Çocuk eğitiminde edep eğitiminin çok önemli yeri vardır. Müslüman, Allah'a teslim olan insan demektir. Bir Müslüman herhangi bir hususta Allah'ın emirlerini bir yana koyup kendi arzularına göre seçim yapmaz.

Dinimiz hayatın her sahasında bize rehber olacak kurallar koyduğu gibi, giyim kuşam hususunda da göz önünde bulunduracağımız bazı temel hükümler koymuştur.

Müslüman Allah'ın verdiği nimetlerden, O’nun rızasına uygun şekilde faydalanması gerektiğine inanan insandır. Allah'ın nimetlerinden faydalanırken Onun rızasına uygun şekilde davranmamız gerektiğinin şuurunda olmalıyız.

Müslümanların birçoğu kendi kıyafetlerini seçerken Allah’ın hükümlerine riayet etmeye çalışıyor ama çocuklarına gelince, kıyafet adabını öğretmeyi ihmal ediyor. Bunun sebebi de genellikle “O henüz çocuk, nasıl olsa ona günah değil! Şimdilik istediği gibi giyinsin de hevesini alsın…” şeklinde düşünmektir.

Elbette İslam’da çocuklar yaptıklarından sorumlu değildir. Bu sebeple çocuğumuz yanlış kıyafetler giyse de ona günah yazılmaz. Ancak ergenlik çağına girmeden önce Allah'ın hükümlerine alışması açısından kıyafet adabını öğrenmesi faydalıdır.

Edep, dinin gerekli gördüğü ve aklın güzel bulduğu bütün söz ve davranışları, uyulması gereken görgü kurallarını, göz önünde bulundurulması ve izlenilmesi gereken esasları ifade eder. Çocuklarımıza İslami bir edebe sahip olarak yetiştirmemiz önemlidir.

Çünkü çocuklarımız büyüdükçe çevrenin tesirine girecekler ve o zaman bir şeylere alıştırmak çok daha zor olacaktır.

İslam’da Kıyafet Adabı:

Kıyafet, alelade bir eşyadan ibaret değildir. Üzerimizde taşıdığımız kıyafet, kimliğimizin ve kişiliğimizin aynasıdır.

Bilhassa çocuklar saf ve duygusal yapıları sebebiyle iç-dış ayırımı yapmazlar. İnandıkları gibi giydirmezseniz zamanla giyindikleri gibi inanmaya başlarlar. Bu sebeple anne babalar, çocuklarına benimsetmek istediği inanç ve değerleri küçük yaştan itibaren kazandırmalıdır.

Bu konuda dikkat edilecek noktalar şunlardır:

1- Müslümanların giyim kuşamda çok dikkat etmeleri gereken en önemli konu, kıyafetlerinin başka dinlerin mensuplarına benzememesi, onlardan farklılaşmasıdır.

İnsan, üzerinde taşıdığı kıyafet sayesinde bir ruh haline bürünür ve ondan etkilenir. Mesela insanlar mensubiyetlerini daha çok kıyafetle ifade ederler. Okullarda forma, orduda ve bazı görevlerde üniforma ve mesleki kıyafet giyilmesinin bir sebebi de budur. Bunlar insanın kendini bir gruba mensup hissetmesini sağlar. Bu sebeple kız veya erkek çocuklarının kendilerini Ümmet-i Muhammed’in parçası olarak hissetmesi için, kılık kıyafetinin Müslümanca bir tarzı olması gereklidir.
Kılık kıyafet insanın neyi sevdiğini, neye özendiğini, nereye ait hissetmek istediğini gösterir. Basit bir örnek olarak, bir erkek çocuğu eğer bir futbol takımını tutuyorsa onun renklerini giymek ister. Rakip takımın renklerini giydirmek için ısrar etseniz de kabul etmez.

Peygamber efendimiz bu gerçeğe işaretle, “Kim hangi kavme benzerse o da onlardandır” (Ebû Dâvûd, Libas 4) buyurmuştur.

Öyleyse çocuklarımızın kıyafetlerinin başka dinlere mensup olan toplumların ayırt edici kıyafetlerine benzememesine gayret göstermeliyiz. Mesela zaruret derecesinde bir durum olmadıkça erkek çocuklara smokin, kravat, kız çocuklara batı tarzı gece kıyafetleri (tuvalet) giydirmemeliyiz.

Çocuklarımıza özel günlerde kendi kültürümüze ait çizgileri taşıyan kıyafetler giydirebiliriz. Mesela erkek çocuklara sünnet kıyafeti olarak kaftan, kızlara müsamere kıyafeti olarak bindallı giydirebiliriz. Artık bunlar da üretiliyor.

Ayrıca çocuk kıyafetlerinin üzerindeki resimler ve yazılar da çoğu zaman sakıncalar içeriyor. Bu İngilizce yazılı tişörtlerle dolaşmak çocuğun kendisini batı özentisi içinde hissetmesini kolaylaştırıyor.

Çocuklarımızın çizgi film ve film kahramanlarının resimleriyle dolu kıyafetler giymesi de, hem onların maneviyatı yönünden hem de bütün gün onları görecek kişiler açısından hiç uygun değil. Hepimiz şuurlu olarak çocuk kıyafeti üretenlerden bu konuda hassasiyet talep etmeliyiz.

2- Çocuk kıyafetinde ikinci kuralımız tesettüre alıştırmak olmalı. Bazı anneler, “Çocukken hevesini alsın,” gibi mazeretlerle kızlarına dekolte kıyafetler giydiriyor.

Oysa çocuğa manevi değerler sevdirilerek verilirse çocukta haya duygusu yerleşir ve öyle bir çocuk dekolte giyinmeye heves etmez. Zaten çocuğa telkin ve yönlendirme yapılmadığı sürece buna heves etmesi için sebep de yoktur. Daha çok anneler, kendileri yapamadıkları şeyleri kızlarına yaptırmakla tatmin olmaktadırlar. Kızlarını da “Ay ne güzel oldun…” diyerek özendirmektedirler.

Kız çocuklarımıza güzel kumaşlardan, özenle dikilmiş ve tesettürün ruhuna uygun, edebli bir kıyafet giydirip, “Çok yakıştı” dersek çocuk bununla da çok mutlu olur.

Erkek çocukların tesettürüne de dikkat etmeli. Mesela günümüzde yırtık kot pantolonlardan bel ile diz kapağı arası bölgeler görünüyor. Bazı şortlar ve mayolar edep duygusunu aşındıracak kadar kısa olabiliyor.

Prof Dr İbrâhim Cânan hocamız, Çocuk Terbiyesi adlı eserinde, Muhammed İbn İyaz ez-Zühri radıyallahu anhunun rivayet ettiği bir hadisi şöyle aktarıyor: “Küçüklüğümde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yanına götürüldüm. Üzerimde giyecek olarak tek parça bir hırka vardı. Avretim açılmıştı ki, Hz. Peygamber, “Bunun avretinin haramlığına riayet edip örtün. Zira küçüğün avretinin haramlığı, büyüğün avretinin haram oluşu gibidir. Allah avretini açanı koruyup gözetmez.” buyurdu.

Demek ki “Daha çocuk” demeyip dikkat etmeliyiz. Hem günümüzde çevrede kız veya erkek çocukları taciz eden sapık insanlar da olabiliyor. Çocuklarımızı bu konuda kendilerini sakınacak şekilde hassas yetiştirmek için de tesettür fikrini aşılamak önem taşıyor.

3- Çocuklarımızın kıyafeti, kendi cinsiyetini yansıtmalı; yani kızsa kız elbisesi, erkekse erkeksi kıyafetler olmalıdır. Günümüzde kızlar arasında pantolon ve ceket gibi erkeksi kıyafetler yaygınlaşıyor. Bu da kız çocukların beden dilini, hal ve hareketlerini dahi etkiliyor. Ayrıca hem kız hem erkekler tarafından ortak kullanılan unisex giyim ve aksesuarlar teşvik ediliyor. Böylece erkek çocukların ayakkabı ve eşofmanlarında kıza benzer renkler görülüyor.

Hz. Âişe annemiz kadınların erkeklere mahsus kıyafetlere bürünmesine izin vermemiş ve "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kadın gibi giyinen erkeğe, erkek gibi giyinen kadına lânet etti." (Ebû Dâvûd, Libas 28) buyurmuştur.

Peygamber efendimiz torunu Hz. Hasan dünyaya geldiğinde, daha bebek olmasına rağmen sarı kundağa sarmalarına izin vermemiş, beyaz kundağa sarmıştır. Hz. Ömer radıyallahu anh kırmızı renkli elbiseler giyenleri gördüğü zaman, yanına çekip “Bunu kadınlara bırakın” derdi.

İslam dini hanımların ev içinde güzel kıyafetler giymesine hoşgörüyle bakar. Hatta evli hanımların kocalarının yanında cazibesini artıracak güzel kıyafetler giymesi, aile saadetine ve sevaba vesile olur. Bu sebeple erkekler için yasaklanmış olan, ipek giymek ve aşırı pahalı olmayan altın ziynet takınmak kadınlara helal kılınmıştır.

Peygamber efendimiz kız ve erkek çocukların küçük yaştan itibaren yüksek İslam ahlakını yansıtmalarını hedeflemiştir. Müslüman kızın üstün vasfı, dışarıya karşı iffet ev ortamında ise zarafettir. Müslüman erkek de, erkekliğin şanına yakışır ciddiyet ve ağır başlılığı, kılık kıyafetiyle yansıtmalıdır.

4- Kıyafet edebinde dikkat edilecek bir husus da israfa kaçmamak ve dikkat çekici giyinmeye alıştırmamak. Günümüzde maddi imkânlar arttı, çocuk sayısı azaldı. İnsanlar bir iki çocuk sahibi oluyor ve onları da alabildiğine şımartıyor.

Bazı anne babalar, ellerine imkân geçince, gençken özenip yapamadıklarını çocuklarına yaptırıyor ve “Ben giyemedim çocuğum giysin,” diyerek çocuklarının her istediğini alıyor.

Giyim kuşam bir kişinin hayata bakışını yansıtır. Bir kişi geçici dünya hayatına ve nefsanî zevklere düşkünlük gösteriyorsa, giyim kuşamına da gereğinden fazla anlam yükler. Çünkü bu kişi değeri kabukta arar, “Dış görünüş hayatta en önemli şeydir,” zanneder. Peygamber efendimiz ise bize, kalbimizi, iç âlemimizi süslemeyi öğretmiştir; dış görünüşümüzle değer aramayı değil…

Çocuklarımızın kıyafetine fazla para harcamak onlarda kibir ve kendini beğenmişlik gibi nefsanî hastalıkları tetikleyebilir. Ayrıca aynı imkâna sahip olmayan arkadaşları tarafından kıskanılmalarına veya nazara uğramalarına sebep olabilir.

5- Elbette israf etmeyelim derken çocukların ihtiyaçları da ihmal edilmemeli. Arkadaşlarının alay konusu olacak kadar düşük kaliteli kıyafetler giyen bir çocuk kendini ve ailesini küçük görür, başkalarına özenir veya kıskanır.

Çocuklarımızın ihtiyaçları için harcadığımız paralar da, israfa kaçmadığımız sürece, sadaka sevabı getirmektedir. Bu sebeple Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Evladınıza ikram edin, onları edepli, terbiyeli yetiştirin!” (İbn Mâce, Edeb, 3)

Bir Müslüman giyim kuşamda israfa kaçmadan, sağlıklı, kullanışlı, kaliteli ve güzel giyinebilir. Esasen bir Müslümanın temiz, tertipli, saygı uyandıracak bir kıyafet içinde olması gerekir.

Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam, Müslümanların toplum içinde kınanacak bir durumda olmasını değil, beğenilecek bir durumda olmasını tavsiye etmektedir. Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam ashabına;

“Sizler mü’min kardeşlerinizin yanına varacaksınız; binaenaleyh binek hayvanlarınıza dikkat ediniz, kıyafet ve elbisenizi düzeltiniz ki, insanlar arasında parmakla gösterilecek gibi olunuz; çünkü Allah-u Teâlâ çirkinliği ve çirkin söz söylemeğe özenen kimseleri sevmez." (Ebu Davut, Libas, 25)

Çocuklarımızı düzgün ve temiz giydirirken niyetimiz, nefsimiz adına tatmin olmak değil, Müslümanları temsil etme mesuliyetiyle temiz tertipli olmak olmalıdır. Bizim niyetimizin halisliği çocuğa da yansıyacaktır.

6- Giyim kuşamla ilgili bir edeb de, kıyafetlerimizi sağdan başlayarak giymek, soldan çıkarmaktır. Peygamberimiz bütün güzel şeyleri sağdan başlayarak yapardı. Biz de bunu çocuklarımıza öğretmeliyiz.

Peygamberimiz yeni bir kıyafet giyeceği zaman bunu Cuma’ya denk getirmeyi severdi. Biz de çocuklarımızı Cuma namazına giderken en yeni ve temiz kıyafetler giydirelim.

Abdullah ibni Ömer radıyallahu anhın rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yeni bir elbise giydiğinde şöyle dua etmiştir: “Avretimi örtebileceğim ve hayatta güzellik sağlayabileceğim bir elbise giydiren Allah'a hamd olsun.”
Ardından da: “Kim yeni bir elbise giyer, böyle söyler, daha sonra da eskittiği elbiseyi tasadduk ederse, sağken de öldükten sonra da Allah'ın himâyesi, hıfzı ve örtmesi altında olur” demiştir. (Tirmizî, Daavât 119)

Biz de çocuklarımızın küçülenlerini ihtiyacı olan ailelere ulaştırırsak israftan sakınmış ve hayır dua almış oluruz.

Kaynak: İslami Hayat 

çocuklarda islami elbise nasıl olmalı ile ilgili görsel sonucu

Kızlar çağımızda nasıl giyinsinler?

Kız çocukları, kundaktan çıktıktan sonra ‘Müslüman Kız’ gibi giydirilmelidirler. Belki bu, onların çarşaf ve benzeri kıyafetleri giymeleri anlamında değildir ama ‘serbest’ giydirilen bir kızın daha sonra ‘kurallı’ giydirilmesinin zor olacağına dikkat edilmesi gerekmektedir. Çok katı kuralların tatbik edildiği bir giyim de doğru değildir; nefrete neden olabilir. Bu bir imtihandır; ortasını bularak kazanmaya çalışacağız. Bu dönemde kız çocuklarımızı ciddi bir şekilde zorlayacak sorunların başında onların çevresini oluşturan akranlarının hatta kendi ailelerinden daha dindar gördükleri ailelerin kızlarının giyim kuşamlarındaki çarpıklıklardır. Bu manadaki kötü örneklik belki de dinde önder durumunda olanların kızlarının, hanımlarının giyim kuşamlarının örnekliği en az siyonizm baskısı kadar ağır bir baskıyı oluşturmaktadır günümüz aileleri için. Ama bu bir imtihan!
Kızlarımızın kıyafetleri çarşaf veya abaye olmasın ama bedenlerini de teşhir etmesin. İsraf olmasın. Aylık kullanılıp atılmasın. Üzerinde küfrü simgeleyen işaretler bulunmasın. Erkekleri kışkırtan tarzda olmasın. Kızlarımız güzel giyinsin ama cinsel giyinmesin. Yedi sekiz yaşlarındaki henüz bebeklikleri geçmemiş kız çocuklarımızın düğünde giymeyi tasarladığı gelinliği hayal etmesi bir afetin işareti değil midir?
Kızlarımız, aybaşı olmuş gibi görülmeye başladıklarında yavaş yavaş anneleri gibi giyinmelidirler. Bunun için de evlerimizde törenler yapılmalı, hediyeler alınmalı, övgüler yapılmalıdır. Anne baba, dede nine bu duruma mutlu olduğunu hissettirmelidir. Akrabalardan veya komşulardan bir fitneci de ‘henüz erken, bırakın çocuğu’ tarzında bir ifsat bombası kullanırsa onu da istiğfar edinceye kadar giriş-çıkış yasaklıları arasına koymalıyız. Çünkü böyle bir söz bütün emeklerimizin boşa gitmesini doğurabilir. Kızımız aybaşı olduktan sonra ya da aybaşı olmadı ise de on beş yaşından gün aldıktan sonra artık annesi gibi ya da mü’minlerin anneleri gibi giyinmeye mecburdur. O giyim de şudur:
– Kızımızın bedenine ait ayrıntılar belli olmayacak. İnce, dar veya cinsellik yansıtan bir yönü olmayacak.
– Giyimin kendisi bir ziynet ise üzerine bir dış kıyafet ilavesi ile namahremlerinin yanına çıkacak.
Çocuklarımızı yetiştirmemizi sakın cihattan aşağı bir iş görmeyelim. Bilakis asrın cihadı onları yetiştirmektir. Hele hele kız çocuğu… O var ya o, bir cennet muştusudur. Her baba her anne şunu bilsin: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, üç kız çocuğu yetiştirene cennet vadetmiştir. Ancak kız çocuğu yetiştirmek onun lisanında, medreseye göndermek veya doktor yapmak değildir. Kızı, ona ümmetten olacak mücahitler yetiştirecek iffet abidesi yapmaktır. Cihat budur. Cihat budur. Cihat budur. Rabbim, bize bu çetin mücadelede yardım etsin.