ÖĞRETMENLER GEÇİNEMİYOR! ÇÜNKÜ EN DÜŞÜK MAAŞLI MEMUR DURUMUNDALAR

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" diyerek, ülkenin geleceğini emanet ettiği öğretmenler, bugün çok dertli.

Öncelikle ücretleri, enflasyon ve zamlar karşısında gün be gün eriyor. Öyle ki Temmuz 2010'da 25 yıllık bir öğretmenin maaşı 1.793 TL'ydi. Aynı dönemde çeyrek altın 106,02 TL; Cumhuriyet altını da 423,08 TL'den alınıyordu.

Bu öğretmen, o dönemde 16,8 tane çeyrek ya da 4,2 tane Cumhuriyet altını alabiliyordu. Bugün ise 25 yıllık bir öğretmen, 3.348 TL alıyor. Dün itibariyle çeyrek altın 267 TL, Cumhuriyet altını da 1.078 TL oldu.

Bu maaşla, 13 çeyrek ya da 3 Cumhuriyet altını alınabiliyor. Öğretmenlerin son 7 yılda maaşlarında yaklaşık 4 çeyrek altın kadar bir kayıpları bulunuyor. Bu da maaşlarında yaklaşık 1.000 TL'lik bir erime demek.

Ek iş yapmak zorundalar

Eğitim-Sen'in yaptığı araştırmaya göre de 2008 yılında bir öğretmen, maaşıyla 920 ABD doları alabiliyorken, Kasım 2017 itibariyle 743 ABD Doları alabiliyor. Son 10 yılda bir öğretmenin maaşında 177 ABD Doları kayıp yaşandı. Çeyrek altın üzerinden kıyaslama yapıldığında 2008'de 1.196 TL ücret alan bir öğretmen, maaşıyla 16 çeyrek altın alabiliyorken, Kasım 2017'de 2 bin 892 TL alan bir öğretmen ancak 11 çeyrek altın alabiliyor. eğitim-Sen, sadece çeyrek altın üzerinden hesaplandığında bile iktidarın öğretmenlere 5 çeyrek altın yani 1.350 TL borçlu olduğunu dile getiriyor. Araştırmada diğer dikkat çeken bir nokta ise öğretmenlerin yüzde 80'i borçlu yaşamak zorunda. En az üçte ikisinin geçinebilmek için ek iş yapmak zorunda olduğunu dile getiren Eğitim-Sen, "Ücretlerimiz enflasyon ve dolar karşısında hızla eriyor. Son 1 yılda TL'nin yüzde 20 değer kaybetmesi, bizleri de etkiliyor. İktidar, kaşıkla verdiği zammın daha fazlasını kepçeyle geri alıyor" diyor.

'Aylıkları eriyor'

Öğretmenlerin maaşlarını dövizle karşılaştıran Eğitimci Alaaddin Dinçer, geçen yıldan bu yana 35 yıllık bir öğretmenin maaşında, ortalama 45 dolar, 120 euro kaybı olduğuna dikkat çekiyor. Ocak 2018'de ilk 6 aylık dönemde yapılacak yüzde 4'lük zamla 9. derecenin 1. kademesindeki bir öğretmene günlük, 3 lira 30 kuruş zam yapıldığına dikkat çeken Dinçer, "Bu artışla bir çay yanında bir simit bile alınamıyor. Öğretmen aylıklarının geçen yıllardan daha erken yüzde 20'lik vergi dilimine girmesi nedeniyle bu artışın tamamı birkaç ay sonra eriyip buharlaşacaktır" diyor.

İtibarlarını istiyorlar

Eğitim fakültelerinden mezun olan öğretmenler atanabilmek için yıllardır beklerken, halen görevde olanlar arasındaki kadro farklılıkları da eşitsizliklere neden oluyor. Aynı okulda, kadrolu, sözleşmeli, ücretli şeklinde farklı kadrolar var. Ücretli öğretmenler girdikleri ders saati başına 11.5 TL ücret alıyor.

Sözleşmeli öğretmenlerle kadrolular arasında da ücret farklılıkları var. Tayinlerde, kariyerde yükselmede, iş güvencesi gibi bir dizi haklarda da kadrolar arasında farklı uygulamalar söz konusu. Kadrolu ve sözleşmeli öğretmenler de haftada 15 saatin üzerinde, her ders saati için ek ders ücreti alıyorlar. Kadrolu öğretmenlerin ek ders ücreti 11.84 TL, sözleşmeli öğretmenlerin ise 9.77 TL.

Her 24 Kasım'da olduğu gibi bugün de öğretmenlerin tüm bu sorunları tartışılıyor. Türk Eğitim-Sen, Eğitim Sen, Eğitim-İş, yaptıkları araştırmalar ve anketlerle bu sorunları gözler önüne seriyor.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Facebook ve Twitter hesabından eğitimcilere "Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz ve Hükümetten 24 Kasım Öğretmenler Gününde 'çözülecektir' sözünü duymak istediğiniz en önemli 3 problem sizce nedir?" diye sordu. Öğretmenlerden mesaj yağdı. Öğretmenler, yöneticilerin liyakate göre atanmasını, mesleğin itibarının tekrar kazandırılması, performans sisteminin kaldırılması, mahrumiyet bölgelerinde görev yapanlara ekonomik teşvik getirilmesi, aile bütünlüğünün sağlanması, ek 10 bin atama sözünün tutulması, sözleşmeli ve mülakatla alımın kaldırılması, ücretli öğretmenliğe son verilmesi, tüm öğretmenlerin KPSS puan üstünlüğüne göre kadrolu olarak atanması, haksız yere ihraç edilenlerin görevlerine döndürülmesi, ek göstergenin 3600'e yükseltilmesi gibi birçok talepte bulundu.

'Esnafa, borçlular'

Eğitim-İş de öğretmenlerin ekonomik, mesleki ve sosyal durumlarını ortaya koyan bir araştırma yaptı. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 77'si öğretmenliğin saygın bir meslek olma özelliğini kaybettiğini belirtirken, yüzde 75'i daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olduğunda mesleği bırakmayı düşünüyor. Araştırmaya göre, öğretmenlerin yüzde 44'ünün ikiden fazla kredi kartı var ancak yüzde 24'ü kredi kartının sadece asgari borcunu ödeyebiliyor. Öğretmenlerin yüzde 20'si esnafa, yüzde 23'ü ise şahıslara borcu, yüzde 36'sı ise annesinden ve babasından maddi destek alıyor. Yüzde 27'si kirada oturuyor, yüzde 15'i çocuklarının eğitimi için kredi çekti, yüzde 3'ünün maaşında icra var.

Araştırmada öğretmenlerin yüzde 60'ının son bir yılda hiç tiyatroya gitmediği görülüyor. Yüzde 68'i otelde tatil yapmamış, yüzde 45'i her ay bir Kitap alıyor. Her 5 öğretmenden biri ek iş yapıyor. Yüzde 80'inden fazlası gelir yetersizliği nedeniyle psikolojik sorunlar yaşıyor. Yüzde 35'i ise gelecekten hiç ümitli değil, yüzde 75'i görevden alınma korkusu yaşıyor. Öğretmenlerin yüzde 91'i MEB'in çalışmalarını nitelikli bulmuyor.

'Moralleri bozuluyor'

Öğretmenlerin adanmışlık duygusuyla görevini en iyi şekilde yapmaya çalıştığını dile getiren ÖĞ-DER Erzurum Şube Başkanı Abdullah İkinci, diğer şu sorunlara dikkat çekti:

-Eğitimi sadece öğrencinin akademik başarısı olarak görmemeliyiz. İyi ahlaklı ve ihsan sahibi insan yetiştirme çabası olarak görmeliyiz. Bu işi de iyi yetişmiş ve kendine güveni olan millî ve manevi değerlerine bağlı öğretmenler yapacaktır. Bunu içöin öğretmen yetiştirme sistemi gözden geçirilmelidir.

-12 ilde pilot uygulamaya konulan, öğretmen performansını veli ve öğrenci puanlamasıyla değerlendirme sisteminden vazgeçilmeli

- Öğretmene performans uygulaması kaldırılmalı. Eğitimini aldıkları alanlarda çalışmaları sağlanmalı.

- Öğretmenlere yıpranma payı, çalışma güçlüğüne göre tazminat, ek puan verilmeli. Maaş zamlarının vergi dilimi karşısında erimemesi için düzenlemeler yapılmalı.

- Eş, sağlık ve öğrenim özrü tayinlerindeki engeller ortadan kaldırılmalı.

- Okul nöbetleri isteğe bağlı olmalı, nöbet ücretleri ders saatiyle ölçülerek artırılmalı.

-Türkiye'nin en düşük maaşlı memuru olmaktan öğretmnen kurtarılmalıdır. Eğitim çalışanları ve emeklilerimizin maaşları yaşanabilir bir düzeye çekilmelidir.

-Bugün öğretmenlerimize verilecek en iyi hediye, kaybettikleri itibarın onlara yeniden kazandırılması olmalıdır.

Çözüm bekleyen birçok sorun var

Öğretmenlerin sorunlarıyla ilgili araştırma yapan Eğitim-İş'in hükümetten talepleri şöyle:

- 24 Kasım'da öğretmenlere bir maaş ikramiye verilmeli. Maaşlar yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı.

- Ek ders ücretleri en az 25 TL olmalı. Sınav görev ücretleri en az iki katına çıkarılmalı.

- Eğitim öğretime hazırlık ödeneği, tüm eğitim çalışanlarına ödenmeli ve en az bir maaş olmalı.

- İnternet hizmeti, toplu taşıma araçları ücretsiz olmalı, kira yardımı verilmeli, çocuk yardımları artırılmalı.

- 3600 ek gösterge hakkı tanınmalı.

- Yönetici atamalarında liyakat esas alınmalı.