Erzurum, Rus ve Ermeni işgalinden nasıl kurtarıldı? Hangi tarihte kurtuldu? Kim­ler bu kurtuluşta görev aldı? Asker hangi kapılardan şehre gir­di? Erzurum hükümet konağına veya kalesine Türk bayrağı­nı çeken kahramanın ismi ne? Hangi komutan bu bölgeyi düşmandan temizledi?

...

Herkes Erzurum'un  kurtuluşu deyince 93 harbini ve Nene Hatunu hatırlar. Gerçekte son kurtuluş mücadelesi 1.Dünya savaşı sonrasında 12 Mart 1918'de olmuştur. K.Karabekir Paşa işgalden temizlemede bölgenin komutanı olarak görev yapmıştır.

Zaten Erzurumlular olarak biz bu iki olayı (93 Harbi ve Erzurum'un düşman işgalinden kurtuluşunu) da karıştırmaktayız.

Erzurum'un kurtuluşu derken Nene Hatun, Gazi Ah­met Muhtar Paşa aklımıza gelir. Halkımıza bunu bile daha tam olarak anlatabilmiş değiliz. Çünkü yapılan kurtuluş bay­ramı törenlerinde

“Bir şimşek çakıyor yine bir şimşek

Çakıyor Erzurum tabyalarından”

diye yine Aziziye tabyaları­na vurgu yapar 93 harbine götürürüz insanlarımızı. Bu yan­lış veya kasıtlı bilinçlendirme sebebiyle olsa gerek Erzurumlu şunu hiç sorgulamadı: 16 Şubat 1916 günü Erzurum’u acı akı­betiyle baş başa bırakarak kaçanlar kimlerdi? Bu akıbeti daha evvel Erzurumluya duyurarak şehri teşkilatlandırmak müm­kün değil mi idi? Aziziye gibi şanlı bir zaferi kazanmış olan Erzurumlu, Ermenilere eli kolu bağlı nasıl teslim edilmişti? Padişah’ın bile Erzurum’un Rusların eline geçtiğinden bir­kaç ay haberdar olmadığı doğru mudur? O dönemin Harbi­ye Nazırı Enver Paşa Sarıkamış bozgununa uyguladığı san­sürün benzerini Erzurum’un işgaline de mi uygulamıştı? Bu konularda neden hiçbir araştırma yayınlanmaz?

1914-1916 yıllarında Erzurum Valiliği yapan ve bu görevi sırasında Al­tın Liyakat Muharebe Madalyası ve fahri üsteğmen ve yüzba­şılık ve daha sonra Harbiye Nezareti’nde yapılan bir törenle binbaşı rütbelerini takan İttihat ve Terakki’nin Selanikli vali­si hangi hizmetlerine karşılık bu iltifatlara mazhar olmuştur? Erzurum’u Rus-Ermeni zulmüne terk edip gitmesi karşılı­ğında mı ve hangi yüzle 1927’de Erzurum milletvekili olarak Erzurum’u temsil etmiştir?

erzurumun kurtuluşu ile ilgili görsel sonucu


12 Mart 1918 Günü Erzurum’u kurtaran komuta kade­mesinde, Kazım Karabekir’in yanında çok sayıda Erzurum evladı var. Ne yazık ki onlardan pek azını tanıyoruz.

Rüştü Paşa, Mühürdaroğlu Vasıf Bey, Binbaşı Fazıl Bey, Somunoğlu Ahmet Bey... Sivil milisler arasında isimlerini sayabilece­ğimiz Alvarlı Muhammed Lütfi (Efe Hz.), Kırbaşzade Fevzi gibi isimlere ekleyebileceğimiz kaç ismi daha telaffuz edebi­liyoruz?

Şehrin kurtarılmasında önemli rolleri olan ve İstanbul ka­pıdan, Harput kapıdan şehre giren Türk birliklerine kuman­da eden kişileri anmak ve hatırlamak yerine hala daha önce ki savaşlarda kahramanlıklar gösteren kişilerin isimlerini anı­yoruz.

erzurumun kurtuluşu ile ilgili görsel sonucu


Şehrin kurtuluşunda simge isimlerden Rüşdi Bey (Dadaş Rûşti)

Şehrin kurtuluşunda simge isimlerden olan ve İstanbul kapısında şehre ilk giren komutanlardan Rüşdi Bey (Dadaş Rûşti) ne yazık ki şehri terk edip giden Tahsin bey gibi siya­si iltifata mazhar olmamış, daha sonraki yıllarda adı ismi İzmir suikastına karıştığı için istiklal mahkemelerince yargılanarak idama mahkûm edilmiştir. Bugün değil isminin anılma­sı Erzurum’un kurtarılması ile adının verildiği okulun ismi bile değiştirilmiştir.

Yine gariptir ki Erzurum’un kurtarılması esnasında Harput kapısından Dersim birlikleriyle beraber Erzurum’a giren Halit Bey (Deli Halit Paşa) da unuttuğumuz isimlerden biridir. Halit (Karsıalan) Paşa’da daha sonraki yıllarda siyasi bir cinayete kurban giderek Türkiye Büyük Millet Meclisinde sırtından vurularak öldürülmüştü.

Harput Kapı yok edilmiştir. İstanbul kapı yol çalışmala­rı nedeniyle tahrip edilmiş ve kaderine terk’edilmiştir. Şehrin kurtarılması esnasında Ermenilerin mevzilendiği ve aske­rimizin top ateşine tuttuğu Kiremitlik Tabya Halit Bey tara­fından ele geçirildiği günden beri yalnızlığa mahkûm olmuştur. Neden bu şehir, bu tepeye bir kurtuluş anıtı düşünmez ve Aziziye tabyalarındaki bayrağa nazire edecek bir bayrak di­reği dikmez, o günlerin anısını yaşatmazlar? 2011 Kış Olim­piyatları için yapılacak kulelerin doğu tarafına, tabyaların giriş kapısının önüne Erzurum’da yapılan Ermeni mezalimini an­latan bir anıtın yapılması niçin kimsenin aklıma gelmez? Er­meni mezalimini dünyaya anlatmak için bundan daha güzel fırsat olabilir mi?

Erzurumlulardan yaşı elli civarında olanlar çok iyi hatır­layacaklardırlar ki “Kurtuluş Bayramları” bugün Bölge İda­re Mahkemesi olarak kullanılan eski vilayet binasının önünde yapılırdı. Şehrin “Harput Kapı” (Bugünkü İmam Hatip lisesi­nin biraz üst kısmında bulunuyordu. Şimdi yerinde lojmanlar“ var) yönünden ve “İstanbul Kapı” yönünden askerin şehre gi­rişi canlandırılırdı. O dönemin kıyafetlerini giyinmiş askerler başlarında komutanları Cumhuriyet Caddesinden ye Mumcu Caddesinden ilerler, ara sıra durur, komutanlarının işaretiyle çöker, tekrar kalkar kurusıkı ateş ederek ilerleyerek hükümet binasının önündeki tören alanına adım adım ilerlerdi. Diğer taraftan sivil halktan oluşturulmuş atlı milis kuvvetleri de el­lerinde silahlan ve kılıçlarıyla meydana girer hükümet binası­na bayrak çekilirdi.


Erzurum 1934’te Kurtuluş bayramını Aziziye tabyalarında kutlamıştı.

93 harbinin gazileri o günün heyecanı ile tabyala­ra toplanmış, o günleri yaşarcasına çarpışmaları dramatize et­mişlerdi. İnsan düşünmeden edemiyor. Neden kurtuluş bay­ramları “Kiremitlik Tabya”da, “Aziziye Tabyaları”nda canlan­dırılmaz?

12 Mart günlerinde bütün kamu kurum ve kuruluş­larının, üniversitemizin, özel şirketlerin servisleri, otobüsleri bu tarihi mekânlara öğrencilerimizi, Erzurum halkını ücret­siz taşımaz ve bu tarihi mekânlar şenlendirilmez? Bu çok mu zordur? Zor değil ama yorucudur. Rahat bozucudur. İki ko­nuşma, iki şiir, bir bölük askerin, birkaç okulun resmigeçidi ile olayın geçiştirilmesi daha kolay gelmektedir.

erzurumun kurtuluşu ile ilgili görsel sonucu

Törenlerden hafızalarımıza nakşedilen en çarpıcı sahne­lerden biri muhacirlik olayının kağnılarla canlandırılması idi. Türkülere ağıtlara “kötü yıllar” olarak geçen o sahnelerin canlandırılmasından neden vazgeçilmiştir? Tarih bir milletin şuurudur, belleğidir. Geçmişin ruhumuzdan silinmek isten­mesinin amacı nedir? Neden üniversitelerde, ortaöğretim­de okuyan ve Türkiye’nin geleceğini teslim edeceğimiz genç kuşaklar tarihlerine, bayramlarına, kurtuluş günlerinin heye­canına, bu vatanın kolay kazanılmadığının bilincine kavuştu­rulmak istenmez?

Bu topraklardan eskiden göçler yaşanmıştı.

Göç göç oldu, göçler yola dizildi

Uyku geldi, ela gözler süzüldü

Şimdi bildim, elim yurttan üzüldü

Ağam nerden aşar, yolu yaylanın?

diye ağıtlar yakılmış, “Muhacirlik” olarak tarihlere geçen o “kötü seneler” den ve günlerden sonra topraklarını sevenle­rin birçoğu tekrar yurtlarına dönmüşlerdi. Dönerken de yine dillerinde,

Bir sandığım vardı sırmadan telden,

Bir çift yavrum vardı tomurcuk gülden

Nasıl ayrılayım bu tatlı elden?

Seneler seneler kötü seneler,

Gide de gelmeye kötü seneler...

türküleri vardı.

Kaynak: Erzurum Bir İpek Yolu Şehri, Muzaffer Taşyürek, Erzurum'un Kurtuluş Günü, s.45/erzurum portalı