İslâm hukukuna göre nikâhın sahih olması için bazı şartlar vardır. Bu şartlardan birisi de evlenecek olan kadının velisi durumunda olan kişinin izninin ve rızasının alınmasıdır. Bu mesele Hanefî mezhebi dışında kalan üç mezhebe göredir. Velinin izni, Mâlikî ve Şafiî mezhebine göre nikâhın bir rüknü, Hanbelî mezhebine göre ise şartıdır. Her üç mezhebe göre kadının velisinin izni alınmadıkça yapılan nikâh sahih olmaz, bâtıldır.

Hanefî mezhebine göre ise, henüz bulûğ çağına ermemiş kız çocuklarının, kendini idare edemeyecek durumda aklen noksan olanların ve bunakların velilerinin izni olmadan nikâhları caiz olmaz. Bunların dışında kalan kadınlar, velilerinin izni olmadan da evlenip nikâh akdedebilirler. Çünkü nikâhta kadının ifadesi muteberdir.

kaçırarak evlenmek helal mi ile ilgili görsel sonucu

Bazen de genç kızlar, “Bir süredir konuştuğum biri var. Ailem beni maddi sebepleri gerekçe göstererek vermiyor. Kaçarsam, annem babam hakkını helal etmeyeceğini söylüyor. Onları üzersem günaha girer miyim?” diye soruyor.

Bu soruların fetva sitelerine sorulmasına bakarsak, soranlar dine önem veren genç kardeşlerimiz. Ama anlaşılan dinimizin helal saymadığı bir gönül ilişkisi kurmakla kendilerini tehlikeye atmışlar.

Allah-u Zülcelâl, “Evlenmeye güç yetiremeyenler, Allah kendilerini fazlu kereminden zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusunlar." (Nûr, 24/33) buyurarak bekârlık süresince sabırlı olmalarını emrediyor.

Günümüzde gençler bekârlık yıllarını, eğitim ve iş hayatının kız erkek karışık ortamında geçirmekle zorlu bir nefis mücadelesi yaşıyorlar.

Dinimiz nikâh düşen bir kadın ile erkeğin birbirine bakmasını dahi helal saymıyor. Bakışıp birbirine karşı duygularını belli etmek, bir adım sonrasında konuşup duygularını açmak dinimizin uygun gördüğü bir hareket tarzı değil. Çünkü bu girişim, genç bir kızla erkeğin birlikte olma arzularını kamçılayacak ve onları söz dinlemez hale getirecektir.

Belki onlara “Bu evlilik sana uygun değil, ileride pişman olursun” veya “Evlilik için hazır değilsin,” diyen aileleri, onların iyiliğini düşünüyor ve doğruyu söylüyor. Ancak onlar coşkun arzu ve duyguların seline kapılmışlar, mantığın sesini duymak istemiyorlar.

Biraz düşünecek olurlarsa, diyelim ki aileleri engel olmasa, evlenseler, bu evliliği yürütmenin zorluklarına sabredebilecekler mi? Ailelerinde alıştıkları hayatı sürdüremeyince tahammül edemeyip ayrılmaya kalkışırlarsa, olan kendilerine olmayacak mı?

İşte bu sebeple dinimiz, nikâhsız ilişkilere engel oluyor ki, evvela insanlar evlilik için hazırlıklarını tamamlasınlar ve bir yuva kurup yürütebilecek hale geldikten sonra nikâhlı olarak bir araya gelsinler.

kaçırarak evlenmek helal mi ile ilgili görsel sonucu

Aileden İzinsiz Evlenme Sözü Verilebilir mi?

Bazen genç kızlar kendileriyle aynı yaşta bir delikanlıyla görüşüp konuşuyor, gönüllerini kaptırıyorlar. Hâlbuki delikanlının önünde tahsil hayatı, askerlik, iş bulma gibi uzun bir süreç var. Her ne kadar ailesi yardımcı olsa da henüz yaş ve psikolojik durum olarak da evliliğin sorumluluğunu yüklenmeye hazır değil.

Genç kız, delikanlının hazır olmasını bekleyecek olursa, bu süre içinde nasiplerini reddedecek. Peki ya yıllarca beklediği delikanlının bu süre içinde gönlü değişirse? Mesela tahsilini tamamlayarak iyi bir iş bulup para biriktirince, kendine güveni artar ve daha önce beğendiği kızı artık istemezse? Bunlar zaman zaman duyduğumuz, gördüğümüz vakıalar.

Başka bir ihtimal ise, zaman içinde genç kızın gönlünün değişmesi ve hayli zamandır konuştuğu gençten ayrılıp başkasıyla evlenmek istemesidir. Ancak bu ayrılık isteği, karşısındaki delikanlının aşırı tepki göstermesine sebep olabiliyor. Bazen de hiç istenmeyen olaylar yaşanıyor. Bu sebeple genç kızların, ailelerinin izni olmadan bir kişiyle görüşüp, kendi aralarında evlenme kararı vermeleri hiç de doğru değil. Bu karar belki de o genç kızın hayatının en büyük hatası olabilir veya ömrünün en değerli yıllarını kaybetmesine sebep olabilir.

İşte bütün bu hikmetlerle dinimiz mümin kadın ve erkeklerin birbirleriyle nikâhsız olarak görüşmelerini, sadece konuşarak da olsa duygusal ilişki kurmalarını yasaklamıştır. Velev ki, bedensel bir günah işlenmese bile internetten yazışarak, cep telefonlarıyla mesajlaşarak veya konuşarak birbirlerine duygularını söylemeleri de uygun değildir.

“Biz birbirimize bakmıyoruz, seslerimizi bile duymuyoruz,”demek mazeret sayılmaz. Çünkü iletilen duygular, karşı tarafı etkilemeyi ve bir münasebet kurmayı amaçlamaktadır.

Nikâh olmadığı sürece karşınızdaki erkek veya kadın size namahremdir. Sadece evlenme zamanınız gelmişse ve ciddi bir niyetiniz varsa, uygun bir üslupla bunu dile getirmeniz caiz olur. Bunu da ailelerden gizli bir şekilde sürdürmek uygun olmaz. Niyet ciddi ise aileleri haberdar etmekten kaçınmamak lazımdır.

Anne Baba Duası Almalı

Kız olsun erkek olsun, anne babanın evladı üzerinde çok büyük hakkı vardır. Bir gencin anne babasını yok sayarak, görüşlerini önemsemeden evlilik görüşmesine girişmesinin dinen mahzuru vardır. Ancak anne babanın akli dengesinin bozuk olması veya kötü alışkanlıklara esir olmuş, akıl danışılacak bir tarafı olmayan kişiler olması hariç. Böyle bir mazeret olmadıkça yıllarca emek verip evlat yetiştirmiş bir anne babanın hakkını çiğnemek uygun değildir.

Bilhassa Allah'tan korkan bir anne babaya danışarak hareket etmek, onların görüş ve tecrübelerinden faydalanmak, desteğini ve duasını almak, evliliğin sağlam temeller üzerine kurulmasını sağlar.

Bir delikanlı henüz evliliğini yürütecek maddi imkânlara sahip değilse anne babasından habersiz veya onların razı olmadığı bir evliliğe kalkışması büyük bir sorumsuzluktur. Eğer kendi evliliğini yürütebilecek olgunluk ve imkâna sahipse de onlara konuyu açıp, rızalarını istemesi güzel olur.

Böyle durumda anne babalara düşen, kendi fikirlerini söyledikten sonra oğullarının kararını saygıyla karşılamaktır. Sonuçta evlilik bir insanın hayatında önemli bir karardır. Kendi kararını verebilecek olgunlukta bir kişinin seçimini saygıyla karşılamalıdır.

kaçırarak evlenmek helal mi ile ilgili görsel sonucu

Kızlar için ailenin iznini almak çok daha önemlidir. Çünkü hem dinen, hem örfen bir kızın aile büyüğünün, bilhassa babasının rızasını almadan evlenmesi çok tehlikelidir. Babasının rızası olmadığı halde kaçarak evlenen bir kız, ailesinin desteğinden mahrum olur. Eğer evliliğinde ciddi bir sorun yaşarsa veya kötü muamele görürse baba evine dönmesi zor olur. Bu durum, kızın kurduğu yeni yuvada hor görülmesine de sebep olabilir.

Bütün bu hikmetler göz önüne alınınca kızların babasının izni olmadan evlenmesi uygun olmaz. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, mümin kızların bu hatadan kaçınması için: “Velisiz nikâh yoktur!"(Tirmizi, Nikâh 14) buyurmuştur.

Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: ‘Resulullah aleyhissalâtu vesselâm: “Hangi kadın velisinin izni olmaksızın nikâhlanırsa onun nikâhı bâtıldır!” buyurdular ve bunu üç kere tekrar ettiler.’ (Ebu Davud, Nikâh 20; Tirmizi, Nikâh 14)

Kızların ailelerinden izinsiz evlenmesi uygun değildir ancak aileler de uygun talip çıktığı halde aşırı maddiyatçı beklentilerle kızların evlenmesine engel olmamalıdır. Bilhassa kızın yaşı belli bir seviyeye gelmişse artık evlenme kararına destek olmak daha doğru olur.

Hz. İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Dul kadın, (evliliğe ait kararlarda) velisinden daha fazla söz sahibidir. Bakire kızlar için (karar verilirken) de izin alınır. (İsterim demeye utanıyorsa) onun izni sükût etmesidir.” (Müslim, Nikâh 66)

Peygamberimizin zamanında kızlar küçük yaşta evlendiriliyordu. Bu yaşta kızlar evlilikle ilgili bilgi ve tecrübe sahibi olmadıkları için aileleri onlar yerine karar veriyordu. Kızlar da sükût ederek bu kararı onaylamış oluyorlardı.

O zamanın şartlarında kızların erken yaşta evlenmesi bir ihtiyaçtı. Savaşların, kıtlık ve salgın hastalıkların olduğu bir devirde aileler, “Bize bir hal olursa kızlarımız ortada kalmasın, bir an önce evlenip yuvasını kursun.” Diyordu. Zaten o zamanlar erkekler de erken yaşta evleniyordu. Bazı sahabelerin oğullarıyla aralarında sadece 12 ila 15 yaş fark vardı.

Bugün erken yaşta evlendirmenin bazı sakıncaları olduğu düşünülüyor. Gerçekten de bazen aklı ermeyen gençler, evliliğin sorumluluklarını yerine getiremiyor. Kızlar kocasından ve kocasının ailesinden kötü muamele görebiliyor.

Sorumsuzca evlenmeye kalkışan gençler nedeniyle aileler arasında husumetler meydana gelebiliyor. Hatta bazı yörelerde töre cinayetleri işlenebiliyor. Bu sebeple küçük yaştaki kızların evlenmek için aceleci olmaması, şartların olgunlaşmasını beklemesi en uygun yoldur. Belli bir yaşa gelmiş kızın sağduyulu bir şekilde evlenme isteğine de anlayışla bakılmalıdır.

Kızlarının istediği kişiyle evlenmesine mani olan ve hele onu istemediği biriyle zorla evlendiren aileler, onları fitneye atmış olur. Bu sebeple evlilikte kızın rızası olmalıdır. Dinimize göre bir kız, istemediği bir nikâha itiraz edebilir.

Hz. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: ‘Bir genç kız Resulullah aleyhissalatu vesselam'a gelerek:

“Babam beni kardeşinin oğluna nikâhladı, ta ki benimle alçaklığını gidersin. Ama ben istemiyorum," dedi. Aleyhissalâtu vesselam, babasına adam göndererek getirtti ve evlenme kararını kıza bıraktı. Bunun üzerine kız:

“Ey Allah'ın Resülü! Ben şimdi, babamın yaptığına izin verdim. Esasen, ben kadınlara bu meselede babaların (zorlama) yetkisi olmadığını göstermek istedim!” dedi.’ (Nesâi, Nikah 36, (6, 87); İbnu Mace, Nikâh 12)

Uzun sözün kısası, kaçarak evlenmek gençler için tehlikeli, aileler için üzücü ve endişe kaynağı bir davranıştır. Ne gençlerin bu yola başvurmaları, ne de ailelerin gençleri buna mecbur bırakmaları uygun değildir.