Ben ölüm vadisinden geçtim. Ne gelecek ki arkandan seninle, hiçbir şey! Sadece ve sadece Allah için yaptıkların seninle gelebilir.

Sanatçı Murat Göğebakan apandistinin patladığı zannederken, kan kanserine yakalandığını ve tedavinin cevap vermemesi halinde bir haftalık ömrü kaldığını öğrendi. Tedavi sürecinde kendini Allah’a teslim eden ve kendini çalışmaya vererek günlerini geçiren Göğebakan, hastaneden taburcu olduğunda yeniden doğmuş gibi oldu. Şimdi geriye baktığında hayata dair kaygılarımızın ne kadar boş ve gereksiz olduğunu gören sanatçı, “Ben ölüm vadisinden geçtim. Ne gelecek ki arkandan seninle, hiçbir şey! Sadece ve sadece Allah için yaptıkların seninle gelebilir” diyor.

İlk ne zaman öğrendiniz hasta olduğunuzu?

1 Mayıs’ta hastanede öğrendim. Apandistim patladı sanıyordum. Apandisit değilsin dediler. kan değerleriniz değişik dediler. Dolayısıyla bu şekilde ameliyat olamazsınız dediler. Apandisti tetikleyen kansermiş.

İlk kime söylediniz?

En son ben öğrendim. Herkes benden kaçıyordu. Bende doktoru çağırarak sordum. Doktorda Kan Kanseri (Lösemi) olduğumu söyledi. Bana kemoterapinin yanıt vermemesi halinde bir haftalık ömrüm kaldığını söyledi. Ben de doktora “eyvallah” dedim. Doktor rahatlığım karşısında şaşırmıştı. “Allah verdi Allah alır dedim doğmuşsam gideceğim” dedim.

Bu teşhis konduğunda ve daha sonra motivasyon anlamında ne yaptınız ?

Benim inancım var. Bu konuda radikalim. İtikadım sağlam. Ben konuda tarafım. Bunun için de çizgilerimi yıllar önce koymuşum.

7 aylık süreç nasıl geçti?

Sabah 5′te başlıyordum. İşe gider gibi üstümü değiştiriyordum. Öbür tarafa geçiyordum işlerimi yapıyordum. 50 beste yaptım. Her sabah namazımı kılar dua ederim.

Tedavi süreci nasıldı?

Hastanede kaldığım 7 ay içerisinde 7 günde 1 seansa giriyordum. Sonra diğer işlerimle uğraşıyordum. Öğle akşam bütün günümü teslimiyet içerisinde ancak yılmadan sürekli çalışarak değerlendiriyordum. Günde 10 saat gitar çalışıyordum. Yaşadıklarımı yazdım. Çünkü ölüm vadisinden geçerken, diz kapaklarına kadar kan içindesin. Nasıl yazmazsın ki! Allah insana kaldıramayacağı yükü vermez. Ben yaşadıklarımın sadece küçük bir kısmını dışa vurdum. Anlatmadığım birçok şey var.

Niye anlatmadınız?

Yaşadıklarımı bir deftere yazdım. Onu da oğlum Bülent’e verdim. Vasiyetim gereği, ben öldüğümde o defteri kitap şeklinde yayınlamasını istedim. Yazdığım şiirler şarkılar, daha önce hiçbir yerde yayınlanmayanlara bu defterde yer verdim.

Yazmaya devam edecek misiniz?

Yazıldı bitti artık. 27 Kasım 2009 benim yeni doğum tarihim. (Hastaneden çıkış tarihi) Öncesi yok bu tarihin. Neye mal olursa olsun silmek her şeyi sildim. Biliyorum bazıları bardağın yarısını boş olarak görecek ama ben dolu diyorum. Ha çok mu acı çektim? Evet çektim. Ama bir defa ‘of’ demedim. Allah Eyüp sabrı versin. Hep namaz kılıyordum.

Hastanedeyken Umre yapacağınızı ve yardım amaçlı bir vakıf kuracağınızı duymuştum. Ne oldu?

Yardıma muhtaçlar için vakıf kurma hayalim vardı. Hastanedeyken de bunu yapmaya söz verdim. Ramazan’da ihtiyaç sahiplerine sıcak çorba dağıttık. Ben köprüde su dağıttım. Çünkü insanlara o saatte iftarını açarken ikramda bulunmak beni gerçekten mutlu ediyordu. Adını bilmediğim insanlar var. Gücüm yettiğince onlara her ay para göndermeye çalışıyorum. Hastanede yattığım süre içerisinde binlerce kişinin duasını aldığımı biliyordum. Biliyordum ki para hiçbir şeyi ifade etmiyor. Hadi para kurtarsın seni o zaman! Hadi ‘Laila’ (eğlence mekanı) kurtarsın seni bakalım!

Kan Kanseri olduktan sonra “Allahın tokadını yedim” dediniz. Kendinizde ne eksik buldunuz ki, bunu ‘tokat’ olarak değerlendirdiniz?

Evet Allah’ın tokadını yedim. Keşke daha önce çok daha fazlasını yapabilseydim. 100 insana daha sebep olsaydım. Keşke hep su dağıtsaydım, çorba ve ekmek verseydim insanlara…

Siz kanserle mücadele ederken vefasızlık gösteren oldu mu?

Hayır. Ben vefayı Allah’tan beklerim. İnsanlar göstermese de dert etmem. Vefa insanın hayrınadır. Yaparsa o kazanır, ben değil!

İnsan güçlü bir motivasyon nasıl sağlar?

Çok basit, alacaksın Kur-an’ı okuyacaksın. En azından bir sayfa, en azından yarım sayfa. Olmadı mı birkaç satır. Ama yeter ki oku! Ondan sonra gerisi gelir bir şey yapmana gerek yok. Bak Allah ne diyor bir kulum hata yaptığında hemen yazmam. Sabah namazına kadar beklerim diyor. Ama iyi şeyler yapınca hemen yazıyor, Allah kulumun iyiliğini unutmadan hemen yazın diyor. Affetmek için bahane arıyor. Artık sende bir şey yapıp adım at. Yap ki sana gelsin. O sana gelmek için bahaneler arıyor.

Son albümünüzün satışları nasıl gidiyor. Kanserle mücadelenizden sonra ilk çalışmanız olmuştu bu albüm?

Her albüm iyi niyetlerle, güzel ümitlerle çıkar. Ben de öyle yaptım. Allah mahcup etmesin. Albümden maddi olarak hiçbir beklentim yok. Çok para kazanırım az para kazanırım. Ancak niyetim belli. Albümden gelecek tek kuruşu bile boşa harcamadan bir okul yaptıracağım. Yarına çıkmanın garantisi yok. Sen yürümeye başla gerisi gelir. Yani karınca su götürüyormuş. Karga ne yapıyorsun diye sorunca, karınca da ‘safım belli olsun’ demiş. Allah nasip ederse niyetim belli. Okul yaptıracağım. Yapamazsam da eyvallah… Ama tarafım önemli. Benim safım belli olsun.

Neye tarafsınız?

Daha önceki bir röportaj da bunu söylemiştim. Ama yine söylemek istiyorum. Ben Cool değil kul olmak istiyorum. Ben iyi bir kul olmak istiyorum ben ölüm vadisinden geçtim. Ne gelecek ki arkandan seninle, hiçbir şey! Sadece ve sadece Allah için yaptıkların seninle gelebilir. Ben bu ülke insanının mutlu olmasını istiyorum. İnsanların huzurlu olmasını istiyorum. Mutluluk önce bizde… Biz azmedeceğiz, çalışacağız. Ancak bu yetmez. Sonra Allah’a sığınacağız. Sen eğer derman istersen Rabbinden isteyeceksin. İste ki sana Rabbin versin. Sen bittim desen, o sana yettim der. Senin bittim dediğin anda, o sana yettim diyor. Derdi veren dermanı da veriyor. Ben Allah’a kul olayım. Cool’luk (rahat, aldırmaz, dikkat çekmeye çalışan, soğukkanlı – şık) umurumda değil.

Murat Göğebakan, 1968 Adana doğumlu. 5 yaşına kadar Almanya’da yaşayan Göğebakan, ilk, orta ve lise öğrenimini yine Adana’da tamamladı. 1986 yılında Hacettepe Üniversitesi devlet konservatuarından mezun olduktan sonra Çukurova Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Göğebakan, kendi ifadesiyle aynı yıllarda dergah eğitimi de aldı. Ben Sana Aşık Oldum adlı albümü ile 1997′de profesyonel müzik hayatına adım atan sanatçı, bu güne kadar 10 albüme imza attı. Geçtiğimiz haziran ayında çıkan Aşıklar Yolu, sanatçının son albümü oldu.

Yeni Şafak