Tabyalar yapılmadan önceki düşman saldırılarında Erzurum çok büyük tehlikeler yaşıyordu. “Erzurum, bazı istihkâmların mukavemetine rağmen Ruslara teslim olmadan evvel, Rusların Topdağı’ndan attıkları top mermileri kalenin içine, şehrin göbeğine düşüyordu. O vakit Topdağı’nda ve civarında Türklerin istihkâmları yoktu. “Tabyaların yapımına başlandığında Erzurum Kalesinin duvarları, burçları, daha doğru bir ifade ile gelişigüzel neresi daha kolay yıkılır ve taşların kullanılacağı yere neresi daha yakın ise oraları yıktırılmış ve taş ocağı halinde kullanılmıştır. Büyük Kiremitlik, Topdağı-Mecidiye Tabyaları kaleden sökülen taşlarla yaptırılmıştır.

Daha 1829 yılında Erzurum Doğu Anadolu’nun kilidi konumuna gelmişti. Doğudan ve kuzeyden gelecek müthiş istilalara karşı durmak için çok iyi hazırlanması gerekiyordu. 1855 yılında Kars’ın Rusların eline düşmesi de Erzurum’un, doğudan gelecek saldırı ve istilalara karşı hazırlanması ve tahkim edilmesi zorunluluğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Fosfor Mustafa Paşa başkanlığında teşkil edilen “Anadolu İstihkâmat Komisyonu” tarafından yeni istihkâmların, kışla, ambar ve bunun gibi askerî tesislerin planları yapılarak 15 Mayıs 1865 tarihinde inşasına başlanmıştır. Aziziye Tabyaları ile Erzurum’un Kars, Ardahan (Kavak), İstanbul ve Harput Kapılarının aralarındaki bütün istihkâmlar, Küçük Kiremitlik, Firdevsoğlu Kışlası, sonradan iş ocağı olan yerler ve daha birçok askerî binalar ve tabyalar 1865-1877 yılları içinde, 12 senede yapılmıştır.

Erzurum tabyalarının inşasında halkın büyük hizmetleri geçmiş, Erzurumlu 3.076 kişi şehirlerini müdafaa edecek istihkâmların inşasında gönüllü ve ücretsiz olarak çalışmıştır. Bunun haricinde Erzurum Livalarından da beşer kuruş gündelikli mühim miktarda işçinin temin edildiği, bunların yevmiyelerinin her hafta peşin olarak verildiği ve hastalananların ücretsiz olarak vilayet hastanesinde tedavi edildikleri bilinmektedir. Bu güçlü, kuvvetli işçiler daha çok toprak işlerinde kullanılmışlardır. Çoğunlukla Erzurumlu gönüllülerin çalıştığı tabyalardan birine “Ahali Tabyası” adı verilmiştir.

Mecidiye Tabyası

Erzurum şehrinin hemen doğusundaki 2.042 m rakımlı Topdağı'nın kuzey ucun­da bulunan bu tabya, şehri doğudaki Yanık dereyle kuzeydeki Gürcü boğazından gele­cek düşmana karşı savunmak maksadıyla yapılmıştır. Tabya topçuluk alanında o zamana kadar görülen gelişmeler dikkate alınarak Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmıştır. Mecidiye Tabyası geniş bir avlunun doğusunda yay şeklinde bir plân üzerinde ku­rulmuş olan yan yana koğuş odalarından meydana gelmektedir. Kuzey-güney istikame­tinde uzanan bu yayın orta kısmının uzunluğu 63,85 m, yan kısımları ise 20,20 m'dir. Tabyanın batısında geniş bir avlu vardır.

Mecidiye Tabyası, tamamen iyi cins küfeki taşından yapılmıştır. Ön ve arka cep­heye bakan duvarların kalınlığı 1,10 m, bunlar arasında dikey olarak uzanan ve odaları meydana getiren duvarlar ise tavanı örten hafif sivri beşik tonozları* taşıdığından daha kalın; 1,60 m olarak inşa edilmiştir. Kapılardan girişte tabyanın iki ucunu simetrik olarak teşkil eden bloklar iki katlı, ortada bulunan blok ise tek katlıdır. Tabya dıştan düz toprak damla kapatılmıştır.Tabyanın damı üzerinde güney ve kuzey köşelerinde birer gözetleme ve irtibat kulesi vardır.

Depo olarak kullanıldığı zannedilen iki odanın dışında kalan bütün odaların her birisinin avluya bakan cephesine iki, doğuya bakan cephesine ise yuvarlak kemerli üçer tane mazgal pencere açılmıştır. Bunlardan ortadakiler bü­yük, iki yanda bulunanlar ise küçüktür. Tabyalarla ilgili önemli çalışmalar yapmış olan ÇAM; doğudaki duvara konulan pencereler konusunu açıklığa kavuşturmak amacıyla düşüncelerini şu şekilde açıklamaktadır: “Bu tabya kuzeyden ve özellikle de do­ğudan gelecek tehlikeye karşı yapıldığından tabyanın avlusu daha emniyetli olan batı tarafa alınmıştır. Zira tabyanın doğu cephesi, herhangi bir düşman taarruzunda ilk hedefi teşkil edeceğinden, bu cepheye konulacak pencereler, tabyanın savunulmasında bazı zorluklar yaratabilecek durumdadır. İşte tabyanın yapılışı sırasında bu tehlike dikkate alınmamış ve hatta belki de bu pencereler tabyaya doğudan yaklaşacak düşmanı gözetlemek ve onlara buradan kurşun atmak maksadıyla yapılmıştır. Hâlbuki böyle bir düşünce, doğrudan doğruya koğuş olarak kullanılan kısımlar için hiç de mantıklı değil­dir ve bundan sonra yapılan tabyaların koğuşlarının düşmanın geliş yönüne bakan cephesine asla pencere yapılmamıştır. Mevcut tabyaların en eskisi olan Mecidiye'deki böyle bir yanlışın, tabyalar konusundaki acemilikten ileri geldiği zannedilmektedir. Bu aksaklık fark edildiği için olacak ki tabyanın doğu kısmı, sonradan toprak, yığınlarıyla kapatılmıştır. Böylece hem tabyanın doğu cephesi düşmanın top ve tüfek ateşine karşı emniyete alınmış, hem de içerdeki askerler şiddetli soğuktan korunmuştur. Bu gün bu pencereler kör vaziyettedir.”

Diğer taraftan, Mecidiye Tabyası mevcut en eski tabya olması sebebiyle daha sonra yapılan tabyalarda görülen karargâh, pusu ve topçu odaları gibi yeniliklerden de mahrum bulunmaktadır. Bu hususlar o zamanki topların henüz fazla kuvvetli olmaması gibi bir düşüncenin neticesi olabilir. Bu nedenle tabya, Erzurum şehrine hâkim bir tepede kurulmuş ileri bir karakol ve kışla hüviyeti arz etmektedir.

Topdağı’nın hemen batı eteklerindeki Firdevsoğlu Kışlasında bulunduğu sırada, 8/9 Kasım 1877 tarihindeki gece baskınını haber alan Gazi Ahmet Muhtar Paşa; harekât için gerekli emir ve talimatları süratle vererek Mecidiye Tabyası’na gelmiş ve birlikleriyle beraber Erzurum Halkının taarruzunu bu tabyadan sevk ve idare etmiştir.

1 Numaralı Aziziye Tabyası

Erzurum doğusundaki Karskapı’nın kuzeyinde bulunan Topdağı’nın güney ucunda, Erzurum-Kars karayolunu kontrol altında tutmak için 1867-1872 yıllan arasında Sultan Abdülaziz tarafından batıya doğru alçalan bir sırtta yaptırılan 1 Numaralı Aziziye Tabyası'nın günümüze ancak çok az bir kısmı sağlam olarak ulaşabilmiştir.

Mevcut yıkıntılardan anlaşıldığına göre 1 Numaralı Aziziye Tabyası'nın diğer oda­ları ve koğuşları doğuda ve kuzeyde "U" şeklindeki bir plân üzerinde devam et­mekteydi. Bu durum Erzurum İstihkâmları Hari­tasından da anlaşılmaktadır. Yine aynı harita üzerindeki plâna göre, ortadaki kare plânlı avlunun batı tarafında daha ince duvarları bu­lunduğu anlaşılan karargâh kısmı bulunmaktaydı. Burası, şimdi Aziziye Anıtı ile Nene Hatun'un mezarının bulunduğu yere denk gelmektedir. Plânda bu kıs­mın, üç tanesi tam ortadaki girişin sağında, diğer üçü de solunda olmak üzere altı oda­dan meydana geldiği görülmektedir. Girişin hemen sağındaki birinci odaya helâlar yer­leştirilmiştir. Onun yanındaki diğer iki odanın hamam ve mutfak, girişin sağ tarafındaki üç odanın ise idare binası olarak kullanıldığı sanılmaktadır.Erzurum İstihkâmları Haritasında yer alan 1 Nu.lı Aziziye Tabyası’nın planı Resim-3’dedir.

Tabyanın dış yüzü düzgün kesilmiş siyah bazalt taşlardan, iç yüzü gayri muntazam bazaltlardan, sivri kemerli beşik tonozlar ve duvarların üst kısmı ise tuğladan yapılmıştır. Aynı şekilde üst pencerelerin yuvarlak kemerleri de tuğladan örülmüş bulunmaktadır. Ka­rargâhın dışa bakan batı ve güney duvarlarının kalınlığı 2,25 m, kuzey duvarı 1,10 m, tonozları taşıyan ara duvarlar ise 1,60 mkalınlığa sahiptir.

1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda bu tabyada bulunan ve Aziziye Tabyaları’ndaki birliklere emir komuta eden Yarbay Bahri Bey; yaralanmış olmasına rağmen süratle birliklerini silah başı yaptırarak savunma için düzen aldırmış, üst komutanlığı da zamanında haberdar ederek baskına karşı gereken tepkinin zamanında gösterilmesini sağlamıştır.

               (4) 2 Numaralı Aziziye Tabyası

1 Numaralı Aziziye Tabyası'nın 200 m kadar kuzeyinde bulunmaktadır. Bu tabya, bugün yarımay şeklindeki bir toprak yığınıyla bu hilalin iki ucunda bulunan taş duvarlardan meydana gelmektedir. 93 Harbinde burada Ruslara karşı savaşan Mustafa Saffet Efendi ismindeki bir subayın oğlu olan ve Erzurum'da uzun süre görev yapan Emekli General Vehbi Kocagüney'in ifadesine göre 2 Nu.lı Aziziye Tabyası'nın kârgir koğuşları mevcut değildir ve barakaları da son­radan yapılmıştır. Bu barakalardan günümüze kalan kalıntı bulunmamaktadır. 2 Nu.lı Aziziye Tabyası, diğer iki Aziziye Tabyası ile birlikte 1877 yılının 8/9 Kasım gecesinde yapılan Rus baskınında saldırıya uğramıştır. Burası, işgale ilk uğrayan tab­ya olduğu gibi kurtarılan ilk tabyadır da.Rusların gece baskını esnasında 2 ve 3 Nu.lı Tabyalarda bulunan Tokat ve Maden Taburlarının bir kısım personeli şehit edilmiş, kalanlar da esir alınıştır. Erzurum halkının ordusu ile birlikte yaptığı karşı taarruzda bu esirler (Tokat Taburu'ndan 170 ve Maden Taburu'ndan 280 kişi) sağ olarak kurtarılmıştır.

3 Numaralı Aziziye Tabyası

2 Numaralı Aziziye Tabyası'nın 200 m kadar kuzeyinde, Mecidiye Tabyası’ndan da 300 m güneyde bulunan bu tabya, diğer Aziziye Tabyalarıyla birlikte aynı dönemde inşa edilmiştir. Bu tabyanın yapılış maksadı, Pasinler ovasından başlayan ve Şehitler deresine bağlanan gedikleri kapatmaktır. Tabya, uzun yıllar askerî birliklerin kontrolü altında bulunduğu için sağlam bir durumda günümüze ulaşmıştır. Yapıt, bir asıl tabya ile onun güneybatı tarafında yer alan ve 2 Nu.lı Aziziye Tabyasıyla yeraltından irtibatı sağlayan bir merdiven ve bunun hemen yanında bulunan bir siper duvarından meydana gelmektedir. Bu merdivenin üstü beşik tonozla örtülmüş, yandaki siper duvarına ise çok sayıda mazgal konulmuştur. Asıl tabya, doğu ve batıdaki uzun iki kenarı birbirine paralel altı kenarlı bir avlu etrafında sıralanan odalardan meydana gelmektedir. Bu avlunun uzun kenarlarından doğudaki 28,50 m, batıdaki ise 32,10 m olup avlunun doğu-batı yönündeki dikine genişliği 14,30 m’dir. Avlu bu haliyle iki yanı basık ve kenarları birbirine eşit olmayan bir altıgen şekli arz etmektedir. Tabyanın doğu, güneydoğu ve kuzey­doğu kenarları kalın bir toprak yığınıyla kapatılmış olduğu için dış şeklini görememekle birlikte, içten alınan ölçülere dayanarak, onun dıştan da altı kenarlı olduğunu söylemek mümkündür. 

3 Numaralı Aziziye Tabyası'nın kapısının üst tarafında bir kitabe yeri bulunmasına rağmen kitabe mevcut değildir. Kitabenin Rus işgali sırasında tahrip edilmiş veya götürülmüş olması kuvvetle muhtemeldir. Tabya, 8/9 Kasım 1877 tarihindeki gece baskını sırasında bir süre için Rusların eline geçmiş, ancak daha sonra Türk birlikleri ile Erzurum halkının müdahalesi üzerine bu işgalden kurtarılmıştır.