Ebû Mûsa (ra) anlatıyor: "Resûlullah (asm) buyurdular ki: "Her göz zânidir. Şurası muhakkak ki, kadın koku sürünür, sonra da (erkek) cemaate uğrarsa o da zâniyedir." (Tirmizi, Ebu Davud, Nesai)
 Resûlullah (asm) her bir göze zâni demekle, yabancı kadına şehvetle bakmayı zinaya nisbet etmekte ve bundan yasaklamaktadır. Çünkü nazar zina fazîhasının ilk adımıdır. Dinimiz bir fiili haram ilan etmişse, ona götüren sebepleri de haram ilan etmiştir. İşte bu hadiste şehvet nazarıyla bakmanın tahrim ediliş örneğini görmekteyiz. Âyet-i kerîme mü'min erkeklere gözlerini haramdan korumalarını emreder.
Erkeğin gözlerini haramdan sakınması farz kılınmıştır. Bir erkeğin vazifesi hayatı boyunca namahreme nazar etmekten kaçınmaktır. Eğer koşullar harama girmeye daha elverişli ise azamî bir şekilde dikkat etmek gerekmektedir.

Ayrıca harama bakmamak ile kastedilen hiç bakmamak değildir. Erkeğin nazarının hangi durumlarda farzı ihlal ettiğini hadisler bizlere açıklamaktadır:

Hz. Büreyde (ra) anlatıyor:
Resulullah (asm) Hz. Ali’ye (ra) buyurdular ki:
“Ey Ali, bakışına bakış ekleme. Zira ilk bakış sanadır, ama ikinci bakış aleyhinedir” (Tirmizi)

Hz. Cerir (ra) anlatıyor: “Resulullah’a (asm) ani bakıştan sordum. Bana:
“Nazarını hemen çevir!” buyurdu. (Müslim)

Burada mevzu-bahis olan ani bakış, kasıtsız ve gayr-ı iradî olarak bir kadının görülüvermesidir. Resulullah, herhangi bir yerde, ihtiyarsız olarak nazarımıza aniden çarpan bir kadına iradî olarak bakmaya devam etmeyi yasaklamakta, nazarlarımızı derhal geri çekmeyi emretmektedir. Böyle, göze birden ilişen kadına ihtiyarsız ilk bakmanın herhangi bir günahı yoktur. Ancak iradî olarak bakmaya devam edilirse bu bakış haram hududuna girer ve bu hareketi kendi istek ve arzusuyla olduğundan günah işlenmiş olur. Esasen zinaya giden yolun ilk basamağında “bakmak” yer aldığı için, zina fazihasının önlenmesinde mühim olan ön tedbirlerden biri göze hakim olmak, harama bakmamaktır. İslam alimleri nazarın kalbi bozan en mühim amillerden biri olduğunu kabul eder. Hatta seleften bazıları “Nazar kalbe düşen zehirli bir oktur” demiştir. (Kütüb-i Sitte)
Erkek, yabancı kadına imkân nisbetinde bakmamalıdır. Hele zinetine, zinet yerlerine, güzelliklerine dikkatle bakması son derece mahzurludur. Bu sebeple olacak ki âyet-i kerime'de erkeklerinde gözlerini haramdan kısmaları emredilmiştir. Küçük günahlardan hasıl olan lekeler çoğalarak kalbi tamamen kaplayıp karartabilir. Günah küçük bile olsa kaçınmak gerekmektedir.
Açık saçık kadınlara birkaç defa bakıp sonra pişman olan kişi hemen tevbe etmeli ve böyle bir günahı bir daha işlememek için ciddi gayret göstermelidir. Cenab-ı Hak pişman edip tövbe ederseniz bütün günahlarınızı affederim buyuruyor:
“De ki: ‘Ey nefisleri aleyhine (günah işlemekle ömürlerini) israf eden kullarım! (Günahlara bulaştık diye) Allah’ın rahmetinden ümid kesmeyin! Şübhesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar!” Doğrusu, Gafur(çok bağışlayan), Rahim( kullarına çok merhamet eden ) ancak O’dur.(Zümer 53)
Ayette şimdiye kadar asi olan kullara; "Günahlarınızdan tövbe ederseniz eğer, geçmişte yaptıklarınız affedilecektir. Bu yüzden meyus olmayın!" denilerek ümit verilmiştir.
Allah (cc) günahta diretmeyip tövbe edenleri affeder
Kötülükleri yapıp da sonra ardından tövbe edip îmân edenler ise, muhakkak ki Rabbin bunun (bu tövbenin) ardından, elbette Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.  (A’raf 153)
Bununla beraber kötü işler yapanlar, hangi kötü iş olursa olsun yapıp da sonra arkasından tövbe edip, gerçekten iman edenler, yani söz konusu buzağıcılar gibi, fenalıkta diretmeyip cidden tövbe edenler, iman edip onun gereğini yerine getirenler şunu iyi bilsinler ki, Rabb'in tövbeden sonra elbette Gafûrdur, Rahîmdir. (Elmalı)
Mü’min hata işler ardından tövbe eder Allah (cc) affeder
“Müminle imanın hali, at ile bağlandığı kazığın haline benzer. At yayılırken dolaşıp sonra kazığa yaklaştığı gibi, mü’min de gafletle bazı hatalar işler, sonra tövbe istiğfar ederek manen bağlandığı imana döner. Yemeğinizi takva sahiplerine (günahlardan daha çok sakınanlara) yedirin. İyilik ve yardımlarınızı da mü’minlere yapın.(İbn-i Hıbban)