Değerli kardeşimiz,

Cuma namazı İslamın hafta da bir gün kılınmasını istediği bir namazdır. Cuma namazı, şartlarını bulunduran kimselere farz-ı ayındır. Cuma namazının farziyeti Kitap, Sünnet ve icmâ-i ümmet ile sabittir. İnkârı ise küfürdür.

Dolayısıyla cumanın farz olduğunu inkar etmedikçe, Cuma kılmamayı helal kabul etmedikçe kişinin Cuma namazını bir defa veya peş peşe üç defa kılmamasıyla imanı ve dolayısıyla nikahı gitmez.

Binaenaleyh farziyeti, Kitap, Sünnet ve İcma-ı ümmet ile sabit bulunan Cuma namazını inkâr eden, hafife alan veya küçümseyerek terk eden dinden çıkar. Böyle bir kimsenin imanı gittiği için nikahı da gider.

Evde kılınmaz. Camide kılınması zorunludur. Müslümanların haftalık bayramı olarak kabule dilen Cuma günü büyük camilerde kılınması Osmanlıdan beri adettendir.

Cuma namazına gitmemek büyük günahlardandır. Ancak, bir Müslüman hiç cumaya gitmemiş olsa da kâfir olmaz; günah işlemiş olur. Samimi bir şekilde tövbe edip namazlarına devam ederse, inşallah geçmiş günahları bağışlanır...

- Günah işleyen kişi tövbe etmekle günahlarından kurtulabilir mi? Tövbenin sınırı var mıdır; nasuh tövbesi nedir? Tövbeyi bozmak?.. 

124. Ebû Hüreyre ile İbni Ömer radıyallahu anhüm'den rivayet edildiğine göre bu iki sahâbî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in minber üzerinde şöyle buyurduğunu duymuşlardır:

"Bazı kimseler cuma namazlarını terketmekten ya vazgeçerler veya Allah Teâlâ onların kalplerini mühürler de gafillerden olurlar."

Müslim, Cum`a 40. Ayrıca bk. Nesâî, Cum`a 2; İbni Mâce, Mesâcid 17

Açıklamalar
Bu hadis cuma namazının önemini bir kere daha belirtmekte ve onun vazgeçilmezliğini âdeta perçinlemektedir. Bir önceki hadisin açıklamasında görüldüğü üzere en önemli namaz cuma namazıdır. Bu sebeple cuma günü her müslümanın diğer müslüman kardeşlerinin arasında bu namazı gönül uyanıklığı içinde kılması gerekir. 

Cuma namazının değerini anlamayan, bu namazın kendilerine verilmiş bir lütuf olduğunu kavramayan kimseler, Resûl-i Ekrem Efendimiz'in belirttiğine göre, kusurlarının farkına varıp cuma namazına başlama imkânına sahiptirler. Cuma namazını ihmal ederek kendilerine yazık eden bu kimseler şayet hatalarından geri dönmezlerse, onları feci bir âkıbet beklemektedir. O da kalplerini Allah Teâlâ'nın büsbütün mühürlemesi, yani lutfunu ve keremini onlardan büsbütün kesmesi, bunun sonucunda ilâhî hidâyeti bir daha kabul edemeyecek mânevî bir çöküntüye düşmeleridir. Bir hadîs-i şerîfte bu ihmal üç cuma ile sınırlandırılmıştır. 
Bu durumu Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle belirtmektedir: "Cuma namazlarını önemsemeyerek üç hafta cuma namazı kılmayan kimsenin kalbini Allah Teâlâ mühürler" (Ebû Dâvûd, Salât 204; Tirmizî, Cum`a 4; Nesâî, Cum`a 2; İbni Mâce, İkâmet 93). 

Cuma namazını önemsememek, hiçbir özrü, mâzereti olmadan bu namazı kılmamak demektir. Cuma namazını küçümsediği veya inkâr ettiği için kılmayanlara gelince, onlar zaten dinden çıkmış olacakları için konumuzun dışında kalmaktadırlar. 

Görüldüğü üzere hiçbir mazereti bulunmadığı halde cuma namazına gitmeyen kimse, mânevî bakımdan kötü bir noktadadır. Böyle birinin cuma namazına gitmemek suretiyle işlediği günahı bağışlatmak için ancak tövbe etmesi gerekir. Bununla beraber kusurundan dolayı Cenâb-ı Hak'tan af dilediğini göstermek maksadıyla varsa bir dinar, yoksa yarım dinar tutarında sadaka vermesini Peygamber Efendimiz tavsiye etmektedir. 

Hadisten Öğrendiklerimiz 
1. Cuma namazı müslüman erkeklerin mutlaka kılması gereken bir ibadettir.
2. Hiçbir mâzereti olmadan cuma namazını kılmayan kimseler şayet bu tutumlarından vazgeçmezlerse, Allah Teâlâ onların kalplerini mühürler, yani onlardan lutfunu keser; böylece o kimseler artık Allah'ı düşünmezler.