15 Temmuz darbe girişiminin ardından devletin istihbarat birimleri, tarikat ve cemaatler üzerine mi yoğunlaştı? Gazeteci Nevzat Çiçek, Kübra Par'a verdiği röportajda "Devletin istihbarat birimleri tarikatlar üzerine çalışıyor, bazıları tasfiye edilecek" şeklinde konuştu. Çiçek'e göre bu operasyonlar, 15 Temmuz sonrasında devletin değişen güvenlik paradigmasıyla ilgili. Son olarak Adnan Oktar grubuna yapılan operasyon üzerinden yapılan röportajda Nevzat Çiçek, operasyonların bunlarla sınırlı kalmayacağını ve giderek cemaat ve tarikatları kapsayacağını hatta bazılarının tasfiye edileceğini söyledi.

Nevzat Çiçek'in cemaat, grup veya tarikatlar ile ilgili bir operasyon beklediğini ifade eden öngörüleri çıkınca, "neler oluyor" sorusu Çiçek'e yeniden soruldu. Adnan Oktar’a yönelik operasyonu değerlendiren Çiçek şunları söyledi:

"15 Temmuz sonrası, devletin değişen bir paradigması vardı. Bu zaten her yerde çok net ifade ediliyordu; Ankara’ya gittiğinizde de, özel sohbetlerde de bunu çok net duyuyordunuz. Aslında söylenen şey, milli güvenliği tehdit edecek her türlü oluşumun pasifize edileceğiydi. Dolayısıyla, 15 Temmuz sonrasında bu yeni konseptin gerçekleşmeye başladığını çeşitli evrelerde görmeye başladık."

FETÖ'ye dikkat çeken Nevzat Çiçek, 15 Temmuz sonrasında ortaya çıkan güvenlik tedbirlerini hatırlattı. FETÖ olayı sonrasında operasyonların devam edeceğini tahmin ettiğini söyleyen Çiçek, Adnan Oktar grubuna yönelik operasyonun da bunu teyit ettiğini ifade etti.

ADNAN OKTAR MİLLİ GÜVENLİK TEHDİDİ HALİNE Mİ GELDİ?
"Adnan Oktar’ın bir milli güvenlik tehdidi haline gelmesine neden olan şey neydi?" sorusuna Çiçek şu cevabı verdi:

Birincisi, Adnan Oktar, kendi televizyonunda 33. derece Masonluğu törenle aldı. İkincisi, Yahudi din adamlarıyla içli dışlı ilişkileri oldu ve burada çeşitli kongreler düzenlendi. Üçüncüsü, para trafiği meselesine hep kuşkulu bir şekilde bakıldı. Dördüncüsü, İslam’ı yorumlayış biçimi tamamıyla bu toprakların İslam anlayış biçimine çok aykırıydı. Beşincisi de bu tür yapılar, aynı zamanda farklı yapıların entegre olabileceği yapılardır.



nevzat-cicek-kubra-par.jpg?

Nevzat Çiçek ile yapılan röportajın ilgili kısımları şöyle:

- Son adım KHK ile mi atıldı?

Toplumun gözünden kaçmıştır. Diyanet’e Kur’an meallerini inceleme, toplama ve eğer kendi görüşlerini din gibi sunan varsa, bunları toplatma yetkisi verildi. Üç şey yeniden kurgulanır ve düzenlenirse bu bahsettiğimiz aksaklıkların büyük bir kısmı giderilebilir. Birincisi Kur’an kursu meselesi. Geçmiş dönemden itibaren Süleymancılarla Diyanet’in çatışmasının ana etkenlerinden bir tanesi buydu. İkincisi, kişilerin öne çıkarıldığı ve kendi görüşlerinin “din” diye topluma mal edildiği alanlarda denetleme görevinin Diyanet tarafından yapılıp yapılamayacağı meselesi. Burada da tartışılan şey “Acaba Diyanet yeni bir milli din mi oluşturmak istiyor?” sorusudur. 15 Temmuz ile birlikte Maturidiliğin ön plana çıkması aslında çok istenen bir şeydir.

- Maturidilik nedir? Diyanet nasıl bir “milli din” anlayışı öngörüyor?

Akılcılığı öne çıkaran, tasavvufu reddetmeyen, ama tasavvufun “aklı kiraya veren” kısmı değil; gerçek tasavvuftur. Maturidilik akılcılığı öne çıkaran bir anlayıştır. Türklerin geleneksel din anlayışlarından bir tanesidir. Öteden beri bunun öne çıkarılması gerektiğini söyleyen çokça yapı var. Geldiğimiz yer itibariyle bu tarikat ve cemaatlerin denetlenme meselesi tartışma haline geldi. Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nun yeniden inşa edilmesi ve bunun yerine ona benzer bir kanunla bu denetleme görevinin ve şeffaflığın sağlanmasıdır.

- Önümüzdeki süreçte Diyanet bütün bu tarikatlara ve cemaatlere yönelik bir çalışması olacak mı?

Şu an çalışıyorlar diye biliyorum. Özellikle sahih bilgi kaynağı noktasında Diyanet öteden beri bir çalışma içerisinde ve bunu daha görünür hale getirecek. Sadece Diyanet meselesi değil; benim aldığım duyuma göre, devletin istihbarat birimleri bu noktada çok ciddi çalışıyorlar. “Söz konusu tarikat yerli ve milli mi?” diye bakıyorlar.

- “Yerli ve milli tarikat” nedir?

Gerçekten bir silsilesi varsa, toplum tarafından biliniyorsa, İslami öğretisi varsa ve bu ülkeye hizmetinde bir sıkıntı yoksa, burada bir sorun yok. Ama tarikat, cemaat, vakıf ve dernek adı altında dini kullanarak dışarının maşalığını yapıyorsa, milli güvenliğe tehdit oluşturuyorsa, dinin sahih kaynaklarını yerle bir ederek kendi anlayışını empoze etmeye çalışıyorsa, ümmete de ülkeye de herhangi bir faydası yoksa bunlar tasfiye edilecektir.



- İsim verebilir misin? Adnan Oktar ve FETÖ dışında devletin operasyon düzenleyeceği bildiğin örnekler var mı?

Bu noktada iki şey söyleniyor. Islah edilebilir olanları varsa ıslah edelim. Çünkü sonuç itibariyle bunların mensupları var. Bir şeyi kapatmakla, yeraltına itmekle onu bitiremiyorsunuz. Ama ajanlık faaliyeti içine girmiş olan, milli güvenliği tehdit eden, dini bozma noktasında toplumun kılcal damarlarına kadar gitmiş olup bunu ve ticareti kullananlar varsa, bunlardan bir karar verme süreci istenecek. Nedir? Büyük bir ihtimalle ya tasfiyeleri ya küçülmeleri ya da asli unsurlarına dönmeleri istenecek.

- İstihbarat Teşkilatı’nın üzerinde çalıştığı kaç tane böyle yapılanma vardır?

Türkiye’deki bütün tarikat ve cemaatler masadadır.

- Peki, bunların içinden kaçı tehlikeli görünüyordur?

Onu bilmiyorum ama sonuç itibariyle çok büyüdüğü zaman kontrol edilemez olduğunu hepimiz biliyoruz. “Hizmet noktası gerçekten gönüle hizmet mi yoksa devleti ele geçirme üzerine mi ya da yabancı bir faaliyetin buradaki bir şubesi gibi mi?” sorusunu sorduğunuzda aslında cevap biraz kendinden çıkıyor. Devletin sivil toplum kurumlarıyla, tarikat ve cemaatlerle ilişkisini son derece demokratik bir ortam içerisinde hazırlaması lazım. Devlet, devletliğini; tarikat, tarikatliğini; cemaat cemaatliğini bilecek.