İran'ın resmi haber ajansı IRNA, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin Özel Temsilcisi Mahmud Vaizi'nin Ankara'da yaptığı temaslarla ilgili bilgi verdi.

RUHANİ'NİN YAZILI MESAJINI İLETTİ
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin yazılı mesajını Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a ileten Vaizi, Tahran’ın Amerikan yönetimini yaptıklarına pişman edene kadar direnme azmini aktardı.

 

İŞBİRLİĞİNE DEVAM


Erdoğan da Ruhani’nin mesajını almaktan memnuniyetini dile getirerek İran ile işbirliğini devam ettirme iradesini teyit etti.

İki ilişkilerin gelişmesi ve muhtemel engellerin giderilmesine vurgu yapan Erdoğan, yakın gelecekte Ruhani ile görüşme temennisinde bulundu.

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

 

Döviz kurlarında tansiyon yeniden yükseldi. Bu sabah itibariyle adım adım 6 bandını aşan kur, az önceki dakikalarda 6.79 seviyelerini test etti. Türkiye adım adım çözümsüzlüğe doğru ilerliyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın yeni ekonomik modeli açıkladığı dakikalarda yükselen kur, 7 bandına doğru ilerleyişini sürdüyor.

Şu esnada 6.54 seviyelerine gerilen dolar kurunda günlük %17.86'lık bir değişim görülüyor. Ayrıca euro 7 bandını aşarak 7.20 seviyelerine yerleşmiş durumda. Dün 213 TL'den işlem gören altının gram fiyatı şu dakikalarda 259 TL seviyesinden işlem görüyor. 

 

altin-grafik.jpg

Yeni ekonomi yaklaşımı toplantısı tamamlanırken, ABD Başkanı Donald Trump'ın Twitter üzerinden yaptığı açıklama, gündeme bomba gibi düştü. Türkiye’den ithal edilen çeliğe uygulanan gümrük vergisinin yüzde 50 ve alüminyuma uygulanan gümrük vergisinin yüzde 20’ye çıkarılarak ikiye katlanacağını özetleyen Trump'ın açıklaması, kurun hızlı bir şekilde yükselmesine neden oldu.

 

 

 

Kısa vadede doların yükselişini etkileyen en önemli faktör, Türkiye ve ABD arasında yaşanan Brunson krizine dayanıyor. Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü'nden Türkiye uzmanı Soner Çağaptay, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı John Sullivan'ın Türk yetkililere, Ankara'nın Brunson'ı bırakmak için önümüzdeki hafta çarşambaya kadar süre verdiğini iddia etti. Brunson bırakılmadığı takdirde yeni yaptırımların yolda olduğu konuşuluyor. 

 

Görüntünün olası içeriği: yazı

 

Şunu tekraren ve peşin olarak belirtelim ki; ABD, hiçbir zaman ve hiçbir dönemde bize dost olmadı. O, artık resmi düşman...

Efendim; stratejik ortağımızdır. Dost ve müttefik ülkedir. Hepsi palavra. ABD asla ve asla dost olmadığını ve kesinlikle dost olmayacağını Türkiye’ye bir kez daha göstermiştir. Geçmişte, haşhaş ekimine izin vermeyerek ve ülkemize ambargo uygulayarak göstermişti, çirkin yüzünü. Şimdi de iki Sayın Bakan’ın ABD tarafından mal varlıklarını dondurma ve ülkeye girişlerini yasaklamasıyla bir kez daha gösterdi aynı sevimsiz yüzünü.

Rahip Brunson, Fethullah Gülen, PKK, Suriye savaşı, S-400 alımı... Tamam, hepsi doğrudur. Ancak, gerçek neden bunlar değildir. Asıl sebep Türkiye’nin pozisyonu:

Batı ve kapitalist sistem inişte, İslâm ve temsil ettiği medeniyet yükselişte.

Bunun başka izahı yok. Batılıların paniklemesinin gerçek nedeninin bu olduğu düşünülmelidir. Evet. Batı inişte. Bunların asıl savaşları İslâm ile. Türkiye üzerinden İslâm’la savaşılmaktadır. Bu savaş, ABD’nin Irak’ı işgal etmesiyle başlamıştı. Daha sonra oğul Bush’un 2. Körfez Savaşı’nı başlattığı sırada sarf ettiği, “Ya benimlesin, ya da karşımda” ifadesiyle netleşmişti, ABD’nin tutumu.

 

 

 

T.C. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu hedef alan ABD, yaptırım kararıyla, aslında Türkiye’yi hedef almıştır. Bu tutum kesinlikle kabul edilemez. 

Ancak, şu soruyu sormanın zamanı çoktan geldi ve hatta geçiyor bile:

Batı’ya yaranmak için verilen onca tavizlere değdi mi?

Bu konuyu daha fazla açmaya lüzum hissetmiyoruz, içinde bulunduğumuz dönemin hassasiyeti nedeniyle. Ama insan soramadan da edemiyor işte. Gerek, bunlara yaranmak için, gerekse, reel-politik uğruna, atılan yanlış adımlar hiç olmazsa bu dönemde düzeltilmelidir; ilave yanlışlıklardan da kaçınılmalıdır. Önceden atılmış adımlar ve toplumca benimsenmemiş, kimsenin içine sinmeyen uygulamalardan derhal vazgeçilmelidir.

Şu da unutulmamalıdır ki; taviz, tavizi doğurur. Arkası gelmez tavizlerin. ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı ambargoya karşılık geri adım atmamalı. Aksine, üzerine gidilmeli.

Geçmişte böyle yapılmıştı.

Sene 1975... Türkiye’de bulunan tüm askeri üsler kapatıldı.

İnsanın havsalası almıyor; bu Batılılar değil miydi, Milli Mücadele yıllarında hep birlikte üzerimize çullanan? Gene o yıllarda, denize dökmek mecburiyetinde kaldığımız bunlardı değil mi?

 

 

 

Çanakkale’yi kime karşı savunmak mecburiyetinde kalmıştık?

Sorular, sorular... Hep birden hücum ediyorlar zihnimize. Ama şimdilik bunlarla iktifa edelim istiyoruz. İstiyoruz ki; Türkiye, Batı ülkeleriyle değil, İslâm ülkeleriyle birlik olsun. Haçlı birliği için değil İslâm birliğinin oluşması için çaba göstersin.

Sanırız, yaşanan gelişmeler, mesul makamda bulunanların gözlerinin açılmasına yetmiştir. Aksi, bu kadar yıllık o makamlarda bulunmanın heba olması anlamına gelir. Bir düşünce yapısını terk ederek başka yönlere sapıp kaybolma, bunca zaman ve emeğin israf edilmiş olması, aklı başında hiç kimsenin kabul edebileceği bir durum değildir.

Özelde ABD’nin, genelde Batı’nın bizimle dost olmadığı ve dost olmayacağı tecrübelerle sabittir.