Kendi adıyla anılan Osmanlı imparatorluğunun temelini atan Osman gazi, Ertuğrul gazinin küçük oğludur.1258 yılında Söğüt’te doğdu.Annesinin adı Hayme Ana’dır.

Osman gazi, babasının 1281 yılında vefatı üzerine, 23 yaşında iken Kayı Aşiret’inin başına geçti. “Cesaret ve mertliği, ahlaki meziyetleri dolayısıyla kavim ve kabileye baş olacak mevki ve vasıfta görülen” bu genç adam, uzuna yakın orta boylu kara yağız ve yuvarlak çehreli, kolları uzun, güçlü kuvvetli ve yakışıklı bir insandı.

Lakabı “Fahreddin” idi.

Devrinin ünlü Şeyhlerinden Edebali’nin kızı Malhun (yahut Bala) Hatun ile evlendi.Alaaddin ve Orhan ismin de iki oğlu oldu.

osman gazi rüyası ile ilgili görsel sonucu

OSMAN GAZİ’NİN RÜYASI

Ebdal Kumral, tefekkür halindedir… Birden yanında Hızır aleyhisselâm beliriverir! Osman Gazi’yi kastederek. “O yiğidin istikbali çok parlak” der, “Var bul onu ve müjdeyi ver!”
-Nasıl bir müjde?
-Yakında rüyasını görür!..
Ebdal Kumral, dergâha koşar. Vardığında sohbet başlamıştır. Bir köşeye sokulur, diz çöker. Bakın şu işe ki Osman Gazi de oradadır. Genç mücahid kelimesini kaçırmadan şeyhini dinlemektedir…
“Toprağa bağlanın!”
Edebâlî Hazretleri “Toprağa bağlanın!” der, “Su kullanın, ağaç dikin, bahçelerinizi elden geçirin.” (Bunlar bu coğrafyada kalıcı olduklarına dair işaretlerdir) “Fukaraya sahip çıkın, âlimlere hürmet edin…”
Gecenin ilerleyen saatlerinde Osman Gazi el öper, müsaade ister. Edebâlî hazretleri gözlerini kısar, geceyi dinler. Sonra nedendir bilinmez “Sabah ola hayrola” der, “gelin kalın burada!”…
Bu diyarda ona itiraz ne mümkündür. “Başüstüne” der, baş eğerler. Derhal döşekler serilir… Osman Gazi ayağını uzatıp yatamaz. Zira odanın duvarında Mushaf-ı Şerif asılıdır… Bir köşeye bağdaş kurar, tesbihi ile baş başa kalır. Ama bir ara içi geçer, Edebâlî Hazretlerinin göğsünden çıkan bir nurun kendini kuşattığını görür. Sonra vücudu çınara döner. Dallanıp budaklanır ve çok büyür. Yaprakları bulutlara varır, kökleri kıtaları tutar. Dağlar ovalar, nehirler, şehirler… İnsanlar bölük bölük gelir gölgesine girerler. Huzurlu ve neşelidirler…
Osman gazi rüyanın heyecanıyla gelir kendine… Müezzinin yanık sesi odayı doldurur. Mescide geçerler. Osman gazi rüyanın tesirindedir hâlâ. Ebdal Kumral sorar. “Ne oldu sana?”
-Bir rüya gördüm hocam. Garip bir rüya!
-İyi ya, işte fırsat. Şeyhimize arzeyle!..
“Doğru söylüyorsun!”
Osman Gazi, mahcup mahcup rüyasını anlatır. Edebâlî Hazretleri kısa bir tefekkürün ardından “Ey oğul. Sana müjdeler olsun!” der, “Göğsümden çıkan nur kızımdır (Bâlâ Hatun). Seni kuşatması evleneceğinize işarettir… Ağaca gelince: Sen büyük bir devlet kuracaksın. Evlatların adaletle hükmedecekler. Allahü teâlâ seni ve neslini insanların İslâm’la şereflenmesine vesile edecek…

Osman Gazi'nin Vasiyeti
Önce dedi ki: Oğul! Ben öldüğüm vakit beni Bursa'da şu Gümüşlü Kubbe'nin altına koy. Bir kimse sana Tanrı'nın buyurmadığı sözü söylese sen onu kabul etme. Eğer bilmezsen Tanrı ilmini bilene sor. Bir de sana itaat edenleri hoş tut. Bir de nökerlerine daima ihsan et ki senin ihsanın onun halinin tuzağıdır.

Ebdal Kumral heyecanlıdır. “Vallahi doğru söylüyorsun!” der: “Hızır aleyhisselamın bildirdiği müjde bu olmalı!”

1299 yılında, Osmanlı devletini kurdu.Ömrü boyunca Bizanslı Hrıstiyanlarla savaşıp, onlardan nice topraklar fethetti.Babasının vefatında 4800 km2 olan Osmanlı toprağını, çeşitli fetihlerle 16.000km2’ye ulaştırdı.Karahisar,Domaniç, İnegöl, Bilecik Yenişehir, Köprühisar, Akhisar ve Alyos adası Osman gazini fethettiği yerler arasındadır.

Samsa Çavuş, Konuralp, Akçakoca, Aykutalp, Gazi Abdurrahman ve Köse Mihal, ilk Osmanlı padişahının büyük komutanlarıydı.

osman gazi türbesi planı ile ilgili görsel sonucu

1326 yılında, Bursa önlerinde vefat etti.Oğlu Orhan gazinin Bursa’yı fethi üzerine Gümüşlü Kümbet denilen mevkiye defnedildi.Ünlü vasiyetinde “Bizim davamız kuru kavga ve cihangirlik davası değildir.Ben bütün ömrümce İslam’a hizmet için yaşadım. Padişahlık gece gündüz halkı korumak ve Allah’ın lütfuna mazhar olmak içindir.” diyerek temellerini attığı devletin ana prensiplerini de açıklamıştır.