Hani konuşmaya başlandığında yüzde 98'i müslüman ülke diyorduk ya? İşte tam da burada yapılan bir anket sonucu. Özellikle gençlik kesiminde büyükçapta dine uzaklaşma ve dini değerlerden soyutlanma göz önünde..

Neden......? neden bu kadar cami cemaat tarikat çoğaldığı halde 100 bin cami açık olduğu halde neden din ve dini kavramlar zayıflıyor?

Okullarda din dersleri arttığı halde İmam Hatipler hızla çoğaldığı halde gençlik neden İslam dan uzaklaşıyor?

Sokakların İslam toplumu ile alakası kaldı mı? Yaşanan suçların islam toplumu ile bağlantısı var mı?

Sokakta fransız- İngiliz- Alman kızı ile Türk kızını ayırt etmek mümkün mü?

Nereye gidiyor Türkiye?

Fe Eyne Türkiye?

İşte bu soruların cevabını tüm dindarlara sorduracak anketin sorularını ve verilen cevapları yayınlıyoruz.

MAK Araştırma Değerlendirme Danışmanlık AŞ tarafından 12 Haziran - 18 Haziran 2017 tarihleri arasında "Türkiye'de Toplumun Dine ve Dini Değerlere Bakışı Araştırması" üst başlığı ile 30 Büyükşehir ve (Ağrı, Aksaray, Artvin, Bayburt, Bitlis, Bolu, Düzce, Elazığ, Giresun, Gümüşhane, Karaman, Karabük, Kars, Kastamonu, Kırıkkale, Kırklareli, Kütahya, Nevşehir, Osmaniye, Sinop, Bilecik, Yozgat, Uşak ) 23 il, 154 ilçe de 5400 kişi (Türkiye'deki seçmen sayısının onbinde biri) ile yüz yüze Görüşmelerle yapılan anketin sonuçlarını yorumsuz olarak paylaşıyor ve "Türkiye dindarlaşıyor mu?

Türkiye'de son yıllarda dinî eğitim veren kurumların sayısındaki artış gerçekten gerekli mi?" gibi soruları tekrar sorarak anketi yorumsuz olarak paylaşıyoruz.

            "Allah’ın varlığına, birliğine bizi yaratıp yaşattığına inanıyor musunuz?" şeklindeki sorumuza yıllardır %99 u Müslüman diye ifade ettiğimiz toplumun % 86 sı "Evet, Allah’ın varlığına, birliğine bizi yaratıp yaşattığına inanıyorum", derken aynı soruya; "Evet, Allah’ın sadece varlığına bizi yarattığına inanıyorum ama her şeye karıştığını karışacağını düşünmüyorum" diyen literal anlamda deist diye ifade edilebileceklerin oranı % 6, "Hayır, Allah’a inanmıyorum diyerek ateist olduğunu ifade edebileceklerimizin oranı % 4", farklı çekincelerle bu soruya cevap yok / Kararsız diyenlerin oranı % 4 olarak değerlendirilmiştir. Deist ve ateistlerin ağırlıklı olarak büyükşehirlerde yoğunlaştığı, taşrada bu oranın % 1 lerin altına indiği görülmektedir.

            "Meleklere inanıyor musunuz?" sorusuna araştırmamıza katılanların % 75 i "Evet, meleklere inanıyorum." derken "Hayır, gözümle görmediğim varlıklara inanmam." diyenlerin oranı % 15. Cevap yok / Kararsız oranı ise % 10.

            "Kur'an-ı Kerim ve diğer kitapların vahiyle geldiğine inanıyor musunuz?" sorusuna katılımcıların % 76 i "Evet, inanıyorum." derken "Hayır, inanmıyorum" diyenlerin oranı % 14, cevap vermeyen veya Kararsız oranı ise % 10.

            "Evinizde Kur'an-ı Kerim var mı? Ve düzenli aralıklarla okuyor musunuz?" sorusuna toplumun % 25 i "Evet, evimizde Kur'an-ı Kerim var ve düzenli aralıklarla Kur'an-ı Kerim okuyoruz" cevabını verirken, "Evet, evimizde Kur'an-ı Kerim var ama pek okuduğumuz söylenemez." diyenlerin oranı % 32, "Hayır, evimizde Kur'an-ı Kerim yok." diyenler % 33 ken, katılımcıların % 10 i bu soruya cevap yok / Kararsız şeklinde yaklaşmış.

            "Peygamberlere inanıyor musunuz? Hz. Muhammed (sav) sizin için her anlamda örnek alınacak rol model / örnek insan mıdır?" sorusuna katılımcıların % 63'i "Evet, peygamberlere inanıyorum ve ama benim için her anlamda rol modeldir." derken % 20 si "Evet, peygamberlere inanıyorum ama bazı konularda örnek alsam da her konuda Hz. Muhammed (sav) örnek alınacak rol model / örnek değildir." cevabını veriyor. "Hayır, peygamberlere inanmıyorum." diyenlerin oranı % 9. Cevap yok / Kararsız oranı ise % 8

            "Kadere (Hayır ve Şerrin Allah'tan geldiğine) inanıyor musunuz?" sorusuna araştırmaya katılanların %55 i "Evet, kadere (hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine) inanıyorum." derken % 15 i "Evet, kadere inanıyorum ama insan kendi kaderini kendi yapar" diye cevaplarken, "Evet, kadere inanıyorum çünkü insanın zaten hiçbir iradesi yok." diyen % 15. İmanın 6 şartından biri olan kadere imanı ret eden "Hayır, kadere (Hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine) inanmıyorum." diyenlerin oranı %10. % 5 ise cevap yok / Kararsız demiş.

            "Öldükten sonra dirileceğinize ve bu dünyada yaptıklarınızdan hesaba çekileceğinize inanıyor musunuz?" şeklindeki soruya % 73 "Evet, öldükten sonra dirileceğime ve hesaba çekileceğime inanıyorum." diyerek inandıklarını ifade ederken, aynı soruya katılımcıların % 10 u "Evet, öldükten sonra dirileceğime inanıyorum ama hesaba çekilmeye inanmıyorum." derken, "Hayır, öldükten sonra dirileceğime ve bu dünyada yaptıklarımdan hesaba çekileceğime inanmıyorum" diyenlerin oranı % 9 cevap yok / Kararsız diyenlerin oranı da % 8.

            "Kur'an-ı Kerim'i Arapça hattından okuyabiliyor musunuz?" sorusuna katılımcıların % 32 si Evet, % 54 ü Hayır derken % 14 bu soruya Kararsız / Görüş yok.

            "Hiçbir Kur'an Kursu'na eğitim almak amacıyla gittiniz mi?" sorumuza Evet diyenlerin oranı % 25, Hayır diyenlerin oranı % 65, Kararsız / Görüş yok oranı ise % 10.

            "Kur'an-ı Kerim'in Türkçe mealini hiç okudunuz mu?" sorusuna katılımcıların % 17 si Evet, % 60 ı Hayır, % 23 ü ise Kararsız / Görüş yok şeklinde yaklaşım sergiliyor.

            "Cennete gideceğiniz kesin olsa; şu an cennete gitmek için ölmeyi düşünür müsünüz?" sorusuna Evet diyenlerin oranı % 15, Hayır diyenlerin oranı % 65, Kararsız / Görüş yok oranı % 20.

            "Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (sav) hayatını hiç okudunuz mu?"sorusuna katılımcıların % 23 ü Evet, % 65 i Hayır derken, Kararsız / Görüş yok oranı % 12

            "Camiye / mescide hangi sıklıkta gidiyorsunuz?" sorusuna "bayramdan bayrama" diyenlerin oranı % 12 iken, "cuma namazları ve bayram namazları bir de kandil günlerinde" diyenlerin oranı % 32, "zaman zaman vakit namazları dahil camiye gidiyorum" diyenlerin oranı % 13, "hiç gitmiyorum" diyenlerin oranı % 30, Kararsız / Görüş yok diyenlerin oranı % 13.

            "Ramazan ayında oruç tutuyor musunuz?" sorusuna "Evet, tüm ramazan boyunca oruç tutarım" diyenlerin oranı % 45, "Evet ama tüm ramazan boyunca değil ramazanın bir kısmında oruç tutarım." diyenlerin oranı % 25, "Hayır, hiç tutmam" diyenlerin oranı % 20, cevap yok / Kararsız oranı % 10.

            "İslam dini ile ilgili bilgileri daha çok hangi kaynaklardan öğreniyorsunuz?" sorusuna katılımcıların % 30 i "dini kitaplar" derken % 45 i "internet", % 20 i "birine sorarak" % 5 i de Kararsız / Görüş yok demektedir.

            "Hangi sıklıkta namaz kılıyor musunuz?" sorusuna katılımcıların % 22 si "5 vakit namaz kılıyorum." derken, % 26 sı "arada vakit namazları kılarım ama cumaları ve teravihleri ve bayram namazlarını tam kılarım." % 24 i de "arada cuma namazlarını, teravihleri ve bayram namazlarını kılıyorum." derken "hiç namaz kılmıyorum" diyenlerin oranı % 22, Kararsız / Görüş yok diyenlerin oranı ise % 6.

            "Herhangi bir dini cemaate veya tarikata bağlı bulundunuz mu / bulunuyor musunuz?" sorusuna Evet diyenlerin oranı % 15 iken, Hayır diyenlerin oranı % 60, Kararsız / cevap yok diyenlerin oranı % 25.

            "Dini bir cemaat görünümlü FETÖ tarafından tapılan 15 Temmuz darbe teşebbüsü dini grup, cemaat yada tarikatlara bakışınızı nasıl etkiledi?" sorusuna vatandaşların % 30 u "dini grup, cemaat yada tarikatlara olumsuz yada şüphe ile bakmama neden oldu" derken, % 50 si "dini grup, cemaat yada tarikatların daha sıkı, illegal yapılanmalara zemin oluşturmayacak şekilde denetlenmesi gerektiğini" ifade etmektedir. % 12 si ise "dini grup, cemaat ya da tarikatlara bakışım değişmedi" demektedir. % 8 i ise Kararsız / Görüş yok demektedir.

            "Dua eder misiniz? Hangi sıklıkta dua edersiniz?" sorusuna katılımcıların %75 i "Evet, çok sık dua ederim." %10 u Evet, "ara ara dua ederim." % 6 sı "Hayır, dua etmem." % 4 ü Kararsız / Görüş yok demektedir.

            "Eş seçiminde eşinizin dinine düşkün biri olması sizin için ne kadar önemli?" sorumuza katılımcıların % 51 i çok önemli, % 24 ü kısmen önemli, % 20 si önemli değil, % 5 i Kararsız / Görüş yok demektedir.

            "Eşinizin dini değerlere bakışı ve yaşayışı sizinle kıyasladığınızda nasıl olmalıdır?" sorumuza toplumun % 30 u; "benim gibi, benim kadar dindar olmalıdır." % 45 i "benden daha dindar olmalıdır." % 15 i "benden daha az dindar olmalıdır." % 10 u ise bu soru karşısında Kararsız / Görüş yok demektedir.

            "Bir topluluk içine yada birinin yanına gittiğinizde genelde nasıl selam verirsiniz?" sorusuna araştırmamıza katılanların % 41 "Selamün Aleyküm", % 24 ü "merhaba günaydın vs.", % 30 u "na'ber vb." % 5 i Kararsız / Görüş yok şeklinde ifade etmişlerdir.

            "Siyasi bir seçimde(belediye- milletvekili vs.) Adayın dinine düşkün biri olması sizin için ne kadar önemli?" sorumuza katılımcıların % 51 i çok önemli, % 24 ü kısmen önemli, % 20 si önemli değil, % 5 i Kararsız / Görüş yok demektedir.

            "İslam ülkelerinin (hıristiyan ülkelerin dini lideri papalık gibi) halifelik benzeri bir dini liderliğe ihtiyacı olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusuna araştırmamıza katılanların % 54 ü Evet derken, % 40 u Hayır demektedir. % 6 sı ise Kararsız / Görüş yok demektedir.

            "Günah işlediğinizde pişman olur musunuz?" sorusuna Evet diyenlerin oranı % 90, Hayır diyenlerin oranı % 2, Kararsız / Görüş yok oranı % 8 dir.

            "Gusül abdesti alır mısınız?" sorusuna katılımcılardan "Evet, asla gusül abdestim olmaksızın dışarı çıkmam" diyenlerin oranı % 65 iken, "ara sıra gusül abdesti alırım" diyenlerin oranı % 17, "gusül abdestini bilmiyorum / almam" diyenlerin oranı ise % 13, Kararsız / Görüş yok diyenler ise % 5.

İŞTE BİR AKADEMİSYENİN GÜNCEL KONUDAKİ YORUMLARI

Akademisyen-Yazar Volkan Ertit,  Ahmet Hakan Coşkun'a verdiği röportajda Türkiye'nin sanıldığı gibi dindarlaşmadığını aksine dinden uzaklaştığını söyledi. Ertit, bu görüşünü ise 11 kriter üzerinden izah etti.

 İşte o 11 kriter:

Yeni kuşaklar dine ilgisini kaybetti

-KRİTER BİR: Türkiye muhafazakarlaşıyorsa... Yeni kuşakların, eski kuşaklardan daha dindar olması gerekir.

VOLKAN ERTİT: Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde Sinan Yılmaz'ın 2 bin 790 aileyle yaptığı bir doktora çalışması var. Bu çalışmaya göre Türkiye'de ailelerin yüzde 87'si yeni kuşakların din konusuna ilgisinin azaldığını, Batılı değerlerden etkilendiklerini söylüyor. 2 bin 790 aileyle yapılan bir çalışma bu. Bu kadar aileye gerek yok aslında. 50 aile ile araştırma yapılsın, o araştırmada yeni kuşakların hayatına dinin daha fazla dokunduğu ispatlansın, ben görüşümü revize etmeye hazırım.

Eşcinseller ramazanda yürüyüş yapabiliyor

-KRİTER İKİ: Türkiye dindarlaşıyorsa... Eşcinselliğin görünürlüğünde azalma olması gerekir. VOLKAN ERTİT: 1993 yılında Türkiye'de ilk kez "Onur Yürüyüşü" düzenlenmek istendiğinde yurtdışından gelen misafirler havalimanında tutulup geri gönderilmişti. Törenler iptal edilmişti. O dönem laiklik hassasiyeti çok yüksek bir gazetede bir yazar homoseksüelliği sapıklık olarak takdim etmişti. 2003/2004 yıllarında Türkiye'de ilk kez "Onur Yürüyüşü", 15/20 kişiyle gerçekleşti. Geliyoruz günümüze: 40 bin kişi, ramazan ayında İstanbul'un göbeğinde yürüyor. Bu yıl İstanbul'daki yürüyüşe toplum değil, polis müdahale etti. Ama yürüyüş, akşam yine de yapıldı.

Evlilik öncesi flörtte çok ciddi bir artış var

-KRİTER ÜÇ: Türkiye muhafazakarlaşıyorsa... Evlilik öncesi flört sayısında azalma olması gerekir.

VOLKAN ERTİT: Geçmişten bugüne evlilik öncesi flört sayısında azalma mı var, artmama mı var? Çok ciddi bir artış var. Nereden biliyoruz? 12 lise öğretmeniyle derinlemesine görüşme yaptım. Öğrenciler birbirlerinin evlerine gidiyorlar. WhatsApp'tan birbirlerine çıplak fotoğraflar gönderiyorlar. Okullarda öpüşen öğrencilerden söz ediliyor. 1995'ten önce flört haberleşmeleri için tek imkan ev telefonlarıydı. Çok tehlikeliydi ev telefonları. Ya kızın babası evdeyse? Kızın kalbi güm güm atardı. Şimdi kızlar, babalarıyla yemek masasında cep telefonlarıyla sevgilileriyle mesajlaşıyorlar.

Artık gençler arasında cinsel ilişki daha fazla

-KRİTER DÖRT: Türkiye muhafazakarlaşıyorsa... Evlilik öncesi ya da evlilik dışı cinsel ilişki sayısında azalış gerçekleşmesi gerekir.

VOLKAN ERTİT: Üniversitelerde yapılan yüksek lisans ve doktora çalışmaları, Türkiye'de yeni kuşakların, eski kuşaklara göre evlilik öncesi cinsel ilişkiye çok daha açık olduğunu gösteriyor. Popüler örnek verelim: Arda Turan Türkiye'nin en saygı duyulan, en sevilen futbolcusu... Bu yaz ben Arda Turan'ın tatil hikayelerini okumak zorunda kaldım gazetelerde. Sevgilisiyle beraber tatil yapan Arda, evli değildi ama onu kimse yadırgamadı. Türkiye toplumu farkında olmadan bunu içselleştirmeye başlamış durumda.

Nerede o eski 'Teksoy Görevde'ler falan

-KRİTER BEŞ: Doğaüstü güçlere olan inançlarda artış yaşanması gerekir.

VOLKAN ERTİT: Benim sekülerleşme paradigmam sadece İslam'la ilgili değil, fizikötesi güçlerle de ilgili. Eğer bir toplum daha fazla dindarlaşıyorsa... Sadece kurumsal dinler değil, doğaüstü güçlerin de bu topluma daha çok etki edebilmesi gerekir. 1990'larda "Teksoy Görevde" türü programlar vardı. Bu programlarda "üzerinde Allah yazan koyun", "gaipten gelen taşlar" gibi doğaüstü konular işlenir ve çok ilgi görürdü. Bugün bu tür bir program, Twitter'da, Facebook'ta ancak dalga geçme konusu yapılır. Gerçi astrolojiye, fala, medyumlara özel bir ilgi var ama onların gündelik hayata hiçbir etkisi yok.

Alevilik ve Sünnilik belirleyici kimlik değil

-KRİTER ALTI: Farklı inanç grupları arasındaki evliliklerde azalış meydana gelmesi gerekir.

VOLKAN ERTİT: Bugün Türkiye'de Alevi-Sünni evlilikleri artmış durumda, arkadaşlıklar artmış durumda. Eğitimin artması, kentleşme oranının yükselmesi sonucu Sünnilik ve Alevilik, en azından geçmişe göre daha az belirleyici kimlik olmaktan çıkmış durumda.

Erkek de kadın da vücut hatlarını gösteriyor

-KRİTER YEDİ: Vücut hatlarının belli olmayacağı şekilde kıyafetlerin tercih edilmesi gerekir.

VOLKAN ERTİT: Hem muhafazakar cenah hem de seküler cenahta kadınlar, annelerine kıyasla vücut hatlarını ortaya çıkaran kıyafetleri tercih ediyorlar. Sadece kadınlar mı? Erkekler de öyle. Onlar da vücut hatlarını gösteriyorlar.

Dinin prestijinde azalma var

-KRİTER SEKİZ: Dinin toplumsal alandaki prestijinde ve gücünde artış olması gerekir.

VOLKAN ERTİT: Eğer bir toplumda muhafazakarlık artıyorsa... Din adamlarının prestijinin artması gerekir. Bakalım imamların durumuna. İmamlar eskiden köyde sözünün üstüne söz söylenmeyen kişilerdi. Her konuda yönlendiriciydiler. Sağlık, ekonomi falan. Yüzde seksenin kentlerde yaşamaya başlamasıyla birlikte imamlara fikir danışan kalmadı. Artık imamların cevap verdikleri konulara uzmanlar yanıt veriyor.

Medya gitgide daha az muhafazakar

-KRİTER DOKUZ: Medya dilinin muhafazakarlaşması gerekir.

VOLKAN ERTİT: Bir gazetede liseli gençlere ve evli olmayan çiftlere mesaj üzerinden nasıl seks yapılacağı anlatılıyor. Bir yazar, bir Yunan adasında gördüğü grup seksi okuyucularıyla paylaşıyor. Şimdi şöyle bir soruyu sorma hakkım var benim: Ana akım medyada bundan 30 sene, 20 sene önce bunlar olur muydu? Popüler TV programlarına bakalım: Milyonlar tarafından izlenen prime time'da yayınlanan "Çok Güzel Hareketler Bunlar", "Güldür Güldür Şov", "Bir Kadın Bir Erkek" gibi hard seküler hayatların en normal hayatlar olduğu yansıtılıyor.

Referanslar dinden değil

-KRİTER ON: Medya dilinin muhafazakarlaşması gerekir.

VOLKAN ERTİT: Eğer dindar bir toplumda kürtaj tartışılıyorsa, içki tartışılıyorsa... Topluma "Din bunu yasaklıyor" dersiniz ve konu kapanır. Ama Türkiye'de siyasiler, buna Erdoğan da dahil, bu konularda Kuran'ı değil, İslam'ı değil seküler referansları kullanıyorlar. İnsan hakları diyorlar, sağlık diyorlar. Şunu sormak istiyorum: Madem toplum dindarlaştı, o halde neden dini referanslar bir tarafa itiliyor da seküler referanslar kullanılıyor?

Yeni nesiller bambaşka

-KRİTER ON BİR: "Kutsal"ların günlük pratiklere olan etkisinin artması gerekir.

VOLKAN ERTİT: Türkiye toplumunda kutsallar geçmişe nazaran daha az hayata dokunuyorlar. Dindarlar bunun farkında. Sekülerler hikayenin farkında değiller. Muhafazakarlar çok mutsuzlar. Diyanet İşleri Başkanı, bu yaşanan dönüşümün adını koydu. Dedi ki: "Bugünkü gençlik, bir nesil öncesinin dünyasını kendisi için dar görüyor ve kabul edilemez buluyor. Bunu dikkate alarak yeni bir dil ve üslup üzerine çalışmak zorundayız". Yeni neslin kendileri gibi konuşmadığının Diyanet İşleri Başkanı farkında... İslam dünyasında birey olmaya düşkün, özgürlüğüne düşkün bir gençlikle karşı karşıyayız. Muhafazakarlaşan ve dindarlaşan bir toplumda Diyanet İşleri Başkanı, bunları söylüyor.

VOLKAN Ertit anlatıyor:

-Fransa'dan döndüm. ODTÜ'ye müracaat ettim. Dedim ki: "Merhaba. Ben Türkiye toplumunda dinin gün geçtikçe prestijinin ve gücünün azaldığını düşünüyorum. Doktora tezimde bunun ardındaki sebepleri çalışmak istiyorum."

-Bir profesör, bana aynen şöyle dedi: "Türkiye toplumu kış uykusuna yatmış bir hayvan gibi her geçen gün İranlaşırken siz nasıl böyle bir tezi ileri sürebilirsiniz?"

-Ve ben doktoraya kabul edilmedim.

-Hollanda'daki bir hoca, beni ciddiye aldı ve kabul etti. İki ya da üç ay sonra savunmamı yapıp bu konuyla ilgili doktoramı vereceğim.

Ne yani? AK Parti'nin hiç mi etkisi yok?

HERKES "Türkiye muhafazakarlaşıyor, AK Parti Türkiye'yi her geçen gün daha da dindarlaştırıyor" derken... Siz Türkiye'nin dindarlaşmadığını söylüyorsunuz. Bu derin çelişki hakkında ne diyeceksiniz?

VOLKAN ERTİT: Yüksek hızlı trende içki satılmasının yasaklanması, zinanın yasaklanmak istenmesi, kızlı-erkekli ev tartışması, dindar nesil yetiştireceğiz söylemi... Bütün bunlar devlet ve din arasındaki ilişkilerle ilgili. Ben din ve toplum arasındaki ilişkiden söz ediyorum. Toplum dindarlaşmıyor, siyasi arena dindarlaşıyor. İkisi farklı şeyler.

*

Başörtülülerin sayısı artıyor, cuma namazları dolup taşıyor... Bunlar toplumdaki dindarlaşmaya işaret etmez mi?

VOLKAN ERTİT: Başörtülü sayısı Türkiye'de artmıyor, aksine azalıyor. Sokağa çıkın. Genç kızlara ve annelerine bakın. Anneler mi daha çok başörtülü, genç kızlar mı? Eğer genç kızlar başörtülüyse... Başörtülü sayısı yeni nesillerde artıyor diyebiliriz. Ama böyle bir durum yok.