Ani kaygı nöbetlerine eşlik eden çarpıntı, aşırı terleme ve bulantı gibi belirtilerle kendini gösteren panik atak, son yılların en yaygın rahatsızlıkları arasında yer alıyor.

Panik bozukluk hastası;

"Eğer panik atakları olmasaydı hayatım harika olurdu… Arkadaşlarımdan biri panik atak için yeni bir tedavi şekli olduğunu söyledi acaba bana da yardımı olur mu? 29 yaşında özel bir turizm şirketinin organizasyon bölümünde yöneticiyim. Bu güne kadar uçak korkusu dışında halledemediğim herhangi bir sorunla karşılaşmadım. İki ay önce bölge müdürlüğüne tayin edildim. Şimdi tüm ülkeyi uçarak seyahat etmek zorundayım ve bunu düşündükçe soğuk terler döküyorum. Terfimi geri çevirmeyi bile düşündüm.

İlk panik atağım 9 ay önce evde televizyon izlerken aniden gelişti. Büyükbabamın ölümünden 3 ay, evlenme kararımdan 1 ay sonrasıydı. Terfi etmemin ardından haftada birkaç defa panik atağı geçirmeye başladım. Kriz sırasında kalbim çok hızlı atıyor, hızlı hızlı nefes alıyorum, ellerim üşüyor, ağzım kuruyor, başım dönmeye başlıyor, kalp krizi geçirdiğimi düşünüyorum, çıldırma ve gerçeklikten kopma duyguları yaşıyorum. Panik ataklarım sırasında her seferinde acil servise gidiyorum, artık oradaki personelden utanmaya başladım. Her seferinde tetkikler yapılıyor psikolojik olduğunu söylüyorlar, sanki keyfi yaptığımı düşünüyorlar. Kapsamlı tıbbi değerlendirmede, düşük tansiyonlu ve nabzı normal atan genç bir insan olduğumu söylediler. Kalabalık mağaza, market ve sinemalarda kendimi rahat hissetmiyorum; panik atak geçirip rezil olacağım diye korkuyorum. İşle ilgili mecburiyetlerim olmasaydı hiç evden çıkmazdım. Nişanlımı hastalığımla bunalttığımı düşünüyorum, beni terk etmesinden korkuyorum.

Anemin de psikiyatrik sorunları oldu ve psikiyatristlerin hiç faydası olmadı, verdikleri yeşil reçete ilaçlarla sürekli uyuyordu. Psikiyatriste gidersem kontrolümü kaybettiğimi göstereceğini düşünüyorum. Belirtilerin yaşamımı engellemesine izin vermeme kararımla çalışmaya devam edebilmek için kendimi zorluyorum. Sorunlarımı bir terapistle konuşmamın kaygılarımı daha da arttıracağından endişe duyuyorum. Kendimi çardesiz hissediyorum"

PANİK ATAĞI NEDİR?

Temel özelliği, aniden ortaya çıkan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Hastalarımızın çoğu zaman "kriz" adını verdiği nöbetlerdir.

Panik Atağı, birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve 10 dakika içinde şiddeti en yoğun düzeye çıkar; çoğu zaman 10-30 dakika (seyrek olarak da 1 saate kadar) devam ettikten sonra kendiliğinden geçer.

Panik Atak Tek Başına Bir Hastalık Değil
Panik atak birçok psikiyatrik hastalığın dışında; tiroid bozuklukları, kan şekerinin düşmesi, kalp ve akciğer rahatsızlıkları, beyin tümörleri, epilepsi, kansızlık, çeşitli enfeksiyonlar, vitamin eksiklikleri, aşırı kafein tüketimi ve bazı ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Panik atak tek başına bir hastalık değil, birçok psikiyatrik veya fiziksel rahatsızlığın belirtisidir.

PANİK ATAĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?

· Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma,
· Çarpıntı, kalbin kuvvetli ya da hızlı vurması
· Terleme,
· Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma,
· Soluğun kesilmesi
· Baş dönmesi, sersemlik, düşecek ya da bayılacak gibi olma
· Uyuşma ya da karıncalanma
· Üşüme, ürperme ya da ateş basması ,
· Bulantı ya da karın ağrısı
· Titreme ya da sarsılma
· Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
· Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu
· Ölüm korkusu
Bir Panik Atağında bu belirtilerden en az 4 ya da daha fazlası bulunur.

PANİK BOZUKLUĞU NEDİR?

Tekrarlayıcı Panik Atakları

Ataklar arasında başka Panik Ataklarının daha olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma,

Panik Ataklarının "KALP KRIZI GEÇIRIP ÖLME", "KONTROLÜNÜ YITIRIP ÇILDIRMA" ya da "FELÇ GEÇIRME" gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma

Ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem olarak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek ya da içecekleri yeyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi) kaçınma davranışı

PANİK BOZUKLUĞU NASIL OLUŞUR?

İLK ATAK BAŞLIYOR:

Hiçbir neden yokken birdenbire başlayan göğüs ağrısı, göğüste sıkışma, çarpıntı, nefes alamama, terleme, titreme, üşüme ya da ürperme, bazen de bulantı ya da karın ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik; düşecek ya da bayılacakmış gibi olma, uyuşma ya da karıncalanma gibi belirtiler, kişiyi dehşet içinde bırakır.

O an " KALP KRIZI " geçirdiğini ya da felç geçirmekte olduğunu zannederek yoğun bir " ÖLÜM KORKUSU " ya da " FELÇ OLMA KORKUSU " yaşar.

Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik, kendisini ya da çevresini bir garip ya da değişik hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, "KONTROLÜNÜ KAYBETMEYE" ya da "ÇILDIRMAYA BAŞLADIĞINI" düşünerek kendisine ya da çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar.

Büyük bir korku ve endişe ile yakınları tarafından en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan bir çok muayene, çekilen film, EKG, beyin tomografisi ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz, oksijen verilerek ya da "sakinleştirici" bir iğne yapılarak evine gönderilir. Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar "hiçbir şeyi yok" ya da "stresten olmuş" derler.

ATAKLAR TEKRARLIYOR:

Hasta o an biraz rahatlamakla birlikte, bir süre sonra yeni bir Panik Atağı ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve her yeni atak ile acil servislere taşınmaya başlar.

Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılmasına ve hiçbir olumsuz sonuç bulunmamasına rağmen hasta bir türlü iyileşmez; hatta kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar. Bu nedenle başvurulan değişik doktorlarca defalarca muayene ve her seferinde yapılan incelemeler için dünya kadar para harcanmasına rağmen hastanın şikayetlerini açıklayabilecek herhangi bedensel bir hastalık saptanamaz.

Bazen de yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından, tansiyon ve kalp ilacına ve vitamine kadar değişik ilaçlar ile tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü sonuç alınamaz.

BEKLENTI ANKSIYETESI GELIŞIYOR:

Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde; gergin, huzursuz ve endişeli bir şekilde her an yeni bir Panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe "beklenti anksiyetesi" adı verilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok artırır.

Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları pekişir.

YOĞUN VE SÜREKLİ ÜZÜNTÜ:

Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten , kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkarlar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.

DAVRANIŞLAR DEĞİŞİYOR:

Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında geçekleşeceğine inandıkları "felaketler"e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar.

Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol/madde/ilaç kullanırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar.

Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem olarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları; atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından korkan kadın hastaların sokağa çıkmak zorunda oldukları zaman, bayılıp yere düştüklerinde bacakları görülmesin diye pantolon giydikleri, baygınken çalınır diye takılarını yanına almadıkları , onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için üzerinde evinin, eşinin/ailesinin adresini, telefon numarasını hatta tıbbi yardım için ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini üzerlerinde taşıdıkları görülmüştür.

Bazı hastalar gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için; bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.

Panik atak hastalarına öneriler;
Panik atak kesinlikle kontrol altına alınabilir. Umutsuzluk ve karamsarlıktan kaçınılmalıdır.
Panik atak başka hastalıkların habercisi olabilir. Mutlaka psikiyatriste başvurulmalıdır.
Psikiyatrist ve psikoloğun önerilerine uyulmalı, tedavileri eksiksiz uygulanmalıdır.
Kişi yakınlarının da panik atak hakkında bilgilenmesini sağlamalıdır.
Düzenli ve sağlıklı beslenmeye özen gösterilmelidir. Aşırı yemekten ve uzun süreli açlıktan kaçınılmalıdır. Kahve, çay, asitli, gazlı içeceklerden ve enerji içeceklerinden uzak durulmalıdır.
Sağlıklı ve nitelikli uyku için önlemler alınmalıdır.
Düzenli spor ve yürüyüş yapılmalıdır.
Nefes ve gevşeme egzersizleri, günlük alışkanlık haline getirilmelidir.
Hobilere, keyif alınan aktivitelere ve sosyal-kültürel etkinliklere daha fazla zaman ayırılmalıdır.
Sağlıklı bir cinsel yaşamın, sağlıklı bir ruhsal durum için önemli olduğunu unutulmamalıdır.Panik atak, biyolojik ve psikolojik nedenlere bağlı tıbbi bir durumdur.

Zafiyet, doğaüstü güçler veya inanç eksikliği ile ilgisi yoktur.  Ruh sağlığı alanında uzman olmayan kişilerden ve yöntemlerden uzak durulmalıdır.

AGORAFOBİ NEDİR?

Hastaların % 60 'ından fazlası, atakların geleceği yer ve durumlardan kaçınmaya başlarlar. Hastaların, yalnız başlarına Panik Atağı geleceğini zannettikleri yerlere gidememe, o tür yerlerde kalamama durumlarına Agoragobi adı verilir.

Yalnız başına evde kalamaz, sokağa yalnız çıkamaz, taşıtlara, asansöre binemez, dar sokak ya da köprülerden geçemez, pazar yeri, büyük mağazalar gibi kalabalık yerlere ya hiç giremez olurlar ya da ancak yanlarında birisi ile yoğun bir endişe ve rahatsızlık duyarak bu tür yerlere gidebilirler.