismi hakkındaki gerçekleri açıklamıştı.

Ecrin’in Kuran’da geçtigi ayet: قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُتَكَلِّفِينَ (Kul mâ es’elukum aleyhi min ecrin ve mâ ene minel mutekellifîn(mutekellifîne))
Türkçe’de anlamı: De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim.

Eflal
Internette yazan ‘Cennetteki bir meyve ağacı’ anlami kesinlikle yanliş! Eflal ‘Yara, zarar, bozukluk’demektir.

Eflin
Eflin’in anlami çogu sitede ‘Cennet kapisi’ olarak geçiyor, fakat bu kesinlikle dogru degil.
8 Cennet kapisi var, isimleri söyle: Salat, Cihad, Reyyan, Sadaka, Hac, Af, Eymen, Zikir-ilim
Efl Farsçada ‘Gurub etmek, batmak’ demektir. Eflin bu kelimeden türetilmiştir.

Efnan
Internette Efnan’ın anlamı ‘Cennetteki güzel gözlü kız’ olarak belirtilmiş.
Bu biçilen anlam tamamen yalandan ibarettir.
Efnan ‘Cennetteki güzel gözlü kız’ anlamına gelmez! Efnan Arapça bir kelime olan Afnan’ın Tùrkçe karşılığıdır. Efnan’ın (Afnan’ın) anlamı ‘ince dallar,çeşitler, şubeler’.

Efra
Anlam:
1.İşi gücü olmayan adam. Boş dolaşan kişi.
2.Kuruntulu, vesveseli adam.
3. Başının saçı tamam olan kimse

(Efra Alper Tunga’nın lakabı değildir, Efrasiyap Alper Tunga’nın lakabıdır)

Efsa
Efsa’nın anlamı çoğu sitede ‘Cennet ırmağı’ olarak geçiyor.
Cennete dört ırmak var: Tesnim, Selsebil, Kevser ve Kafur.
Gördüğünuz gibi Efsa Cennet ırmaklarından biri değil!
Bu ortaya biçilmiş anlam kim tarafından uyduruldu, çok merak ediyorum..
Efsa Farsça olan afsūn kelimesinden gelir. Afsūn Türkçemize Efsun olarak geçmiştir ve ‘sihir, büyü,hile, ’ gibi anlamlar taşır.
Efsa ise ‘sihirbaz, büyücü, hileci’ demektir.
Her ne kadar kulağa hoş gelse de, Efsa koyulmaması gereken bir isim.
Sihir, büyü ve hile gibi olaylar İslamiyetçe men’edilmiş ve büyük günahlardan sayılmıştır.

 

Efsun
Anlam:
1. Sihir, büyü, üfürük
2. Sihirbazların tuzağı
3. Hile ile yapılan kötü işler
(Efsun İslâmiyetçe men’edilmiş ve büyük günâhlardan sayılmıştır.)

Eliz
Anlam:
1. Tekme, çifte
2. Sıçrama
3. El izi

Elvin
‘Renkler, rengarenk, renkli, gökkuşağının renkleri’ demek.
Internette biçilen ‘Cennet çiceği’anlami kesinlikle doğru değil!

Esila
Çoğu anne ve baba isim koyarken iki şeye dikkat ediyor: kulağa hoş gelmesine ve Kuran-i-Kerim’de geçmesine.
Bu yüzden son zamanlarda Esila ismi ön planda.
Fakat Esila Asila’yla karıştırılıyor. Asila Kuran’da geçen ve ‘akşam’ anlamına gelen bir kelimedir.
Araplar Asila kelimesini isim olarak kullanmıyorlar.
Esila ise Kuran’da geçmeyen ve anlamsız olan bir isimdir!

Asila’nın geçtiği ayet: وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَأَصِيلًا (Vezkurisme rabbike bukreten ve asîlâ)
Türkçe’de anlamı: Sabah akşam Rabbinin adını an

Ikra
Anlam:
1.‘Oku’ diye emretmek
2. Selam göndermek
3. Kiraya vermek

Irem
Irem = Cennet bahçesi.
Evet, lk okuyuşta iyi güzel gibi gözükse de değildir aslında!
Irem, Allahın sevmediği yalan Cennettir.
Allah’a isyan ederek Cennet’e benzetmek iddiasiyle İrem bağını yaptırmış, bu bağdaki köşke girmeden kavmi ile yani taraftarlariyle birlikte gazaba uğramış, çarpılmış.
Allahın gazabına uğramış bir yerin ismini koymak hiç doğru değil.

Isra
Isra Kuran-ı-Kerim’in 17. suresi.
Resulullah’ın Kur’an-ı Kerim’den sonra en büyük mucizesi olan Hz. Peygamberimiz’in miraç gecesi anlatıldğı bu sure Türkçemize ‘Esra’ olarak geçmiştir.
Orjinal bir isim arayışında olan anne ve babalar kızlarına bazen Isra ismini veriyorlar.
Isra’nın Araplar tarafından kullanılan bir isim olması bu tercihin sebebi olabilir.
Ama atladıkları bir nokta var:
Evet, Araplar bu isimi Isra olarak yazıyor, fakat Esra olarak telaffuz ediliyor!
Yazıldığından farklı okunan bir fonetik yapıya sahip olan bir isim son derece zor olduğu için de zaten biz Türkler hem Esra yazıyoruz hem de Esra olarak telaffuz ediyoruz.
Isra ismini kızlarına koyan Türkler ise bu isimi ‘Isra’ olarak telaffuz ediyorlar, bu yanlıştır.
Esra aynı zamanda Isra’dan daha fazla anlama sahip olan bir isimdir, ‘asma filizi, Tanrı’nın yardımı, çol çiçegi, çok çabuk’ gibi.
Esra Isra’ya tercih edilmesi gereken bir isimdir.
Furqan ve Maida sureleri yerine nasıl Furkan ve Maide’yi kullanıyorsak, Isra’ nın yerine de Esra kullanılmalı.

Jülide
Jülide Farsça bir kelimedir ve ‘dağınık, perişan, karma karışık’ demektir.

Lara
Anlam:
1.Latin mitojisinde adı geçen ölüm perisi. Sır tutamadıgı için dili kesilmiştir.
2.Parlak

Lina
Lina isminin Türkçe yazılışı budur: Line.
Nasıl Aisha’nın yerine Ayşe, Mohammed’in yerine Muhammed/t, Khadija’nın yerine Hatice koyuyorsak, Lina’nın yerine de Line koymamiz lazim.
Line Kuran-ı Kerim’in 59. suresi olan Haşr Suresinde geçiyor ve ‘hurma ağacı’ anlamına geliyor.

Melis
Melis Melisa’nin kisaltılmışı sanılıyor çoğu zaman.
Bu yüzden ‘Yunan mitolojisinde geçen bir rahibenin adı, Bir tür kokulu bitki, bal, sevgili’ gibi anlamlar yaziliyor Melis için,
fakat bu anlamlar Melisa’nin anlamlari.. Melis’in degil!
Gerçek anlam:
1. Şişman ve tenbel olan kişi
2. Bir şeyi şiddetle tutmak

Merza
Merza’nın sitelerde yazan anlamı ‘Meleklerin kraliçesi’..
Fakat Merza ‘mariz’ kelimesinden gelir ve ‘hastalıklar, illetler, hastalar’ anlamına gelir!

Minel
Çoğu sitede Minel’in anlamı ‘Cennetteki inci tanesi ‘ olarak geçiyor.
Bu anlamı okuduğumda resmen şok oldum..
Minel kesinlikle ‘Cennetteki inci tanesi’ değildir!
Bu anlamı maalesef bir kaç şahıs tarafından uydurulmuştur.
Minel Kuran-i Kerim’de geçen, fakat tek başına hiç bir ifade etmeyen bir kelimedir!
Minel kelimesinin anlamını anlamak için bir kaç örnek veriyorum.

Iki tane cümle: ‘Ben böceklerden korkmuyorum’ ve ‘Bu Allah’tan gelen bir iyilik’. Bu cümlülerdeki ‘den’ ve ‘tan’,
Minel’in Arapçadaki manasıdır. Yani Minel’in bizim tarafimizdan isim olarak konulması son derece komik ve saçmadır.

Minel’in anlamını (anlamsızlığını) anlamak için size Minel’in geçtigi bir ayeti sunuyorum: بَرَاءَةٌ مِنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى الَّذِينَ عَاهَدْتُمْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
(Berâetun minallâhi ve resûlihî ilellezîne âhedtum minel muşrikîn).
Türkçede anlamı: Müşriklerden, ahd aldığınız kimselere Allah’tan ve O’nun resûlünden bir beraattir.

Nilda
Nilda son zamanlarda hakkında en çok soru aldığım isimlerden biri.
Bazı sitelerde Nilda’nın anlamı ‘Cennet kapısındaki meleklerden birinin adı’ olarak geçiyor.
Nilda her ne kadar kulağa hoş gelen bir isim olsa da, anlamı bu değil…

Nilda Ispanyol/Italyan kökenli bir isimdir ve ‘savaşa hazır olan kadın, kadın asker’ gibi anlamlar taşır.
Iddia edildiği gibi Cennet kapısında bir melek değil!

Nira
Nira Ibranice bir isim ve ‘dokuma tezgâhı’ demektir.
Internette yazan anlami ise ‘Ancak rüyada karşılaşılabilen nadide güzel’.
Bu anlam uydurulmuş bir anlam tabii…

Sanem
Anlam:
1. Kâfirlerin, önünde ibadet ettikleri heykel, put.
2. Çok güzel olan

Sare
Anlam:
1. Susuzluk
2. Cemaat, topluluk
3. Ihtiyaç
4. Oldu
(Sare Hz. İbrahim’in (A.S.) birinci hanımının ismi değildir, Sara’dır o)

Selcen
Internetteki bazi isim sözlüklerinden anlami ‘Cennetteki kuş ve çiçek ismi’ olarak geçiyor, fakat bu anlam dogru degil!
Selcen ‘ruhu güçlü, kuvvetli olan’ demektir.

Sidelya
Bu isimin internette yazan anlami: Cennette açan çicek.
Fakat Sidelya ismi Kuran’da geçmeyen bir isimdir.
Bu isimin kökeni Latincedir ve ‘yıldız çiçeği’ anlamına gelir.

Sude
Anlam:
1. Ezilmiş, dövülmüş,sürülmüş
2. Terleyen
3. Boyalı, sürmeli

Suden
Bazı insanlar yaratıcılıkta sınır tanımıyor.
Suden’in anlamı bazı sitelerde ‘Peygamber efendimizin Cennetteki en çok sevdiği ağaç’ olarak belirtilmiş.
Fakat Suden kesinlikle Hz. Peygamberimiz’in Cennetteki en sevdiği ağaç değil!
Kuran’da her geçen kelimenin isim olarak konulmaması gerektiğinin en iyi örneklerden biri Suden kelimesidir.
Evet, Suden Kuran’da geçiyor, ama ‘başıboş, sorumsuz’ gibi kötü bir anlam taşıyor.
Bu yüzden Suden önerilmeyen bir isim.

Suden’in geçtigi bir ayet: أَيَحْسَبُ الْإِنْسَانُ أَنْ يُتْرَكَ سُدًى (E yahsebul’insânu en yutreke suden)
Türkçe’de anlamı: İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?

Talya
Talya, daha doğrusu Thalia, Yunan mitolojisinde bir tanrıça.
Bir Müslümanım çocuğuna koyduğu isimin Islam dinine uygun olması gerekiyor.
Talya hem başka bir dinin tanrıçası olduğu için hem de Allahın tek olduğunu inkar ettigi için , Islam’a uygun olmayan bir isimdir!
(Talya Talia ismiyle ayni anlama gelmez)

Tuana
Tuana’nın anlamı çogu insan tarafından beğeniliyor, çünkü bu ismin anlamını ‘Cennet bahçesine düşen ilk yağmur damlası’ sanıyorlar.
Fakat Tuana ‘Cennet bahçesine düşen ilk yağmur damlası’ anlamına gelmiyor!
Kuran-i Kerim’in Arapça yazıldığını herkes biliyor.
Tuana ise Arapça kökenli bir isim olmadığı için Kuran’da geçemez ve cennet ile ilgili bir anlam taşıyamaz!