Allah (c.c), daha önceki ayette tövbeleri kabul edilenleri saydıktan sonra bu ayette tövbeleri kabul edilmeyenleri bildirmeye başlamıştır.

    Bu ayete göre, tövbeleri kabul edilmeyenler şunlardır:

    1 - Günah veya küfür ameller işleyip, ölüm anı geldiğinde tövbe edenler:

Bu anda artık muhayyerlik, söz konusu değildir. Bu anda yapılan tevbe gerçekten ihlasla yapılmış bir tevbe değildir. Bu başka çaresi kalmayan veya güneşin batıdan doğduğunu gören kişinin tevbesi gibidir. Böyle kişilerin tevbesi kabul olmaz. Çünkü bunların ıslah olma ve düzelme imkanları ortadan kalkmıştır.

    Bu ayet, şu ayete benzer:

    "Azabımızı gördükleri zamanki imanları kendilerine hiçbir fayda sağlamamıştır." (Mü'min: 85)

    Firavn'ın imanı ve tövbesi de böyleydi.

    Allah (c.c), onun tövbesini ve imanını kabul etmediğini şu ayetle bildirmiştir:

    "Nihayet, Firavn, suda boğulacağını iyice anlayınca şöyle demişti: "İsrail oğullarının iman ettiğinden başka ilah olmadığına iman ettim. Ben de müslümanlardanım." (Ona denildi ki) "Şimdi mi (iman etmek aklına geldi)? Halbuki daha önce karşı gelmiş ve bozgunculuk yapmıştın" (Yunus: 90-91)

    Abdullah b. Ömer (r.a)'dan Rasulullah (s.a.s)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

    "Allah (c.c), can boğaza gelmedikçe kulun tevbesini kabul eder." (Ahmed, Tirmizi, İbn-i Mace)(Tirmizi bu hadis için hasengarip dedi.)

    2 - Kafir ve müşrik olarak ölenler.

    Bu kimselerin kıyamet gününde tövbe ve imanları kabul edilmez.

    "Ve kafir olarak ölenler" lafzından iki şey kastedilmiş olabilir:

    a - Hayatı boyunca kafir ve müşrik olarak yaşayan ve ölmek üzereyken küfründen tövbe eden kimsenin tövbesi kabul olunmaz.

    Bu manaya göre ayetin birinci bölümünden kastedilenler, günahkar müslümanlar olmuş olur.

    b - Kafir ve müşrik olarak ölenlerin, ölümden sonra tövbeleri kabul olunmaz.

    "Onlar için acı bir azab hazırlamışızdır."

    Ayetteki "azab"tan kastedilen; "ebedi cehennemlik olmaksa" o zaman ayetin manası şöyledir:

    "Ne ölüm esnasında tevbe eden kafirlerin tevbeleri, ne de kafir olarak ölenlerin öldükten sonraki tevbeleri kabul olunur. Bunların cezası ebedi bir şekilde, yakıcı bir azab içinde, cehennem de kalmaktır."

    Şayet ayetin birinci bölümü; büyük günah işleyen müslümanların tevbesi kabul olmaz şeklinde kabul edilirse, o zaman ayetteki; "azab"tan kasıt; ebedi olmayan azab olur. Çünkü büyük günah işleyen, fakat tevhid üzere ölen kişiler cehenneme girseler bile orada ebedi olarak kalmayacaklardır. Tevbe etmeden kafir olarak ölenler veya ölmek üzereyken tevbe eden kafirlerse ebedi olarak cehennemde kalacaklardır.

 tevbe ile ilgili görsel sonucu

    Ölmek Üzere Olanın Tevbesinin Kabul Edilip Edilmemesi:

    Allah (c.c); ister kafir olsun, isterse günahkar müslüman olsun, ölmek üzereyken tevbe eden kimselerin tevbelerini kabul etmez.

    Allah (c.c) ancak, ihlaslı bir şekilde pişman olup da kendini düzeltmek isteyen kimselerin tevbelerini kabul eder. Böyle kimseler tevbelerinde ihlaslı olurlar. Fakat başka çaresi ve sevap veya günah işleyebilecek durumda olmayan kimselerin tövbelerini kabul etmez. Bu hal, ancak ölmek üzere olan kişilerin halidir. İşte bu kimselerin tevbesi kabul edilmez.

    Ancak ölüm anında tevbe eden kimsenin durumunu insanların bilmesi mümkün olmadığı için yani, ölüm anında tevbe eden kimsenin; öleceğini anladığı için mi yoksa kurtulacağını ümid ederek mi tövbe ettiğini tespit edemeyecekleri için, ölmek üzereyken tevbe eden zahiren müslüman sayılır.

    Fakat o kimse; "ben artık ölüyorum, yaşamayacağım" diyerek tevbe etmişse, yaptığı tevbesi, o kimse yaşasa bile Allah katında kabul olunmaz. Tevbesinin kabul edilmesi, yaşadıktan sonra tevbesine uygun hareket etmesine bağlıdır.

    Aynı şekilde, yaşayacağını düşünen veya ümit eden kimsenin tevbesi, yaşamazsa bile geçerlidir. Çünkü bu kişi, yaşadığında kendini düzelteceğine dair halis bir niyetle karar vermiş, fakat ölüm onu engellemiştir.

    Rasulullah (s.a.s)'in hadisine göre; canın ne zaman boğaza geleceği bilinemeyeceği için, ölmek üzere olan kişinin tevbesini zahiren kabul etmek gerekir. Şayet o kişi kafirse ve gerçek manada tevbe ederse, o kimse müslüman sayılır ve cenaze namazı kılınır.

    Küfürden gerçek manada tevbeden kasıt; işlenen bütün küfür ve şirkten açık bir şekilde vazgeçildiğini söylemektir. Yoksa sadece kafir ve müşriklerin, manasını bilmeden tekrarlanan şehadeti tekrarlamak veya "müslümanım" sözlerini söylemek yeterli değildir. Çünkü bu sözler kafirken zaten söylenmektedir. Ancak bu kelimelerin gerçek manasını kastederek tevbe edenler zahiren müslüman sayılırlar.