Gençlik bir alem. Koca koca gençler yırtık pantolonlarla caddelerde dolaşıyor. Hele kızların giydiği elbiseler tam bir moda! Her dönemin başka bir moda rüzgarı var. Şimdilerde ise gençler, geçmişte yıprandı,yırtık,sökülmüş diye giymediğimiz yırtık pantolonları, kotları giyiyor ve mağazalardan satın alıyor.Yırtık kotların salaş ve ucuz gibi görünen bir çok halleri vardır. Böylesi bir kot giyildiğinde, buna alışkın olmayan büyükler “düzgün pantolon alacak paran mı yok kızım” diye takılıyorlar.

1970’li yıllarda başlayan, yırtılan ve hasar görmüş kıyafetlerde kullanılan elbise yamaları, bir dönemin modası haline geldi. Özellikle kot pantolonlarda kullanılan yamalar, desen ve şekil bakımından da göz zevkinden ödün vermemekle birlikte, kıyafetin kullanım ömrünü de uzatıyordu. 1990’lı yılların sonuna kadar kullanımı azalarak devam eden kıyafet yamaları, son yıllarda unutulmaya yüz tutar hale geldi

İlk jean pantolonunuzu üzerinize geçirmek için yurtdışından hediye gelmesini beklemek, Amerikan pazarlarında kırmızı etiketin peşine düşmek, el altından büyük paralar bayılmak... Şimdilerde günlük hayatta sık sık kullandığınız jean’leri bir zamanlar moda dünyasının ulaşılması en zor, en kıymetli parçalarından biriydi. 70’lerin sonunda, 80’lerin başlarında Amerikan marka jean giymek oldukça önemli bir meseleydi. O dönemin gençleri ilk jean pantolonlarını hâlâ enteresan hikâyeler eşliğinde gözleri parlayarak anlatır. Düzene karşı gelenlerin, barışçıl isyancıların ve asi Amerikan gençliğinin bize mirası olan jean’in geçmişi 1870’lere dayanıyor.
Yıl 1873. Avrupa doğumlu, Amerikan göçmeni terzi Jacob Davis ve kumaş üreticisi Levi Strauss birlikte yeni bir ürün patenti alırlar. Bu, maden işçileri ve altın arayıcıları için yaptıkları denim kumaşından dikilen tulumdan başka bir şey değildir. İlk blue-jean’i 1893’te bu müşterilere özel dikmeye başlarlar. Kısa sürede Batı Amerika’da bazı küçük dükkânlarda dayanıklı işçi kıyafeti olarak satılmaya başlanır. Bu jean üniformanın ismi, o sırada XX’dir. 1890’da Levis&Co, rivetli yani zımbalı pantolonu diğer denim kıyafetlerden ayırmak için efsanevi 501 jean’i yaratır ve patentini alır. 1886’da arka bel kısmına deri büyük bir etiket konur. Üzerinde, farklı tarafa doğru pantolonu yırtmaya çalışan iki atın illüstürasyonu vardır. Bu çizimin tek amacı jean pantolonun ne kadar dayanıklı olduğunu göstermekmiş.

Zaman içinde önce arkaya ikinci cep ilave edildi, sonra pantolon askısı kullanmayan gençler için bel tokaları kesildi. Akabinde kemer britleri modele eklendi. II. Dünya Savaşı sırasında hükümet emriyle tüm zımba, rivet, metal askı düğmeleri jean’den çıkarıldı. Bu metal aksesuarlar ordu ve üniformalar için kullanılacaktı. Savaş bitince Levi’s eski aksesuarlı üretimine devam etti. Zamanla rivetler ceplerin içinde kaldı, jean kalıbı daraldı ve gençleşti. Levi’s 501 neredeyse şimdi bildiğimiz formuna yaklaştı ve zamanla daha efektif, daha dayanıklı olmak için değil tüm moda dünyasına yön vermek için tasarlandı, üretildi.

erkeklerde yırtık pantolon modası ile ilgili görsel sonucu

İNTERNETTE KONU HAKKINDA BİR GENCİN PAYLAŞIMI

Milletin beli açık, göbeği açık, ayağında çorabı yok, kaç parmağı var sayabilirsin. Kolu, yakası-paçası açık, baldırı açık, başı açık bunları saymıyorum bile. Çünkü kol, bacak, yaka ve başın çıplak görünmesine alıştık artık. Hatta hızını alamayan pantolonunun her yerini yırtmış o şekilde giyiniyor, teni gözüküyor. Sen kapalı ayakkabının içindeki çorabın küçük deliğini mesele ediniyorsun. Bir de utanıyorsun.
-Baba, pantolonlardaki yırtık bir defa moda. Şimdi gençler öyle giyiniyor. Hatta o şekildeki  yırtık pantolonlar, kotlar sağlamından daha pahalı.
-Oğlum, böyle moda mı olur? Vücut teni gözüküyor. Bunlar utanmıyor mu?
-Baba, moda bu. Bunu kimse ayıplamıyor. Niye utansınlar?
-Oğlum bu işte bir anormallik yok mu? Sen görünmeyen çorabındaki delikten utanıyorsun, onlar enlemesine yırtık kot giymekten utanmıyor. Senin mi utanman lazım, onların mı?
-Baba, o gördüğün moda.
-Oğlum, biz de modaya uyduk. 80'lerde İspanyol paça, şimdilerde dar paça. Hepsi bu. Bu moda dediğin sürekli değişir mi böyle?
-Yıllık değişiyor. Değişen de hep kadınların giyimi.
-O yırtık kotları o insanlar nasıl giyer?
-Dedim ya, moda.
-Vay ben böyle modanın içine tüküreyim. Moda diye diye öne konulan, tezgaha çıkan her şey alınmaz. İnsan kendine yakışanı giyer. Elbise insanın  itibarıdır. Kimse birilerine itibar elbisesi giydirmez. Kişi kendi seçer. Çünkü kıyafet aynı zamanda bir kişiliktir. İnsanın bir çok eksiğini kapatır. Her şeyden önce edeptir edep.
-Sanırım dikkat çekmeye çalışıyorlar.
-Oğlum böyle dikkat çekme mi olur? Dikkat çekmenin başka yolları var. Çıkar 10.kata, atar kendini baş aşağı. İşte sana bir dikkat çekme! Oldu mu şimdi!