2016 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreni Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapıldı.

Sinema alanında Şener Şen,

Edebiyat alanında Mustafa Kutlu,

Müzik alanında Prof. Dr. Erol Parlak,

Sosyal Bilimler ve Tarih alanında Prof. Dr. Kemal Karpat,

Geleneksel sanatlar alanında Feridun Özgören’in ödül aldığı törende,

Vefa ödülü ise Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’in oldu.

Cumhurbaşkanlığı kültür-sanat ödülleri verildi ile ilgili görsel sonucu

Şener Şen, Mustafa Kutlu adına oğlu Murat Kutlu, Prof. Dr. Erol Parlak, Prof. Dr. Kemal Karpat adına Prof. Dr. Hakan Kırımlı, Feridun Özgören adına Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver adına öğrencilerinden Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar, ödüllerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Kültür-sanat alanında gelişemeyen bir ülkenin, gerçek mânâda bağımsız olabilmesi, en azından bağımsızlığını sürdürebilmesi mümkün değildir. Sadece yeni değerler yetiştirmek noktasında değil, sahip olduğumuz kıymetleri küresel düzeyde anlatma ve büyük kitlelerin onları tanımalarını, onlardan etkilenmelerini temin konusunda da kat etmemiz gereken çok mesafe var" dedi.

Erdoğan'ın açıklamalarında satır başları şöyle:

"Kültür-sanatta sadece kopya çektik"

"Son iki asırdır arka arkaya maruz kaldığımız travmalar bizi beka sorunumuza öylesine odakladı ki, diğer hususlara yeteri kadar zaman ayıramadık, enerji sarf edemedik. Sonuçta, yeni devletimizi dışardan kurarken pek çok alan gibi kültür-sanat konusunda da bana göre yanlış bir stratejiyi tercih ettik. İletişim imkânlarının böylesine geliştiği ve yaygınlaştığı bir dönemde, elbette kendimizi cam bir fanusun içine hapsedemeyiz, tarihin bir noktasında dondurup bırakamayız. Karşılıklı etkileşim mutlaka olacaktır. Ama biz bu etkileşimi tek taraflı yaptık. Diğer alanlarla birlikte kültür-sanatta da üzülerek söylüyorum, sadece kopya çektik, taklit ettik; üstelik onları da kötü bir şekilde yaptık. Kendimize ait olanları geliştirmek ve biraz önce ifade ettiğim etkileşimi sağlamak şöyle dursun, mevcuda dahi sahip çıkamadık. Bu sürecin sonunda ise, ne özü, ne şekli itibariyle dünyaya söyleyecek sözü olmayan bir ülke ve toplum hâline dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kaldık."

Cumhurbaşkanlığı kültür-sanat ödülleri verildi ile ilgili görsel sonucu

"Çirkin betonarme binalara..."

"Siz kendi mimarinize sahip çıkmazsanız, bu yönde bir vizyon ve model ortaya koymazsanız, kendinizi gecekondulara, çirkin betonarme binalara, son zamanlarda olduğu gibi modern görünümlü çelik ve cam yığınlarına mahkûm olmuş bulursunuz. Bunları konuştuğumuz, görüştüğümüz kişilerin bize karşı tezleri bizi öyle yoruyor, öyle yoruyor ki artık illallah der noktasına geliyorsunuz. Tek şey para, para, para... Siz kendi edebiyatınızı, kendi sinemanızı, kendi müziğinizi, kendi plastik sanatlarınızı üretecek zemini inşa edemezseniz, bireysel gayretlerle sınırlı, kurumsallaşamamış, dar bir alana sıkışıp kalmış bir kültür-sanat ikliminin ötesine geçemezsiniz."

"Zevksizlik, sevgisizlik, karanlık"

"Önümüzdeki dönem, bu iki alanı, önceliklerimizin en başına çıkarmak mecburiyetinde olduğumuza inanıyorum. Eğitimle kalıcı hâle getirilmemiş, kültür-sanatla tahkim edilmemiş bir kalkınmanın bizi götüreceği yer zevksizliktir, sevgisizliktir, karanlıktır. Nitekim bunun sancılarını her alanda yaşıyoruz."

Şener Şen: Toplumsal barışımıza katkısı olması umuduyla kabul ediyorum

Türk sinemasına kazandırdıklarından ötürü ödüle lâyık görülen Şener Şen, hikâyelerin "hayatın nasıl yaşanacağı konusunda ışık tutan yol göstericiler" olduğunu belirterek, canlandırdığı karakterlerin, iyiye, doğruya ve güzele hizmet etmesi için rol aldığı hikâyeleri özenle seçmeye çalıştığını ifade etti.

Bazen hiçbir şey yapmadan öylece beklediğini anlatan Şen, şunları anlattı:

"Bir aktör için intihar sayılabilecek kadar uzun yıllar, beğeneceğim bir hikâyede o rolü bekledim. Çok değerli, yaratıcı yol arkadaşlarım oldu. Birlikte Türk halkına mâl olan hikayeler anlattık, halkımızın kendinden bir şeyler bulacağı karakterler yarattık. İyiyi, doğruyu ve güzeli arayan toplumların her zaman barış içerisinde yaşayacağına inandım. Aynı şekilde, doğru hikâyelerin de toplumda çatışma yerine sevgi ve saygıyı hâkim kılacağını inanıyorum. 75 yaşında hâlâ bu inanış doğrultusunda yürüyorum. Bu inanç beni ayakta tutuyor. Bu ödülü toplumsal barışımıza bir katkısı olması umuduyla kabul ediyorum."

Erol Parlak: Müzik üniversitesi kurulmalı

Müzik alanında ödüle lâyık görülen Prof. Dr. Erol Parlak ise ödülü başta Neşet Ertaş olmak üzere ozanlar, aşıklar, mahalli sanatçılar, İstanbul Teknik Üniversitesi, öğretmenleri, sanat emekçileri, anne ve babasıyla ailesi adına aldığını söyledi.

"Ülkemizin dünyanın hiçbir yerine özenmeye, öykünmeye hele taklit gibi bir acze düşmeye asla ihtiyacı yoktur. Aksine tüm dünyanın Anadolu müzik medeniyetinden öğreneceği çok şey vardır. Tek yapılması gereken üstüne örtülen bu ölü toprağını atıp, kendi olmak, kendi gerçeğine ulaşma yolunda öz benliğiyle değerlerine sıkı sıkıya tutunarak, kendi manevi evreniyle bütünleşmesi ve kültür-sanatı ehil ellerde çağın normlarına göre işleyerek sunmasıdır."

Parlak, tematik üniversite anlayışı kapsamında müzik üniversitesi, enstitüsü ve kütüphanesi kurulması gerektiğini söyledi.

Kaynak: Cumhurbaşkanlığı